Web Sürümüne Geç

    Hiddink'in işi düzeltmek

    Gürcan Bilgiç Gürcan Bilgiç

    Hırvat maçları sonrası Hiddink ile devam etmenin anlamı yok. Aldığı paradan ötürü değil, yapamadıklarından dolayı

    Hiddink, A Haber'de Artı Futbol mikrofonlarında, Bener Onar'ın sorularını yanıtlıyor. Biz de stüdyodayız.
    Yarım saat için söz vermiş, bir saati aşkın konuştu.
    Yaptığı tespitlere katılmamak mümkün değil... Hataları belirtiyor, yanlışların altını çiziyor.
    Tıpkı, maçlardan sonra teknik direktörlerimizin basın toplantılarında yaptığı gibi.
    Bunlar aslında eleştirmenlerin işi. Yani bizim veya sizin...
    Onların işi; bunları düzeltmek... Bunun için para alıyor, bu görevlere getiriliyor.
    Eğer aldılarsa, eğitimlerinin nedeni bu.
    Kariyer dediğimiz şey bu işe yarıyor. Geçmişteki tecrübelerine dayanarak mevcut ve olabilecek hataların önüne geçecek formülleri buluyorsunuz.
    Hiddink veya benzer meslekdaşları ise bize bunları mazeret olarak sunuyor.

    Hırvat maçları sonrasında Hiddink ile devam etmenin anlamı yok. Aldığı paradan ötürü değil. Yapamadıkları nedeniyle...
    Grup maçları bittikten sonra eğer millilerimiz ile ilgili olumlu konuşabileceğimiz hiçbir şey yoksa, başındaki teknik adam varlığını belli edecek herhangi bir belirti göstermemişse devam etmek de manasız.
    Ben; Hiddink'in bu kadro kalitesine fazla olduğu fikrindeyim ayrıca.
    3-0'lık maç öncesinde rakip takımın nasıl hücum ettiğini, oyuncularının özelliklerini, duran toplardaki adam paylaşımını en az 10 defa her futbolcusuna anlattığını ifade ediyor Hiddink.
    Eğer bunu anlamayacak ve bu rakiplere karşı kalitesini belli demeyecek bir kadromuz varsa Hiddink'in burada ne işi var?

    ÖNCE KAFALAR DEĞİŞMELİ
    Futbolumuzu yeniden kalkındırmamızın tek yolu, oyuncularımızın hayat görüşleri üstüne ciddi eğilmemizden geçiyor. Hep kaybolan gençlerden yakınıyoruz. Nedeni basit; birden bire iyi kontratlara sahip oluyor, kendilerini yeterli görüyor ve tüm amaçlarını daha fazla para kazanmak üzerine kuruyorlar.
    Daha fazla kazanmanın, daha fazla çalışmaktan geçtiğini ise anlamak ve görmek istemiyorlar.
    Sınırlı sayıda oyuncu bunun farkına varıp, kendini geliştiriyor. Birçoğu menajeri veya ailesinin telkiniyle hep kontrat peşine düşüyor.
    Sahada hep yalnız oyuncular var. Gol sevincini arkadaşları ile paylaşmadıkları gibi, zor anlarda da toptan ve sorumluluktan kaçarak faturayı da kendi üstlerinden uzaklaştırmak istiyorlar. "Birlikte kazanma" duygusu gelişmeyince ortaya iyi futbolculardan oluşan kötü takımlar çıkıyor. Bu duyguyu oyuncuya vermenin önemini bilen yönetici ve teknik adamlarla bu devrim yapılabilir. Yoksa "Al daha fazla prim, para" diyenler sadece yalnızlığı ve ayrımı artırırlar.

    BANK ASYA-GÖZTEPE
    Müthiş maçlar izliyoruz Bank Asya'da...
    Güçleri birbirine çok yakın takımlar, kıyasıya bir puan mücadelesindeler.
    Kimin ne zaman kazanacağı veya kaybedeceği belli değil.
    Benim gözüm özellikle Göztepe'nin üstünde. 2.
    Lig'den geldiler. İyi başladılar ama iyi devam edemediler. 'Neden Göztepe' derseniz, bir projenin ürünü olduğu için. Kurumsal bir yönetim tarzı oluşturup, başarıyı planlayarak yollarına devam etmek istiyorlar. Önemli futbol adamları (Erhan Önal, Ali Gültiken, Özcan Kızıltan) bu gelişmenin parçası.
    Eğer tutunurlarsa, futbolu destekleyecek ve kulüpleri böyle kurumsallaştıracak başka özel sektör grupları da çıkacaktır.
    Böylece kulüplerin başına çalmak isteyenler değil, kâr etmek ve başarı üretmek için formül yaratanlar gelecektir.
    Bu yüzden Göztepe projesini önemsiyorum.

    ARENA'DA OTURANLAR!
    Milli maçlar birçok statta oynandı. Hiçbirinde özellikle rakip takımda forma giyen oyuncunun protesto edildiğine veya hedef seçildiğine ben şahit olmadım. Buna Ali Sami Yen de dahildir.
    Ne zaman ki TT Arena açıldı, bu koltuklardakiler her oyuncuya, her şeyi söyleme hakkını kendilerinde buldular. Sabri ile Arda'ya kendi oyuncularına yaptıkları gibi, milli maçlarda da önce Emre'ye, ardından da Volkan'a yüklendiler.
    Sorun en modern stadımızda değil, bu bölgeyi kendileri için küfür alanı yapanlarda.
    Bundan sonra burada milli maç oynanacaksa o seyircileri de iyi seçmemiz, belki de evlerinde oturmalarını sağlamamız gerekiyor.
    Sakarya'dan Tatangaları getirir, milli takıma nasıl tezahürat yapılırmış herkese gösteririz.