Web Sürümüne Geç

    "12 Dev Adam"ı değerlendirdiler

    13 Eylül 2011, Salı

    Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay Demirel ve A Milli Erkek Takımı'nın kurmayları, ''12 Dev Adam''ın Litvanya'da düzenlenen Avrupa Şampiyonası'ndaki mücadelesini değerlendirdi.

    Abdi İpekçi Spor Salonu'nda düzenlenen basın toplantısına federasyon başkanı Demirel'in yanı sıra, Erkek Milli Takımlar Teknik Koordinatörü Bogdan Tanjevic, A Milli Takım Başantrenörü Orhun Ene, A Milli Takım Kaptanı Hidayet Türkoğlu ve A Milli Takım Menajeri Harun Erdenay katıldı.

    Basketbol Federasyonu yönetim kurulu üyelerinin de takip ettiği 1 saat 20 dakika süren toplantıda, Demirel ve diğer yetkililer gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    Şampiyonadan erken dönmenin kendileri için büyük bir düş kırıklığı olduğunu ifade eden Turgay Demirel, ''Biz bu şampiyonaya olimpiyat hakkını elde edebilmek için gitmiştik. Oldukça güçlü bir grupta başladığımız şampiyonada arzuladığımız noktaya ulaşamadık. Hem kadromuz hem sporcularımız her zaman ellerinden gelenin en iyisini yapmak için sahaya çıktılar. Mücadele açısından zaman zaman belki tempo düşüklüğü görünmesine rağmen genel olarak baktığımızda bu anlamda bir eksik yaşadığımızı söyleyemeyiz'' şeklinde konuştu.

    Basketbolda bazen küçük detayların neticeyi belirlediğine kaydeden Demirel, başa baş giden maçlarda küçük hatalarla kaybettiklerini anlattı.

    Türk basketbolunun her zaman Avrupa'nın en iyilerinden birisi olma hedefinden vazgeçmediğini belirten Demirel, ''Olimpiyat şansını kaçırmamıza rağmen Türk basketbolu yine Avrupa'nın en büyük basketbol ülkelerinden birisi olmaya devam edecek. Türkiye gerçekten çok önemli bir basketbol ülkesi olmuştur. Dünyanın ilk 6 ülkesi arasında yer almak bunun bir göstergesidir. Amaç istikrarlı bir şekilde bu turnuvalarda başarılı olmaktır. Önümüzdeki süreç için en doğruyu bulmaya çalışacağız'' şeklinde ifadeler kullandı.

    ORHUN ENE: ''KAZANMAK İÇİN BÜYÜK BİR MÜCADELE ORTAYA KOYDUK''
    Türkiye'nin dışındaki turnuvalarda kötü neticeler alındığı hatırlatılarak yöneltilen bir soruyu yanıtlayan Orhun Ene, Avrupa Şampiyonası'nın kolay bir turnuva olmadığını ifade ederek, ''Her zaman kafanıza koyduklarınızı gerçekleştiremiyorsunuz. Aynı maçları Türkiye'de oynasaydık 5'ini, 4'ünü kazanabilirdik belki de. Kazanmak için büyük bir mücadele ortaya koyduk bunu söyleyebilirim. Kamp dönemi içinde büyük bir çalışma ve gayret ortaya koyduk. Maçın son bir dakikası da veya belli periyodunda bir dakika da çok önemli oluyor. Yenildiğimiz takımlar da Avrupa'nın iyi takımları. Bazen kazanabiliyorsunuz, bazen onlar kazanabiliyor'' ifadelerini kullandı.

    Kaçan faullerle ilgili bir soru üzerine, faul kaçırmanın bir hastalık, bir virüs gibi olduğunu kaydeden Ene, kulüp takımlarında oyunculardan beklentilerin daha farklı olduğununu vurgulayarak, ''NBA'de oynayan oyuncular belli görevleri yerine getiriyorlar. Avrupa'da ve milli takımda oynarken beklentiler daha farklı. Şampiyonada Zaza Paçulia ile konuşma şansım oldu. NBA'de kendilerine iyi bir hayat sunulduğunu ancak takımda sadece bir görevi yerine getirdiğini söyledi. Milli takıma geldiğinde de kendisinden her şeyi beklediklerini anlattı. Oyuncu orada maç başına 4 faul atacak iken milli takımda 8 faul atabiliyor'' diye konuştu.

    ''TANJEVİC'IN BANA KATKISININ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM''
    Tanjevic'in varlığında yeterli rahatlığı bulup bulamadığı sorulan Ene, milli takımların mevcut yapısında uzun süredir Tanjevic ile çalıştığını hatırlatarak, ''Tanjevic'in bana her zaman katkısı olacağını ve olduğunu düşünüyorum'' dedi.

    Ene, konuyla ilgili özetle şunları söyledi: ''Bu Avrupa şampiyonasında tecrübeli, sadece Türkiye'de değil Türkiye'nin dışında da çalışıp başarılı olmuş bir insanın benimle olması büyük bir kazançtır. Bu süreç içinde de ben kendisini yakından tanıdığım için, çoğu zaman direk olarak karışmamak için kendini çok tutmuştur, fikrini söylemiştir, beklentisini söylemiştir. Belki de çoğu zaman da kızmıştır bana. Bu süreçte benim olumlu anlamda ondan alıp dinleyip yapmadığım şeyler de olmuştur. Her zaman için bu takımı en iyi tanıyan, başarısında birebir katkısı olan kendisinin bana her zaman katkısı olacağını ve olduğunu düşünüyorum.''

    Semih Erden'in şampiyona kadrosunda yer almamasının nedenini de anlatan Ene, bu oyuncunun yaşadığı sakatlıkların ardından turnuvaya hazır olamayacağını gördüklerini ve bu nedenle de kadroda yer almadığını kaydetti.

    Kadroda bulunan İzzet ve Cenk tercihlerinin çok tartışıldığının ifade edilmesi üzerine Ene, ''Cenk senelerden beri milli takımda olan, geçen yılki iskeletin de içinde olan bir oyuncuydu. İzzet'in tartışılmasına hiç anlam veremiyorum. Tecrübesiz olması milli takım kadrolarında olmamasını gerektirmiyor. Türk basketbolunda korunması gereken bir oyuncu. İzzet'i daha çok oynatmam gerekiyordu. Bunların sorulması gerekiyor'' diye konuştu.

    Son toplarda neyin yanlış gittiği ve doğru hücumun neden yapılamadığı sorusuna da Ene, ''Geriden gelip maçın sonunda mucizevi şekilde boş atış bulmak, kolay sayı bulmak mümkün olmuyor. Siz neyi düşünüyorsanız karşınızdakinin de bir düşüncesi var. Basketbol devamlılığı olan bir oyun. Son topta bir şansı elde etmeye çalışıyorsunuz. İstediğinizi yapın, hiçbir zaman son topu istediğiniz gibi, kafanızda kurguladığınız gibi yapamıyorsunuz'' şeklinde yanıt verdi.

    Ülke olarak farklı bir yapıya sahip olunduğunu, kaybedildiğinde çok üzülüp, kazanıldığında çok sevinildiğini anlatan Ene, bu aşırı tepkilerde insanların süreç devam ederken kafasını sonuca taktığını kaydederek, ''Bu da üzerimizde baskı oluşturuyor. Kaybettiğimiz bir maçtan sonra hemen en kötü senaryolar akla geliyor. Bu etkiliyor. Savaşma ve mücadele etme anlamında kötü bir süreç olmadı. Bütün maçların bir şekilde içinde kalarak, sonuna kadar mücadele ederek, mücadelelerde teslim olmadığımızı düşünüyorum'' şeklinde konuştu.

    Oyun kuruculardan memnun olup olmadığıyla ilgili soru üzerine Ene, ''Dünya şampiyonasında iki oyuncumuz da çok iyi oynadılar. Bir iki oyuncunun formsuz olması kötü olmasının bizi engellememesi lazım. Kerem sorumluluk sahibi olduğu için bunu da itiraf edip söyleyebilen bir insan. Bazen kendine karşı objektifliğini de kaybediyor. Sadece ondan kaynaklanan bir problem değil, takımla ilgili bir problem. Bir çok oyuncu ofansif anlamda istediğini yakalayamadı'' şeklinde ifadeler kullandı.

    HİDAYET: ''DAVET EDİLDİĞİM SÜRECE MİLLİ TAKIM FORMASINI ŞEREFLE GİYMEYE DEVAM EDECEĞİM''
    A Milli Erkek Basketbol Takımı'nın kaptanı Hidayet Türkoğlu, milli takımı bırakmayacağını açıkladı. Milli formayı hak eden bir sporcu olarak 1998 yılından bu yana milli takıma çağrıldığını ve 300'e yakın maçta milli formayı giydiğini kaydeden Hidayet, ''Son 3 senedir de kaptanlık yapıyorum. Burada olduğu kadar hiçbir yerde keyif aldığımı hatırlamıyorum. Yaşım 32. Hedefim Avrupa Şampiyonası'nda başarı ve olimpiyatların ardından misyonumu tamamlayacağım yönündeydi. İstediğimiz başarıyı elde edemedik. Ben de buraya tekrar davet edildiğim sürece formayı şerefle giymeye devam edeceğim. Kaptanlığı yapmaya devam edeceğim. Tekrar davet edilirsem, bundan sonra da böyle devam edecektir, 13 senedir yaptığım gibi'' şeklinde konuştu.

    Seyirci desteğiyle her zaman daha iyi oynadıklarını anlatan Hidayet, kendine güveni olan iyi bir milli takım olduklarını anlatarak şöyle konuştu:

    ''Milli takım olarak kendimize hedefler koyduk. Her maça kazanmak için çıktık. Bazı nedenlerden dolayı, küçük nüanslardan dolayı son saniyelerde çok önemli rakiplere karşı 3 maç kaybettik. Bazen istediklerimiz olmuyor. Bazen itici destek olarak seyirciyi hissedemiyorsunuz. Sırbistan maçında kötü yüzdeyle atmamıza rağmen yine maç dönebilirdi, olmadı. Bütün arkadaşlarımla gurur duyuyorum, göstermiş olduğumuz mücadeleden dolayı. Hiçbir maçta ezilmedik bütün rakiplere karşı kafa kafaya oynadık. Sonunda baktığımızda bir başarı yok ama bu bence bir ışıktır. Bu milli takımın, Türk sporunun ne kadar geliştiğinin göstergesidir. Bu turnuvada sergilediğimiz basketbol ileriye doğru daha iyi şeyler yapacağımızın göstergesidir.''

    Üst üste isabet kaydedemediği halde 3 sayılık atış denenmesiyle ilgili yöneltilen soruya Hidayet, ''Bazen sokamadığınız anlar oluyor. Oyuncu psikolojisinde bu vardır. Ben 10'da 0 da atsam 11'inci topta hiçbir zaman tereddüt etmem yine atarım. Bu kendine olan güveni gösterir. Belirli bir noktadan sonra kariyerde daha da ileriye gitmeyi sağlayacaktır bu güven. İstekli ve arzuluyduk. Bu takım başarı için elinden gelen her şeyi yaptı. Sırbistan gibi ekibe 29 faul attık. Bence şu ana kadar tarihte yoktur. Bu bizim ne kadar iyi bir takım olduğumuzu gösteriyor'' diye yanıt verdi.

    Hidayet, Semih ile kavga ettiği söylentileri için de, ''Bu tip şeyler beni üzüyor. Bu konuda benim yorum yapmam yanlış olur. Bunu bütün genç arkadaşlarımıza sormanız gerekir. Benim onlarla diyaloğumu, sevgi çerçevesindeki dostluğumuzu onların cevaplaması doğru olur. Bu tip haberlerin çıkmasına üzülüyorum. Hepsine kardeşim olarak değer veriyorum. Başarısızlıkta bunlar ön plana çıkacaktır normal. Ben de takım kaptanı olarak ister istemez bazı noktalarda payımı alacağım. Her zaman bu konularda kendime güvendiğim için dik duracağım'' şeklinde konuştu.

    DEMİREL: ''BELLİ Kİ MUTLAK BAŞARILI OLMA BASKISI BİR TEDİRGİNLİK YARATTI''
    TBF Başkanı Demirel, mental anlamdaki eksiklikle ilgili bir soru üzerine, bu şampiyonada bu sıkıntıyı yaşamadıklarını ancak mutlak başarılı olma baskısının takımda bir tedirginlik yaratmış olabileceğini ifade etti.

    Milli takımın hedeften uzaklaştıktan sonra turnuvadan kopabildiğini anlatan Demirel, ''Litvanya maçından sonra İspanya maçı oynadık ve yenmesini bildik. Bu şampiyonada mental anlamda bir sorun yaşandığını sanmıyorum. Belki başarılı olma baskısı bir tedirginlik yarattı. Bu tedirginlik 3 sayılara yansıdı. 3 sayılık atışlarda sıralamamız neredeyse sonlara düştü. Mental olarak ben bu turnuvada Litvanya maçından sonra düşüş yaşandığını düşünmüyorum. Takım son maça kadar mücadele etti'' diye konuştu.

    Kerem Gönlüm, Semih Erden ve Sinan'ın yaşadığı sakatlık ve sağlık sorunlarının, güçlü milli takım kadrosunun eksilmesine ve belki de öz güven eksikliğine yol açtığını kaydeden Demirel, ''Elimizdeki malzemede çok değerli oyuncularımız var. Bütün bunlarla beraber önümüzdeki 10 yılda basketbolumuzun geleceğini pozitif olarak görüyorum'' dedi.

    Demirel, Beykoz'da 80 dönümlük bir arazi aldıklarını ve buraya yakında başlayacak projeyle basketbol eğitim merkezi yapılacağı bilgisini verdi. Projede 4 salonun yer aldığını bildiren Demirel, burada bütün altyapıların kamp yapabileceğini, merkezin oyuncu geliştirme projeleri için kullanılacağını kaydetti.

    ''ORHUN ENE İLE İYİ BİR İŞBİRLİĞİMİZ VAR''
    Erkek Milli Takımlar Teknik Koordinatörü Bogdan Tanjevic, Orhun Ene ile iyi bir işbirliğinin yanı sıra dostluk ve arkadaşlık oluşturduklarını ifade etti.

    Ene'ye sadece danışmanlık yaptığını, kendisine danıştığı zaman tavsiyelerde bulunduğunu kaydeden Tanjevic, ''6 yıldır beraber çalışıyoruz. Aramızda iyi bir işbirliği var. Bu işbirliğinin yanı sıra dostluk ve arkadaşlık da oluşturduk'' dedi.

    Alınan sonuçta kendisinin de sorumluluk hissettiğini anlatan Tanjevic, özetle milli takımın performansını şöyle değerlendirdi:

    ''Kötü bir kurayla başladık. Sakatlıklar oldu. Kerem Gönlüm'ü direk kaybettik. Kerem Gönlüm iyi bir takım oyuncusu. Bütün takıma pozitif enerji veren, her zaman gülen bir oyuncu. Defanstaki bütün boşlukları kapatabilen bir oyuncu. Antrenmanlarda her zaman takıma destek olabilen bir oyuncu. Çok önemli olabilecek bir turnuvada Sinan Güler yoktu. Ömer ve Semih de operasyonlardan dolayı iyi durumda gelmediler. Ersan'ın da ufak tefek problemleri vardı. Çok antrenman kaçırdı. Biz şampiyona boyunca bu oyuncuları normal kondisyonlarına, form durumlarına çıkartmaya çalıştık. Yavaş yavaş bu oyuncular yükseliyorlardı. Basketbol hayatımda 5 maçın bir topla kaybedildiği başka bir turnuva hatırlamıyorum.''

    A Milli Takım Menajeri Erdenay ise geçen yıl elde edilen Dünya 2.'liğinin ardından milli takıma verilen ödüllerin hala konuşuluyor olmasının takım üzerinde bir baskı yarattığını düşündüğünü anlatarak, ''Aradan bir yıl geçti hala bu ödüller konuşuldu. Bu bence bir baskı oluşturdu oyuncularda. Orada bitmesi lazımdı, bir sene boyunca hala bu dile getiriliyor. Bu Türk spor tarihinde ilk alınan ödül değildi. Futbol takımı da almıştı, haltercilerimiz de alıyor. Bence bu baskı oluşturdu'' ifadelerini kullandı.

    Yükleniyor
    BİZE ULAŞIN