Web Sürümüne Geç

    Ben de varım

    Serkan Reçber Serkan Reçber
    Belki de zirve yarışı kaderinin belirleneceği çok zorlu bi maç bizi bekliyordu. Ligimizdeki baskı altında performans yapabilme yeteneği ve kazanma becerisi en yüksek olan takımı Fenerbahçe, kazanabilme adına doğru taktik, yüksek enerji ve kazanma odaklı motivasyonla maça çok hızlı başladı.
    Ve ilk düdükle bunu rakibine ve tribüne gelen taraftarına hissettirdi.
    1.bölgede Epureanu'ya, 2. bölgede Emre'ye, 3. bölgede Mossoro'ya yaptığı etkili pres ve agresif oyunla Başakşehir'in iyi yaptığı pas bağlantılarını, geçiş hucümunu, hızlı ataklarını doğru strateji ile durdurdu.
    Takımının bu oyununu gören taraftarı da maçın içine girince Başakşehir'in oyun kimyası iyice bozuldu. Böyle olunca top daha fazla F.Bahçe'de kaldı. Pas oyununu oynadı, kanatları iyi kullandı ve bunlardan bir tanesinde Alper'in gol öncesi dikine pası ve H.Ali'nin ortasında Salih-Ozan işbirliği ile bulduğu güzel golle öne geçti.
    Bu skorla F.Bahçe'nin istediği sevdiği oyuncularının kendini daha iyi ifade ettiği bir şekil alırken Başakşehir oynamasını sevmediği ve bilmediği bir hal aldı ve devre böyle bitti. İkinci yarıya topu daha çok rakibine bırakan, topun arkasına geçen oyunu daraltarak oynayan bir Fenerbahçe varken, buna karşın risk alan önde basan ve defansını öne çıkararak başlayan Başakşehir kısmen istediğini alan taraftı.

    Efektif bir orta saha oldu
    Biraz zorunluluktan olsa da hep söylediğimiz Josef, Alper, Salih orta sahası ile daha efektif bir hal alan, topu tutan, pas yapan, hücumda Lens ve Karavaiev ile daha zenginleşen bir takım oldu. Tabi bir artısı da rakibin baskı kurmasını bu anlayışla da önlemiş oldu.
    Josef'e ayrı parantez açmak lazım Mossoro'ya yaptığı baskı ile hem oyuncunun hem de Başakşehir'in temposunu bozduğu gibi yanında oynayan iki ofansif oyuncunun defansif eksiklerini isteği, kuvveti ve hırsı ile kapattı. Alper ise "Adana maçında beni neden oynatmadın hocam?" der gibi, tempoyu kontrol etti, oyuncu eksilti, pas trafiğini yönetti, dikine oynayıp takımını çok iyi organize etti. Karavaiev basit oynayarak taktik anlayışa ve oyun disiplinine sadık kalarak gösterişsiz ve sade bir oyunla neden transfer olduğunun cevabını vermiş oldu.
    F.Bahçe mutlak kazanması gereken bir maçı daha, final maçlarında nasıl oynanmasını bilen oyuncuları, tecrübeli hocası ve takımının en zor anlarında ihtiyaç duyulan her zaman takımını karşılıksız destekleyen güçlü taraftarı ile kazanarak şampiyonluk yarışında en yüksek sesle taraftarı oyuncusu ve camiası ile "Ben de varım" dedi...