Web Sürümüne Geç

    Akıl oyunları

    Gürcan Bilgiç Gürcan Bilgiç
    Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında saha dışında da süren, yöneticilerin oynadığı çok çekişmeli bir mücadele sürüyor. Ne zaman başladı veya nasıl biter bilinmez ama Aziz Yıldırım'ın "Onlara, Demba Ba'yı almalarını ben söyledim" çıkışı milat sayılabilir.
    Sonrasında "Kızdırmasınlar, en iyilerini alırım" meydan okuyuşu da vardı Yıldırım'ın.
    Önce Diego Ribas'ta kapıştılar.
    Atletico'dan bonservissiz gelirken, Beşiktaş'tan sonra devreye girip, esaslı bir imza parası verip, Brezilyalı'yı kadroya kattı Aziz Yıldırım. Bir sene sonra Van Persie'de de benzeri yaşandı.
    ManU oyuncudan kurtulmak isterken Fikret Orman transferi mininumum bedelle bitirmek üzereyken, Aziz Yıldırım devreye girdi ve rakamları yükselterek Hollandalı'yı kadroya kattı. Ancak Beşiktaş'ın ikinci seçenekleri daha isabetli çıktı.
    Diego olmayınca Sosa, Van Persie kaçınca Mario Gomes'i transfer ettiler.
    Hesapları bozan Yıldırım'ın Periera, Orman'ın Şenol Güneş kararları oldu. Biri cahil çıktı, diğeri takımı baştan yarattı ve şampiyonluğa taşıdı.

    Savaşı kim kazanacak?
    Sezon başında Fikret Orman bitirici darbeyi vurdu aslında. Caner ve Gökhan Gönül transferleri ile Fenerbahçe'nin yıllardır süren taktik avantajını bitirdi. Üstelik bonservis ödemeden. Mehmet Topal ile de belli bir noktaya geldilerse de, Aziz Yıldırım ikna etmeyi başardı. Düne kadar para gücünü kullanan Aziz Yıldırım, kulüp batma noktasına gelip, UEFA'nın el koyması ile borçlanma şansını da yitirdi. Rakibin eli sıkışıkken, hamle şansı vardı; bu kez finansal şartlarda eşitlik; hatta Beşiktaş'ın bir adım öne geçmesi de var.
    Şu anda son mücadele veriliyor. Antalyaspor'un Etoo 'yu kalmaya ikna edip; satmayacaklarını açıklamasıyla, Fikret Orman da Trabzonspor'un Mehmet Ekici'yi Fenerbahçe'ye vermesinin önüne geçti. Aatıf'ın kalmak istemesi, Olcay'ın takasa girmesi, "Fenerbahçe'den başkası olmaz" diyen Mehmet Ekici'yi, Fikret Orman yönlendirmesiyle kadro dışına gönderdi.
    Geçen sezon muharebeleri Fenerbahçe kazanmıştı ama savaş Beşiktaş'ın oldu.
    Şampiyonluğu kucakladılar. Bu kez muharebeler Beşiktaş'ta gibi gözüküyor. Bakalım savaşı, yani; şampiyonluğu kim elde edecek.
    Akıl oyunları devam ediyor.

    UÇAN TÜRK!
    Aykut Kocaman'ın Fenerbahçe'si öylesine makinalaşmıştı ki, Salih Uçan'ın temposu veya fizik gücünü kimse tartışmadı. Genç oyuncunun eksiklerini kapatıp, yeteneklerini doğru sergilemesini sağladılar.
    Ama Ersun Yanal öyle değildi. Zaten elinde iyi bir takım vardı ve Salih oynayacaksa, üst düzey fizik güç ve tempoda rekabete girmek zorundaydı. O yüzden oynayamadı.
    Sonra Roma istedi. İki sezon, onu isteyen teknik adam da çalışmasını yeterli bulmadı Salih'in. Dolayısıyla oynatmadı.
    Bu sezon döndüğünde büyük bir şansı vardı önünde. Takımın önemli oyuncuları zaten gitmiş, yerleri ise boş kalmıştı. Altı maç şans buldu ama şans onu bulamadı.
    Advocaat, "Bazı oyuncular Fenerbahçe'de oynayacak düzeyde değil" diyerek Salih'e tribünü işaret etti, kulübeye bile almadı. Son haftalarda ise gelişme tam tersi yönde sürüyor.
    Salih'in gayreti, isteği fark edildi.

    Devamlılık sağlaması şart
    Türkiye Kupası ve Amed maçı, Salih'in aslında ne olduğunu, neler yapabileceğini bir kez daha gösterdi. Bu çocuk kendinin farkında. Hocaları da ne olduğunu biliyor.
    Ama devamlılık sağlaması için temposunu koruması ve gücünü artırması gerekiyor.
    Ön yargısız bir hoca var Fenerbahçe'de.
    Aatıf'ı onbirde oynatmaya başladığındaki itirafı bile, kulübede oturup, kendisine haksızlık yapıldığını düşünenler için açılan bir kapı. Salih, eğer gelecekte, "Çok yetenekli çocuktu ama" diye başlayan cümleler ile anılmak istemiyorsa, profesyonel seviyenin gereğini yapmak zorunda. Yoksa küçük takımların, büyük oyuncusu olmaktan öteye gidemez. Geçmişteki abileri gibi…