Web Sürümüne Geç

    Ya o bıçak Pepe’nin kalbine saplansaydı

    Erman Toroğlu Erman Toroğlu

    Beşiktaş’ın Portekizli yıldızı ya da herhangi bir futbolcu bıçaklansaydı, Türkiye Devleti bunu nasıl temizlerdi. Bu temizliğe deterjan mı yeter! Maçlara giden o taraftarların otobüs ve yemek paralarını ödeyen kulüpler, daha sonra bu rezilliğe çanak tutuyor. Artık finaller İstanbul'da oynanmalı. Konya taraftarları, Beşiktaşlı seyircileri tahrik etmek için her şeyi yaptı. Ya siyah-beyazlılar da sahaya atlasaydı. Sahada en az 40-50 ceset çıkardı.

    6222, 3828, 6811... Devlette görevliler bunları hep söylüyorlar, ben tabii biraz egzajere ediyorum. Hiç uygulamıyorlar, sonra da diyorlar ki, "Yeni bir kanun çıkaralım" Yeni bir kanun çıkıyor, onu da uygulamıyorlar.
    Yahu kardeşim önce çıkarttığın kanunu uygula, neresi uymuyorsa ikinci kanunu ona göre çıkarın.
    Arkadaşlar, kamyonun freni boşaldı, hâlâ dalga geçiyorsunuz. Bazı kulüpler, bazı taraftarlar, bazı başkanlar devletle dalga geçiyorlar.
    Sizi uyarıyorum, yarın bir gün bu kadar para veren yayıncı kuruluş, "Ben bu malın bu kadar mundar olduğunu bilmiyordum. Beni kazıkladınız, para mı geri verin. Bu işten çıkıyorum" derse ne yaparsınız?

    Yine Konyaspor taraftarı
    Eskişehir'deki Başakşehir-Konyaspor Ziraat Türkiye Kupası Finali, Göztepe-Eskişehir Süper Lig'e çıkma maçı, ardından Samsun'daki seyirci olayları açısından rezil olan maç... Çok kısa yazacağım. Eskişehir'deki kupa finalinde bütün olayları çıkaranlar Konyaspor'un bir grup seyircisi. Son Samsun'daki Beşiktaş-Konyaspor maçında bütün olayları çıkaranlar yine Konyaspor'un bir grup seyircisi. Ancak Konyaspor başkanını dinliyorum, hâlâ lafları yuvarlıyor.
    Konya başkanının konuşmaları bana inandırıcı ve samimi gelmiyor. Bunu çok net söylüyorum.
    Fikret Orman da önceki günkü beyanatında son derece haklı...

    Federasyonlarımız akıllı!
    Arkadaşlar bir orta oyunu oynanıyor. Bakın, sarı kartlar kendi kategorilerindeki müsabakalarda uygulanıyor. Yani kupa maçlarındaki sarı kartlar kupada, lig maçlarındaki ligde. Peki bir futbolcu oyundan atıldı, yönetmelik ne diyor:
    "Bir sonraki resmi maçta veya maçlarda oynayamaz." Bu net.
    Ancak bizim federasyonlarımız akıllı! Kulübe ceza vereceksiniz eğer, takım kupa maçında olay yapmışsa önündeki kupa karşılaşmasında ceza alıyor.
    Ne güzel dünya! Futbolcu atılınca bir sonraki maçta oynamıyor. Kulüp her türlü haltı yapıyor ama bir sonraki resmi maçta sahası kapanmıyor.
    Daha sonra Çatladıkapı ile oynadığı kupa maçında sahası kapanıyor! Seyirci de, idareci de bunu biliyor ve ona göre hareket ediyor. Devletle dalga geçiyorlar.

    Adres belli; Olimpiyat Stadı
    Beyler, Samsun'da ya da Eskişehir'de oynanan maçta; o otobüslere bindirilen kıtalar, otobüsle yemekleri kendi ceplerinden mi veriyor, yoksa kulüpler mi karşılıyor? Hepsini kulüpler ayarlıyor; hem de yemeklerine varana kadar. Sonra televizyonlarda özür dileyeceklerine artistlik yapıyorlar.
    Peki bu rezilliğe çanak tutan kulüplere ne yapmak lazım? Size çok net yapılacak formülü sunayım. Süper Lig'e çıkma maçlarını, Türkiye Kupası Finali'ni, Süper Kupa'yı hiçbir şekilde şehirlere vermeyeceksiniz.
    Bu maçları mutlakla İstanbul'daki Olimpiyat Stadı'nda oynatacaksınız. İstanbul polisi bu konuda çok daha deneyimli ve profesyonel oldu.
    X-ray cihazlarını koyacaksınız, bu seyircileri Atatürk Stadı'nın üst tribünlerine alacaksınız. Her türlü tedbiri de alacaksınız. Hiçbir şekilde olay çıkmadan bu işler biter. Ama, "Hasan Bey istedi buraya, Hüseyin bey istedi buraya" derseniz, olacağı budur.

    Başkan lafları yuvarladı
    Şimdi size soruyorum, sahaya giren seyirci, bıcağı Pepe'nin kalbine saplasaydı, Türkiye Devleti bunu nasıl temizlerdi. Bu temizliğe deterjanlar yeter miydi? Bir de bıçakla giren seyirci maçın bitimine 30 saniye kala elindeki bıçağı Beşiktaşlı futbolculardan birinin baldırına soksaydı, hakemin bir tek yapacağı iş vardı. Maçı tatil etmek... Tribünden görüyorum. Hepsi organize ve çok planlı işler. Maçın durmasını istiyorlar.
    Hangi takım ister bunu? Favori olmayan...
    Yahu kardeşim Konyaspor, Beşiktaş karşısında mükemmel top oynuyor. Bu kadar para harcayan Beşiktaş'a karşı oyunun hakimi ve bir grup gerizekalıya uyup arka taraftakiler de sahaya giriyor. Ne gereği var! Konya Başkanı maçtan sonra özür dileyeceğini söyleyip, kameraların karşısına geçiyor. Ancak özür dilemekten vazgeçiyor ve laflarını yuvarlıyor.

    Beşiktaşlılar sahaya inseydi...
    Samsun'daki maçta bütün olayların başlamasına sebep bir grup Konya seyircisidir. Bu seyircilerden bir grup, kale arkasındaki Beşiktaşlı seyircileri tahrik etmek, sahaya çekmek için her şeyi yaptılar. Şimdi burada duralım. O Beşiktaş seyircisi, Anadolu'dan gelen seyirci olmasaydı da İstanbullu kemik seyirci olsaydı, bu tahriklere karşı sahanın içine girerdi. Acaba o sahanın ortasından kaç tane ceset kalkardı biliyor musunuz?
    Size şaka gibi geliyor ama en az 40-50 cesat kalkardı. Allah'tan Beşiktaş seyircisi bu işte ısrarcı olmadı. Beşiktaş tribünlerinde de 5-6 meşale yakıldı ama hiçbiri sahaya atılmadı. Konyaspor seyircisi olduğu gibi meşaleleri sahaya attı. Sonra da Beşiktaş tribününe yolladı. Beşiktaşlılar da o meşaleleri iadeyi taahhüt yaptılar.
    Benim tribünden izlediklerim ayna gibi bunlardı.

    NOT:
    Yukarıda bu kadar yazı yazdık. Şimdi size soruyorum.
    Samsun'da oynanan maçta birisi lig şampiyonu, diğeri kupa şampiyonu. Cezayı hangi statüye sokarak vereceksiniz.
    Kılıflar hazır mı? Hani kupa kupa, lig ligdeydi. Haydi buyrun bakalım cenaze namazına.

    Milleti aptal sanıyorlar!
    Bazı kulüp başkanları, yöneticiler şunları söyleyebilirler, "Ben kazanayım de ne olursa olsun.
    Her şeyi yaparım maçları kazanırım." Kazanırsınız da Türk futbolunda çok hasar bırakıyorsunuz.
    Milleti aptal zannediyorsunuz.
    Zaten seyirci sayısı az olan ülkede, bu olaylar yüzünden kim; eşini, çocuğunu, sevgilisini maça götürür!
    Yıllar önce bir spor yazarı, "Tel örgüleri kaldırmayıp, hatta bu tel örgülere elektrik verin" diye yazmıştı. Çoğu kimse bu fikre karşı geldi, "Tribündekiler hayvan mı elektrikli tel yapalım" dediler. Yıllar geçti ama herhalde elektriğe ihtiyacımız olacak!

    Müfettişlere bir tavsiye
    Bakınız, İçişleri Bakanlığı bu son maçta bir müfettiş ekibi görevlendirmiş.
    Benden sayın müfettişlere tavsiye. Sezon sonu Eskişehir'de oynanan Başakşehir- Konyaspor maçında olaylara karışanların görüntülerini seyredin. Sonra Beşiktaş-Konya maçındaki görüntüleri de inceleyin.
    Hep aynı şahısları göreceksiniz başrollerde. Maalesef kulüpler bunların hepsini biliyorlar.
    Bunları oralara götüren kulüpler. Biliyorum, bazılarına ters geleceğim ve sinirlendireceğim ama gerçek bu. Eğer müfettişler bu şahısları teşhis ederse, emniyet de onları çok rahat evlerinden alacaktır.
    Bütün statlardaki kameralar seyircilerin gözünün rengine kadar görüyor. Bu kadar paralar niye yatırıldı ki tesislere.

    Şenol'la 70'li yıllarda çok maç yaptım!
    Çarşı Grubu bildiri yayınlamış 'Erman Efendi' diye. Cevap verecek iki yer var... Beşiktaş-Konya maçının 60. dakikası Şenol, iki futbolcu değişikliği yapıyor. Ben de canlı olarak yorum yapıyorum, "Şenol, bütün riskleri aldı. Maçı çevirmeye oynuyor. Bu değişiklikle çevirdi çevirdi, çeviremedi kuzu çevirme olur" dedim. Çarşı diyor ki, "Sezon sonu biz şampiyon olacağız. Seni kuzu çevirme yapacağız." Yahu arkadaşlar ben bir maçla söylüyorum, siz sezondan bahsediyorsunuz. Sezon sonunda kimin kuzu çevirme olacağını kestirmek çok zor. İkincisi, Şenol Güneş'e, 'Şenol hoca' diyeceğime 'Şenol' demişim. Arkadaşlar, siz bu yazıyı kaleme almışsınız ama ben şimdiki teknik direktörünüz Şenol ile 70'li yıllarda karşı karşıya çok maç yaptım.
    Ama sizin bunu bilmemeniz doğal. Çünkü siz o zamanlar babanızda bile değildiniz. Herhalde portakal bile değildiniz.