Web Sürümüne Geç

    Dünyada eşi yok

    Dünyada eşi yok
    27 Eylül 2012, Perşembe Güncelleme: 21:13

    UEFA'nın isteğiyle Şampiyonlar Ligi maçlarında ekrana alt yazı binmiyor. Bizde kimsenin sesi çıkmıyor, en başta da federasyonun

    - Haftanın ilginç olaylarından birisi de ligde ikinci sırada bulunan Kasımpaşa'nın Metin Diyadin'in görevine son vermesiydi.

    Kasımpaşa-Sivasspor maçı haftanın en güzel maçıydı. Beklemediğim kadar güzel, beklemediğim kadar keyifli bir maçtı. Kasımpaşa hem de Sivas'ı deplasmanda allak bullak etti, akla hayale gelmez goller kaçırdı. Bir başka Manchester United-Galatasaray maçıydı. O günün akşamı Metin Diyadin kovuldu!
    Beşinci haftada ikinci sırada olan bir takımın, antrenörünü kovması Türk futbol tarihinde ilk! O zaman Metin Diyadin'in kovulmasının futbolla, puan cetveliyle, maçla alakası yok. Metin Diyadin bir başka sebeple kovuldu. 2 Kasımpaşa Başkan Vekili Hasan Hilmi Öksüz "Metin Diyadin'in görevine son verilmesi sonuçlarla değil, yeni oluşan şirket yönetiminin prensipleriyle alakalıdır" dedi.
    Evet ama bu klasik bir cümle. Türkiye'de eğer gazetecilik olsaydı şirket yönetimi ile Metin Diyadin arasındaki 'anlaşmazlık' denen şeyin ne olduğu bugün gazetelerde yazardı. Orada bir şey var! Ne olabilir?
    Metin Diyadin yöneticilerden birini dövdü mü, birine sövdü mü? Her şey olabilir. Çünkü öyle bir açıklama ki bu akla her şeyi getiriyor. Beşinci hafta ikinci bir takımın hocasını kovuyorsan sen...
    Aziz Yıldırım, beşinci haftada lider Fenerbahçe'nin hocasını kovar, hiç yadırgamam. Niye kovduğunu da bilirim; lafını dinlememiştir. 'Hıncal'ı oynatma, Bülent'i oynat' demiştir Aziz Yıldırım; hoca Hıncal'ı oynatmıştır.
    Aziz Yıldırım kovar. Ama Kasımpaşa'da ne olduğunu bilmiyorum.
    Kimse de merak etmiyor. Türk medyasındaki bu meraksızlık beni kahrediyor.

    SPİKERLER HİSSE Mİ ALIYOR!

    Ben hafta maç seyrediyorum. Her hafta maçlarda yasak olmasına rağmen spikerler reklam yapıyor. Spikerler reklam yapamazlar, spikerler sadece maçı anlatırlar. Digiturk'ün spikerleri 'Maçın en başarılı defans oyuncusunu seçiyoruz. Şu numaraya şunu şunu yazın' diye maç oynanırken, uzun uzun bu reklamı yayınlıyor.
    Federasyon göz yumuyor. Federasyon çünkü her şeye göz yumuyor, eyyamcı federasyonumuz ama medya da göz yumuyor.
    Kim seçiyor en iyi defans oyuncusunu, niye seçiyor? Hiç açıklandığını duydunuz mu? Geçen haftanın en iyi defans oyuncusu kim ya da Galatasaray-Akhisar maçının en iyi defans oyuncusu kim? 2 Sorarken hatırlıyorum ama sonuçları hiç duymadım.
    Herhangi bir yerde yayınlanıyor mu ve de niye defans oyuncusu? Niye orta saha oyuncusu değil, niye forvet değil!
    Bir hafta bir numarayı, bir hafta iki numarayı, bir hafta üç numarayı, bir hafta dört numarayı seçersin. On bir hafta sonra da 'On bir haftanın, en iyi on biri' dersin. Bir yere varır ama iki senedir Digiturk benim kırk kuruşuma, ekranın altında yazıyor, göz dikiyor.
    O parayı da kim paylaşıyor, bilmiyoruz.
    Geçen sene birilerinin işbirliği vardı. Bu sene o da yok. Bu sene kimin yaptığı da belli değil. O kırk kuruş kime gidiyor? Digiturk'ün maç spikeri reklamını yaptığına göre herhalde 'Digiturk'e gidiyor' diye düşünüyorum.
    Bana gitse Digiturk spikeri yapmaz.
    O reklamı yapan spiker de acaba hisse alıyor mu? Federasyona da hisse veriyorlar mı; göz yumsun buna diye, yasağa rağmen.
    Başka bir şey daha var: Manchester United-Galatasaray maçını seyrediyoruz.
    NTV'nin müdürü Fuat Akdağ da bizim evde maç seyredenler arasında.
    Maç bitti, NTV Spor'a döndüm, Cluj-Braga ve diğer maçların sonucuna bakmak için... Alt yazı yok! "Bu ne biçim spor televizyonu! Şampiyonlar Ligi maçları oynanıyor, öbür maçların sonucunu ben öğrenemiyorum." "Hıncal ağabey, UEFA tarafından, yayıncı kuruluş olarak maç öncesinde, maç boyunca ve maç sonunda alt yazı yazmamız yasak" dedi.
    Şöyle bir düşündüm; maç boyunca bir tane bile yazı binmedi. UEFA yayın hakkını verirken 'Görüntüyü kirletemezsin' diye madde koyuyor ve öyle sözleşme yapıyor.

    ÜSTELİK PARA ÖDÜYORUM
    Türkiye'deki maç yayınları afedersiniz, bizim Cihat Baban'ın tabiridir bu; "O..... donu" gibi... O zaman gazeteler siyah beyaz. Başlık 'dikkati çeksin' diye kırmızı atardık ya da altına mavi bir çizgi çekerdik, gelir sayfayı atardı; "Bu nasıl sayfa o..... donu gibi.
    Siyah beyaz okutmayı başaramıyor musunuz da bunları koyuyorsunuz" derdi.
    Korner atılırken altyazı biniyor ya!
    Gol pozisyonunda ekranın yarısı alt yazı ile kaplanıyor. Spiker reklam yapıyor.
    Bu kadar kirli bir ekran dünyanın hiçbir yerinde yok. Çünkü benim federasyonum seyircisine sahip değil.
    UEFA sahip çıkıyor. Açıyorsun İngiltere ligini... İngiltere liginin yayınlarında görüntü kirlenmesi var mı? Bir satır biniyor mu üstüne? O benzini kullanın, bu yağı kullanın, o hırkayı giyin, bu bilmem neyi... Bizde böyle değil.
    Üstelik bunu yapan paralı kanal!..
    Ben o maçı seyretmek için para ödediğim halde bir de bana reklam bindiriyor ve buna kimsenin sesi çıkmıyor!
    En başta federasyonun. Niye?
    Çünkü 'eyyamın kralı' benim federasyonum...
    Bedava seyretsem diyeceğim ki 'Adam 400 milyon dolar ödemiş, bir yerden para kazanacak.' Hayır!
    Para veriyorum ya! Niye para veriyorum? 'Temiz bir görüntü alayım' diye...
    Türkiye'deki kadar kirli futbol yayını yapan televizyon yok. İnanamadım ya! Maçtan sonra Güntekin Onay ile Rıdvan Dilmen konuşuyorlar. Fuat'a "Maç bitti!" diyorum. "Hayır ağabey...
    Yapılan sözleşmeye göre maçın öncesi, maç ve maçın sonrası yayınlarında alt yazı bindiremezsin" diyor. "Canıma okur UEFA" diyor. Yani inanılır gibi değil... 2 Saha kenarındaki dijital panolarda felaket... Kocaman harfler ve parlak fontlarla reklamlar sürekli döndürülüyor.
    Evvelden soluk çıkardı şimdi fosforlu.
    Göz alıyor. Arkadaşlar 'Bu nasıl reklam?' diye isyan ettiler. Neden?
    Çünkü Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören'in dünyadan haberi yok! Ama bize müstahak...
    UEFA'da yalan beyandan mahkum olmuş insanları biz federasyon başkanı yapıyoruz.

    ***

    ÇIBAN ORADA DURUYOR
    -Beşiktaş iki kez öne geçtiği karşılaşmada Gaziantepspor'a 3-2 yenildi. Mağlubiyet Fernandes'in oyundan alınmasına bağlandı. Siz ne düşünüyorsunuz?

    Fernandes oyundan 86. dakikada çıktı. Bitiyordu maç neredeyse... Ben hala Beşiktaş'ın iyi takım olacağını düşünüyorum. Oyuna girenleri bırak, oynayan bazı oyuncuların adını ilk defa duyuyorum. Böyle genç ve yeni bir takımla oynuyor Samet Aybaba...
    Buna rağmen iyi gidiyor.
    Gaziantep kolay bir deplasman değil.
    Gayet de iyi götürdüler. Beşiktaş bu sene yapılanma sürecinde... Beşiktaş taraftarının da bizim de böyle düşünmemiz lazım. Bu yapılanma süreci içinde böyle şeyler olacaktır.
    Fernandes'i takıma koyması bile bir riskti. Adam sakattı. Fernandes'in yarısı kadar bile sakat olmayanları Fatih Terim dinlenmeye alıyor. Fernandes'ten başka da doğru dürüst adamı yok Aybaba'nın... Buna rağmen onu 86 dakika riske etti.

    HAKLARIMIZI KORUYACAK

    -Quaresma ile yapılan son görüşmeden de sonuç çıkmadı. Sorun nasıl aşılacak?

    Beşiktaş'ta yönetici eksikliği var.
    Quaresma olayı bir yönetim yüz karası...
    Görüşme sonrası açıklama yapılıyor, insan o açıklamayı yapmaya utanır. Quaresma ile oturup görüşüyorlar, "Durum aynen devam etmektedir" diye açıklama yapıyorlar!
    Benim bacağımda kocaman bir çıban var. Amerika'dan uzman getirtiyorum.
    Bakıp gidiyor. Giderken de havaalanında açıklama yapıyor, 'Durum aynen devam etmektedir.' Çıban bacağımda duruyor ya! Quaresma'nın durumunun aynen devam etmesinin Quaresma'ya hiçbir zararı yok. Parasını takır takır alıyor mu; alıyor.
    Beşiktaş ödeme yapmayabilir mi?
    FIFA'da, UEFA'da kaybettiği davalar ne oldu? Avrupa kupalarından niye men edildi? Ödeyemediği için... Yalan beyanda bulunduğu için... Yalan beyanda bulunan kim; Futbol Federasyonu'nun bugünkü başkanı!..
    Türkiye'nin haline bak... Sadece Beşiktaş'ın değil...
    Yalan beyanda bulunduğu için Beşiktaş'a ceza veriliyor. O yalan beyanda bulunan kişiyi de biz Federasyon Başkanı yapıyoruz! 'Türkiye'nin haklarını UEFA'da korusun' diye...
    İnanamadım. İnsan böyle bir açıklama yapmaya utanır. 'Quaresma'yı Beşiktaş'tan attım. Parasını da vereceğim.' Bu bir çözümdür. 'Ben bu bacağı keseceğim.' Tamam. Ama çıban orada durmaya devam edecek...
    Yok ya...
    Beşiktaş iki maç daha kaybederse 'Quaresma, Quaresma' diye kıyametler kopmayacak mı? Kıyametler kopunca bunlar tükürdüklerini yalamayacak mı? Quaresma'yı takıma almak için Samet Aybaba'ya baskı yapmayacaklar mı? Samet takıma almazsa onu atıp başkasını getirmeyecekler mi? Bunları geçmişte yaşadık biz...
    Sezonun başında Galatasaray'ın oynatmadığı Milan Baros ile Quaresma'nın takas edilmesi için bir anlaşmaya varıldı. Quaresma razı, Milan Baros razı, Galatasaray razı, Beşiktaş'tan biri çıktı; "Ben Galatasaray'ın süprüntüsünü almam" dedi.
    Buyur işte...
    Milan Baros bu takımda takır takır oynar ama vermediğin Quaresma antrenmana çıkmıyor! Üstelik parasını ödüyorsun. Quaresma'ya parasını ödemekten kurtulacaksın, oynatacağın bir adam alacaksın, çıbanı da ortadan kaldıracaksın.
    Artık tribünden kimse 'Quaresma' diye bağıramayacak.
    Bir kulüp bu kadar kötü nasıl yönetilir!
    Bu kadar beceriksiz, bu kadar başarısız. Buna rağmen Samet Aybaba bir yığın genç adamla bu takımı ayakta tutuyor. Yönetimin 'y'sinden habersiz adamlar var. Adını kimsenin bilmediği birtakım adamlar ve Aybaba boğuşuyor. 2 Sivok'un bariz bir şekilde elle kesip penaltıya sebebiyet verdiği pozisyon için ne diyeceksiniz? Konsantrasyon bozukluğu mu!
    Sivok böyle yanlışları çok yapıyor.
    Hiç şaşırmadım.

    BATUHAN DİRENİYOR

    -Yeni bir sayfa açmak hedefiyle Beşiktaş'a gelen Batuhan yine sorunlarla anılmaya başladı. Gaziantep'e atılan gollere sevinmedi, oyuna da isteksiz girdi. Batuhan'ın adam olacağı yok. 2. kez geri dönmesi doğru muydu!

    Ben olsam ben de alırım. Adam da kumaş var. Herkes için bir challenge (Meydan okuma, zorlayıcı, problem) Batuhan... 'Ben bunu kazandırırım.' Kazandırırsan; hem Türkiye kazanır hem Batuhan kazanır hem de emek veren kişi kazanır. 'Bir şey olamadı ama ben bunu adam ettim.' Ama Batuhan adam olmamak için direniyor. Dünyada hiç kimseye bu kadar şans verilmemiştir. Nasıl bir kafadır bu!
    Herhalde ruh doktoruna ihtiyacı var. Beşiktaş'ın Batuhan'a bir ruh doktoru bulması lazım.
    Her gün gittiğini de takip etmesi lazım.

    ***

    BAKANA MEYDAN OKUYORUM
    - Sizin de bir gün önceden tahmin ettiğiniz gibi Basketbol Federasyonu'na Turgay Demirel yeniden başkan seçildi.

    Seçilmedi. Bir defa sözlerimizi iyi seçelim; atandı. Turgay Demirel, Basketbol Federasyonu Başkanlığına, Spor Bakanı Suat Kılıç tarafından atandı. Suat Kılıç göreve geldiği günden beri Turgay Demirel'in arkasında... Emir subayı gibi... Turgay Demirel ne isterse onu yapıyor. 'Hayır yapmıyorum' desin bana...
    Telefonla, medya aracılığıyla...
    Hadi desin... Türkiye Cumhuriyeti'nin bakanına resmen meydan okuyorum.
    Başbakan'ınTurgay Demirel'e verdiği 28.5 milyon liranın hesabını niye sormadı; Sayın Bakan... Niye sormadı?
    Sordun da yanlış bir şey çıktı, bana açıklamaktan mı korkuyorsun?
    Başka ihtimal gelmiyor aklıma...
    Ya sormaya korktu.
    Turgay, 'Sakın karıştırma' dedi ya da sordu, eline gelenlere baktı, neyse, hoşuna gitmedi, ürktü, 'Aman bunu örtbas edelim' dedi.
    Böyle bir olay dünyanın başka ülkelerinde hükümet devirir.
    Spor Bakanımın umurunda değil. Yok farz ediyor. Bu paralar dağıtıldı mı; evet... 'Kimlere dağıtıldı ve ne zaman dağıtıldı.' Bu kadar basit bir sorudan korkar mı insan!
    Turgay Demirel toptan bir açıklama yapıyor; 79 kişiye dağıttım. Tamam da kime kaç para dağıttın arkadaş ve ne zaman verdin? Bir ay sonra dağıttıysan tonla faiz var. Ne oldu o faiz?

    TEŞKİLAT BELİRLEDİ

    Devlette, akçeli işlerde bir kuruş bile önemlidir ama bu 28.5 milyon liranın hesabını Kılıç'tan evvelki Spor Bakanları da bugünkü genel müdürden öncekiler de bir türlü açıklayamadı. 'Açıklamadılar' demiyorum.
    Çünkü o aşamayı geçtik. Ortada bir gerçek var: Açıklayamıyorlar. Çünkü açıklarlarsa, Turgay biter. Turgay'ın bitmesini istemiyorlar. Çünkü atadıkları adam, seçilen değil.
    Ali Doğan arkadaşım alınmış "Uyuttu" lafıma.
    Evet; resmen uyuttular Ali Doğan'ı... Bugün herkes biliyor ki basketboldaki bugünkü yönetmelikle teşkilatı arkana almazsan kazanamazsın arkadaş! Ali Doğan'a 'Teşkilat senin arkanda' dediler, 'Ankara senin arkanda' dediler. Ben biliyorum.
    Ali Doğan oradan girdi, aday oldu. Yoksa aklında bile yoktu Ali Doğan'ın aday olmak. Ama Ankara, Turgay Demirel'in arkasında olduğunu ortaya koydu.
    Geçen hafta söyledim size... "Suat Kılıç'ın Anadolu'da bazı kulüplere telefon edip, 'Ali Doğan'a oy vermeyin.
    Turgay Demirel'e oy verin' dediği söyleniyor. Ben de Suat Kılıç'ın tutumu yüzünden bu söylemlere inanıyorum" demedim mi?
    Bizim yazımızın çıktığı gün seçim vardı ve yazının başlığı 'Turgay kazandı' şeklindeydi. Turgay kazanacak değil, kazandı.

    Röportaj: Bülent CAN





    Yükleniyor