Web Sürümüne Geç

    Eyyam oğlu eyyam!

    Erman Toroğlu Erman Toroğlu
    Cüneyt Çakır'ın Yasin'in golü öncesi 'devam' kararı doğruydu, ama verdiği penaltıda eyyam yaptı.

    Kardemir Karabükspor, Galatasaray karşısında takım olarak oynadı.
    Vazifesini yapmayan hiçbir oyuncu yoktu. Tıkır tıkır futbol oynadılar, çok çok net bir galibiyet aldılar.
    Biraz daha dikkat etseler daha farklı olurdu.
    Büyük takımların yöneticileri de, teknik adamları da, futbolcuları da çok konuşuyor az iş yapıyorlar. Küçük yerde ise çalışıyorlar.
    90 dakika maçı seyrettik. Bazıları, "Yahu bu Karabük neredeyse tam saha pres yapıyor. Bunların 60'tan sonra pili biter" diyordu. Yooo niye pili bitsin!
    Galatasaray'ın zaten pili yok. Kalçalarına seyyar şarj aleti de taksan yürüyecek halleri yok. Enerjileri artacak gibi değil.
    Gelelim uluslararası hakemimiz Cüneyt Çakır'a... Yasin'in pozisyonunda kafalar karıştı.
    Ama görüntülere dikkatle bakıldığında Yasin topu koluyla, hatta omuzuyla değil, göğsün üst tarafıyla aldı. Yani sağ akciğerin üst lobunun olduğu yerle… Ve müthiş aldı önüne. Yasin o topu koluyla alsaydı, o top patlardı önünde "fısss" diye.
    Göğsüyle aldığı için hafif sekerek geldi. Yani pozisyonda kol yok, hatta omuz bile yok.

    Beyni vız vız vızıldıyor!
    Cüneyt Çakır pozisyonu tam süzemedi.
    Olabilir bulunduğu yer itibarıyla hakkaten zor pozisyon. Yardım cı da çözemez çok zor. Eğer çizgi hakemi uygulaması olsaydı o çözebilirdi. Ama maşallah çizgi hakemi uygulamasında da böyle pozisyonu süzenlere de hiç rastlamadım. Bu sefer Cüneyt Çakır, yürüye yürüye Yasin'in yanına gitti emin olmak için. Sordu, Yasin "Hayır" dedi.
    Yasin eğer koluyla alsaydı ve hakeme de "Almadım" deseydi bu akşam ve yarın Yasin idam sehpasında olacaktı.
    Yani hakemin futbolcuya danışması doğru mu yanlış mı? Buna da siz karar verin.
    Cüneyt Çakır bundan sonra tam dağıldı.
    Kafasında hep bu pozisyon var.
    Beyni arı kovanı gibi. Vız vız vızıldıyor!
    Bir şey olsa da versem çabasında.
    Yahu kardeşim, hakemler insandır hata yapar doğrudur. Sen eğer hata yapmışsan ki karar doğru, bir hatada kalırsın. Senin bunu düzeltmek için yapacağın ikinci bir hata tam rezillik oluyor. Dün akşam yaptığın gibi!
    Galatasaray'ın aleyhine bir penaltı verdi, dağlara taşlara rezalet. Pozisyonun uzaktan yakından penaltıyla ilgisi yok.
    Ama televizyonda seyredenler de statta seyredenler de sahada oynayan futbolcular da böyle bir kararı bekliyordu.
    Peki böyle bir kararı nasıl bir hakem zihniyetinden bekliyorlardı. Bu tarz eyyamcı hakem zihniyetinden.
    Bunun adı Cüneyt olur, Ali olur, Hasan olur farketmez. Bu penaltı eyyam oğlu eyyam kokan bir karardır.

    RİKO BEY KUZU GİBİ!
    Kardemir Karabük, teknik direktörü Tudor ile çatır çatır, göze hoş gelen futbol oynuyor. Bu hoca geldikten sonra Karabük'ün oyun şekli de değişti, anlayışı da, fizik gücü de... Bizde bir laf vardır, "At sahibine göre kişnermiş" diye hani öyle işte. Peki Galatasaray için aynı cümleyi kullanabilir miyiz? "Aslan sahibine göre kükrermiş" diyebilir miyiz? Diyemeyiz.
    Çünkü RİKO'nun yürüyecek hali yok ki Aslan kükresin!
    Aslan maşallah kuzu gibi kuzu! Aslında şu ana kadar hep şahsi becerilerle kazandılar.
    Sneijder olsa sahanın içini evirip çevirir. O da olmayınca işler zor. Zaten bakın Sneijder'ın olmadığı maçlara olay açıkça ortaya çıkar.

    ÜST ÜSTE HATALAR
    İlk yarı bitiyor, skor 1-1… Karabük'ün hocasına sorsanız "G.Saray'dan kim çıksın?" diye… Bir tek ismi verir; Yasin Öztekin. Peki şimdi dönelim sarı-kırmızılılara… Yasin'i niye oyundan alıyorsun? Belki müthiş teknik direktör RİKO (!) diyecek ki, "O hazırlık devresinde az çalıştı" diyecekti. Eğer Yasin sizden ayrı, yani takımdan ayrı çalışmışsa daha iyi yapmış. Çünkü RİKO takımı hiç çalıştırmamış, Yasin daha verimli çalışmış.
    G.Saray orta sahasına bakıyorsunuz üç tane fuzuli adam; Selçuk, De Jong, Josue… Bu üçlünün biri kesin fazla. Peki RİKO'nun yanına bakıyorsun, kim oturuyor? Eren Derdiyok.
    Peki Eren maça kaçta giriyor; 84'te!
    Sahada Bruma var, Rodrigues'i de alıyorsun.
    Bu sefer aynı iki adam oyunda. Yani RİKO ne kadar yapılmayacak iş varsa yapıyor, ne kadar yapılacak iş varsa es geçiyor.