Düşmanlık tohumları ekiliyor

Çarşamba 08.02.2012

Ali Koç ve Nihat Özdemir, Şiddet Yasası'na aykırı hareket ediyor. Onlara bir şey olmaz ama F.Bahçe ve G.Saray taraftarları karşı karşıya gelirse ölümler olur

* Göreve devam etme kararı alan Aydınlar bir gün sonra federasyon başkanlığı görevinden istifa ettiğini açıkladı. Bir günde ne değişti de Aydınlar istifa etmeye karar verdi?
Şaşırdın mı? Türkiye'de şaşıran oldu mu? Mehmet Ali Aydınlar'ın söylediklerinin, iki saat sonra tam tersini söylemesi ya da yapması şaşırttı mı! Federasyon başkanlığına geldiği günden bu yana sergilediği tavır ortada...
Ne yapmak istediğini de, bundan sonra ne yapacağını da bilmiyorum.
Gazetelerde haberler var, Başbakan'la Şenes Erzik'in görüşmesinde Aydınlar'ın geri dönmesi gündeme gelmiş!..
Bir işin çözüme ulaşmasını istemiyorsanız; en iyi çözüm Aydınlar...
Kesin...
Bence Aydınlar'ın Türk futbolunda değil, Türk sporunda yeri geri dönmemeküzere bitmiştir.
Bitmiş olması lazım.
Çünkü bu tavrı onun işine, dünya çapındaki Acıbadem Hastanesi'ne de zarar vermeye başladı. Duyuyoruz.
Ailesinin zaten şikayetçi olduğunu biliyorum. Onun için Aydınlar kendini unutturmalı...

* UEFA'dan gelen belgelerin kendisinden gizlendiğini, güvensizlik ortamı nedeniyle istifa ettiğini söyledi. Öne sürdüğü mazeretleri haklı buluyor musunuz?
Konuşma gereği dahi duymuyorum.
Aydınlar'ın herhangi bir sözü üzerinde konuşma gereği dahi duymuyorum.
Yazık günah... Bana yazık günah, Fotomaç'ın satırlarına günah, okuyanlara günah...

EZİLEN ÇİMENLER OLUR

* Federasyon Hukuk Kurulu Başkanı İlhan Helvacı bir kez daha suçlanan isimdi.
İlhan Helvacı ile Lutfi Arıboğan'ı ısrarla ve inatla suçlayanlar Fenerbahçe camiası... Ali Koç ve Nihat Özdemir...
Bu ikisi farkındalar mı bilmiyorum; Futbolda Şiddet Yasası'na aykırı hareket ediyorlar ve kitleler arasında, Fenerbahçe, Galatasaray arasında düşmanlık tohumları atıyorlar. Onlara bir şey olmaz. Onlar yine yarın yan yana otururlar, fotoğraflar çektirirler, Galatasaraylı yöneticilerle...
Öpüşürler, sarılırlar. 'Biz dostuz, ahbabız' derler. Ama filler boğuşurken ezilen çimenler olur.
Yarın Fenerbahçeli bir grup ile Galatasaraylı grup karşı karşıya gelir; ölümler olur. Aslında Futbolda Şiddet Yasası bunları önlemek için çıkarılmıştı. Ama o yasanın ceza hükümlerini değiştirerek, komikleştirdiler ve bunun sonuçlarını İzmir'de gördük, bunun sonuçlarını Fenerbahçe-
Beşiktaş derbisinde gördük.
O eski yasa kalsaydı, bunlar olabilir miydi, bunları yapabilirler miydi?
Para cezası; ne zaman ödeneceği belli, kimin ödeyeceği belli değil. Futbolda Şiddet Yasası'nı fiilen bitirdiler.
Bitirdikleri için İzmir yanıyor, bitirdikleri için İstanbul yanıyor. Şimdi kına yaksınlar!..

* Kısmet Erkiner'in, UEFA'nın raporlarıyla ilgili açıklamayı niye bugün yaptığı da tartışılıyor.
Bu konuyu konuşmak istemiyorum.
Bu konu pis. Mide bulandırıcı bir hal aldı ve konuşmanın hiçbir faydası yok. Herkes konuşuyor. Ne oluyor?
Bu olaya bulaşan hiç kimseye itimadım yok. Herkesin bir hesabı var. Herkes bir hesap peşinde... Ünal Aysal, Galatasaray tarafı dahil bunun içine... "Biz temiziz" diyen Galatasaray dahil herkesin bir hesabı var ve herkes o hesabı doğrultusunda konuşuyor.
Türk futbolu ve ülkenin menfaatleri için konuşan yok. Herkes kendi hesabında... Ben böyle bir oyunun parçası olmak istemiyorum.

MALDİVLER'E TATİLE GİDER

* Federasyon 27 Şubat'ta yeni başkanını seçecek ve henüz ortada aday yok. Bu noktadan sonra nasıl bir çözüm bulunacak? Şenes Erzik'in ismi geçiyor ama henüz ondan da olumlu bir yanıt çıkmadı.
Bu işi çözecek olan Futbol Federasyonu Genel Kurulu değil. Bu işi çözecek olan Kulüpler Birliği de değil. İşi bu hale Genel Kurul'un seçtiği Başkan ve Kulüpler Birliği getirdi.
Peki bu işten Yıldırım Demirören ve arkadaşları maddi, manevi bir zarar gördü mü? Bilemedin; görevden ayrılırlar, Beşiktaş'tan da ayrılırlar. Mehmet Ali Aydınlar bir zarar gördü mü?
Maddi, manevi... Bırakır futbolu; 'Ben işime dönüyorum' der ve Maldivler'de tatile gider.

ADI KARIŞIYOR

Bu işten zarar görecek bir tek kişi var: Başbakan...
Bu işin sonunda Türkiye'ye ceza gelirse ya da büyük kulüplere çok ağır cezalar gelirse, haksız, yanlış olduğu düşünülen, gerekçeleri inandırıcı olmayan cezalar gelirse bundan siyasal iktidar yani Başbakan zarar görür. Bu işten zararlı çıkacak tek kurum ve tek adam var. İktidar ve Başbakan... Daha şimdiden Başbakan'ın adını olaylara karıştırıyorlar.
Çözüm; sondan başa gelerek söylüyorum:

1-
En sonunda; Türkiye hiçbir kurumdan ceza almamalı... Kim ne karar verirse versin, FIFA ve UEFA, Türkiye'ye herhangi bir ceza uygulamamalı...
Türk Milli Takımı ve Türkiye bundan bir ceza görmemeli... Birinci ve vazgeçilmez bir madde...

2-
Bütün futbol kulüplerimiz olabilecek en az zararla bu işten çıkmalı. Çünkü kulüplerin yara alması, 'Türk futbolunun yaralanması' demek.

ÇOĞUNLUK İNANMALI
Cezasız kalmamalı... Suçlu varsa cezası verilmeli... Bireylerle ilgili hiçbir şey söylemiyorum. Ne ceza alırlarsa alsınlar ama kulüplere verilecek cezada Türk futbolu dikkate alınmalı... Ama Türkiye'ye UEFA ve FIFA'dan bir ceza getirmeyecek çizgide olması lazım.
Öyle bir denge çizgisi...
Aşağı verirsen Türkiye zarar görür.
Gereğinden fazla yukarı verirsen kulüpler zarar görür. Öyle bir denge bulacaksın ki Türkiye ceza almayacak, kulüpler de mümkün olan en az cezayı alacak.
Türk futbolunun başına bu çizginin yerini bulacak bir adam lazım. Aldığı karara da Türk kamuoyunun büyük çoğunluğu inanacak. O zaman siyasal iktidar zarar görmez. O zaman Başbakan zarar görmez.

G.SARAY BİTMİŞ
Galatasaray ligde lider ama yönetim içindeki bölünmüşlük her geçen gün kendisini biraz daha gösteriyor. Gaziantep'te yapılması planlanan birlik yemeğinden bile iki farklı masa çıktı.
Galatasaray bitmiş. Geçen çarşambadan beri olanlara bak; Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzon yenilmiş, Bursa dökülmüş.
Yani bunlar Galatasaray'ın fiili rakipleri ve böyle bir ortamda Galatasaray, Gaziantep gibi çok kritik bir deplasmandan galibiyet ile dönüyor.
Sonraki gün gazetelerde Galatasaray'ın gollerinin resmi yok. Gaziantep'te yenen iki farklı yemeğin resmi var. Düşman kardeşlerin bir grubu bir yerde, öbür grubu öbür yerde. Bunlar Galatasaray'ın yöneticileri!..
Trabzon'un yarını karanlık, Beşiktaş'ın yarını karanlık, Fener'in yarını karanlık, Bursa'nın yarını karanlık... Yarını aydınlık bir tek kulüp var Türkiye'de Galatasaray.
Geçen sene bu zamanlar küme düşme hattında dolaşırken şimdi bilmem kaç puan farkla lider durumda gidiyor. Yani her şey Galatasaray'ın lehine görünürken seçime tek listeyle, rakipsiz giren yönetim bölünmüş! Bir araya gelmiyorlar!
Özel uçakla İstanbul'dan giden dört yönetici takımın kampına uğramıyor. 'Arkadaşlar biz geldik. Fatih hoca bak buradayız. Başarılar dileriz' demiyor!
Hadi diyemedin. Gaziantep'te galip gelen takımın soyunma odasına gidilip tebrik edilmez mi? Onu da yapmıyorlar.
Yetişecekleri uçak da özel uçak! İstanbul da kaçmıyor uçak da kaçmıyor.

TERİM MELAİKE OLMUŞ
Bir bölünme mesajı bütün Galatasaray camiasına başka nasıl verilir? Şimdi camiaya kıvıracaklar. Mecburlar, kıvırmak zorundalar. Niye bir araya gelemediklerine bin tane özür sunacaklar.
Beni özür ilgilendirmez arkadaş; gitmeseydiniz.
Özel uçakla niye gidiyorsun ya! Kafile gitmiş yöneticiler de var. Sen niye gidiyorsun?
Bu resmi çektirmek için... Bu resim kime karşı çekiliyor? Ali Dürüst değil bunun sebebi... Bunun nedeni doğrudan Fatih Terim. Çünkü bu taraf Ünal Aysal-Bülent Tulun takımı, öbür taraf Fatih Terim tarafı.
Fatih Terim melaike olmuş. Hakikaten öyle... Eski Fatih Terim şimdiye çoktan istifa etmişti. Ama ben Fatih hocanın ne kadar iyi Galatasaraylı olduğunu biliyorum. Galatasaraylılığı her şeyin üstünde tutuyor ve dayanmaya uğraşıyor. Kendisine karşı kurulan bu komplolara rağmen dayanmaya uğraşıyor.
Bütün bu rezaletler olurken başkan nerede!..

BAŞBAKAN'A 'HAYIR' DEMEZ
Bugüne kadar aday olmamasının nedenini de bana kendisi anlattı. "Hıncal bu seçimlerde büyük lobiler var. Bunlar karar veriyor. Oylama günü iş bitmiş oluyor. UEFA'da benim karşımda da lobiler var. Bu lobileri ben bugüne kadar mağlup etmeyi başardım.
Ama kendi ülkemde başkanlık seçimine girer ve de kaybedersem karşımdaki lobi diyecek ki 'Bu adamı kendi ülkesinde seçmiyorlar. Siz burada ona oy vereceksiniz. Manyak mısınız?' Ben böyle bir kampanyanın karşısında duramam. Benim Türkiye'de seçim kaybetme riskim yok! O risk olduğu zaman ben o seçime girmem."
Sonuna kadar haklı...
Özellikle Yunan lobisinin, Şenes Erzik'i yıllardan beri yıkmak için nasıl uğraştığını biliyorum. Türkiye'de seçime girseydi diyelim Haluk Ulusoy'a karşı, diyelim Hasan Doğan'a karşı, diyelim Mahmut Özgener'e karşı, diyelim Mehmet Ali Aydınlar'a karşı kaybetseydi Yunanlılar hemen çıkacaktı; 'Kendi ülkesi bunu seçmiyor; biz niye seçiyoruz!' diyecekti.
Onun için şu anda Şenes Erzik üstelik FIFA'ya da, UEFA'ya da veda etmeye hazırlanıyor. Kariyerinin sonuna gelmiş orada... Artık 'FIFA Başkanlığı, UEFA Başkanlığı' diye bir şeyi de yok. İsveçlilerin ona attığı kazıktan sonra... "Ben son defa giriyorum ve ayrılırken de seni tavsiye edeceğim" dedi ve Şenes'in desteğini aldı, kazandı.
Ondan sonra devam etti.
Şenes'in şansını kaybetmesine sebep oldu. Bitiyor yani, yaşı başı dolayısıyla...
Başbakan 'Gel bunu çöz' derse Başbakan'a 'Hayır' demez. Şenes Erzik, Başbakan'ı ikna ederse 'Ben oradayken de bu çözümü sağlayabilirim. Yeter ki siz benimle bire bir çalışacak falancayı başkan yapın.' Kimse o. Bu iş böyle çözülür.

* Çok zaman kaybettik.
Bu kongreye kadar Başbakan bir takım temaslar yapacak. Bu temaslara Şenes Erzik ile başladı. Geçiniz yani... 'UEFA Kongresi'ni konuştuk' falanını filanını. Başbakan'ın da Şenes Erzik'in de şu anda UEFA Kongresi'ni konuşacak durumları yok. O da konuşulmuştur.
Ama UEFA Kongresi'nin nasıl olacağı A'dan Z'ye belli. UEFA ve FİFA böyle organizasyonları yerel yönetimlere bırakmazlar. Önlemlerini alırlar. Ekip halinde gelirler, her şeyi denetlerler, her şeye bakarlar, cin gibi...
O iş öyle yürür.
Yerel yönetim, ne bileyim ben akşam yemeği Beyti'de mi yenecek, Borsa'da mı yenecek ona karar verir. Bunun ötesinde yerel yönetimlerin fazla bir dahili yoktur.
Orada 'Bu işi nasıl çözeriz?' sorusunu soruyor Başbakan. Başkalarına da soracak. Çözüm Başbakan'dan çıkacak.
Ne Kulüpler Birliği'nden, ne de Genel Kurul'dan!.


Röportaj: Bülent CAN
Yükleniyor
BİZE ULAŞIN