Web Sürümüne Geç

    Asıl mesele

    Hakkı Yalçın Hakkı Yalçın

    Önce Fenerbahçe'nin ligin sonundaki Adanaspor'u niye yenemediğini tartışalım.
    Pahalı ayakların, ucuz pozisyonları harcamasına alkış tutanların önüne geçerken, onca hoşgörüye ve saygıya karşılık, Van Persie'nin neden hazır olmadığının hesabını soralım.
    Takımdaki futbolcuların yarısının kazanmak için oynadığını söylerken, diğer yarısının Fenerbahçe'nin hayatıyla oynadığını işaret edelim.
    "Bu Adana'yı da yen be kardeşim" diyen Fenerbahçe taraftarlarına mahsuben... İşçi tulumuyla uyku tulumu arasındaki farkı futbolcularına öğretemeyen teknik patronluğu da bu kez "sanık" sandalyesine oturtalım.

    ***

    Sonra da asıl meseleye gelelim.
    Türkiye'deki hakem sisteminin sonuçları belirleme gücüne ne kadar katkı yaptığına.
    Bir takım iyi de oynar, kötü de ama kazandığı pozisyonların hakkı verilmelidir. O yüzden maçın hakemi Serkan Çınar'a sorarız.
    "Penaltıyı neden vermiyorsunuz?" Sorularımız bitmez.
    "Siz Fenerbahçe'nin penaltısını çalan kleptoman mısınız, hakem mi?" "Maçın ikinci yarısında Lens ve Skrtel'e göstermediğiniz kartlar, sizin ne kadar eyyamcı olduğunuzun belgesidir de, mesleğinizi bu kadar küçük düşürmekten utanmıyor musunuz?" Adaletsizliğin telafisi adalettir, yeni bir adaletsizlik değil.
    Futbolda "hakemi de yenmeliyiz" kuralı lügatlara girdiyse, bu kural sadece Fenerbahçeli futbolculara ait değil.

    ***

    Galatasaray-Konyspor maçı sonrasında yükselen isyanlara baktık.
    Aykut Kocaman gibi sakin bir adam bile kendini tutamadı.
    Futbolcunun etiketine göre kart gösteren Mete Kalkavan'ın bu topraklarda hakemlik yapmasının nasıl sakıncalı olduğunu defalarca yazdık.
    Ama sistem böyle hakemlerin beslenmesinden yana.
    Konyasporlu Ali Çamdalı hakeme "korkaksın!" demiş. Ne güzel söylemiş.
    Korkağa korkak diyeceksin, hakeme hakem. Kendisine saha içinde her türlü hakareti yapan "jönlere" suskun kalan bir adamın rütbesidir korkaklık.

    ***

    Futbolda kimlerin nasıl korunduğunu, hakemlerin nasıl eyyamcı olduğunu, bırakın video görüntüleri, bunların filmi bile çevrilse asla değişmeyeceklerini söylemeye gerek var mı?
    Bırakalım da, onlar ellerine geçirdiklerini dişlesin öyle mi?
    Hakemlerin işlediği cinayetlerin geri dönüşümü için bir makine icat edilsin de, bir işe yarasın bari.
    Düdüklerini ve kartlarını suç mahallinde bırakacak kadar delikanlı olanların atıklarını da onların arkasında duranlar işlesin! Parfüm niyetine!

    ***


    Biz bu hakemleri kaç kere enseledik.
    Geceye hakim olmakla, zanlı olmak arasında tercihlerini yapanların saha içinde neler yaptıklarını kaç kez belgeledik. Şimdi onlar başka bir maçta "ödeştirme pozisyonu" almakla göz boyayacaklar emin olun!
    Bu topraklarda hakemliğin ritmi bozuldu. Gördüklerini çalamayacak zavallı adamların, emek çalmalarının önüne geçemedik.
    Tribündeki insanlar, pozisyonlara hakemden daha yakın duruyorsa.
    Hakemler futbolun önüne geçiyor da, futbolun tarafını tutan hakem sayısı bir elin parmaklarını geçmiyorsa.
    O yüzden bazı hakemler kendine sorsun."Ben kimim?" diye.
    "Hakemlik elbisesini taşımam için gerekli şartları oluşturan meslek onuruna karşı, ben yerine getirmediğim şartların utancını ne yapacağım? " diye.
    Kapının önünde sizleri bekleyenler varsa.
    Onlara haber salın, gelip alsınlar!
    Nasılsa düdüğünüzde boncuk var!