Web Sürümüne Geç

    Bir başarı öyküsü

    03 Mart 2012, Cumartesi

    Hamide Bıçkın, 2000 Sydney Olimpiyatı'nda Türkiye'de ilk olimpiyat madalyasına sahip olan tekvandocu unvanına sahip.

    Gazi Üniversitesi Spor Yöneticiliği mezunu olan Hamide Bıçkın, 16 yaşında Avrupa Şampiyonu, 17 yaşında Dünya Şampiyonu oldu. Bıçkın, ASKİ ve EGO sporda tekvando bayan koordinatörlüğü ve aynı zamanda Gençlik Spor Genel Müdürlüğü'nde sportif uzman olarak çalışıyor.

    Tekvandoya sekiz yaşında başlayan Hamide Bıçkın, Gazi Üniversitesi Spor Yöneticiliği Mezunu. Spor hayatına 1986 yılında şu an Tekvando Milli Takım Antrenörü Cihat Kutluca'nın yanında başlayan Bıçkın, ilk olarak minikler kategorisinde 30 kilogramda Ankara ve Türkiye şampiyonu oldu. Bıçkın, 2000 yılında yapılan Sydney Olimpiyatları'nda Türkiye'ye bayanlar 57 kiloda bronz madalya getirdi. Bıçkın, Türkiye'de ilk olimpiyat madalyasına sahip olan tekvandocu unvanına sahip.

    Çin Halk Cumhuriyeti'nin başkenti Pekin'de düzenlenen Dünya Tekvando Şampiyonası'nda bayanlar 59 kiloda ikinci olarak gümüş madalyanın sahibi olan Bıçkın, 16 yaşında Avrupa, 17 yaşında dünya şampiyonu oldu. Şimdi ASKİ ve EGO'nun tekvando bayan koordinatörlüğünü yapan ve aynı zamanda Gençlik Spor Genel Müdürlüğü'nde sportif uzman olarak çalışan Bıçkın'ın kadınlarla ilgili birçok proje çalışması var.

    "Benim işim kadınlar" diyen Bıçkın, kendisinin kadın olduğunu bu yüzden kadınlar için çalıştığını ifade ediyor. Bıçkın, "Ben tattım onlar da tatsın" diyor.

    "Beyaz kıyafeti giydiğimde bugünlere geleceğimi hiç düşünmedim" diyen Bıçkın, "Hiperaktif ve hareketli çocuk olmam, bu sporun kendime uygun teknik ve disiplinlerden oluşması bana bu sporu sevdirdi." şeklinde konuştu.

    KISA ZAMANDA BÜYÜK HEDEFE GÖTÜREN YOL: CİHAT KUTLUCAN

    Tekvandoya ilk başladığında şampiyonluğu ve başarıyı düşünmediğini belirten Bıçkın, "Benim başarılı olmamda en büyük etken Cihat hocamın yanında yetişmem oldu." dedi.

    Cihat Kutlucan'ın o zaman aktif sporcu olduğunu, Avrupa şampiyonu ve milli takımda sporcu olduğunu söyleyen Bıçkın, "Küçük yaşta dünya şampiyonluğunu büyük başarılarla hedeflememde en büyük etken hocam oldu. Belki böyle bir örnek olmasaydı bu hedefi kısa sürede koymam mümkün olmayabilirdi. Hocamın şampiyon olması kısa zamanda büyük hedefler koymam için bana cesaret verdi." diye konuştu.

    Tekvando'da Türkiye'nin Dünya sıralamasında ilk ikide yer aldığını belirten Bıçkın, "Bugüne kadar hep Kore bir numaraydı. Ama şimdi biz birinci de olduk. Dünya'da çok başarılı bir branşız" diyerek, olimpiyatlarda tekvandonun olimpik olduktan sonra ilk madalyayı kendisinin aldığını söyledi. Bıçkın, "İlk olimpiyat madalyasını ülkeme getirdiğim için mutluyum. Bu benim için çok büyük bir gurur. Benim kendi karakterimde ve fıtratımda hep ilkleri yaşamak, ilk olabilmek vardır." dedi.

    'HAMİDE ABLA YAPTI BİZ DE YAPARIZ' CESARETİ


    Olimpiyatları ve dünya şampiyonluğunu kızı Zeynep olduktan sonra kazandığını anlatan Bıçkın, sözlerine şöyle devam etti:

    "Bu zamana kadar, çocuğu olduktan sonra tekrar spora dönüş yapan, sporda başarılı olan kimse olmamış. Ben bu işi başardım, olimpiyat madalyası aldım. Zeynep bir yaşındayken tekrar Dünya şampiyonu oldum. Bir buçuk yaşındayken olimpiyat üçüncüsü oldum. Benim bu başarım sonradan tüm bayanlara örnek oldu. Evlendikten sonra ya da çocuğu olduktan sonra tekrar spora dönenlerin ilk örnekleri ben oluyorum. 'Bak, Hamide abla yaptı, yapılabiliyor demek ki' dedirtiyorum. Bu konuda örnek olduğum için de mutluyum. Bayanlar açısından tekvandonun değişiminde etkili olabileceğimi düşünüyorum."

    OLİMPİYATLARI DA GÖRMELİYİM, OLİMPİYATLARDA DA MADALYA ALMALIYIM"

    Bıçkın, Dünya Şampiyonluğu'nu ise şöyle anlatıyor: "Cihat hoca Avrupa şampiyonuydu, ben daha iyisi olmalıyım, Dünya şampiyonu olmalıyım dedim. Ve antrenörümle birlikte aynı anda Dünya şampiyonu olduk. Aynı gün, aynı maçta Dünya şampiyonluğu yaşadık.

    Dünya şampiyonu olduktan sonra hedefime ulaştığımı düşündüm. 1995 yılında Dünya şampiyonu olunca sporu bıraktım. Böylece, sporu erken yaşta bırakmış oldum. Olimpiyatla ilgili organizasyon var mı yok mu diye bilmiyordum. Daha büyük bir organizasyon olduğunu öğrendim. Geri dönüşüm de bunu öğrenmemle oldu.

    Ben olimpiyatları da görmeliyim, olimpiyatlarda da madalya almalıyım diye düşünerek yeni bir hedef koydum. Yeni hedefim, Olimpiyat şampiyonluğunu kazanmaktı. 1999 yılında spora tekrar dönüş yaptım. 2000 yılı olimpiyatlarına gittim hedefim olan altın madalyayı alamadım ama bronz da olsa olimpiyat madalyası kazandım."

    Aktif sporculuğu bıraktığını dile getiren Bıçkın, en büyük ve en son hedefinin Olimpiyat şampiyonluğu olduğunu vurguladı. "Olimpiyat şampiyonluğunu kazanamadım ama yeni hedefimi belirledim" diyen Bıçkın, hedefinin olimpiyat şampiyonu bir sporcu yetiştirmek olduğunu söyledi. Bıçkın, "Olimpiyat şampiyonu bir sporcu çıkartırsam bu beni olimpiyat şampiyonu olmuş gibi mutlu eder. Şimdiki hedefim de bu" dedi.

    SPOR, İNSANI MUTLU EDİYOR

    Bıçkın, "Başarı, insanın tüm hayatını, karakterini değiştiriyor. Tekvandoda aldığın disiplin, ahlaki değerler insanın kişiliğinin oturmasını sağlıyor. Tüm bunlar insanı, büyük başarılara götürüyor.'' diyerek, şöyle konuştu:

    ''Disiplini, ahlaki değerleri almazsan büyük başarılar kazandıktan sonra sıkıntılı süreçler yaşayabilirsin. Bunlar çok büyük değerler. Bunları kontrol edebilme karakterini de çok küçük yaşta alıyoruz zaten. Çok güzel şeyler kazandım. Ülkeme böyle başarılar kazandırdığım için mutluyum. En azından toplumdaki arkadaşlarıma, kardeşlerime de örnek olabildiğim için mutluyum. Spor insanı mutlu ediyor."

    "Şimdi en büyük hedefim gençlere örnek olmak" diye konuşan Bıçkın, "Daha tecrübeli olduğum için sıkıntılarında onlara yardım edebilmek, müdahale edebilmek, onların yanında olabilmek istiyorum, olmaya da çalışıyorum. Özellikle bayan takımları çalıştırıyorum. Hem ASKİ, hem EGO sporun bayan koordinatörlüğünü yapıyorum. Bu kulüplerde koordinatörlük yaparken, sadece kulüpler olarak değil, etrafımda olan bütün tekvandoculara, çocuklara elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışıyorum. Bana ihtiyacı olan herkesin yanında olmaya çalışıyorum." diyerek sözlerini sürdürdü.

    TEKVANDO SPORU ÇOK İYİ TANINMALI

    Kadın sporcu olmanın zorluğuna dikkat çeken Bıçkın, toplumda tekvandonun tanınmadığına da değindi. "Şu an tekvando çok daha iyi. Bizim zamanımızda tekvando, şiddet içeren, kavga, dövüş sporu olarak biliniyordu. Bir de kız çocuklarının, kadınların böyle bir spora yönlendirilmesi hiç istenmiyordu. 'Bir bayan tekvando mu yapar?' sözünü çok duyduk biz. Tekvando sporunun iyi tanınması lazım. Disiplin, ahlak gibi belirli özellikleri bu sporda kazanıyorsun. Fiziksel, zihinsel, ruhsal gelişimi bu sporda kazanıyorsun. Kurallı, şiddet içermeyen, koruyucularla yapılan, belirli kurallar içeren bir spor. Bunun için böylesine güzel bir sporu özellikle kadınların yapması gerekiyor. Bizler, bu konularda örnek olmalıyız. Bir bayan sporcu olarak hem kazanmış olduğum başarılarımla hem de sergilemiş olduğum davranışlarımla tüm bayanlara ve bu bayanların ailelerine örnek olmaya çalışıyorum. Şimdiki kız çocukları, şimdiki bayan sporcular çok daha şanslılar. Çünkü önlerinde örnek var." şeklinde konuştu.

    TEKVANDO TÜRK TOPLUMUNA YATKIN BİR SPOR

    Tekvando sporu için gelecek nesilden beklentileriniz nelerdir sorusuna ise Bıçkın şöyle cevap verdi:
    "Türkiye, tekvando da çok başarılı ve Tekvando, Türk toplumuna yatkın bir spor. Ayrıca biz tekvandoda çok sistemli ilerliyoruz. Ama en önemlisi disiplinin küçük yaşlarda tüm sporculara aşılanması. Herkes, disiplin, ahlak kuralları çerçevesinde sporda başarılı olabilir. Herkes, altın madalya kazanabilir ama herkes şampiyon olamaz. Şampiyonluk için de kesinlikle disiplinin, ahlakın ön planda tutulması gerekir. En başarılı sporcu ahlaklı sporcudur. Eğer bir sporcuda bu özellikler varsa kesinlikle şampiyonluğu yakalar."

    Amatör branşların tanınması, için yazılı basında daha fazla yer verilmesi gerektiğinin altını çizen Bıçkın, "Bu sayede tekvandonun içeriği daha iyi tanınır, ailelerin çocuklarını yönlendirmesi için bu önemlidir" dedi.
    Kişisel özellikler bakımından yetişmesi açısından tekvandonun önemini vurgulayan Bıçkın, "Özgüven için tekvando önemli. Sadece maddi ve başarı anlamında değil, her alanda tekvando sporu yapılması gerekiyor. Hangi alanda olursa olsun herkes, işinin en iyisini yapmalı. En iyisini, en doğrusunu ve en ahlaklısını yaptığın zaman yolun açıktır" diye konuştu.

    BÜYÜK ORGANİZASYONLARDA ELDE ETTİĞİ BAŞARILAR

    1994 Avrupa Şampiyonası 1. (Romanya)
    1995 Dünya Şampiyonası 1. (Filipinler)
    1999 Dünya Olimpiyat Seçmesi 1. (Hırvatistan)
    2000 Avrupa Şampiyonası 1. (Yunanistan)
    2000 Olimpiyat Oyunları 3. (Sydney)
    2001 Dünya Kupası 1. (Vietnam)
    2002 Üniversiteler Dünya Şampiyonası 1. (Amerika)
    2003 Dünya Kupası 3. (Japonya)
    2004 Avrupa Şampiyonası 2. (Norveç)
    2007 Dünya Şampiyonası 2. (Çin)
    2008 Avrupa Şampiyonası 3. (İtalya).
    Yükleniyor
    BİZE ULAŞIN