Web Sürümüne Geç

    G.Saray’ın üst aklı

    Ertem Şener Ertem Şener
    Galatasaray'da başarının sırrı nedir ya da neydi düne kadar? diye sorduklarında ne cevap veririz?
    Halk arasında cevap belli; Ruh!
    Tutturmuşuz bir 2000 ruhu. O ruhun içinde kimler yoktu ki?
    Terim'den Hagi'ye...
    Bir baba ve bir saha içi komutanı.
    Sonra Lucescu, hatta Gerets bile.
    Hep o duyguyu verdiler Terim kadar olmasa da yaşatmaya çalıştılar.
    O duygunun etrafını tecrübeli ve kendine güveni olan takımda komutanlık yapacak, yapan oyuncularla daha da güçlendirdiler.
    Sonra bundan rahatsız oldu birileri.
    Kim ya da kimlerdi, o birileri?
    Çok bilen ya da bildiğini sana kalın purolular, jazz dinleyenler, çoraplarına, gömleklerine, ceket içlerine, iç çamaşırlarına isim yazdıranlar. Kendilerini Galatasaray'ın sahibi sanan 'Sarı Kırmızı Üst Akıl.' Yok ettiler takım içine serpiştirilen bütün duyguları; baba bir antrenör, futbolcular arası kardeşlik, saha içi komutanlık ve askerlik gibi güven bileşenlerini.
    Hepsi gitti, herkesi harcadılar. Üst akıl hakim oldu saha içine de dışına da.
    Anlamadılar Galatasaray'ı.
    Öyle günler oldu ki bugünlerde olduğu gibi futbolcuların, malzemecilerin hatta kapıdaki güvenliğin paraları ödenemedi. Futbolcular birbirlerine öyle bağlıydılar ki unuttular parasızlığı cüzdanlarındaki paraları birleştirip güvenliğin, mutfak görevlilerinin maaşlarını ödediler. Gizli başkan oldular!
    Tek odalı evde mutluluk misali çok huzurluydular.
    Birlikte tatile çıkarlardı beraber hücuma çıkar gibiydiler. Öyle öğretmişti Terim hoca. Takım halinde Dubai'ye gider gibiydiler tatile çıkarlarken.
    Bakın Eren Derdiyok, Kasımpaşalı Adem ile Dubai'de beraber tatil yaptı (ki sonuna kadar hakkı) Muslera da tatilde neredeydi, biliyor musunuz? O da Dubai'de.
    Ama ayrı ayrılar (Sadece beraber yenen bir akşam yemeği. Muslera, Eren ve Adem.) Eskiden böyle miydi? G.Saraylı futbolcular tatillerini bile beraber yaparlardı, 10 aile aynı uçakta giderdi ordan oraya.
    Şimdilerde ise Galatasaraylı oyuncular tatile, saha içindeki fubolu gibi çıkıyor; kopuk kopuk, ayrı ayrı. Ne gol var, ne tatil keyfi!
    Tüm bu olanlara sebep derin G.Saray'dır.

    Her gün şampiyon oluyor!
    Her şeye 'evet' diyen, kendi fikrine saygısı olmayan, evet kendi fikrine!, karşı psikolojiye karşı tarafın durumunu düşünerek kayıtsız kalan, tarzı ve tavrı ile beraber duruşu olmayan, rest çekmekten korkan, karşı tarafı ikna edemeyen adamdan ne coach ne de teknik direktör olunmayacağını, olunamayacağını öğrendik.
    Medyanın kontra sorularına birikimle, tecrübe ile yine empati ile vakur bir duruşla cevap verilebileceğini öğrendik.
    Hatta bu sorulara verilen cevaplardan utanarak bir dahaki sefere soruları sorarken daha itinalı olduk.
    Saha içine atılan ve bembeyaz olan yüzüne rağmen, ortalığı ayağa kaldırmayışı, savaş ilan etmeyişi ile en zor durumda sessiz kalması ile kıpkırmızı bir yüze büründük. Utandık, utandırıldık.
    Saha kenarında o kadar güçlüydiler ki;
    'başkanı soyunma odasına inip kadro veriyor, fırça atıyor ' demeyi unuttuk.
    İndirmediler çünkü.
    Küskün oyuncuları, sorunluları kangren sebebi ile kesip attılar. Gerekirse tek kolla, bacakla yaşarım ama yine yaparım dediler!
    Tüm Türkiye'nin saygısını kazandılar.
    Hep kazandılar, kazanıyorlar, kazanmaya devam edecekler. Onlar her gün şampiyon, gerisi teferruat. Advocaat-Obradovic KARDEŞLER!

    Eto'o'dan Eto'o'ya
    İki sene önce gelseydi kazan kaldıracaktı taraftar. Bu yaşta bir oyuncunun ne işi var Beşiktaş'ta? Bitmiş, gitmiş başka oyuncu mu bulamadınız? diyeceklerdi. Medya, medyamız yerden yere vuracaktı yönetimi.
    Şimdi her gün kapısında nöbet tutuluyor.
    Hatta 2 sene daha yaşlanmasına rağmen her gün gözler kulaklar ondan gelecek haberde. Hatta öyle ki İstanbul'da hayatı felç eden 'KAR ' engeline rağmen, dozer gibi yolları aça aça, koşa koşa havalimanına gidecek binlerce taraftar var, hazır kıta bekleyen onun için. Nereden nereye işte?
    2 sene önce gelseydi kazan kaldıracak taraftarlar, bugün gelse omuzlara alarak Vodafone Arena'ya taşıyacaklar.