Web Sürümüne Geç

Schuster dua etsin!

Cumartesi 26.09.2010
Dün gece iki takımın arasında ciddi bir sıklet farkı varken, Beşiktaş yine ilk devrede skor üstünlüğünüyakalayamadı. Q7'nin bireysel yeteneğiyle yakaladığı birkaç pozisyonun dışında yine silik bir Beşiktaş izledik.
Bu zaten beklenen bir durumdu. Sezon başladığından beri Beşiktaş bunu hep yapıyor. İlk devreler baskısız bir Beşiktaş, ikinci devrelerde ise coşan bir takım.
Dün gece bu filmi bir kez daha izledik. İkinci 45 dakikanın başlamasıyla bir anda artan baskı ve sonrasında bulunan gol klasik Beşiktaş'ı bir kez daha gösterdi. Oysa ki, her maç sonrası ne diyoruz; gücün var, kuvvetin var. İşi ikinci yarıya bırakmadan daha maçın başında bitireceksin.
Bitireceksin ki, tribündeki taraftarın ve dışardaki destekçin rahat bir maç seyretsin.
Ne yalan söyleyeyim, ilk devrelerde seyrettiğimiz Beşiktaş maalesef zevk vermiyor. Ancak son 45'de işin boyutu hep değişiyor. Baskılı, atak ve de sonuca gitmeyi planlayan bir takım ortaya çıkıyor. Dün akşam da aynı durum söz konusu oldu. Bobo'nun golünden önce ve sonra kaçan goller ise, saç baş yoldurdu.

BOBO, ERNST VE QUARESMA
Bu tür maçlarda, böyle rakiplere karşı hem de kendi evinde tek forvet oynamayacaksın.
Schuster'e şunu sormak lazım. Çok iyi anlaşan, Necip ve Ernst'in yanında Aurelio'nun ne işi var? Önce bu sorgulanmalı. Belki Necati, Tita gibi isimler yüzünden orta sahayı diri tutma planı içinde olabilirsin ama, en nihayetinde rakibin Antalya ve sen evinde oynuyorsun.
Bu arada merak ettiğim bir başka durum ise, Schuster'in kaleci Hakan'daki ısrarı. Hakan'ın geçen hafta yaptığı hata ortada. Buna rağmen bu oyuncuyu dinlendirmeyip, Antalyaspor maçında oynatması bence büyük hata. Hakan'ı kazanayım derken, Cenk'i kaybetmemeklazım.
Sonsöz ise, takımı ipten alan Bobo ve Fabian Ernst ile muhteşem oynayan Q7'ye.. Eğer bu üçlü olmasa hem Beşiktaş'ın, hem de Schuster'in işi zor olacaktı. Schuster yatıp kalkıp, bu üçlüye dua etsin!

Yükleniyor
BİZE ULAŞIN