Web Sürümüne Geç

    Böyle liderlik olmaz

    Böyle liderlik olmaz
    20 Eylül 2012, Perşembe Güncelleme: 02:06

    Emre gollerini milli takım için değil kendi öfkesini, nefretini kusmak için atıyor. Türk gencinin önüne 'örnek' diye konulamaz

    * Milli takımın Estonya ile yaptığı maça Emre Belözoğlu oynadığı futbol, gol sonrası sevinci ve yaptığı açıklamalar ile damgasını vurdu. Özellikle Hamit'e çıkışması çok konuşuldu.

    Çok ayıp. Türkiye'de bir Futbol Federasyonu olsa Emre Belözoğlu, milli takım kaptanlığından alınır. Milli takımı seçmek Abdullah Avcı'nın işi...
    Ama Emre o takıma kaptanlık yapamaz.
    Kendisi bakıma muhtaç bir adam milli takıma liderlik yapamaz.
    Milli takım, Abdullah Avcı'nın takımı değil. Milli takım, Türkiye'nin...
    25 milyon Türk gencinin önüne 'işte senin örnek' diye bu öfke ve nefret adamını koyamazsın.
    Milli maçta bir gol atıyorsun ve de çok güzel bir gol atıyorsun. O gole kadar da takımın en iyi oyuncususun.
    O golü atan insan sevinçten havalara uçmalı...
    Emre'nin gösterdiği şov ne; öfke ve nefret...
    Yüzündeki ifadelere, gazetelerde çıkan fotoğraflara bakın.
    Öyle kaptan mı olur!

    OKAN YAPTI

    Muhatabım Yıldırım Demirören...
    Hadi Yıldırım Demirören bana cevap versin. 'Hıncal Uluç yanılıyor. Ben Emre'nin milli takım kaptanlığını tasvip ediyorum.
    Emre, Türk Milli Takımı'nın kaptanlığına layıktır. Emre, 25 milyon Türk gencine örnektir' desin. Diyemez.
    Türkiye'de herkes birinden nefret etmek için bahane ararken milli takımının kaptanının ortaya koyduğu gösteriye bak! Üstelik bu defaya mahsus bir şey değil. Geçen defa da basın tribününe kol işareti yaptı.
    Emre golleri Türkiye için değil, milli takım için değil, kendi nefretini, kendi öfkesini kusmak için atıyor. Bunun anlamı bu... Böyle adam kaptan olur mu, böyle adam lider olur mu?
    Abdullah Avca bana kızıyor! İsim vermiyor ama kızdığı benim... Emre'yi milli takım kaptanı yapan Okan (Buruk)... Çünkü Okan ile Emre kankalar...
    Abdullah Avcı yepyeni bir takım yepyeni bir ruh kurmak üzere işin başına gelmişken, geçmiş takımın en kötü örneği ile işe başlıyorsa bu Abdullah Avcı'nın kararı değil açık.
    Şimdi sahaya çıkan takıma bakıyorum; geri dörtlü belli, ortada iki kanat adamı, Hollanda ile deplasmanda oynadığın için savunma yanları kuvvetli iki tane de ön libero lazım.
    Bunlardan bir tanesi değişmez; Mehmet Topal... Türkiye'nin en iyi savunma ön liberosu...
    Geriye bir tek yer kalıyor ve iki aday... Emre ile Selçuk...
    Emre oynarsa Selçuk'a takımda yer yok. Emre kaptan olarak sahaya çıkacağı zaman Selçuk kenarda kalıyor. Bu kadar basit...
    Bu kadar basit... Güneşi balçıkla sıvamaya kalkmasın kimse...

    HEYECANLA KARŞILADIM

    Peki Emre'nin oynamasını isteyen Okan olduğu zaman ve Selçuk dışarıda kaldığı zaman bunun ucu kime gidiyor.
    Ben bunları söylediğim zaman Abdullah Avcı, 'Hayır, Hıncal Bey yanılıyorsunuz' diyebilir.
    Çünkü ben Abdullah Avcı'nın milli takımın başına getirilmesini en heyecanla anlatan köşe yazarıyım. 'En güzel tercih yapıldı' diyen kişiyim ben... Onun için bana gayet rahat açıklama yapabilir. Telefon ile de yapabilir, basın toplantısı ile de yapabilir. 'Benim düşündüğüm olay şuydu.
    Bu sebepten Emre'yi oynattım; bu sebepten Selçuk'u oynatmadım' diyebilir.
    Tartışırız konuşuruz.
    Ben ona sorarım: 'Bu Emre'yi nasıl milli takım kaptanı, milli takım lideri yapıyorsun' diye...

    İDARE EDİLMEYE MUHTAÇ
    'Kendisi idare edilmeye muhtaç bir adam, takımı her maçta 10 kişi bırakacak bir adam kaptan nasıl olur' derim. O da bana cevabını verir, konuşuruz.
    Açıklamalarında hiçbiri yok.
    İsim vermeden bana hatta tehditler yolluyor. 'Mahkemeye veririm' diye...
    Ben çok korkarım.
    Ödüm patladı, bundan sonra ağzımı kapayacağım!
    Tekrar söylüyorum; Emre niye seçildi ve niye kaptan oldu? Emre oynadığı zaman da bu dörtlünün içinde Selçuk'a yer yok.

    * Tercihinin 'Taktik icabı olduğunu' söyledi.
    Taktik icabı olduğunu söylüyor ama o taktiği söylemiyor. Böyle bir şey olur mu? 'Hollanda ile deplasmanda karşılaşıyoruz.
    Mehmet Topal muhakkak oynayacak. Geriye bir tek yer kalıyor.
    Ben Emre'yi tercih ettim' diyecek.
    Ben de 'Sen tercih etmedin. Emre'yi tercih eden Okan' diyeceğim.

    YUH OLSUN BİZE...
    * Milli bilardocu Serdar Gümüş, Dünya Artistik Bilardo Şampiyonası finalinde Hollandalı Virverberg'i 3-1 yenerek dünya şampiyonu oldu. Gümüş'ün performansı ve başarısıyla ilgili neler söyleyeceksiniz?

    İnanamadım!.. Televizyonda tesadüfen rastladım. Bu kadar keyifli, bu kadar güzel bir spor olur. Böyle bir bilardonun varlığını ilk defa duyuyorum ben. İngilizlerin var, gösteri amaçlı ve puanlama yok. Bilardo masasında eski Dünya Şampiyonları, çok zor hareketler yapıyorlar ve onların programlarını birbir buçuk saat seyrettiğimi biliyorum.
    Şimdi oradan hareketle artistik bilardo çıkarmışlar. Pozisyonu hazırlıyorlar, bilardocu onu sayı yapıyor ve zorluk derecelerine göre puanları var. O sayıyı çekersen 9 puan alıyorsun, o sayıyı çekersen 5 puan alıyorsun ve hazırlanan pozisyonlar o kadar hoş ki...
    Bu Türkiye'de canlı yayınlanıyor ama kimsenin haberi yok. En baştaki suçlu bu şampiyonayı duyuramayan NTV Spor. NTV Spor var, NTV var, Star TV var, CNBC-e var, e2 var. Bu kanalların hepsinde 'Fragmanlı, görüntülü, olağanüstü bir Dünya Şampiyonasını canlı yayında izleyeceksiniz' diye bir hafta milletin gözüne sokarsın. Türkiye'nin yarısı o şampiyonayı seyrederdi.

    ORTALIĞI DAĞITIRIM

    NTV Spor ilan etsin, iyi bir fragmanla tekrar yayınlanacağını ilan etsin, görecek seyirciyi! Üstelik adını ilk defa duyduğum Türk Serdar Gümüş dünya şampiyonu oldu.

    * Bir de üçüncümüz vardı.

    Seyri çok güzeldi. Mesela Semih Saygıner'in oynadığı 4 banttan hiç hoşlanmıyorum. Orada usta olmak gerekiyor. Masadaki topları gördüğün zaman adamın '4 bantla, 3 bantla sayıyı nasıl alabileceğini' görecek kadar işin içinde olmak lazım.
    Satrancı bilmeden bir satranç maçı seyredebilir misin?
    Bu öyle değil. Topları koyuyor, ondan sonra sanal olarak sana sayının 'nasıl olacağını' gösteriyor. 'Şimdi buradan öyle bir falsolu vuracak ki top soldaki uzun banttan bir 'u' yapacak, gelip o iki topa vuracak.' Sen de sanal olarak nasıl sayı olacağını gördüğün için, yarışmacı 'vurabilecek mi, vuramayacak mı' göreceksin.
    Fevkalade keyifliydi. Adamın vuruş ustalıklarını da görüyorsun.
    Öyle bir spor ki 'Kim şampiyon olacak' diye merak etmiyorsan, 'Sonuç' senin için önemli değilse tamamını seyretmene de gerek yok.
    Kahvedeyken ekranda gördün o an bakarsın. İki vuruşluk bakarsın, beş vuruşluk bakarsın. Öyle de güzel.
    Artistik patinaj gibi, kule atlamalar gibi, jimnastik gibi... Baktığın anda tamamını da seyretmek zorunda değilsin.
    Böyle bir yayın yakalamış NTV Spor, kimsenin haberi yok! Kendileri yayınlayıp, kendileri seyrediyor.
    Harika bir şeydi. 'Artistik bilardoyu' ilk defa duyuyorum. Benim ilk defa duyduğum spor dalında ilk üçte, iki tane Türk var. Bunlar nereden uğraştılar, nereden öğrendiler, nereden bu başarılara geldiler! Yani Türkiye'deki medyaya bakar mısın!
    Dünya şampiyonu dünden bugüne çıkmaz. Serdar Gümüş'ün yaşı da var. 22 yaşında bir sporcu değil.
    Demek ki adam senelerden beri bu işi yapıyor. Senelerden beri bu iş Türkiye'de yapılıyor.
    Yuh! Yani bize yuh! Bilardo Federasyonu'na da yuh! Böyle bir Dünya Şampiyonası'nı, Türkiye'ye alıp geliyorsun ve bunu duyuramıyorsun.
    Dağıtırım ben Türkiye'yi!..

    Editör: Bülent CAN
    Yükleniyor