Çıkmaz sokağa girdik

Salı 14.02.2012

Davada olup biteceklerin Türk futboluyla ilgisi yok. Türk futbolu ile ilgili bölümleri; federasyon ve onun kurulları yüzüne gözüne bulaştırdı

* Aylardır merakla beklenen şike soruşturmasının merakla beklenen ilk davası görülmeye başlayacak. Yıldırım'ın bin 200 sayfalık savunma hazırladığı ifade ediliyor. Duruşmaların başlamasıyla kuşkusuz farklı, yeni bir süreç de başlayacak. Bundan sonra neler olacağı konusunda neler söyleyeceksiniz?

Davada olup biteceklerin Türk futbolu ile ilgisi yok. Türk futbolu ile ilgili bölümleri Türkiye Futbol Federasyonu ve onun kurullarına düşüyordu. Yüzlerine gözlerine bulaştırdılar. Bugünkü çıkmaz sokağa girdik.
Dava tamamen kişisel... Özel görevli savcının futbolun içindeki bazı insanlar hakkında açtığı, kurumlar değil, insanlar hakkında açtığı davadır.
İddianame açıklandı ama adı üstünde iddianame... Kanıtlanmadıkça, yargılanmadıkça kimseyi suçlu ilan etmeye yetmez.
Ben prensip olarak yargıya intikal etmiş olaylarda kesin sonuç alınıncaya kadar konuşmuyorum. Sadece bu konuda değil... Hiçbir konuda... Yargıya saygın varsa, yargıya inanıyorsan, konuşamazsın.
Ama günümüzde herkes yargıç!.. Devam eden bir sürü dava var ama gazeteleri okuduğun zaman, siyasileri dinlediğin zaman herkes kafasından davayı sonuçlandırmış, insanları mahkum etmiş! Bu suç aslında...
Türk Ceza Kanunu'na göre suç.
Devam etmekte olan bir davada yargıçları etkileyebilecek konuşmalar ya da yayınlar yapmak suç. Buna rağmen bu suçu her gün işleyenler hakkında bir dava açıldığını ya da bir uyarı yapıldığını da görmedim. En canlı örneği Ergenekon... Türk Yargıtay'ının kararı var. 'Ergenekon' diye bir şey yoktur. Bu dava devam ediyor. Ergenekon olduğu iddia edilen bir grup var. Ama herkes 'Ergenekon' demekte ısrar ediyor; demekle ısrar etmiyor bir de mahkum ediyor! Onları suçlu ilan ediyor. Türk Ceza Kanunu'na göre; benim davam devam ederken, beni suçlu ilan eden suçludur. Çünkü benim yargıcımı etkiliyor! Ama Türkiye'de herkes konuşuyor. Çünkü 'Niye konuşuyorsun, nasıl konuşuyorsun' diyen yok.
Ben bu konuyla ilgili sadece usul hakkında konuştum. Esasa dair bugüne kadar tek bir laf etmedim. Sadece isim de vererek, "Aziz Yıldırım niye tutuklu yargılanıyor!" dedim. Çünkü bir insanın tutuklu olması için sebepler açık: Delilleri karartma ihtimali var; 400 sayfa iddianame açıklanmış hangi delili karartacak Aziz Yıldırım?
Kaçma ihtimali var; Aziz Yıldırım'ın kaçmayacağını bütün dünya biliyor.
Kaçsa nereye kaçacak!
Aziz Yıldırım niye tutuklu o zaman?
Evinde oturup duruşmalara gidip gelse olmaz mı? Benim tek itirazım usul üzerine... Yargı ne karar verir; bilmiyorum. Özelinde konuşmam.
Tabii ki kafamda bir sürü şey var.
Ama ben devam eden bir mahkeme üzerine konuşmam...

ASLINDA İYİ BİR İNSAN

* Öteki taraftan Aydınlar'ın istifasının ardından süreç işliyor.
Bu öbür taraf... Öbür tarafta futbol hukuku var. Futbol hukuku ayrı; ceza hukuku ayrı... Ceza hukukunda suçu kanıtlanmadıkça insanı mahkum edemezsin.
Bu kanıtlama sürecinde de şüphe daima sanık lehine işler. Futbol hukukunda tam tersi... Kanaatle karar verebilirsin, kanıta gerek yok.
Şüpheliyse ceza verebilirsin; şüphe sanığın aleyhinedir. Şimdi bu kadar farklı iki hukukun bir tanesini yönetmekle görevli olanların, "Öbürünün kararını bekleyeceğiz" demeleri çok ayıp, çok yanlış... Onun temeli ayrı, senin temelin ayrı!..
Türkiye Futbol Federasyonu kararını daha en baştan vermeliydi. Bu hale gelmezdi işler... Şimdi işi öyle bir arapsaçına dolaştırdılar, nasıl çıkılacağını bilemiyorlar. Kim çıkaracak; onu da bilemiyorlar.
* İstifasının ardından Aydınlar'ın ne diyeceği merakla bekleniyordu.
Bazı şeyleri uzun uzun konuşmaya gerek yok. "Ben devam etmeye kararlıyım" dedi; 24 saat sonra istifa etti. İstifasından 48 saat sonra da "Yanlış istifa etmişim" diyor!
* Belgeyi daha önceden gördüğünü ifade ederek İlhan Helvacı'dan da özür dilediğini söyledi.
Mehmet Ali Aydınlar iyi bir insan.
Tanıyorum ve biliyorum. Ama iyi olmak bir işi iyi yapmak anlamına gelmez.
Çok iyi yaptığı işini de tehlikeye sokmaya başladı. Acıbadem Hastaneleri'ni riske ediyor artık... Geldin, girdin bu işe bulaştın. Sağlığını kaybettin.
İşini tehlikeye soktun. Ailenle huzurun bozuldu. Kendi ifadesi; "Eşim tahammül edemez oldu." Bırak. Bırakmışsın da işte... Git... Konuşma da... Polemiklere de girme... Ne derse desin millet...
Al eşini, tatil yap.
* Ama hasletleri devam ediyor. "En büyük hayalinin Fenerbahçe Başkanlığı" olduğunu söyledi.
Bitti... İmkan var mı artık! Bunca olandan sonra Fenerbahçe kongresinin ona oy vermesinin imkanı var mı artık! Fenerbahçe, Türkiye'nin en büyük fanatiklerinin yer aldığı bir kulüp...
"Fenerbahçe'yi düşüren başkan olmam" dedi. Sürecin bugünlere gelmesinin en büyük nedeni de bu galiba...
Biz kaç ay evvel söyledik? "Bütün bunların sebebi, Mehmet Ali Aydınlar'ın Fenerbahçe'yi düşüren başkan olmak istememesi" dedik. Türk medyası yeni fark etti ancak!..
* Aydınlar'ın, Dilmen ve Kocaman ile yaptığı görüşme polemik konusu oldu. Böyle bir görüşme yapılmasını ve tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
O görüşme üçüne de ayıp. Ne olduğu hiç beni ilgilendirmiyor. Böyle bir ortamda bir numaralı kulübün teknik direktörü, Türkiye'nin en önde gelen televizyonlarından birisinin yorumcusu gizli kapaklı bir toplantı yapıyorlar.
Bana kimse ne konuştuklarını anlatmasın. Beni ilgilendirmiyor. Bu toplantı ayıp... Çağırana da ayıp, gidene de ayıp...

KOLOT TARİH OKUSUN
* Beşiktaş eski yöneticisi Celal Kolot, "Biz şikeyi Galatasaray'dan öğrendik" diyerek yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.
Ağzının payını Alp Yalman'dan aldı; tahmin ediyorum.
Bunlar psikolojiden haberdar olmayan insanların ifadeleri...
Ben seni bir şeyle itham ediyorum, sen kendini savunacağına 'Ama Hıncal ağabey sen de çalmıştım' diyorsun bana!.. Ben sana 'Hırsız' diyorum.
O başka bir şey... 'Sen de çalmıştın' demen için ne demen lazım; 'Tamam ben çaldım doğru ama sen de çaldın. Onun için beni itham etme.' Yani kendi hırsızlığını kabulleniyorsun, benim ithamımı kabulleniyorsun.
Bütün bu çevrelerin Galatasaray'a saldırmasının sebebi bana sorarsan bu... 'Biz kirliyiz ama onlar da kirli.' Böyle davranmayan bir tek kişi var; hapisteki Aziz Yıldırım. Aptallığın âlemi yok. "Ben masumum" diyor. "Ben masumum. Bunu da kanıtlayacağım' diyor. Bir kişi ya!.. 'Tencere dibin kara seninki benden kara'ya döndürürsen işi 'dibinin kara olduğunu kabullenmişin' demektir.
Ben anlatayım mı Celal Kolot'a; Türk futbolunda şike ne zaman başladı! 'Galatasaray şampiyon olmasın' diye Fenerbahçe, Beşiktaş'a nasıl yenildi? Ertesi sene Beşiktaş borcunu nasıl ödedi? Açsın biraz tarih okusun. Aynen bire bir...
Celal Kolot açsın Fenerbahçe'yi yenmemek için Beşiktaş'ın sahaya nasıl eksik çıktığını, 'Bombacı Şeref' adı ile ünlü gol kralı Şeref'in o maçta niye oynamadığına baksın.
Ertesi gün de gazetelerin hangi manşetle çıktığını bir hatırlasın!.. Eşref Şefik'in maç yazısına baksın.

KOCAMAN KÖTÜ BİR HOCA
Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediye, Samsun deplasmanından sonra Karabük'e de mağlup oldu. Maçla ilgili neler söyleyeceksiniz?

Ben hep aynı şeyi söylüyorum; Aykut Kocaman kötü hoca, Aykut Kocaman kötü hoca... Yani şu Karabükspor'a yeniliyorsa Fenerbahçe artık!..
Üstelik Karabükspor ikinci yarıda yenilmek için her şeyi yaptı.
Şu Karabükspor derken neyi kastediyorum;

1- Karabükspor küme düşme hattında.
2- Bu karlı kışlı havalarda 6 günde üçüncü maçını oynuyor. İki günde bir maç oynuyor. Bu üçüncü maçı.
3- Yedi oyuncusu eksik. Galatasaray'ın, Beşiktaş'ın değil Karabük'ün yedi oyuncusu eksik. Zaten kadrosu kısıtlı, daracık.
4- Bu Karabükspor maçın ikinci yarısında tam Fenerbahçe'nin istediği oyunu oynadı.

ALEX'E DUA ETSİNLER
10 kişiyle geriye çekildiler, 18'in üstüne baraj kurar gibi oynadılar. Hücum etmeyi beceremeyen bütün pozisyonlarını duran toplarla bulan Fenerbahçe karşısında 18'lerine çekilip, 14 tane duran top fırsatı verdiler. Bir takım kaybetmek için ancak bu kadar oynar!
Üstüne gittikleri zaman Fener savunmasını darmadağın ettiklerini göre göre inanamadım. Fenerbahçe'ye savunma yapmanın en sağlam yolu hücum etmek. Geriye çekildiğin anda oyununa düşüyorsun, tuzağına düşüyorsun.
Alex'in topu direkten dönmese maç beşe gidebilirdi. Darmadağın Çünkü Karabük darmadağın, bitmiş. Dağılmış Fenerbahçe'yi coşturmuşlar, adrenali doksana çıkarmışlar. Yesin, içsin dua etsinler o penaltı 'kaçtı' diye...

KARABÜK'E VERİR MİYDİ?
* Maçta Fırat Aydınus'un tartışılan bir de penaltı kararı var.
Penaltı penaltı değil. Fırat Aydınus'un vicdanına bir soru soruyorum, neyi gördü neyi görmedi falan filan değil: Aynı durum Fener 18'inde olsaydı maçı 3-0 yapacak penaltıyı verir miydi vermez miydi?
Buna cevap versin.
Karabük'e 'zart' diye penaltı çaldığı pozisyonda, anında çaldı, hiç tereddütsüz, Karabük'e verir miydi hem de Karabük'ün sahasında 'Saracoğlu'nda' demiyorum! Saracoğlu'nda kesin veremezdi.
Adımı bildiğim gibi biliyorum.
Kesin veremezdi. Orada, Karabük'te, Karabük'ün lehine üçüncü penaltıyı verir miydi?
Hakemler böyle yargılasınlar kendilerini... 'Penaltıydı, değildi' diye değil. 'Aynı şey öbür tarafta olsa aynı kararı verir miydim? Aynı düdüğü çalar mıydım? Aynı kartı çıkarır mıydım?' Böyle yargılasınlar. Karabüklü oyuncu topa vuruyor sarı kart, Fenerli vuruyor bir şey yok! Karabüklü oyuncu 'Bu ne hoca' dedi diye de gösterdi.
Hakem yorumu. İtirazım yok, doğrudur.
Ama niye bütün bu yorumlar büyük takımların lehine oluyor? İnsanda bir de vicdan olur. 'Ben öyle yorumladım' tamam. Yorum hakkım var o da saygı duyuyorum ama niye habire Fener'e yorumluyorsun, Galatasaray'a, Beşiktaş'a yorumluyorsun da bu zavallılara yorumlamıyorsun.
Senin o yorumun yüzünden Karabük küme düşse ne olacak?
Fenerbahçe kötü oynuyor. Bu kötü oyunun bir numaralı sebebi de Aykut Kocaman.
Uğur Uçar bana sorarsan; Türkiye'nin en iyi beklerinden bir tanesi...
Galatasaray hayatının en büyük hatasını yaptı Uğur'u Ankaragücü'den almamakla...
Bonservisi elindeydi ve de üstelik Galatasaray'ın Uğur'a bir vefa borcu vardı. Çocuk en iyi döneminde sakatlandı, futboldan uzak kaldı.

STOCH'U OYUNDAN ALDI

Yeniden kendine gelmesi için Galatasaray'ın onu kucaklaması lazımdı. Galatasaray, Uğur'u kapıya koydu! Hayatımda yapmadığım bir şeyi yaptım. Hem Fatih Terim'i hem Abdurrahim Albayrak'ı hem Ali Dürüst'ü aradım; "Bakın Galatasaray'ın bu çocuğa vefa borcu var ve bonservisi elinde. Uğur'u alın." dedim. Ne hikmetse almadılar. Müthiş transferler olarak Yiğit'i ve Necati Ateş'i aldılar!..
Bu Uğur'u maçın ikinci yarısında Stoch perişan ediyordu. Karabük'ün sağından gelen her akında Uğur'u perişan ediyordu. "Birazdan Fatih hocam bana telefon edecek. Bu Uğur'u mu almamı istiyordun" diyecek derken Stoch'u oyundan aldı. İnanamadım ya!.. Bunu yapan bir hocaya nasıl 'İyi hoca' dersin! Çünkü birtakım adamları sevmiyor açık. Stoch'u sevmiyor, Alex'i sevmiyor, Dia'yı sevmiyor.
Onlar da onu sevmiyor. Stoch kulübeye değil de doğrudan soyunma odasına gitmesi ne demek?
Mesaj veriyor. Mesaj değil bu. 'Mesaj' hafif bir laf. Küfür... Böyle küfür edersin ancak. Bülent Korkmaz elinden gelen her şeyi yaptı maçı vermek için... Koşulları ağır. Hiç itirazım yok. 6 günde 3 maç, 7 oyuncusu eksik tamam. Ama Bülent Korkmaz gibi bir adamın Fenerbahçe'nin oyunun kabullenmesinin intihar olduğunu bilmesi gerekir. Santrada bastırdığın zaman Fenerbahçe gelemiyor, görüyorsun. Duran top dışında akın yapma şansı yok, görüyorsun. Mehmet Yıldız'ı bırakıp 10 kişiyi 18'e çekiyorsun, baraj kurar gibi. İşte bu Fener'in istediği oyun! Ondan sonra da 'Adamları durdurayım' derken habire faul yapıyorsun. Habire duran top atıyor Fenerbahçe! İnanamadım. Yani bu teknik direktörler Fener'i hiç mi izlemiyorlar ? İzlemiyorlar; hiç mi okumuyorlar! 'Bu Fener'in zaafı ne? İyisi ne kötüsü ne? Ne yapılır. Fener nasıl mağlup edilir?' diye...

Röpor taj: Bülent CAN

Yükleniyor
BİZE ULAŞIN