Fener 'varım' diyor

Salı 19.10.2010

Beşiktaş ve G.Saray'ın 3'er, Bursa'nın da 2 puan kaybetmesiyle, bankacı Hamdi bey F.Bahçe'ye 11 puanlık teklif yapmıştı. Fener de akıllılık edip 'varım' dedi.

Fenerbahçe, Konya Ovası'na duvar ördü. Sarılacivertliler, çekinerek gittikleri Konyaspor deplasmanında rakiplerini duvar paslarıyla çözerek sonuca gittiler.
Aslında maç, Var mısın Yok musun yarışması gibiydi. Beşiktaş'ın ve Galatasaray'ın 3'er, Bursaspor'un da 2 puan kaybetmesiyle, Bankacı Hamdi Bey, Fenerbahçe'ye toplam 11 puanlık bir teklif yapmıştı. Fener de akıllılık edip, "Varım" dedi...
Herkes Alex'siz Fenerbahçe'nin bu zorlu deplasmanda ne yapacağını merak ediyordu. Aykut Kocaman fazlasını yaptı ve Cristian'ı da İstanbul'da bırakıp, maça "Brezilyalılar'dan arındırılmış" bir kadroyla çıktı.
İşte bu aşamada karşılaşma Aykut Hoca açısından "Sırat Köprüsü"ne dönüşüverdi. Ya galip gelip, Brezilyalılar hegemonyasına son verecek ya da mağlup olup, boynunu ipe uzatacaktı... Aykut Kocaman'ın bu maçtaki en büyük silahı Özer'di.
Ama 14'üncü dakikada barutu ıslandı. Çünkü Özer, maçın en acımasız oyuncusu Burak'ın tekmesiyle sakatlanıp, yerini Semih'e bırakmak zorunda kaldı. (Burak ilk yarıda aynı tekmeyi Emre'ye de savurdu ama Emre profesyonelce bu darbeyi savuşturmayı bildi) Aslında bu zorunlu değişiklik, kilidi açan anahtar oldu. Semih'in verkaçları ve duvar paslarıyla Konyaspor göbekten delindi.

FENER'İN DUVAR USTALARI SAHNEDE
Maç "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisine taş çıkartacak bir nostalji ile başladı. Kaleci Volkan 10. dakikada 68 model plonjonuyla bizi geçmişe götürürken, kale arkasındaki foto muhabirlerinin de şükranlarını kazandı. Fenerbahçe'nin bağıra çağıra gelen golünün ilk sinyalleri 19. dakikada Emre'nin direğe çarpıp, dışarı çıkan endirekt serbest atışıyla geldi. Fenerbahçe soldan Stoch, sağdan Dia ile su gibi akıyordu. Kanarya'nın "kanatlanması" Konya savunmasının dengesini bozdu.
Fener hangi kanattan yüklenirse, Konya takımı yükü kaymış şilep gibi o tarafa doğru yatıyor, su alıyordu.
21. dakikada Kere'nin ceza sahası içinde Gökhan'a yaptığı nizami olmayan şarja penaltı düdüğü çalınsa, kimsenin itirazı olmazdı. 24'te ilk duvar denemesi geldi. Stoch-Semih-Stoch paslaşmasında Fenerbahçe'nin fırtına bücürünün çıkardığı nefis şutu kaleci Orkun, güçlükle kornere çelebildi.
Aynı dakika içinde Semih'in sağdan verdiği pasta Niang hangi ayağıyla vuracağına karar veremeyince, bu hatayı affetmeyen top, adeta şeffaflaşıp, bacaklarının arasından geçiverdi.
26. dakikada Fener'in "duvar ustaları" yeniden sahnedeydi. Bu kez Emre, Niang'ın duvar pasıyla pozisyon buldu, önündeki adamı nefis geçti ve harika bir plaseyle durumu 0-1 yaptı. Gece "duvarcıların" gecesiydi. 32. dakikada bu kez benzer bir pozisyonda duvar pasıyla ceza sahasında pozisyon bulan Granjiar, düzgün bir vuruşla skoru eşitledi: 1-1. İki dakika sonra Semih vurdu, gol olmak üzereyken Niang'dan döndü, Semih önüne gelen ikinci gol şansını geri çevirmedi: 1-2.
37'inci dakikada ceza sahası içinde Dia'nın "tost yapılmasına" hakem Abdullah Yılmaz seyirci kaldı. 41. dakikada ise "duvar olma" görevi Semih'teydi.
Stoch-Semih-Stoch paslaşmasında Stoch bu kez kaleci Orkun'u avlamayı başardı: 1-3.

HAKEM PENALTIYI VERMEDİ
İkinci yarının ilk 5 dakikasında Volkan'ın yaptığı iki mükemmel kurtarış ise maçın en önemli kırılma anlarıydı. Bu pozisyonlardan biri bile golle sonuçlansa, ikinci yarıları yürüyerek oynamaya alışkın Fenerbahçe'nin gardı çok erken düşebilirdi. 64. dakikada Emre'nin ortasında Lugano "Saçının buklesiyle" golü atarken, fark da üçe çıktı: 1-4. 66. dakikada bu kez Lietava takımı adına "olumsuz duvar" oldu. Emre Toraman'ın Volkan'ı geçen şutunda topu adeta bir defans oyuncusu gibi çizgiden çıkardı... 90 artı 1'de Semih'in ceza sahası çizgisi üzerinde yaka paça aşağı indirilmesine seyirci kalan hakem Abdullah Yılmaz ise Fenerbahçe'ye penaltı vermemek için yemin etmiş izlenimi uyandırdı.

FENER'İN 'YÜZ AKI' OLACAKLAR
Görünen o ki, bu sezon kadroya dahil edilen üç siyahi futbolcu Niang, Dia ve Yobo, Fenerbahçe'nin "yüz akı" olacak. Sakat Niang, sakınarak oynamasına rağmen her gol pozisyonunun içindeydi.
Dia sağ kanada müthiş bir hareket getirdi. Yobo ise her geçen hafta yerine daha çok alışıyor. Konyaspor karşısında defanstaki en kritik müdahalelerin üzerinde onun kramponlarının izi vardı. Fenerbahçe'nin en başarılılarından biri de Mehmet Topuz'du. Alex'in yokluğunda ön libero mevkiini harikulade kullanıp, hem defansa hem ofansa destek vererek, Emre'nin sırtındaki yükü hafifletti.
Sol kanatta Caner iyi niyetli ve çalışkandı ama çizgiye indiğinde bir türlü isabetli orta yapamayınca, Galatasaray'daki günlerini arattı. Sağ kanatta ise Gökhan, Dia'nın boşalttığı kulvarı çok iyi kullandı.
Yaptığı her bindirme, Konyaspor kalesinde tehlike yarattı.

SEMİH SANKİ CAM KIRMA ÇEKİCİ
Semih
ise bu takım için ne kadar vazgeçilmez olduğunu bir kez daha gösterdi. Kulübesinde Semih gibi bir futbolcusu bulunan teknik direktör, kendini her zaman emniyette hisseder. Zira adam, otobüslerde asılı duran cam kırma çekici gibi... Ve Volkan... Yeter ki maça iyi başlasın. Yeter ki pozisyona dalıp, konsantrasyonunu yitirmesin. Bu haliyle Avrupa'nın her takımında rahatlıkla forma giyer. Konsantrasyon dedim de, Fenerbahçe maçların sonunu getirmekte zorlanıyor. Kafalarda derbinin dolaşması geçerli mazeret değil. Maçın skoru 4-1'e taşındıktan sonra, Konyaspor rakip kalede en az 4 önemli gol pozisyonu buldu. Unutulmamalı ki, maçı bitiren skor tabelası değil, kronometredir.
Aykut Hoca'nın bunu futbolcularının beynine işlemesi lazım.
Konyaspor'a gelince... Sertlikle rakip durdurmak artık çağdışı bir futbol düşüncesi. Ne Konyaspor'a ne Ziya Doğan'a yakışıyor...

DERBİDE 'EL CLASİCO' YAŞANIR
Peki Alex, bazılarının iddia ettiği gibi takımın hızını kesen, defans gücünü zayıflatan bir el freni mi? Sadece bu maçın skoruna bakıp, böyle bir kanıya kapılanlar büyük hata yapar. Çünkü Fenerbahçe, Alex'in hünerine muhtaç olacağı daha çoook maç oynayacak. Bu hafta için sevindirici olan, sarı-lacivertlilerin Alex'siz de organize olabileceklerine inanmaları ve alternatif bir oyun düzenine kavuştuklarını ispat etmiş olmalarıdır. Yoksa Alex öyle bir maçta unutulup, gözden çıkarılacak oyuncu değildir. Sarı-lacivertlilerin oyunundaki en büyük değişiklik ise iştah!..
Fenerbahçeli futbolcular artık görev icabı değil, "zevk alarak" oynuyor.
Peki bunca verinin ışığında gelecek hafta Fenerbahçe - Galatasaray derbisi nasıl biter? Galatasaray'ın eksikleri ve moral bozukluğu da gözönünde bulundurulduğunda ibre kesinlikle Fenerbahçe'den yana görünüyor.
Gelecek hafta Fenerbahçe'nin tek rakibi, kendisi... "Çantada keklik" psikolojisi eğer Fenerbahçeli futbolcuların beyinlerini süngerleştirmezse, yeni bir "El Clasico" yaşanabilir...

Yükleniyor
BİZE ULAŞIN