Web Sürümüne Geç

    Kartal şovda golü unuttu

    Beşiktaş oyuna 20 dakika sonra başladı. Ama ne başlamak!
    Sarı-kırmızılıların sağ kanadı bir anda çöktü. İsmail, Quaresma, Almeida, Simao enerji ve konsantrasyon patlaması yaşadılar!
    Üst üste gelen atakları tek başlarına durdurmaya çalışan Semih ve Muslera'nın yüzü bir ara kağıt gibi bembeyazdı. Neredeyse umutsuzluğa düşmüşlerdi.
    Ama ne yalan söylemeli! Eğer golle sonuçlanmıyorlarsa, bu türden futbol güzelliklerinden geriye pek iz kalmıyor.
    ***

    Fatih Terim takımının yediği baskının sorumluluğunu Sabri'nin olmayışına ve Ayhan'ın ağırlığına bağladı ve ikinci yarının başında değişikliğini yaptı.
    Doğru muydu bu tespit? Bir ölçüde, evet! Ama Kazım'ın sahada kalması neyin nesiydi!
    Kazım varlığı sadece Carvalhal'in işine yarıyordu! Teknik adamların "oyuncu" değiştirerek gidişatı belirleme hamleleri Necip ve Sabri'nin sakatlanmaları yüzünden sekteye uğradı.
    Kader onlara sanki "futbol Ahmet çıksın, Mehmet girsinden daha çok bir taktik beceri ve disiplin işidir, kendinizi öyle kanıtlayın" diyordu!
    ***

    İki büyük takım diyoruz ama... İkisinin de 70. dakikadan sonra kondisyonu tükendi.
    Aurelio ve Melo halı sahada yapılmayacak hatalar yapacak kadar çaptan düştüler. O dakikalarda oynanan futbolun ne derbiye, ne de tribünlerdeki heyecana yakışır bir tarafı vardı.
    Daha fazla futboldan söz etmek yerine... Siyah-beyazlı tribünlerinVan'daki depremzedelere gönderdiklerinin göz yaşartacak kadar anlamlı olduğunu anlatmalıyım...
    Taraftarlar o soğukta soyunarak Vanlı kardeşlerine dediler ki: "Biliyoruz, üşüyorsunuz ama biz yanınızdayız, unutmadık sizi, derdinizi paylaşıyoruz."