Web Sürümüne Geç

    Anjiyo şart

    Anjiyo şart
    13 Eylül 2012, Perşembe Güncelleme: 21:21

    Belli ki Ediz anjiyo yaptırmamış ama bunun için kulüp ve doktorları suçlamayın. Futbolcu bilinçli olacak. Git yaptır, üç kuruş para vereceksin

    * Türk sporu geçen hafta iki kayıp verdi. Kemal Merkit, Antalya'da yarışta meydana gelen kazada hayatını kaybetti. Eskişehirspor'dan Ediz Bahtiyaroğlu'nu ise genç yaşına rağmen kalp krizinden kaybettik. Hepimizi üzen iki vefatla ilgili neler söyleyeceksiniz?

    Kemal'in ki çok talihsiz bir kaza...
    Yapacak bir şey yok. Orada 'yarışma güvenliği' diye bir kusur da yok. Hızlı da gitmiyorlar. Bana anlatıldığı kadarıyla yanlış bir yola girdiklerini fark etmişler, İtalyan Niottoile birlikte yavaşlamışlar.
    Toz bulutu içinde bu ikisini görmeyen Hollandalı Wouter Vaar Kamp çarpmış. 'Yanlış zamanda yanlış yerde bulunmak' diye bir laf vardır. Tam o kaza... Allah rahmet eylesin...
    Çok sevilen, çok da bilinen birisiydi.
    Bilinen olmasının sebebi de MAC (Mars Athletic Club) sporcularından, senelerden beri MAC'ın Mars Sinemaları'nda gösterilen bütün reklamlarında Kemal Merkit vardı. Ben onu reklamlardan tanıyorum. Çünkü 2 bin kere falan seyrettim o reklamları...
    Ediz'in ölümü talihsiz... Gazetelerimiz yine 'Kontroller yeterli mi?' diye tartışıyor. Kontroller yeterli... Sen kontrolün amatör takımlarda, birinci kümede, ikinci kümede nasıl yapıldığına bak... Birinci Lig'de adam o kadar para ödediği sporcunun kontrolünü eksik yapar mı! Adam ile sözleşmeyi imzalamadan daha kontrol yapılıyor. Haberler, 'Çilek, Monaco'dan geldi ama önce kontrole girdi.
    Sağlık raporunu aldı, ondan sonra Galatasaray'a imza attı' şeklinde...

    MANASTIRA TIRMANDIM

    Bizim medyamızın farkında olmadığı bir şey var. Kalp rahatsızlığı, öyle bir rahatsızlık ki elektro ile çıkmayabilir. Bunların hepsini, ben, Hıncal Uluç yaşadım. Kaç defa da köşemde yazdım. Bilmedikleri gibi, okuma zahmetine de katlanmıyor insanlar!..
    Eforla elektrodan da gizlenebilir.
    Çalışan kalbin, sonarlı çekimlerinden de gizlenebilir.
    Röntgen, MR, tomografiden haydi haydi gizlenebilir.
    Kalpte bir şey olup olmadığının kesin tanısı anjiyodur. Başka yolu yok.
    Anjiyo da zaruri kontroller içinde yok.
    İnsanlar kendileri check up'a girerken de anjiyo yaptırmıyor.
    Benim kalp doktorum Filiz hocanın inatçılığı ve ısrarı olmasaydı, ben bugün dünyada yoktum. Resmen yaşamıyordum. Boyun fıtığımdan dolayı ameliyata gireceğimi gazetede yazdığım zaman Filiz hoca hemen beni aradı.
    Daha evvel benim bütün muayenelerimi yapmıştı.
    Sonarlı, elektrolu, eforlu elektrolu her türlü kontrolümü yaptı. "Hıncal bu kontrollerin hepsi iyi... Fakat içime sinmeyen bir şey var. Doktor hissi... Sen rahat bir zamanında gel bir de anjiyo yapalım" dedi. Orada bıraktık.
    Bundan 6 ay sonra da Sunay Akın, bizi Maçka'ya götürdü. Maçka'dan da Sümela Manastırı'na gittik. Ben çok merak ediyordum. Sümela Manastırı'na gitmek için dağdan, 2 kilometre yokuş yukarı yürüyorsun. Ardından da Manastıra çıkmak için de yüzlerce basamak geçiyorsun. Nebil (Özgentürk) de kaydı var. 'Nebil bu kaydı bütün kalp doktorlarına göster. Ben bu merdivenleri çıktıktan sonra hâlâ seninle rahatça konuşabiliyorsam; benim kalbim sapasağlam' dedim. Böyle de bir espri yaptık. Kayıtlı duruyor Nebil'de...
    Döndüm geldim; boyun fıtığı...
    Ameliyata karar verildi. Ameliyat öncesi tekrardan bütün kalp çekimlerim yapıldı. Sapasağlamım.
    Ameliyat günü belirlendi. Filiz hoca, Azmi hocaya telefon etmiş. "Anjiyo yapmadan ameliyata girme" diye...
    Anjiyo yapıldı en önemli damarlardan biri tıkalı. Narkoz verilse ayılmam söz konusu değil.
    Kalp böyle bir şey...
    Onun için kulüpler standart kontrollere bakmayıp, futbolcularına anjiyo yaptırsın. Dünyanın en basit şeyi anjiyo sonucu damarın kapalı olduğunun belirlenmesi, o kapalı damara stendin takılması...

    KAÇ KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ

    Hepsi 18 dakika sürüyor. Zerre acı yok. Zerre sızı yok. İğne yaparken ne kadar acı duyuyorsan o... 'Bitti. Tamam Hıncal' dediler bana... Ben de 'damarın tıkalı olduğu belli oldu, gün verecekler, çeşit çeşit stendler var onlardan birini seçip taktıracağız' sanıyorum. 'Hayır.
    Stendi taktık' dedi doktor!..
    Anjiyo odasından yürüye yürüye çıktık. Bu kadar da basitmiş.
    Belli, Ediz'e anjiyo yapılmamış.
    Anjiyo yapılmadığı sürece de kalpten gelecek tehlikeler anlaşılmıyor. Dünyanın her yeri için geçerli bu söylediklerim. Kaç tane futbolcu böyle hayatını kaybetti.
    Onun için hiçbir kulübü, doktoru itham etmeyin. Futbolcu kendi bilincinde olmalı... Git yaptır, arkadaş...
    Can bu... Ağır da bir iş yapıyorsun. 10-
    15 dakika... Ağrısı yok, sızısı yok. Üç kuruş para vereceksin...

    NİYE ÖZÜR DİLEDİ?
    Orada beni üzen; Radikal gazetesindeki bir haber yüzünden Uğur Vardan'ın özür dilemesi... Doğru haber yüzünden özür dilemek nasıl bir adettir.
    Aykut Kocaman, Ankaraspor'da Ediz'in hocası değil miydi; evet...
    Böyle olduğu için Ediz'in nikahında şahit değil miydi; evet... Peki Ediz, Bucaspor'da oynarken Fenerbahçe maçı öncesi kadro dışı bırakıldı mı; evet... Sonra 'Trafik yüzünden antrenmana geç kaldı, özür diledi. Bu yüzden tekrar kadroya alındı' diye açıklama yapıldı mı; evet... O maçta Buca 3-1 öne geçti mi; evet... Bu sırada Ediz'in sebep olduğu bir penaltı ile maç 3-2 oldu mu; evet... Maçı 5-3 Fenerbahçe kazandı mı; evet... Bütün bunların hepsi o zaman maçla ilgili dedikoduların çıkmasına sebep oldu mu; evet... Aziz Yıldırım'a açılan şike davasındaki 10 maçtan, bir tanesi 3-5'lik Bucaspor-Fenerbahçe maçı mı; evet...

    ÖLÜYE SAYGISIZLIK YOK
    Ediz'in ölüm haberini yazan Radikal gazetesi; 'Adı böyle de bir dedikoduya karışmıştı' diye düşmüş.
    Yalan mı?
    Bu olaylar oldu. 'Olmadı böyle bir olay' desen tamam mesele yok.
    Bunların hepsi hala var. Burada ölüye saygısızlık da yok.
    İşte Özhan Canaydın... Öldü ama ben hala Özhan Canaydın ile ilgili eleştirilerimi söylemeye devam ediyorum.
    Özhan benim arkadaşım...
    Az buz da değil 30 senelik arkadaşım...
    Doğrusu var, yanlışları var.
    Olanlar var, olmayanlar var.
    Haberde Ediz'in böyle bir olaya karıştığının iması dahi yok. 'Böyle böyle olaylar olmuştu' diye yazılmış.
    Bu hatırlatma notundan dahi Radikal gazetesi ve onun müdürü Uğur Vardan kardeşim rahatsız olup "Bu haberimizden dolayı özür dileriz" diyor!

    BÖYLE GAZETECİLİK Mİ OLUR !

    Kendini o muhabirin yerine düşün... 'Ben bundan sonra doğruları yazarken iyice düşüneceğim. Patron bundan alınır mı, genel yayın müdürüm alınır mı, spor müdürüm alınır mı, Fenerbahçeliler alınır mı, Eskişehirliler alınır mı, o alınır mı, bu alınır mı!' Böyle gazetecilik yapılır mı?
    Yanlış yapmışsan özür dilersin.
    Özür şöyle de olur: 'Dünkü haberimiz bir yanlış anlamaya yol açmış.
    Katiyen böyle bir kastımız yok. Ediz ailesinden özür dileriz.' Ama haberde o devirde böyle bir dedikodunun olduğu hatırlatılıyor.
    Her ölenle, onun yaşam dönemindeki her şey silinecek mi? Böyle bir şey yok.
    Şu arka arkaya söylediklerimi google'a gir bak. Ben hiçbirini kafamdan uydurmadım. Hepsi yazılı... 'Ediz şikeci' diyen yok. 'Ediz maçı sattı' diyen yok. 'O zaman böyle dedikodular çıktı.' Soruyorum Uğur Vardan'a; çıkmadı mı? Radikal yalan mı yazdı!

    ALİ DOĞAN PROGRAMINI AÇIKLAMALI
    * Basketbolda seçim sürecine iyiden iyiye girdik. Doğan Hakyemez'in çekilmesinin ardından iki aday kaldı. Turgay Demirel ile Ali Doğan arasındaki yarışta kimi daha şanslı görüyorsunuz?

    Basketbolda Turgay Demirel federasyonu büyük bir yanlış yaparak, '12 Dev Adam' dediğimiz Türk Milli Takımı'nın ilk 6'sını kadroya çağırmadı. 'Biz bu gruptan nasıl olsa çıkarız' diye...
    Sen "Tanjeviç bitti" demişsin, Tanjeviç'i göndermişsin. Orhun Ene'yi getirmişsin, 'Yepyeni bir Türkiye kuracağız' demişsin, sonra Orhun Ene'yi gönderip bütün tükürdüklerini yalayıp, yeniden Tanjeviç'i getirmişsin.
    Olur mu?
    Ahmet Kurt'un Tanjeviç'in aldığı paralarla ilgili yazdığı yazılar var amiyane tabirle 'Köpeğin önüne konsa yenmez.' Onlara da göz yumuyorsun, gıkın çıkmıyor. Bu Tanjeviç ile ve bu ikinci altı ile bu kadar büyük riske giriyorsun!
    Dünya şampiyonası basketbolda on para etmez bir turnuvadır. O yüzden hiçbir takım Dünya Şampiyonası'na doğru dürüst takımıyla gitmez.
    Bizim ikinci olduğumuz Dünya Şampiyonası'nda NBA oyuncusu yoktu neredeyse... Pau Gasol, İstanbul'daydı ama İspanyol televizyonunda yorumculuk yapıyordu. Önemli olan Avrupa Şampiyonası'dır.
    Avrupa Şampiyonası'nda ilk 5'e girersen olimpiyata gidersin çünkü...
    12 Dev Adam, 2012 Olimpiyat Oyunları'nda yoktu. Dünya ikincisi hesapta...
    Şimdi bu yanlışı yapan Türkiye 2016 Olimpiyatları'nı da riske ediyor. Avrupa Şampiyonası Elemeleri'nde aslarını oynatmayarak... Böyle bir riski nasıl göze alırsın! Böyle bir federasyon olabilir mi?
    Kendi tükürdüklerini yalayacaksın, bu kadar şüpheyle imayla karmakarışık Tanjeviç'i yeniden getireceksin, böyle yanlış bir takım seçeceksin.
    Ondan sonra Allah'a dua edeceksin ki gruptan çıkasın...

    BİR KELİME DUYMADIK
    Şimdi bu federasyon 18 Eylül'de apar topar yangından mal kaçırır gibi seçim yapmaya karar verdi. 8 Eylül'de aday olmak için başvurular kapandı.
    İki aday Doğan Hakyemez ve Ali Doğan 'Ben adayım' dedi.
    Fakat Turgay Demirel'in gayet güzel hazırladığı bir yönetmelikle aday olmak için kongre üyelerinden bilmem kaç tane imza toplamak gerekiyor. 'Aday olmak istiyorum' demek yetmiyor.
    Doğan Hakyemez o imzaları toplayamadı, Ali Doğan topladı. Çünkü Ali Doğan, Ülker'de önemli bir yere sahip, Beşiktaş'ın kongre üyesi... Ülker, Beşiktaş'ın, Galatasaray'ın, Fenerbahçe'nin sponsoru...
    Öyle olunca imzaları topladı ama Ali Doğan'dan şu ana kadar 'Ben adayımın' dışında bir tek kelime duymadık!
    Benim yakın arkadaşım her salı beraber yemek yiyoruz.
    Eski bakan... Sayın Bakanım kiminle çalışacaksın, ekibin nedir, ne yapacaksın, programın nedir, neleri düzelteceksin?
    5 gün var seçime Ali Doğan'dan başka ikinci bir şahsın kim olduğunu Türkiye'de bilen yok. Ali Doğan'ın basketbolun başına gelince ne yapacağını da bilen yok.
    Bilinen bir tek şey var; Turgay Demirel'e karşı Ali Doğan... Gerçi bu bile benim Ali Doğan'ı desteklemem için yeter. Çünkü Turgay Demirel aynen Bektaşi'nin yaptığı seçim durumunda...
    Bu tarafta Turgay olduğu sürece öbür tarafta kim aday olursa olsun...
    Ama Ali Doğan gibi politika yapmış, bakanlık yapmış arkadaşımızın seçime topu topu 5 gün kala artık ekibini, düşüncelerini açıklaması lazım kamuoyuna... Çünkü herkes benim gibi 'Turgay olmasın da ne olursa olsun' demez.
    Bir de kararsız oylar vardır. Kararsız oyları etkilemek için ne yapmış şimdiye kadar. Ali Doğan'ın yıldırım hızıyla hareket etmesi lazım.
    Turgay Demirel bakıyorum Bloomberg'de Faruk Bayhan bile program ayarlıyor; bir saat çıkıp konuşuyor. Ali Doğan nerede? Daha bir tane gazetede resmini, bir tane gazetede açıklamasını, bir tane gazetede programını görmedim!

    KILIÇ NEDEN KORKUYOR?
    * Kendisini destekleyen takımların hazırlık karşılaşmalarını İddaa programına aldırdığı yönünde haberler çıktı.

    Her şeyi yapıyor. Yani ben kura ile yaptığı seçimlere dahi inanmıyorum Turgay'ın... Her türlü ödünü veriyor.
    Gazetecileri zaten yıllardan beri Amerikalara götürür, Avrupalara götürür, maçlara götürür. Türkiye Spor Yazarları Derneği'ne, Başbakan'ın 28.5 milyonundan prim öder.
    Sevgili Spor Bakanım Suat Kılıç'a bir kere daha selam ederim. Hâlâ o 28.5 milyon lirayı kimlere ne kadar dağıtıldığını kamuoyuna açıklama cesaretini gösteremedi. Yani bir bakanı konuşturmak için daha nasıl konuşmam lazım, bilemiyorum. 'Resmen çekiniyorsun' diyorum, çekinmediğini bir göster. 'Ben Turgay Demirel'den çekinmiyorum arkadaş! Gel Hıncal Uluç, işte 28.5 milyonun makbuzları... Hidayet Türkoğlu şu tarihte şu kadar aldı, Esat Yılmaer bu tarihte bu kadar aldı.
    Masaj yardımcısı bilmem kim bu kadar aldı.' Bir göster ya! Bundan ne korkuyorsun!
    Devletin parasının hepsinin makbuzu olması lazım. Çünkü devletin parası benim param. Başbakan cebinden vermedi o parayı ya da Suat Kılıç. Bu milletin vergilerinden 28.5 milyon lirayı Turgay Demirel'e verdi.
    Bu paranın nasıl dağıtıldığını bilen yok Türkiye'de... Hâlâ yok! "Bakan bunu açıklamaktan çekiniyor" diyorum çıt yok.

    TEŞKİLAT DESTEKLİYOR

    Bütün bunlar olup biterken Gençlik Spor Genel Müdürü olan muhterem durup dururken hiç kimse bir şey sormadan "Basketbol bizim yüz akımızdır" diyor. Londra'da Türkiye yok, Rio'ya gidecek takımın hali ortada...
    Gençlik Spor Genel Müdürü 'Basketbol yüz akımız" diyor. Niye diyor?
    Bakan bunu niye açıklamıyor! İşte Ali Doğan'a soruyorum o zaman; teşkilat kimin arkasında? Kongredeki delegeler arasında en büyük çoğunluk teşkilatta... Ama bunları yazan medya da yok. 'Sayın bakan niye açıklamıyorsunuz' diyen bir tane gazete var mı? 'Sayın Genel Müdür basketbol yüz akımız diye nasıl söylersiniz ve niye şimdi söylüyorsunuz. Size kim bunu sordu da konuştunuz böyle?' diyen yok. Teşkilat bugünkü görünümüyle Turgay Demirel'in arkasında...

    Röportaj: Bülent CAN
    Yükleniyor