Web Sürümüne Geç

    Ünal Aysal lider değil

    Ünal Aysal lider değil
    12 Eylül 2012, Çarşamba Güncelleme: 00:14

    Tek aday olarak girdiği seçimde birbirinin kuyusunu kazan adamları bir araya getirdi. Bölücülük yapan Tulun'u görevde tutmaya devam ediyor

    * Aysal'ın transfer sezonuna damgasını vuran "Pastanın üstüne bir de çilek alacağız" sözü yerini bulmadı. Galatasaray, Cris ve Furkan ile ilk dönemi kapattı. Galatasaray, çilek eksikliğini hisseder mi ve tabii iki özellikle yaşı nedeniyle eleştirilen Cris ile Furkan takıma neler katar?

    Çocukken babam anlatırdı: Avrupa'nın en zengin baronlarından biri; her baharda, Monte Carlo'ya gelirmiş.
    Orada Büyük Otel var. O dönemde Avrupa'nın en ünlü ve en pahalı oteli... Onun terasına oturur, Fransız Rivierası'nda çıkan mevsimin ilk çileğini önüne getirirlermiş. Fiyatı ateş pahası...
    Adam o çilekleri birer birer ayıklar, tabağa koyar.
    Bir tanesini ağzına götürmeden, hepsini garsonlara verirmiş. 'Avrupa'nın bir ucundan Monte Carlo'ya geliyorsun, otele dünyanın parasını veriyorsun, çileğe dünyanın parasını veriyorsun, bir tanesini ağzına koymuyorsun; niye!' diye sormuşlar. 'Benim çileğe alerjim var' demiş.
    Aynen o barona benzetiyorum Ünal Aysal'ı... Ortada çilekler dolaşıyor fakat Galatasaray bir tanesini ağzına koyamadı!
    Transfer kapanırken iki transfer yaptılar. Bir tanesinde Ünal Aysal'ın haberi bile yok. Furkan... "Niye haberim yok" diye de kızmış üstelik... 'Arkadaşlar bu işi 10 dakika kala bedavaya bitirdi' diye teşekkür edeceğine kızmış! Tabii bu kızma, Ünal Aysal'ın kızması değil. Kızan Bülent (Tulun)...
    Ünal Aysal'ın sağ kolu Bülent, 'kendinden habersiz transfer yapılıyor' diye...

    TEŞEKKÜR ETMELİYDİ

    Transferi yapan Albayrak ve Dürüst, Terimci olarak biliniyor. Terimciler bir transfer yapıyorlar ama Bülent Tulun'un haberi yok! Bülent Tulun, Aysal'ı fiştekliyor, teşekkür etmesi gereken Aysal da Albayrak ve Dürüst'e sitem ediyor!
    Galatasaray'da her şey iyi giderken konuşulanlar bunlar... Yarın işler biraz kötüye döndüğü zaman Galatasaray yönetiminin ne hale geleceğini göreceksiniz.
    Ama Ünal Aysal, mektepli kardeşi Bülent'i, Galatasaray'ın parasıyla görevde tutmaya devam ediyor.
    Kendi parasıyla, kendi şirketinde tutmuyor, Galatasaray'ın parasıyla Galatasaray'da tutmaya devam ediyor. Bu bölücülüğü yaratmaya devam ediyor.
    Bunun her fırsatta altını çizeceğim.
    Günü geldiği zaman da yüzüne vuracağım.
    Bile bile ladese Galatasaray'ı alet edemez.
    Cris'e gelince; yaşından dolayı eleştiriler var. Ünal Aysal cevap veriyor: "Popescu için de böyle demişlerdi!" diye...
    Ünal Aysal ya matematik bilmiyor ya da yanlış bilgilendiriyorlar. Popescu, Galatasaray'a veda ettiği sene Cris'ten bir yaş gençti. Giden Popescu (34) gelen Cris'ten (35) gençti. Galatasaray'ın başkanı Popescu ile mukayese ederek en yanlış yerden giriyor ve komik duruma düşüyor.
    Oysa bana sorarsan bu sene yapılan en doğru transfer...
    Çünkü Galatasaray savunmasının iki senedir lideri yok. Savunma lideri çok önemli bir oyuncu...
    Kendi yanlışlar da yapsa razıyım ben... Savunmanın yardımlaşmasını, kademeye girmesini, birbirine destek olmasını, her duran topta armut gibi açık vermemesini lider savunma oyuncusu planlar, organize eder.

    AKLA MANTIĞA SIĞMAZ

    Galatasaray savunmasında böyle bir lider yoktu. Böyle olmadığı için de bu sene 4 maçta 8 gol yedi. Son 2 maçta 5 gol yedi. Galatasaray savunmasına bir lider lazımdı. Ama 40 yaşında ama 60 yaşında... Transfer de bitiyor.
    Geç kalırsan Avrupa'da oynatamayacaksın.
    Devre arası çok geç...
    İşte Aykut Kocaman'ın yaptığı akla mantığa sığmaz transferler... Şampiyonlar Ligi'nden elendikten sonra transferler yapıyor.
    Cris lider vasıflı bir oyuncu... Lyon'da senelerce takım kaptanlığı yapmış. Sadece savunmanın lideri değil, takımın lideri...
    Ünal Aysal, bunu böyle söylese kimse bir şey diyemez. Ama Ünal Aysal ne yaptığının farkında değil. Çünkü kendisi lider değil.

    * Yönetimden çatırdama sinyalleri de geliyor gibi... Mete Başol istifa etti. Son toplantıda Adnan Öztürk ile Refik Arkan arasında da ciddi bir tartışmanın yaşandığı konuşuluyor.

    Bunlar daha işler iyi giderken...
    Daha gökyüzünde güneş var. Şöyle bir kümülüs bulutları gelsin bakalım... Galatasaray'da kıyamet nasıl kopacak!
    Ünal Aysal'ın lider vasıfları olmadığı için tek başına girdiği kongrede yönetim kurulunu ödünler vererek kurdu. 'Hıncal'ı kızdırmayayım, Bülent'i alayım.
    Özge'yi kızdırmayayım, Ayşe'yi alayım.' O zaman işte bu birbiriyle alakası olmayan hatta birbirine düşman olan hatta birbirinin kuyusunu kazan insanları bir araya getirdi.
    Takımın başına da Fatih Terim'i koyarken, baş danışman olarak Bülent Tulun'u aldı yanına...
    Fatih Terim'in ilk talimatı ne oldu; "Bülent Tulun, Florya'ya ayak basamaz."
    Ünal Aysal'ın bir kolu Fatih Terim; Florya'da... Öbür kolu Arena'da; Bülent Tulun... Anla kurduğu yönetimi...
    Bu kadar liderlikten uzak bir adam Ünal Aysal...
    Diyorum daha güneş var. Hele kümülüsler bir gelsin de bir bak neler olacak Galatasaray'da...

    ERKEN SEÇİME GİTMELİ
    * Olağanüstü bir kongreye ihtiyaç var mı? Ortada da böylece çok bölünmüş bir yönetim de varken...

    Kötü günler gelmeden Galatasaray bir kongre toplasa ve adam gibi yönetim seçse iyi olur. Ünal Aysal da seçebilir bu yönetimi ama kimseye ödün vermeden... Kendi kafasındaki çalışma arkadaşlarını seçerek...
    Eskilerin deyimi ile mütecanis...
    Yani bir armoni mızıkasının adamları...
    Hepsi ayrı saz çalsalar da sonuçta ahenkli bir ses çıkaracak bir yönetim kurması lazım. Bir tane flüt olacak, bir tane keman olacak, bir tane kontrbas olacak, bir tane davulcu, zilci olacak ama neticede ortaya çıkan bir armoni olacak, bir ahenk olacak.
    Galatasaray'da böyle bir şey yok. Sahte bir birlik görüntüsü var ve en ufak bir olayda herkes birbirinin kuyusunu kazıyor.
    Medyada, Galatasaray aleyhine çıkan bütün haberlerin kaynağı Galatasaray'ın kendisi... Sızdırıyorlar...

    NENE VE GÖKHAN KAYBETTİ
    * Son dönemde sessizliğe bürünen Beşiktaş'ta Nene ismi büyük bir heyecan yarattı ancak 'anlaşıldı' denilen Gökhan Süzen ile birlikte transferi gerçekleşmedi. Tabii bu büyük bir hayal kırıklığını da beraberinde getirdi.

    Transferlerde menajerlerin büyük dümenleri dönüyor, açık...
    Büyük tezgahlar var. Bu tezgahların bir kısmı pazarda kurulan pazarlama tezgahları...
    Yasal. Buna benim bir itirazım yok.
    Bir de başka tezgahlar var; mahkemelerin konusu olan. Bunu da herkes biliyor. Bir menajer bir teknik direktörle anlaşıyor, bir adamını oraya monte ediyor. Ondan sonra o parayı menajer, futbolcu, antrenör hatta o kulüpteki yöneticilerden bir tanesi paylaşıyorlar.
    Anadolu'nun birtakım kulüplerinin böyle akla seza transferler yapması, 15-20 oyuncu almasını başka türlü izah edemezsin. Sonra o transferleri yapan antrenör birden ortalıktan kayboluyor iki ay sonra. Başka kulübe 25 oyuncu almak üzere!
    Şimdi tabii kulübün adı 'Beşiktaş' olduğu zaman böyle tezgâh altı tezgâh söz konusu değil.

    AURELİO İFLASINI İSTEDİ
    'Beşiktaş'ın, Nene'ye ihtiyacı var. Ben turnayı gözünden vururum' diyor menajer... Hele iş anlaşma aşamasına gelince; 'Haa, parayı da veriyor.
    O zaman biraz daha arttırayım.' Orada da kaybediyor işi.
    Bence Beşiktaş değil, Nene ve Nene'nin hocası kaybetti.
    Olaya ben öyle bakıyorum.
    Şu anda Bursa'yı da katarak beş büyük dediğimiz takımların içinde sezon başındaki tahminlere en ters, en iyi durumdaki takım Beşiktaş. En parasız, en krizde olan takım... Hatta Mehmet Aurelio, parasını alamadığı için iflasını istemiş.
    Taraftarın en sevmediği adam Samet Aybaba takımın başında...
    Buna rağmen Beşiktaş beklenenin çok üstünde performans gösteriyor.
    Nene'nin ve Gökhan Süzen'in olmayışı Beşiktaş'a o kadar şey kaybettirmez ama bu Beşiktaş'a gelmeyerek Gökhan ile Nene çok şey kaybettiler.

    YILDIRIM FUTBOLDAN ANLAMIYOR
    * Fenerbahçe, Süper Kupa ve Şampiyonlar Ligi'ne veda ettikten sonra Raul Meireles'i kadrosuna kattı. Sizce bu transfer için biraz geç kalınmadı mı?

    Fenerbahçe kötü yönetiliyor. Kulüp iyi yönetiliyor. Fenerbahçe'nin futbol şubesi kötü yönetiliyor. Bunun da iki sebebi var; Aziz Yıldırım ve Aykut Kocaman.
    Aziz Yıldırım "Ben futboldan anlarım" diyor, futbolu kendi yönetmek istiyor. Aziz Yıldırım futbolu kendi yönetmek istediği için de kendi her dediğine 'He' diyen Aykut Kocaman'ı takımın başında tutuyor.
    Geçen sene Alex'i oynatan, bu sene oynatmayan Aziz Yıldırım, bu sene Emre'yi gönderen Aziz Yıldırım.
    Alex'in bunlarla alakası yok. Alex piyon!
    Açık. Aziz Yıldırım da futboldan anlamıyor. Bu da açık!
    Şampiyonlar Ligi'nden bu kadar kolay elenir mi Fenerbahçe? Orada yener, bitirir işi, gelirdi. Ama kötü yönetiliyor, kötü oynatılıyor.
    Hafta sonu son konuşmalarını okudum.
    Yani o konuşmalar yeter Aykut Kocaman'ın işine son verilmesi için.
    Adam hiçbir şeyden anlamadığını gösteriyor.

    * Yıldırım'ın da Kocaman'ın konuşmalarını dinledikten sonra 'Benden sonra gelecek başkan Aykut Kocaman'dır' dediği ileri sürüldü. Ancak Yıldırım bunu yalanladı.

    Gazeteci olarak konuşmuyorum, Galatasaraylı Hıncal Uluç olarak konuşuyorum:
    İnşallah Aziz Yıldırım'dan sonra Aykut Kocaman başkan olur Galatasaray'ın en azından futbol dalında ebediyen Fenerbahçe endişesi kalmaz.
    Bu örneği hep veriyorum bir kere daha vereyim; Fenerbahçelilerin en sevdiği Galatasaray Başkanı rahmetli Özhan Canaydın'dı. Galatasaray taraftarı da Aykut Kocaman'a tapıyor; 'Allah Fenerbahçe'nin başından eksik etmesin.'

    ÖNCE YUMURTALARI KIR
    * Kocaman, "Avrupa Ligi'nde gruptan çıkabilirsek şampiyon oluruz" dedi. Siz Marsilya, Mönchengladbach ve Limasol karşısında Fenerbahçe'nin şansını nasıl görüyorsunuz?

    Yani bu lafın mantığı var mı? Şampiyon olabilecek bir takımın gruptan çıkması tartışılır mı? Bu nasıl bir iş!
    Üç tane yumurta var elimde, bunları kırıp omlet yapabilirsem; 'İstanbul'un en iyi aşçısı olurum. Şampiyon aşçı olurum' diyorum! Sen önce yumurtaları kır bakalım bir omlet yap!
    O grup ne ki! "O gruptan çıkabilirsem" diye konuşan bir hocayı ben Fener'in başında bir gün tutmam. Saçma sapan bir Şampiyonlar Ligi'ni kaybetmişsin ders almamışsın hâlâ...
    Şimdi ben Fenerli futbolcuyum ve bu demeci okuyorum; 'Demek ki benim bu gruptan çıkmam bayağı zor bir iş. Öyle zor ki biz buradan bir çıkarsak şampiyon oluruz!' Bu kadar palavra bir grup, futbolcunun nazarında ancak böyle büyütülür! 'İki ayağı bir pabuca girsin, eli ayağı dolaşsın' diye. Adam psikoloji bilmiyor, futbol bilmiyor, taktik bilmiyor, hiçbir şey bilmiyor. Her satırına ayrı güldüm.

    Röportaj: Bülent CAN
    Yükleniyor