Web Sürümüne Geç

    Oskay'dan bomba iddia

    Oskay'dan bomba iddia
    Çarşamba 11.06.2014 19:03

    Şike davasında Aziz Yıldırım aleyhine tanıklık yapan Cihan Oskay, F.Bahçe avukatlarına mektup yazarak, "3 Temmuz 2011 şike operasyonunun bir kumpas olduğunu, hele 17 Aralık'tan sonra ispat edebilecek tek kişi benim" dedi. Oskay'ın mektubu savcılığa gönderildi

    "Futbolda şike" davasının görüldüğü İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki tanıklıkla Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın "şike" yaptığını öne süren Cihan Oskay, kulübün avukatlarına, "3 Temmuz 2011 şike operasyonunun kumpas olduğu ve operasyonun 2005'te başladığı" iddialarında bulunduğu bir mektup gönderdi.

    Mahkeme, "yeniden yargılama" gerekçesi sayılması için sunulan mektubu gereğinin yapılması ve soruşturma açılması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdi.

    Kapatılan Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) 10. maddesiyle görevli İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ve karara bağlanan "Futbolda şike" davasında tanıklık yapan Cihan Oskay, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin Aziz Yıldırım'ın da aralarında bulunduğu bazı sanıklarla ilgili verilen hükümleri kesinleştirmesinin ardından yazdığı bir mektubu, Fenerbahçe Kulübü avukatlarından Abdurrahim Erol'a gönderdi.

    Avukat Erol'un Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) kararıyla dava dosyasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunduğu 1 Mayıs tarihli mektupta, Oskay'ın, daha önceki beyanlarından farklı anlatımlarda bulunduğu ve "şike davasının bir operasyon olduğu" yönünde iddialarda bulunduğu öğrenildi.

    Vicdanen yazmaya karar verdim

    Bir cinayet davası nedeniyle hükümlü olan ve tutuklu bulunan Oskay, mektubuna, "Bu mektubu yazmak için çok düşündüm. Ama sonunda vicdanen yazmaya karar verdim. Çünkü yaşım icabı da artık yolun sonuna doğru geldiğimi hissediyorum" ifadesiyle başladı.

    Şike davasıyla ilgili Aziz Yıldırım'a yardımcı olmak istediğini ve dosyanın 30 Nisan 2012 tarihli duruşmasında şahitlik yaptığını hatırlatan Oskay, mektubunda şunları kaydetti:

    "Ancak 17 Aralık'ta ortaya çıkan tablo ve sonucunda başkanın cezasının kesinleşmesi beni bazı şeyler yapmaya zorladı. Siz de bilirsiniz ki, ilk adalet vicdandır. 3 Temmuz 2011 şike operasyonunun bir kumpas olduğunu, hele 17 Aralık'tan sonra ispat edebilecek tek kişi benim. Elimdeki resmi belgelerim ve bilgilerim, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 311. maddesi olan yargılamanın yenilenmesini zorunlu kılacak niteliktedir. Bilgi-belgelerim 311(b) ve (e) fıkralarına tam olarak uymaktadır.

    'Paralel' diye adlandırılan grubun en büyük medya grubu, 13 Haziran 2009'da beni Bodrum'dan uçakla davet ederek, bir gece havaalanı yakınında misafir etti. Ertesi gün yine kendileri uçak biletimi alarak, yolcu etti. (Hepsi mahkeme kayıtlı belgeli bendedir, kendileri tarafından ödenmiştir) Genel yayın yönetmeni dahil benden başkanla ilgili, büyük bir davada aleyhe tanıklık yapmamı istedi. Bir sürü vaatte bulundular, kabul etmedim."

    Sonuçta Fenerbahçe aklanacaktır

    "Futbolda şike" operasyonunu 3 Temmuz 2011'de cezaevindeyken öğrendiğini ve kendisine anlatılanların aklına geldiğini aktaran Oskay, mektubunda "Sonra savcılar devreye girdi ve 2 kere Muğla'dan İstanbul'a özel olarak götürüldüm. İsimler belli. Meşhur iki savcı ile özel görüşmeler yapıldı. (Elimde belgelidir, çok önemlidir). Orada konuşulanları da belgeyle sunacağım gibi başlıbaşına yeni delil ve sunumdur" ifadelerine yer verdi.

    "Fenerbahçe'yi ele geçirme operasyonuna 2005'de başlandığını, bunun da belge ve bilgilerinin kendisinde bulunduğunu" bildiren Oskay, elinde "dudak uçuklatacak" ifade ve belgeler olduğunu, burada herşeyi yazamadığını, avukatların kendisini ziyaret etmesi durumunda elindeki belgeleri teslim edeceğini, sonuçta Fenerbahçe'nin aklanacağını ve bunun önemli olduğunu öne sürdü.

    Yıldırım'ın cezaevine girmesini istemem

    Aziz Yıldırım kadar acımasız olmadığını ve yeni çocuğu olduğu için onun cezaevine girmesini istemediğini aktaran Oskay, mektubunda şu görüşlere yer verdi:

    "O her ne kadar beni ve ailemi darmadağın ettiyse de ben vicdanlıyım. Lütfen söyleyin, ilgililer yan yollarla uğraşmasın, hemen bana gelsinler resmi yoldan. Her şey istedikleri gibi olur. Bizim davalarımız gene devam eder. Önceki söylediklerimde bir yanlış yoktur. Ama dediğim gibi, 3 Temmuz operasyonu 2 yıl önceden planlanan büyük bir operasyondur. Belgeleri de bendedir. Bundan sonra karar sizindir. Ben varım. Siz yoksanız, o da sizlerin bileceği bir iştir. Elçiye zeval olmaz."

    Gereği için başsavcılığa gönderildi

    Avukat Abdurrahim Erol, mektubu Aziz Yıldırım'ın da aralarında bulunduğu 4 sanığın "yeniden yargılama" talepleri ile duruşma savcısı Abdullah Mirza Coşkun'un "17 sanığın yeniden yargılanması gerekir" görüşünün olduğu mütalaayı değerlendiren İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne sundu.

    Mahkeme de mektubu, Oskay'ın davanın tanıklarından olması ve ifadelerinin ciddiyet barındırması nedeniyle gereğinin yapılması, soruşturma açılması veya açılmış bir soruşturmaya dahil edilmesi amacıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdiği öğrenildi.

    Oskay'ın mektubunda, "yeniden yargılama" yolu olarak bahsettiği CMK'nın 311. maddesinin (b), (e) ve (f) fıkralarında, "Yemin verilerek dinlenilmiş bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa, yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkum edilmesini gerektirecek nitelikte olursa; ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme'nin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması halinde, yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir" hükümleri yer alıyor.
    Yükleniyor
    BİZE ULAŞIN