Web Sürümüne Geç

    Huzur varsa başarı gelir

    Kimi teknik direktörler sabit fikirli olurlar. Değişkenlikten, çağdaş futboldan yana pek olmazlar. Belirledikleri kadro, sistem ve taktikte ısrarcı olurlar.
    Rakibe göre kadro, sistem ve taktik belirlemede tutucudurlar.
    Bildiklerini sahaya yansıtmayı yeğlerler. Oysa doğrusu; rakibe saygı gösterip, maçlarını izleyerek oyun stratejisini belirlemek, bunu yaparken takımın temel oyun ve oyuncu yapısıyla oynamamaktır.
    Samet Aybaba, gençlerden oluşan kadroyu oturtma aşamasında...
    Kadro ve sistem, giderek kendini buluyor.
    Futbolda öncelik; futbolcunun "bireysel" becerisinden çok, "takım oyunu"dur. Samet Aybaba, bu prensibi oturtma çabasında. Beşiktaş'ın, öncelikle rakibi oynayamaz duruma getirip, kendi oyununu kabul ettirmeye çalıştığını görüyoruz.
    Oyun kurgusundaki anahtar, Fernandes. Yurttaşları Quaresma ile Almeida da önemli ayaklar ama biri yüksek (3 milyon 750 bin euro) parasından zırnık inmeme inadıyla, "hayırsızlar locası"nda oturuyor!

    Son durak hüsran olmaz
    Almeida, çocuk sorununu halletti, huzura kavuştu. "Şimdi kafam rahat. Gollerimi atmaya hazırım" diyor. Kim için hazır acaba? Alıcısı çıkmasa kalır mıydı, gider miydi? O önemli!
    İki Portekizli'nin estirdiği "huzursuzluk havası", neyse ki öteki futbolcuları teğet geçiyor!
    Huzur olan yerde başarı olur. Beşiktaş'ta huzur dört dörtlük olmasa da Aybaba, "takımdaşlık" havasını enjekte etmeye çalışıyor. İşi gerçekten zor! Başarırsa helal olsun...
    Özetle; Beşiktaş, Onursal Başkanı Sayın Süleyman Seba sonrası yönetimlerin affedilmez savurganlığının ceremesini çekiyor.
    Bu ülkenin en büyük kulübünü yetersiz kişiler yönetirse gelinen nokta bu olur. "Altyapı" ve "genç tutkunu"
    Fikret Orman-Samet Aybaba ikilisinin omuz omuza verdikleri yapılanmanın son durağı "hüsran" olamaz...