Web Sürümüne Geç

    Terim, Hagi ve Özkaynak

    06 Haziran 2010, Pazar

    Başkan Demirören öncelikle tüm camianın kabulleneceği 3 yıllık bir plan yapmalı ve buna bağlı kalacağına herkesi inandırmalıdır Transferde ise tüm benliğini bu takıma verecek gerçek bir yıldız bulunarak alınmalı ve onun eğiteceği gençler kadroya katılmalı

    Beşiktaş nasıl kurtulur?" sorusunun ilk cevabı şudur: Eğer bundan önceki yıllarda yaptığı gibi bir yöntem izleyecekse Demirören'le Beşiktaş asla huzura eremez. Eğer başkan ciddi bir değişim politikası izleyip her işi bilenine bırakmayacaksa asıl kurtuluş Demirören'in gidip yerine Beşiktaş geleneklerine uygun bir yönetim tarzı uygulayacak olan bir başkanın gelmesidir. Bunun dışında söyleyeceğimiz her şey kötünün iyisidir. Basit tedavilerdir. Oysa hastanın ameliyata ihtiyacı var ve ameliyat demek Yıldırım Demirören'in 180 derece değişmesi ya da görevi bırakıp, Beşiktaş'ı hak ettiği şekilde yönetecek insanların önünü açmasıdır. Ancak gerçekçi konuşmak gerekirse şimdilik böyle bir ihtimal yok. Kimse başkandan görevden ayrılması gibi büyük bir jest beklemiyor. Öyleyse tek dileğimiz değişmesi. Üst üste yanlışlar yapmaktan vazgeçip doğru adımlar atmasıdır... kazanıp ders aldığını, yeni yöneticilere değişim konusunda sözler verdiğini de hatırlatıp, bu sözlerin tutulacağını var sayıyor ve bana göre bundan sonra ne yapılması gerektiğini bu şartlara bağlı olarak yazıyorum... İşte Beşiktaş'ın kurtuluş reçetesi: Her şeyden önce bugün yaşanan sorunlara kalıcı çözümler üretilmek isteniyorsa tarihe bakılmalıdır. Beşiktaş benzer bir büyük sıkıntıyı "Beşiktaş için bir kibrit çakın" kampanyalarının dahi yapıldığı 70'li yılların sonunda da yaşamıştı. 1982 yılında Mehmet Üstünkaya (Bir kez daha rahmetle anıyoruz) o günlerde çok büyük sorunları nasıl çözdüyse bugün de yönetim aynı yöntemi uygulamalıdır.

    HOVARDALIK BİTMELİ
    Bugünkü Beşiktaş sevdasına tribünleri dolduranların birçoğunun yaşı o günleri hatırlamaya yetmez o nedenle biz hatırlatalım. 1981 yılında Beşiktaş'ın başkan adayı bulmakta zorlandığı bir dönemde taşın altına elini sokan Üstünkaya ilk iş olarak transfer hovardalığına son vererek 35 yaşındaki Finlandiyalı İsmail Atik'ten medet uman kulübün istikametini yabancı oyunculara değil kendi özkaynak düzenine çevirdi. Borç batağındaki kulübün pahalı efsane isim Serpil Hamdi Tüzün'e emanet etmesi ve doğru teknik adamı (Dorde Miliç) göreve getirmesi Kartal için tarihi bir dönüm noktasıydı. Şampiyonluğa oynamamayı bile göze alıp bunu tüm camiaya açık yüreklilikle itiraf eden Üstünkaya'nın "yeniden yapılanla projesine" taraftar yürekten destek verince işler kolaylaşmış ve o sezon ligi beşinci bitiren Beşiktaş ertesi yıl şampiyonluk ipini göğüslemişti. Atılan doğru adımlar meyvelerini beklenenden çok daha çabuk vermişti. Üstünkaya'nın attığı sağlam temeller 1984'te iktidara gelen ve 14 yıl Beşiktaş'ı yöneten Seba dönemlerinde de desteklenince Kartal'ın makus talihi değişmişti. İşte şimdi tam böyle bir yeniden yapılanmaya, "Beşiktaş açılımına" acil ihtiyaç var. Demirören öncelikle tüm camianın kabullenebileceği üç yıllık bir plan yapmalı ve bu konudaki samimiyetine, plana bağlı kalacağına herkesi inandırmalıdır. Ondan sonrası kolay. Bu sezon için iki nokta atışı transfer yapılır ve asıl hedef olarak altyapı mercek altına alınır. Oradaki gençler kazanılır. Sakın yanlış anlaşılmasın Beşiktaş hedef küçültsün, yıldız oyuncu almasın falan asla demiyorum. Tam aksine gerçek yıldızlar alsın diyorum... Her sezon vereceğine Hagi misali, bir yandan takıma katkı sağlarken diğer yandan etrafındaki gençleri eğitebilecek, onun Emre Belözoğlu'na verdiği desteği Beşiktaş'ın Emre'lerine verebilecek gerçek bir yıldız alsın yeter... Beşiktaş, Hagi'lerin, Emre'lerin, Sergen'lerin peşine düşmelidir özetle. Higuain'lerin, Diatta'ların, Gordon'ların ya da Fenerbahçe'de gözden düşen eski yıldızların değil.

    YERLİ HOCA GELMELİ
    Ancak sadece doğru transfer politikası yetmez, mutlaka yerli bir teknik adam getirilmelidir takımın başına... donatılmalıdır. Böyle bir yeniden yapılanma için ideal olanı bana göre Fatih Terim'dir ama Samet Aybaba, Ziya Doğan ya da bir başka yerli isim de olabilir... Beşiktaş kesinlikle doğru şekilde yeniden yapılanmak zorundadır. Bu yapılmadığı taktirde sıkıntıların büyümesi kaçınılmazdır... Görünen köy kılavuz istemez, manzara gayet açık ve net. Dolayısıyla günü kurtaran küçük hedeflerden vazgeçip uzun vadeli bir planlama yapmak şarttır. Benim önerdiğim yol meşakkatli ve popülizimden uzak. Bu yöntem uygulandığı taktirde başkan dahil tüm kişiler geri planda kalır, sistem çalışır. Belki bir sezon Beşiktaş başarısız olur (Öyle olacak diye bir şey yok) ama sonrası tüm çekilen sıkıntılara değer... Altyapıya eğilmek, önem vermek bir fıçıdan hortumla su çekmeye benzer. İlk çektiğinizde o su genzinize kaçabilir, doğru zamanlamayla hortumu aşağı doğru tutamazsanız su geri gider. Kendi kendine akması için uğraşmanız gerekir amma bir de akmaya başladı mı başka bir emek sarfetmenize gerek kalmaz... Su kendiliğinden akmaya başlar... Bir de bakmışsınız yeni Ziya'lar, Rıza'lar, Feyyaz'lar, Metin'ler, Ali'ler, Haluk'lar, Fuat'lar, Fikret'ler, Sergen'ler gelmiş... Al gözüm seyreyle... Eğer tüm bunlar bir de yapılırsa bir şampiyonluk için 5-6 yıl beklemek şöyle dursun, üst üste şampiyonluklar gelmeye başlar... Avrupa'da hayal bile edilemeyen başarılar elde edilir.

    VARDAR BİR FIRSAT
    Hemen belirteyim bu yönetimde Sinan Vardar gibi bir "altyapı delisi" de var. Bu da bir fırsattır. Eğer Vardar'a yeterli şans ve imkan verilirse bazı şeylerin değişmesi mümkün. Ama o şans gerçek anlamda verilir mi orasını kimse bilemez. Muhtemelen göstermelik bir ilgiyle Vardar'ın da heyecanı öldürülür ve altyapı yine üvey evlat olur. Dilerim yanılırım ama inanın bana yanılmama ihtimalim çok daha yüksek. 80'li yılları yaşamış (Yaşı kemale ermiş) olan Beşiktaşlılar'ın "Turgay Demir çok doğru söylüyor" diyerek bana katıldıklarına eminim. Dahası birçok genç Beşiktaşlı kardeşim de gönülden destek verecektir böyle bir projeye. Fakat yine eminim ki bir çok kişi de "Yıldırım Demirören böyle uzun vadeli projelerle uğraşmaz. 8-10 yabancı alır ve borca borç katar" diye de umutsuzluğa kapılıyorlar. Benim de korkum o... Umarım yanılırız.

    Yükleniyor
    BİZE ULAŞIN