Web Sürümüne Geç

    Bayramlık!

    Hakkı Yalçın Hakkı Yalçın
    Bayramlarda da maziye dönük yaşıyorum. Eski haksızlıkları unutmuyorum o yüzden.
    Hafızamda bir not duruyor.
    "Bir takım nasıl kundaklanır?" "Alex'in gidişine mahsuben!

    ***

    Fenerbahçe'nin üç sezondur neden bu hallere düştüğünü sorgularken, Alex'ten sonra futbolun özne olmadığı bir takım geliyor gözümün önüne.
    "Şampiyon olacağız" nidasıyla lige başlayanlara, "Önce takım olun" diyoruz ne oluyor!
    Takımı futbol dışı gerçeklere yaslamaktan başka çıkar yol bulamayanlar, doğruyu nasıl bulacak göreceğiz.
    O yüzden bayramlık soruyu Aziz Yıldırım ve Aykut Kocaman'a soruyorum. "Alex'in sahadaki posteri, orta alanın cümlesine yeter miydi yetmez miydi?" Ayrıca bir not düşüyorum.
    "Aziz Yıldırım'ın Fenerbahçe için yaptıklarından, yanlışlarını çıkarırsanız elde hiçbir şey kalmaz." Harcanmış yıllar öyle kolay ödeşmiyorsa, ne söylesek haksızlık olmaz!

    ***

    Yabancı cenneti Galatasaray'a bakıyorum.
    Takımın en zayıf halkası Serdar Aziz'in yerine Denayer de geldikten sonra, Galatasaray'da ilk 11'de oynayacak yerli futbolcu kalmadı demektir.
    Bu meselenin psikolojik test sonucu:
    "Yerlilere yabancı kalmak takımı motive ediyor!" Her zaman yerli futbolcudan yanayım ama bu yabancı rüzgarında kendilerine bakmayı reddeden yerli futbolcular için de not düşüyorum.
    "Kağıttan gemileri hiçbir rüzgar bağışlamaz!"

    ***

    Beşiktaş'ın transfer anlayışındaki ilginç alışverişlere bakıyorum.
    Savunmada Marcello'yu kaybetmenin getirdiği telaşı gizlemek mümkün değilken, Beşiktaş'ın orta alandaki boşluğun da en çok Şampiyonlar Ligi maçlarında dışa vuracağını anons ediyorum.
    Milli takıma seçilmeyince, "Başka kokular alıyorum" diyen Oğuzhan Yakuphan'ın, Beşiktaş'taki içler acısı halinden de iyi kokular gelmiyor.
    Sahanın dışındaki gerçekler saha içindeki iskeletleri ele verir!
    Çünkü futbol topu kadar iyi koku alan bir gerçek yoktur!

    ***

    Milli takımın yarın iyi bir sonuç alması dilemekle, Lucescu'nun yanlışlarını elemek arasında gezintideyiz.
    Milli takıma zarar vermemek için haddimizi bilelim.
    "Sadece aptallar fikirlerini değiştirmez!" diyen birine küçük notlar gönderelim.
    "Akıl sadece fikir değiştirmekle ortaya konan zavallı bir şey değildir.
    Saatin aklı koşmasında değil doğru gitmesindedir!" Lucescu'nun yapacağı en akıllı iş;
    Milli takımı finallere götürmektir.
    Yoksa, bu akıl hikayelerinin nereye varacağına aklı yetmez!

    ***

    Bayram denince çocuklar geliyor aklıma.
    Çocukların en büyük sevdası futbolsa, futbolun temsil gücünde özne çocuklar olmalı.
    Çocuklarımızın başındaki elmaya nişan alıp, onları kalbinden vuranlar değil.
    Sözümüz sırtını kabalığa, çirkinliğe ve şiddete dayayanlara!
    Futbolcuları bitirimlik müzayedesinde açık artırmaya çıkaranlara!
    Para, popülerlik onlarda kalabilir.
    Ama çocuklardan çaldıkları ömürleri annelerine geri versinler.
    O parlak ışıklı odalardan duyulmuyor olabilir ama analar haykırıyor.
    "Çocuklarımızı