Web Sürümüne Geç

    Çok güzelsin Beşiktaş

    Sinan Vardar Sinan Vardar

    Futbolumuzda bugünlerde Beşiktaş fırtınası esiyor. Kara Kartal'ın başarılarıyla biz Beşiktaşlılar mutlu ve o bir kadar da gururluyuz. Samet Aybaba'dan başlayan Bilic'le devam eden Şenol Güneş'le zirveye çıkan bir takımın öyküsü son 3 sezona damgasını vuruyor.
    Ve en önemlisi Beşiktaş'ın özellikle Avrupa'daki başarıları, ezeli rakip taraftarların da şapka çıkaracağı cinsten. Son yıllarda büyük çöküş yaşayan Türk futbolunda Beşiktaş, Türkiye'nin yıldızı konumunda.
    Beşiktaş'ın tarihi elbette başarılarla dolu. Şeref Bey'lerden, Baba Hakkı'lara, Süleyman Seba'lara, Metin-Ali-Feyyaz'lı ve daha burada sayamayacağım kadar pek çok parlak dönem Beşiktaş tarihinin altın sayfalarını süslüyor.
    Her dönemin ayrı kriterleri vardır tabii ki ama Beşiktaş'ın bugünleri siyah-beyazlı kulübün altın sayfalarındaki yerini alacaktır elbette. Bu dönem nasıl hatırlanır, tabii ki bunu Beşiktaşlıların hafızalarında kazınacak hatıralarla belirlenecektir.
    Gözümü kapatıp geleceğe doğru hayal kurduğumda, bugünlerin Şenol Güneş'li muhteşem kadro şeklinde hatırlanacağına eminim. Şenol Güneş'li, Quaresma'lı Talisca'lı, Oğuzhan'lı, Cenk Tosun'lu kadro diye bahsedebilir gelecekte bugünler. Tabii bütün takımı yazmak istiyorum aslında. Bu ekibin hepsi Porto maçı ve bundan önceki maçlarda olduğu gibi harika işler yapıyorlar.

    Güzel adam Güneş
    Hep vurguluyorum; Şenol Güneş, Beşiktaş'ın başına gelebilecek en güzel adamdı ve geldi. Şenol Hoca inanılmaz denilenleri bir bir başarıyor.
    Başka bir teknik adam olsa afrasından-tafrasından, geçilmezdi ama Şenol hoca, maç sonrası Porto taraftarına verdikleri olumlu enerjiye teşekkür ederken, "Rakibimizin kaliteli oluşu bizi motive etti. Eksiklerimiz var, kaybedebilirdik de" sözüyle hem centilmenliğiyle gönülleri fethetti hem de gerçeklere dem vurdu.
    Şenol hoca; son yıllarda birçok meslektaşının yaptığı gibi kandırmıyor ve Beşiktaş'ın gelecekteki daha güzel günleri için plan ve projelerini vurguluyor.
    Beşiktaşlı futbolcuların Şenol Güneş'le kazandığı yüksek form düzeyi takdire şayan.
    Siyah-beyazlı takımda Real Madrid'den gelen Pepe, Barcelona'dan transfer edilen Adriano bile futbollarının üzerine koyuyor. Bu çok önemli bir ayrıntı. Aslında Beşiktaş'ın başarısındaki sır; Cenk Tosun'un Porto galibiyeti sonrası sözlerinde saklı: "Bu yıl kendi oyun stilimi değiştirdim, takıma daha fazla katkı yapmak istiyorum." Başarmak; istemekle başlar, çalışmayla olgunlaşır.
    Beşiktaş takımı teknik heyet, futbolcular ve tüm çalışanlarıyla başarıya odaklanmış durumda.
    Bu başarı asla tesadüf değil, hak edilen ve gerçekten şapka çıkarılacak bir başarı.

    BEŞİKTAŞLI TARAFTARLARA DÜŞEN GÖREVLER
    Porto-Beşiktaş maçında siyah-beyazlı takım sahaya çıktığında Dragao Stadı'nı dolduran taraftarlar, Quaresma ve Pepe'ye büyük sevgi gösterisinde bulundu. Dikkatimi çekti; taraftarların elindeQuaresma ve Pepe için müthiş güzel sözlerle süslenmiş pankartlar vardı.
    Quaresma her topu aldığında alkışlayan Portolular, Q7'nin özellikle her korner atışında öyle sevgi gösterisinde bulundu ki inanın tüylerim diken diken oldu. Quaresma, ikinci yarı oyundan çıkarken takımları yenik olmasına rağmen Portolular onu ayakta alkışladı.
    Quaresma kendisine gösterilen sevgi nedeniyle dokunsan ağlayacak duruma geldi.
    Maça giden iki elin parmaklarını geçmeyen Beşiktaşlılar, Portolu taraftarlar tarafından tebrik edildi. Bunlar da yetmezmiş gibi Beşiktaş'ın eski futbolcusu Vincent Aboubakar Porto'da forma giymesine rağmen Beşiktaş soyunma odasında siyah-beyazlı futbolcuların sevincine ortak oldu.
    Çarşamba günü o kadar güzel şeyler yaşattılar ki, Porto'nun ne kadar büyük bir kulüp olduğunu daha iyi anladık.
    Beşiktaşlılara düşen önemli bir görev var. Biz de Porto'yu en iyi şekilde ağırlamalıyız. Onlara unutamayacakları bir dostluk sergilemeliyiz. Süleyman Seba'nın evlatları eminim ki;
    Türk misafirperverliğini en güzel şekilde gösterecektir.

    İNANILACAK GİBİ DEĞİL
    Yıllardır vurguluyorum, kulüplerimiz kötü yönetim, hesapsız harcamalarla batma noktasına geldi. Galatasaray'ın 30 Haziran 2017 itibariyle toplam borcu 2 milyar 521 milyon lira olduğu resmen açıklandı.
    Sarı-kırmızılı kulübün Başkanı Dursun Özbek Divan Kurulu'nda yaptığı konuşmada bu sezon transferde menajerlere 8.5 milyon euro (yaklaşık 35 milyon TL) ödeme yaptıklarını resmen açıkladı.
    Bu sadece Galatasaray'ın sorunu değil elbette. Kulüpler altyapılara önem vermeden, menajer aracılığıyla milyon euro'ları, çoğu modası geçmiş yabancılara dağıtıyor. Kulüplerin borçlarındaki faiz yükü de inanılmayacak boyutlara ulaşmış durumda.
    Maalesef bu durum böyle gelmiş ve böyle gidiyor. Aslında bu ülke topraklarında ne cevherler ama biz onlara yazık ediyoruz. Futbol Federasyonu de bu yaşananlar karşısında 3 maymunu oynuyor.
    Gelecekte neler yaşanacak bilemiyorum ama tehlike gelmek üzere. Aman Dikkat!