Web Sürümüne Geç

    The end!

    Hakkı Yalçın Hakkı Yalçın
    Sezon sonu pazarında bir gezinti yaptım.
    Hayal tezgahında istemediğimiz kadar yalan duruyordu.
    Vicdansızlık geçer akçe olduğu için.
    Asaleti ve adaleti küçük düşürenlerin büyük adam sayıldığı futbol sahnesinde, namussuzluğu tartacak terazi de yoktu.

    ***
    Yere serilmiş tezgahlarda, Beşiktaş'ın nasıl harcandığının öyküleri vardı.
    Kitapçıklardan birini aldım sayfayı çevirdim, "Gaziantepspor'un şampiyonluk mücadelesindeki rolü" konulu bir yazı dikkatimi çekti.
    Satıcı kitabı elimden çekti. "Bu kitap yanlışlıkla buraya girmiş abi!" dedi. Acı acı güldüm.
    Başka bir tezgahta "düdüklere taksit yapılır" ilanı vardı.
    Aldım kalemi elime. "Bir düdüğün satılması bir hakem için ne ifade ediyorsa.
    Bir kalemin satılması da gazeteciler için onu ifade etmeli" diye yazdım.
    Kimse okumadı.

    ***
    Futbolun canına okunan bir ülkede, sezonun taraftar ortalaması 7 bin.
    Başkaları Real Madrid ve Barcelona tribünlerini ortaya koyarken.
    Ben böylesine acı bir gerçeğe, "İnsanlar futbolun salgılarından kendilerini korumayı öğrenmiş" gözüyle baktım.
    Öyle ya, İspanya kalitesi Türkiye'nin mantalitesine ne kadar uyuyorsa.
    Gerçekler de kendi rengine boyuyordu futbolu. "Simsiyah!"

    ***
    Sezon içi görüntüleri yeniden yayınlanıyordu da, "işte" dedim, "ahlaksızlığın belgeleri!".
    Bazı hakemlerin özel koruma altına aldıkları futbolcuyla aralarındaki lisan sorununu nasıl çözdüklerini bir kere daha izledik.
    Ama dilini pabuç gibi çıkaran adam, sezon sonu kutlamalarında bile hala saygısızlığını istifliyordu . "Hakemler çok kere bana sebepsiz sarı kart gösterdi." "Eee" dedim, "Böyle bir adamı korumakla dört ayak üzerine düştüklerini düşünenler, şimdi düdüklerine tükürsünler."
    Ahlaksızlığa hizmet etmenin onuruna!

    ***
    Şampiyonluk kutlamalarını rakip takımı aşağılamak zannedenlere baktım.
    Avrupa görmüş kocaman adama bizim futbolculara benzediği için acıdım. "Her sarayın bir soytarısı vardır" dedim. Yürüdüm gittim.

    ***
    Meselenin içine futbolcuların eşlerini karıştırmak çirkinliğin daniskasıydı.
    Hafıza kaybına uğramadan iki takımın da aynı adrese gönderdiği çirkin sanal saldırılara baktım.
    Tedaviye cevap vermeyen gerçeklere soru yöneltmenin anlamsızlığını hissettim.
    Sorularımı cevapsız bıraktım.
    Bu ülke artık böyle bir ülke.

    ***
    Rakip takım 2 kupayı birden kaldırırken, hala taraftarlarına aynı masalları okuyan başkanlar sokağında durdum. "Takımı teknik direktör değil, ben şampiyon yapıyorum" yazılı duvara baktım.
    O duvarın dibine, böyle bir düşüncenin karşısında küçülüp imza atan teknik direktörler sergisi açtım.
    Hepsi de birbirinden biçare!
    Serginin dibine "Yeni bir transfere elinizi açabilirsiniz" diye not yazdım.
    Yazımı silseler de, attıkları çirkin imzayı silemezler.

    ***
    Pazarın sonunda astığım afiş duruyordu. "Ne yaparsanız yapın.
    Bir Pitbull'dan adam yaratamazsınız!"

    ***
    Sezonu kapattım. The end!