Web Sürümüne Geç

    Parayla saadet olmaz

    Cuma 22.05.2010

    Milyon dolarları olan yönetim, sevgiyi satın alamıyordu. Herkes sarı-lacivertli takıma kin kusuyordu Yıldırım, transferi yine kafasına göre yaptı ve Figer'in tezgahı nedeniyle de milyon dolarlar çöpe gitti

    Milyon dolarları olan F.Bahçe yönetimi, sevgiyi satın alamıyordu. Herkes sarı-lacivertli takıma karşı kin kusuyordu. Asırlık çınar, sempatik görüntüsünü kaybetmiş ve en sevilmeyen kulüp haline gelmişti. Yönetim bu durumu ya göremedi ya da kabullenmek istemedi.
    Başkan Yıldırım için taraftar, müşteri demekti. Ne zaman yeni ürün piyasaya sürülecek olsa bütün oyuncularını taraftarla kaynaştırıyor, imza günleri düzenliyordu.
    Fenerium mağazaları dünya devi spor markalarından dahi fazla satıyordu. Fedakar taraftar üzerine düşeni fazlasıyla yapıyor ama bir türlü beklediği futbolu izleyemiyordu.
    Takımın antrenmanları sadece "ihtiyaç" olduğunda taraftara açılıyordu.
    Çoğu zaman takım, taraftardan adeta kaçırılıyordu. Bu durum Fenerbahçelilerle takımın arasının soğumasına neden oldu.
    Fenerium'dan giyinen, cebinde Fenerbahçe kart taşıyan, her maçta tribünleri tıka basa dolduran taraftarın daha ne yapması gerekiyordu? Türkiye'nin en zengin kulübü, sevgi fakiri olmuştu.

    Samandıra'da gruplaşma

    Fenerbahçe'de yabancı oyuncu sayısının fazlalığı takım içerisinde gruplaşmalara yol açtı. Alex'in başını çektiği Brezilyalılar grubuna karşı yerli oyuncular...
    Bazı Türk oyuncular da yabancılarla takılıyordu. Semih, Alex'in en yakın arkadaşıydı.
    Aralarından su sızmıyor, bir konu tartışıldığında Alex'in yanında yer alıyordu. Emre'nin gelmesiyle, ikinci planda kalan yerli oyuncuların ağırlığı artmıştı. Kaptan olmadığı halde her şeye karışması, her konuda fikir belirtmesi ve takım arkadaşlarını etkilemesi Alex'in hoşuna gitmedi. Bir toplantı esnasında Yıldırım'a konuyu ileten Alex, "Bazı arkadaşlar, benim kaptanlığımı içine sindiremiyor. Takım içinde ikilik çıkıyor. Bu konuyu çözelim" dedi.
    Bunun üzerine başkan Yıldırım apar topar Emre'yi ikinci kaptan olarak ilan etti. Bu hamle Samandıra'daki gruplaşmayı iyice artırdı. Artık herkes "kendi arkadaşlarıyla" idman yapıyordu.
    Dedikodular artmış, herkes birbirinin arkasından konuşuyordu.
    Ancak medyaya yansıyan kavga haberleri, "yalanlama makinesi" olan resmi siteden hemen yalanlanıyordu.

    Kocaman'dan 'Özer' itirafı
    Bu dönemde yaşanan sakatlıklar da tam anlamıyla takımın belini büktü. Samandıra adeta revire dönmüştü. Aragones döneminde çokça yaşanan kas sakatlıkları yeniden hortlamıştı. Alex'in veliahtı olarak alınan Özer'in müzmin sakatlığı sezon başından bu yana bir türlü iyileşmemişti.
    Bu konuyla ilgili yeniden sezon başına dönerek bir hatırlatma yapalım...
    Gazetecilerle, Aykut Kocaman Samandıra Tesisleri'nde ayak üstü sohbet ediyordu. Kocaman göreve yeni başlamış, Fenerbahçe'yi takip eden medya mensuplarıyla tanışıyordu. Gazetecilerden biri, takıma yeni transfer edilen Özer Hurmacı'nın durumunu sordu. Ankaraspor'da iken hocalığını yaptığı Özer için övgü dolu sözler söyleyeceği düşünülüyordu.
    Ancak Aykut hoca, "Ben olsaydım Özer'i transfer etmezdim.
    Çünkü müzmin sakat"
    cevabını verince herkes çok şaşırdı. Peki, nasıl olmuştu da müzmin sakat olan Özer transfer edilmişti?..
    Fenerbahçe, Özer'den sezon boyunca doğru düzgün faydalanamadı.
    Genç futbolcu bir hafta varsa, diğerinde yoktu.
    Kötü oynadığı zamanlarda, "Sakatım, ameliyat olmam gerekiyor" diyerek eleştirilerden kurtuluyordu.
    Ancak Fenerbahçe'nin resmi internet sitesi kendi oyuncusunun dediğini de yalanlıyordu! "Oyuncumuz Özer'in sakatlığı bulunmamaktadır!"

    Transferden anlayan yönetici yok
    Başkan Aziz Yıldırım, her sezon olduğu gibi transferleri yine kendi kafasına göre yapmıştı. Sadettin Saran, Hakan Bilal Kutlualp ve Tahir kıran gibi "iş bitirici" yöneticileri gönderen Yıldırım, menajerlerle çalışmak zorunda kalmıştı.
    Transfer sezonu başladığında kulüp, menajerden geçilmiyordu.
    Yönetimde transferden anlayan bir tek yönetici kalmamıştı. Üç liraya alınabilecek oyuncular 5 liraya mal oluyordu.
    Özellikle Uruguaylı menajer Juan Figer'in servetine servet katıldı.
    Figer, Fenerbahçe'nin talip olduğu oyuncuları önce Uruguay İkinci Ligi'nde yer alan Rentistas kulübüne alıyor, oradan da fahiş fiyatlarla sarı-lacivertli ekibe satıyordu.
    Bu tezgah ortaya çıkıncaya kadar Fenerbahçe'nin milyon dolarları çöpe gitmişti.

    UÇ NOKTALARDA DOLAŞTI
    Bu sezon Fenerbahçe, inişli çıkışlı grafik çizdi. İstikrarlı görüntü yakalanamadı.
    Uç noktalarda dolaştı. İlk 8 hafta ile son 8 hafta en üst seviyeye çıkılırken, bu sürelerin arasında hep alt noktalardaydı. Yoksa bir takımın 5 puan önde liderken, birden bire 5 puan geriye düşmesini nasıl açıklayabiliriz? Şu bir gerçek ki futbolda teknik direktörler için en önemli olay, ideal dediğimiz kadroyu kurabilmektir. İşte iyi dediğimiz noktalarda Fenerbahçe'nin ideal (belki bir iki kişi değişmiş olabilir) 'Volkan, Gökhan Gönül, Lugano, Bilica, Santos, Mehmet Topuz, Emre, Selçuk (Baroni), Özer, Alex, Güiza'lı kadrosuyla sahaya çıktığını görüyoruz. Başarısız olunan dönemlerde ise bu kadrodan her hafta en az 4 kişinin oynamadığı da başka bir gerçek.
    Ama ne olursa olsun yani ister başarılı, ister başarısız dönemlerde değişmeyen tek bir şey vardı; o da Güiza eleştirileri. İnanılmaz goller kaçırdı. Çok da kritik goller attı ama ne yaptıysa medyanın, camianın, taraftarın hep uzağında oldu.
    Kendine sempati beslenmedi. "Bu şartlar altında böyle ısrar edilmesi doğru muydu" sorusu, şu aralar hemen hemen herkes tarafından şampiyonluğun kaçış nedeni olarak gösteriliyor.
    Yarınki yazımızda daha çok forvetteki durumu sizlere aktarmaya çalışacağım.
    Güzia, Semih, Gökhan Ünal üçgenindeki gerçekleri bu satırlardan takip etmenizi öneririm.
    Yükleniyor
    BİZE ULAŞIN