Web Sürümüne Geç

    İçerde

    Ertem Şener Ertem Şener
    Takımlar Arena'ya girerken dikkatimi çekti. Beşiktaş'ın otobüsü bile bir kaç hamlede park halini alabildi. Siyah-beyazlı futbolcular otobüsten inerken başta Şenol Güneş ve kurmayları olmak üzere tüm futbolcular inanılmaz gergin ve stresliydi.
    Kimsenin yüzü gülmüyordu. Öyle ki sanki herkes birbirine küsmüş gibiydi.
    Fenerbahçe takım otobüsü ise sanki freni yokmuş da hiç durmayacak gibiydi. Advocaat, tercümanı Deniz gülüyor, sarı-lacivertli futbolcular ise kendi aralarında konuşuyor, sohbet ediyorlardı. Sahaya çıkarken de bu görüntüler değişmedi.
    İsmail Köybaşı kulaklarını kapatmış tribünleri duymuyordu. Beşiktaşlı futbolcular 'başlasın artık ne olacaksa olsun' der gibi ısınıyorlardı.
    Anlamı ve izahı çok açıktı bu yazdıklarımın aslında. Fenerbahçe oldukça rahat ve kaybedecek hiçbir şeyi yoktu.
    Bir de bu sezon Avrupa dahil derbilerin ve büyük maçların üstesinden hep geldi. Hep küçük maçlarda kaybetti.
    Basit ve manasız bir şekilde.

    Kartal'ın kabusu stres
    Beşiktaş ise kaybederse sonrasında neler olacağını biliyordu. Yenilgide 1, beraberlikte 2 puan olacaktı fark.
    Bu stres geçen hafta Medipol Başakşehir maçında ilk 20 dakikada Beşiktaş'ın kabusu oldu. Ya yine olursa? 'Ya bu maçta da aynı sıkıntıyı yaşarsak?' diye düşündü durdu siyah-beyazlılar taraftarından futbolcusuna, teknik heyetine.
    Hepsi gergindi.
    Nitekim Volkan Demirel maçın bütün stresini aldı Beşiktaş'ın üzerinden.
    Talisca ve Gökhan Gönül ile yaşadığı gerginlik, stres, küfürleşme, düello Beşiktaş'a yaradı. Nereye kadar?
    Son saniyeye kadar! Her şey Beşiktaş'ın istediği gibi gidiyordu. Kırmızı kartlar ile 9 kişi kalan Fenerbahçe de artık kabullenmişti Beşiktaş'ın şampiyonluğunu.
    Fabri, Fabri, Fabri.
    Kimse Fabri'yi hesaba katamadı yine.
    Tekrarladı. Lyon'a karşı nasıl her şeyi berbat ettiyse, 90+4'te de milyonlarca Beşiktaşlı'yı kahretti. Fenerbahçe, Beşiktaş'ı bu defa Fabri ile tuzağa düşürdü.
    En kritik maçlarda en büyük hayati hataları yapan Fabri bana nedense bu yılın en güzel dizilerinden birini hatırlatıyor; içerde!

    Babel'e yapılan penaltıydı
    Fenerbahçe sağdan bindirmeler ve indirmeler yapan Şener'i ve esas adamı Mehmet Topal'ı aradı. Tolgay öyle güzel oynadı ki, Atiba oynamıyor diye mutlu olan F.Bahçe adeta isyan etti. Öyle bir asist yaptı ki İsmail Köybaşı'nı hayata küstürdü. 37'de Hasan Ali'nin Babel'e yaptığı hareket net penaltıydı.
    Ben bir hakemin ilk defa bu kadar terlediğini gördüm. Çok koştu, mükemmele yakın yönetti Aydınus.
    Beşiktaş'ın otobüsü stada gelirken anlaşılan bir kaç hafta daha zorlanacak park ederken. Yine gülmeyecek kimse otobüsten inerken.
    F.Bahçe 90 dakikalık takım olduğunu gösterdi. Yine bırakmadı son saniyeye kadar. Yine attı son salisede hem de.
    9 kişi ile başardı. Yine kaybetmedi.