Web Sürümüne Geç

    Don Kişot olmanın alemi yok

    2020’de bizi Fransa’ya yem ettikleri kötü tecrübeden ders alıp 2024’te Almanya’ya ‘ham’ yaptırmamanın yolunu bulmalıyız.

    2024 Avrupa Futbol şampiyonası adaylığımızın sıkça gündeme geldiği şu günlerde, 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası adaylık serüvenimizin finali de, sıkça gözümüzün önüne geliyor haliyle… Göz göre göre oyuna getirilip, Fransa'nın önüne yem olarak sürülmenin acısını unutmak mümkün mü?… Nasıl da, gönüllü olarak yem olmayı kabul edip alet olmuştuk bu oyuna… Aklım almıyor hala… Adeta bir tiyatro sahnesinde Fransa ile yarıştırılan Türkiye, işi çözdüğünde Atı alan Paris'i çoktan geçmişti bile… Artık hangi akla hizmetse, dönemin UEFA Başkanı Platini'nin ülkesinin aday olduğu bir yerde kaybedileceği kesin olan ve hiçbir akıllı yöneticinin çıkıp da "Ben de varım" demeyi göze alamayacağı bir yarışta, "Ben de varım" diyebilmişti bizdeki futbolu yönetenler…

    UEFA'nın gazına gelmiştik
    Hevesi olan birçok Avrupa ülkesi hevesleri kursaklarında geri çekilip, meydanı Platini'ye bırakırken bir diğer hevesli ülke Türkiye'ye, bizzat UEFA tarafından verilen müthiş gazla, daha yarış başlamadan neredeyse yüzde 51 ile ipi göğüslemiş gibi gösterilmişti.
    Neden mi "mış" gibi yaptılar?
    Çok basit… Oylama bir rekabete dayalı olmak zorundaydı ve ev sahibi olacak ülke (Fransa) her ne kadar önceden belli olsa da, yine de bu naylon oylama için bir rakip gerekiyordu. Türkiye'ye yarıştan geri durmaması için öyle büyük bir gaz verildi ki, çekilmek istese bile geri dönemeyecek bir duruma getirildi.
    Sonra, yazılan senaryoya uygun olarak toplandılar, ardından toplandıkları odadan çıkıp, gözümüzün içine baka baka yalan söylediler. Hiç yapılmayan o oylamayı altıya beş kaybetmiştik güya… Açıklanan buydu ama hangi üyenin kime oy verdiği asla açıklanmadı.
    Minareyi çalan, kılıfını da hazırlamıştı hiç şüphesiz… Şimdi, 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası'na adayız. 2020 adaylığımızdaki Türkiye ile 2024 adaylığımızdaki Türkiye'yi kıyasladığımızda arada dağlar kadar fark olduğunu görmemek imkansız...
    Kuvvetler denk olmasa dahi, şimdi şansımız var. Bir kere şampiyonadaki rakibimiz UEFA başkanı değil...
    Mevcut yönetimde, siyaseten bize asla oy vermez diyebileceğimiz sadece üç üye gözüküyor; iyi bir çalışmayla diğerlerinin oyları alınarak, pekala 2024 ev sahipliği kazanılabiir.
    Almanya ile Türkiye kıyaslanmasına bakınca, kabul etmeliyiz ki sportif anlamda bizden bir adım öndeler… Ancak bu bizi Almanya'nın çok da gerisinde bırakacak bir durum olamaz. Bunun dışında en önemli kriterlerden biri olan tesis konusunda, zaten Almanya'dan fazlamız var, eksiğimiz yok...
    Durum böyle olunca Avrupa'nın da, Avrupalılığını yapması kaçınılmaz….
    Kahin olmaya gerek yok; belden aşağı vuracakları çok net...
    Asla eşit şartlarda yarışmaya gelemedikleri için şimdi yeni bir şart öne sürdüler. Neymiş efendim, şampiyonayı alacak ülkenin insan haklarına riayetine dikkat edilecekmiş!..

    Böyle bir oyuna gelmemeli
    Epeydir, yedi düvele karşı kurtuluş mücadelesi veriyoruz ya...
    Üzerimize bombalar yağdıran Fetöcü kalleşleri yargılıyor, içimizdeki İrlandalıları(!) temizliyoruz, PKK hainlerine dağları dar ediyoruz ya...
    Suriye'de, Afrika'da ve dünyanın neresinde bir mazlum varsa arkalarında duruyoruz ya... Akılları sıra buradan kendilerine malzeme çıkararak Türkiye'yi yargılayacaklar, bir taşla iki kuş vurup hem şampiyonayı vermeyecekler, hem de dünya kamu oyunda bizi mahkum edecekler.
    Böyle bir oyuna gelir miyiz?..
    Bildiğim ve dilediğim; asla gelmememiz gerektiği… Gelmemeliyiz… Durum sandığımızdan çok daha ciddi...

    Koltuk değeneği olmamalı
    2020'de bizi Fransa'ya yem ettikleri kötü tecrübeden hareketle, 2024'te kendimizi Almanya'ya ham yaptırmamanın bir yolunu bulmamız gerek… Bu, Türkiye Futbol Federasyonu'nun yönetebileceği ve çözebileceği bir kriz değil…Bu durum, TFF'nin boyunu aşan bir devlet meselesi….
    Derhal çok ciddi bir durum tespiti yapıp konuyu enine boyuna tartışmak, kamuoyu ile paylaşıp yarışa devam edip etmeyeceğimize karar vermemiz gereklidir.
    Bizi Almanya'ya koltuk değneği yapmalarına göz mü yumacağız?
    Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın da her defasında söylediği gibi, "Müslüman aynı delikten iki defa ısırılmaz"… Isırılmamalı….

    Tespiti iyi yapmalıyız
    Ciddi bir çalışma yapılarak şampiyonanın Türkiye'ye verilip verilmeyeceğinin röntgeni çekilmelidir.
    Bu tespiti yaptıktan sonra ya devam edelim, ya da bırakalım kendi kendilerine eğlensin onlar… Yersiz ve gereksiz Don Kişot olmanın bir alemi yok!

    PARKE, OLİMPİYAT MADALYASINA GÖZ DİKTİ
    Türkiye takım sporlarında neredeyse Avrupa'da almadık kupa bırakmadığı gibi alamasak dahi kapısından dönüyor şampiyonlukların. Bu şahlanış "Olimpiyat madalyası"nın ayak sesleri adeta!

    Salon sporları şaha kalktı… Neredeyse almadık kupa bırakmadığımız gibi alamasak dahi kapısından dönüyoruz. Basketbol ve voleybolda şu ana kadar üç Avupa Şampiyonluğu kazandık.
    Çok sayıda yarı final ve final maçlarımız var.
    Avrupa Basketbol Ligi'nde ilk defa üç takımımız çeyrek final oynama başarısı gösterirken, Fenerbahçe dörtlü finale kaldı. Umudumuz, geçen yıl kaçırdığı kupayı bu defa kendi seyircimiz önünde havaya kaldırması... Kadınlarda, yine kupayı finalde elinden kaçıran bir Fenerbahçe izledik.

    4 Türk yarı finaldeydi
    Banvit, FIBA Avrupa Ligi'nde final oynama başarısı gösterirken, Yakındoğu Üniversitesi tarihimizde ilk defa, dört Türk takımının yarı finale kaldığı Avrupa Kupası'nı evine götürdü.
    Voleybol dörtlü finalinin iki takımı yine Türk ekibiydi; kupayı kaldıran Vakıfbank olurken, Eczacıbaşı üçüncü olma başarısını gösterdi.
    Bu olan biten, bize bir şeyin de müjdesini verir gibi…. Perşembenin gelişi, Çarşamba'dan belli…Bu şahlanış hiç şüphesiz, Olimpiyat madalyasının habercisi... Türkiye'nin takım sporlarında bir olimpiyat madalyası ile taçlanacağının ayak sesleri bütün bunlar…

    Hentbolün sesi çıkmıyor!
    Bu sevindirici gelişmelerin yanında başka bir şey daha var ki, o da fazlaca üzüntü sebebimiz olmakta doğrusunu söylemek gerekirse…Salon sporları söz konusu olunca ister istemez Türk hentbolunun başarılarından da bahsetmek istiyoruz ki; kim istemez değil mi? Ancak, konuşacak bir şey bulamamak bir yana, kısık bir sesi dahi çıkmıyor bu branşın… Neler oluyor bilemiyoruz?..
    Bir zamanlar, tıpkı basketbol ve voleybolda olduğu gibi Avrupa'ya kök söktüren, kupalarda çeyrek final, yarı final ve final oynamış takımlarımız nerede; ne oldu hentbola böyle?
    Onu, daldığı bu derin uykudan uyandırmanın bir yol olmalı mutlaka… Acaba, bakanlık bütçeyi mi kesti?.. Sponsorlar desteği mi çekti?..
    Ses ver hentbol, SES!...
    Bu durumun, bugünkü Türkiye'ye hiç yakışmıyor, haberin olsun…