Yayını kesemez

Perşembe 23.02.2012
* Antalya'da yapılan Dünya Üç Bant Bilardo Şampiyonası'nda finale yükselme başarısı gösteren Tayfun Taşdemir, Güney Koreli Won Sung Choi'ye yenilerek ikinci oldu. Müsabaka ile ilgili neler söyleyeceksiniz? Organizasyonu nasıl buldunuz?
Geçen haftanın en önemli spor olaylarından bir tanesiydi. Ama hiçbir gazetede yer almadı. Kimsenin haberi yoktu. Güney Koreli'nin kariyerinde de daha evvel bir Dünya Şampiyonluğu yok. İkisi de finale Dünya Şampiyonlarını eleyerek geldi. Kimleri, kimleri yendiler; inanılır gibi değil. Final maçı da güzeldi. 2-1 öndeydi Tayfun...
Dördüncü sette de 12-7 öndeydi. Üç sayı kalmıştı kupayı almasına... 13. sayı için harika da bir vuruş yaptı. Hiç beklenmedik bir tuş, sayıyı engelledi. Bir tuş bir şampiyonanın kaderini 'nasıl değiştirir' onu gördüm. Ondan sonra Koreli, istekayı eline aldı, arka arkaya 8 sayı çekip 15-12 maçı kazanınca Tayfun yıkıldı.
İlk defa final oynuyor. O sırada 5. sette zaman zaman kenarda oturan Tayfun'u gösteriyordu, ağladığını gördüm. O moralle imkan yoktu zaten...
Koreli sildi süpürdü ki Kore'nin milli sporu. Biz de nasıl güreş, Kore'de üç bant bilardo öyle milli spor. Köy kahvelerine kadar oynanıyor. Biz bir tek Semih Saygıner'i biliyorduk. Bu çocuğun adını ilk defa duyuyorum medyamızın yüksek ilgisi sayesinde...
Çok üzüldüm; bütün maçı gösterdi NTV Spor. Ama sen böyle bir Dünya Kupası'nı gösteriyorsan ödül töreninden önce artık yayını kesemezsin. Kürsüde Choi ve Tayfun'u görmek istiyorum. Bu çok ayıp!..
Naklen yayınladığın bir turnuvanın ödül töreninde yayını kesmek kadar büyük yayıncılık ayıbı yok. Böyle bir şey olur mu! Olimpiyatta kürsüye çıktığı zaman onu göstermiyorsun! Wimbledon'ı kazanırken yayını kesiyorsun! Sporun zafer anını kaçırıyorsan; spor yapmak ne işe yarar! Bunu herhangi bir televizyon yapsa, bir nevi ama adı spor olan, işi spor olan bir kanal sporun zafer anını yayına gerek duymuyorsa seyirci olarak bana ayıp ediyor.

ŞİMDİ DİGİTURK YAPIYOR
Ödül töreninden önce yayını kesen NTV Spor benim yüzüme tükürdü! Ben üç saattir o maçı seyrediyorum. Pazar günü işimi gücümü bırakmışım, üç saattir o maçı seyrediyorum arkadaş. Üç dakika daha yayınlasan ne olacak!
Tenis turnuvalarının sonunda kazanan da kaybeden de konuşuyor. Dinliyorsun, duygularını hislerini alıyorsun. Sporun zafer anı en güzel anıdır. Her şeyi onun için yaparsın. Bir ömrü onun için adarsın.
NTV Spor'u yöneten Fuat Akdağ kardeşim bundan habersiz mi? Bundan habersizse nasıl o spor kanalının müdürü oluyor?
Yani bu turnuvayı canlı yayınladığı için NTV Spor'a yürekten teşekkür etmeye hazırlanıyordum kafamda... Ama bütün güzel emeklerini üç dakika yüzünden berbat ettiler.
Zamanında TRT yapardı. Seyreder, seyredersin tam madalya törenine gelir keser!
Tabakhaneye bir şey yetiştirecekler herhalde...
Onun arkasından ne kadar önemli bir program varsa!..
Şimdi Digiturk yapıyor. Maçın bittiği an en duygusal görüntüleri bana vereceğin an... Yakın çekime gireceksin, sevineni, üzüleni, yerde otları yolanı, ağlayanı... Onu göstereceğine hemen uzak çekim, üstüne sanal reklam, arkadan kesiyor, reklamlara geçiyor ve sen maçın bittiği an o futbolcuların yaşadığı sahneyi görmekten mahrum kalıyorsun.
Hangi televizyon yapıyor bunu; para ödediğim televizyon... O maçı seyretmek için para ödüyorum. Başka bir televizyon yapsa anlayabilirim. Bu kadar para vermiş.
Reklamdan kazanacak. Hayır! Digiturk sadece reklamdan kazanmıyor. Benden alıyor eşek yüküyle parayı!.. Peşin alıyor hem de... Kendisi taksit taksit ödüyor. Seyirciye en cazip gelecek anı göstermiyor.
REKLAM VERENDE AKIL YOK

Orada biraz evvel kavga dövüş birbiriyle müthiş mücadele eden insanların sarılmaları var, forma değiştirmeleri var, tam tersini yapanlar var, koşarak elini sıkmaya gidenin elini itenler var. Maçın bitiş anında harika görüntüler var. O harika görüntüleri yakalayacak da bir yönetmen var kenarda... Ama izin vermiyorlar.
Her maç hakem düdüğü çalar çalmaz uzak kamera, sahanın genel görünümü onun üstüne sanal reklam arkadan normal reklamlar! Ondan sonra döndüğünde iş işten geçmiş oluyor.
Zaten o sanal reklamı görür görmez de bunları yapacağını bildiği için millet kapatıyor televizyonu...
Kimse açık tutmuyor. O reklamlar 'nereye gidiyor' bilmiyorum. O reklamı verenler de akıl yok. Televizyonun kapandığını bile bile o reklamı veriyorlar.

MECLİS ALERJİSİ VAR
* Milletvekili Hakan Şükür'ün özel bir kanalda yorumculuk yapması tartışılıyor. Siz bu konunda ne düşünüyorsunuz?
Hakan Şükür'ün, bugüne kadar rahatsızlığı yüzünden herhangi bir Maraton programına katılmadığı oldu mu?
Haftada üç gün Maraton; cuma, cumartesi, pazar...
Maç olduğu zaman pazartesi günü de çekiliyor.
Ama 30 meclis oylamasından 25'ine katılmamış rahatsızlığı yüzünden!.. Kendi ifadesi...
Hafta sonu Maraton programlarında hiç rahatsızlanmayan Hakan Şükür bütün meclis toplantılarında hastalanıyor nedense!..
Olur, tıpta yeri var; 'Meclis alerjisi.' Meclise geldiğinde alerji yapıyor, hastalanıyor!
Hakan Şükür'e yönelik bu sorunun muhatabı vicdanen söylüyorum bunu Sayın Başbakan'dır. Hakan Şükür'ü milletvekili seçen o çünkü...
Sayın Bülent Arınç, "Onun bu programı yapmasını engelleyecek bir şey yok. Milletvekili olmadan önce TRT'de yapıyordu. Ama milletvekili olarak kamu kuruluşunda görev alamayacağı için özel kurumda yapabilir.
Ama vicdanen yapmaması lazım" diyor. "Ben olsam yapmazdım" diyor.
Arınç'ın bu açıklamasını Sayın Başbakan'ın düşünmesi lazım. Hakan Şükür'ü o milletvekili yaptı çünkü... 'Gel bakalım Hakan' demesi lazım bana sorarsan. Çünkü Hakan Şükür aldığı o paralardan vazgeçecek gibi görünmüyor. İyi para alıyor çünkü...

G.SARAY HEDİYE ETTİ
* Basketbolda Türkiye Kupası'nı finalde Banvit'i yenen Beşiktaş kazandı. CSKA Moskova galibiyetiyle sükse yapan Galatasaray Medical Park finale kalamayarak şaşırttı. Siz turnuvayla ilgili neler söyleyeceksiniz?
Galatasaray, CSKA'yı yendiğinde ne dedim: "Gazozuna maçı kazanmak önemli değil.
Önemli olan işe yarayan maçları kazanmak." Bu lafım daha kurumadan Beşiktaş'a yenildi ve finale kalamadı.
Üstelik hediye etti maçı...
Gözlerime inanamadım. Bu kadar koç yanlışı, bu kadar oyuncu yanlışı olmaz. Maçın bitmesine 15 saniye var. Top Beşiktaş'ta, Galatasaray 3 sayı önde. Faul yapsa, Beşiktaş ikisini de atsa top Galatasaray'a geçecek. Bitecek maç.
Adamın üçlük atmasına izin verdiler. Üçlüğü atarken bile faul yap. Birini kaçırsa maçı kazandın. Üçünü de atarsa ancak berabere biter. Hayır o üçlük girene kadar seyretti Galatasaray ve maç uzatmaya gitti.
Uzatmanın son dakikası sayılar başa baş. İki tane hücum faul yaptı Galatasaray...
Böyle bir şey olur mu? Bu nasıl takım? Nasıl hazırlanmışlar?
CSKA'yı yenmiş!..
Galatasaray iyi bir basketbol takımı değil. Koçu da iyi değil. Üçlükler girerse kazanır, üçlükler girmezse kaybeder. Bu kadar basit. Onun için ben de şu anda Galatasaray'ın koçu olabilirim. Kenarda dururum...
Yükleniyor
BİZE ULAŞIN