Web Sürümüne Geç

    Düzenin devamı; Pereira

    Gürcan Bilgiç Gürcan Bilgiç

    Yeni hocanın futbol felsefesi ve takım yönetimi açısından Aykut Kocaman ve Ersun Yanal ile çok ortak noktası var

    Ben para verdim, şampiyon olduk"tan sonra Vitor Pereira ile anlaşmak, Aziz Yıldırım için çok önemli bir gelişme. Dilini konuşamadığı, iletişim kurmakta zorlanacağı, tribün telefonları edemeyeceği bir teknik direktöre "evet" dedi. Sonra neler olacağını bekleyip, göreceğiz ama en azından ilk etapta Fenerbahçe'yi teknik direktörü yönetecek gözüyle bakabiliriz.

    Taktik disiplin istiyor
    Vitor Pereira'nın futbol felsefesi ve takım yönetimi açısından Aykut Kocaman ve Ersun Yanal ile çok ortak noktası bulunuyor. Öncelikle bir sistemin peşinde. Bunu yapabilecek fizik gücüne kavuşmak, olmazsa olmazı. Bu yüzden ağır antrenmanlar, çalışma ve taktik disiplini istiyor.
    Bundan da oyuncu kim olursa olsun vazgeçmiyor.
    Bu bakış açışı, oyuncu grubuna patronun kim olduğunu hatırlatır. "Ya hoca, bu çocuğu bir denesene" telkinlerinin de önüne geçer. Futbolcu kendisine formayı kimin verdiğini bilirse, tavrını, hedefini ve duruşunu da buna göre ayarlar. Bu yüzden "Beni ortalarda görmeyeceksiniz" cümlesinin ifade ettiği gerçeğe ulaşması çok önemli.

    İnandırması gerekiyor
    "Baskılı oynayacağız" demekle, baskılı oynanmaz. Her teknik adam bunu ister ama sahadakiler yapmaz veya yapamazsa, planlar-stratejiler anında değişir. Pereira'nın bu yüzden kendi kadrosunu kurması önemli. Şartlar transfer sayısını azaltabilir.
    Bu nedenle geçmişten gelenlerin saygısını kazanması, onları kendisine inandırması da gerekiyor. Dört yılda altı kupa kazanmışsa, demek ki, bu konuda performansa sahip.

    İlk şart; Topuk Yaylası
    Hazırlık kampını yurt dışında istedi.
    Çok hazırlık maçı da yapmanın peşinde. Sezon açılış tarihini dört gün öncesine çekti. Önüne hemen ilk şart koyuldu; Topuk Yaylası...
    Bu tesisler Aziz Yıldırım için önemli.
    Ersun Yanal geçen sezon başında her gün sis olup, sabah antrenmanlarını erteleyince, kamp yerini değiştirmek istedi. Ortalık karıştı.
    Kamp bittiğinde de görevden alındı. "Oyuncular istemiyor" dendi ama kamp yerini istememesinin de bu gelişmedeki rolünü göz ardı etmemeli.
    Umarız bu kez hava şartları daha iyi olur. Çünkü temmuz ayında, Topuk Yaylası'nda her gün öğlene kadar sis oluyor.

    Detayları önemsiyor

    Her şey bir tarafa 46 yaşında, hedefleri olan ve buna nasıl gideceğini bilen, detayları önemseyen, futbolcusundan sınırlarını zorlamasını bekleyen bir teknik adamla anlaştılar.
    Bu felsefeye inanmaları bile, her şeyi değiştirecek başlangıç olabilir.

    21 takım tartışılsın
    Kayseri Erciyesspor yönetimi Süper Lig'in 21 takımlı olması için görüşmeler yaptı. Futbol Federasyonu bir duruş göstermedi. Seçimler var çünkü. Topu Kulüpler Birliği'ne attı.
    Avrupa'da birçok lig 20 takımla oynanıyor.
    Daha çok maç, daha çok hasılat, daha çok reklam geliri demek bu. Takvimlerini buna göre hazırlıyorlar, kadrolarını da ona göre oluşturuyorlar.
    Elbette bunların üstüne bir de kupalar var.
    Bazı ülkelerde (İngiltere-Fransa) iki kupa var.

    Fazla maç rekabeti de artırır

    Bir sohbetimizde Güvenç Kurtar da benzer fikri savunmuştu. "Futbolcuyu geliştirmeniz için maç oynatmanız gerekir" diyordu. Üç günde bir maç oynamak oyuncuları, antrenmandan daha çok motive ettiğini teknik adamlar da savunuyor.
    Antrenmanı sevmeyenler, maçta yüzde yüz ile oynuyorlar. Çok maç, aynı zamanda forma şansı bulamayan oyuncular için de fırsat. Maç eksiklerini tamamlıyor, kadro ile rekabet edebilecek fırsatı buluyorlar. Bu durumu, doğru şekilde tartışmaya açmalıyız.

    Biri anlatmalı
    Vitor Pereira, imza töreni sırasında şık bir siyah takım elbise giydi. Duruşu, konuşması, sorulara yanıtlarındaki kararlı tavrı dikkati çekti...
    Ayağa kalkıp, stadı gezmeye başladığında ise ayağında açık renkli koşu ayakkabısı olduğunu gördüm.
    Felsefesi çok iyi ama giyim tarzı ve seçiminde bir gustosu olmadığını gördüm. "Bize performansı lazım, ne giydiği önemli değil" diyebilirsiniz. Ben demem. 20 milyon taraftarı olan, spor kulübü olarak, dünyada önemli bir koltuğa sahip Fenerbahçe'nin lokomotifinin başındaki kişi, iyi giyinmelidir.
    Bu seçimi zorunluluktan yapmışsa (ayağında problemler olabilir) sözlerimi geri alırım. Fakat bir imza töreni sırasında, tüm medyanın karşısına çıkarken, özenli ve zevkli olmak gerekir.
    Kimse bana sahaya takım elbise ile çıkıp, ayağına spor ayakkabı giyenleri örnek göstermesin. Bu da bir zorunluluktur çünkü. Çimlerin üstünde kalacaksanız, buna uygun ayakkabı seçerseniz.
    Yine de bu seçim, kalın tabanlı koşu ayakkabısı olmamalıdır.
    Hepsi euro milyoneri olan, tüm markalara hakim ve kaliteli giyinen futbolcularınız varsa, en az onlar kadar tarz olmalısınız. Arabanız onlarınki kadar özel ve farklı olmalıdır. Çünkü önce paranın konuşulduğu bu dünyanın ön yargıları da buna göredir...