Skorun üstüne yatıyor

Pazartesi 28.02.2012

Terim'i tanıyamıyorum. Skorun üstüne yatmaya meraklı bir hoca haline geldi. Üçüncü gol maçın bitmesine saniyeler kala gelmese onun da üstüne yatmaya kalkardı

* Galatasaray çekişmeli bir karşılaşmanın ardından Beşiktaş'ı 3-2 mağlup etti. Uzatma dakikalarında Elmander skoru belirleyen isimdi.
Maçla ilgili neler söyleyeceksiniz? İki takımı nasıl buldunuz?
Türk spor medyasının ne kadar palavra bir medya olduğunu bir kere daha gördüm. Okuduklarıma inanamıyorum.
Uzatma dakikaları içinde birebir karbon kopya iki pozisyon var. Birinde Almeida dışarı vurdu, öbüründe Elmander içeri vurdu. Tersi olsaydı; Almeida'nın vuruşu içeri girseydi de Elmander'in kafa vuruşu direğin üstünden auta gitseydi gazeteler ne yazacaklardı?
Başlıkları nasıl olacaktı?
Eleştirileri nasıl olacaktı? Son üç dakikadan söz ediyorum. Son üç dakikadaki iki pozisyondan...
Kendi sahasında oynanan bir maçta 2-1'e kadar rakip kaleye 2 şut atan bir Galatasaray'ı methediyorlar ya! 'Galatasaray'ın iyi oynadığını' söylüyorlar.
İkinci gol 52. dakikada geldi. Galatasaray, Arena'da 52 dakikada 2 şut atmış! Bu oyun nasıl iyi olabilir.
Üstelik bu 52 dakika içinde Beşiktaş'ın bütün akınları ama bütün akınları Galatasaray'ın kaptırdığı toplarla başlamış! Şimdi Barcelona gibi pas yapacak ya Galatasaray!.. Barcelona o pasları çok akıllı yapıyor. Barcelona'nın pasları yüzde 99, yüzde 100 isabetli.
Çünkü Barcelona'da bir adam topu ayağına aldığı anda üç kişi boşa koşarak kendini gösteriyor 'Topu bana atabilirsin' diye... Ayağında top olan adam o üç kişiye bakıyor; en garantili hangisi ise ona atıyor. Yani topla verdiği adam arasında ve civarında rakip yok. Aptalca bir yanlış vuruş yapmazsa gördüğü yere gidiyor top. O zaman sabaha kadar oynuyor Barcelona.

BOŞA ÇIKIP TOP ALAN YOK

Galatasaray'da biri topu ayağına aldığı zaman boşa koşan adamlar yok.
Top ayağında biri var, geri kalan 9 kişi Muslera nasıl duruyorsa kalede öyle duruyorlar. O duran adamlardan birine pas atmak zorunda! Duran adamın yanında da Beşiktaşlı biri duruyor.
O zaman bir yerde kaptırıyorlar.
Kaptırdığı anda da Beşiktaş'ın kontratağı başlıyor.
Beşiktaş 16 tane şut atıyor, Galatasaray 2 tane şut atıyor! Nereden geliyor o 16 tane şut; Galatasaray'ın kaptırdığı toplardan... Santrada top çevirirken kaptırdığı toplar yüzünden kontratak yemekten rakip kaleye gidemiyor.
Sonra bu Galatasaray 'harika oynamış', 'Fatih Terim çok harikaymış.' Melo'yu kenara alan bir hoca için 'Maçı çok iyi yönetti' nasıl denebilir! Elmander 'Ben bittim. Ayakta duracak halim yok' diye bağırıyordu. Ama Elmander kafa golünü attı ya...
Maçın başından beri 'Necati' diye bir oyuncu var mıydı? Necati hiç olmazsa saklanıyor! Emre Çolak... Top istiyor ve kaptırıyor. Necati eksik oynatıyor, Emre Çolak, Beşiktaş'tan oynuyor.
45. dakikadan sonra bunların sahada olma hakları yok. Kenarda Fatih Terim gibi bir hoca varsa... Hayır!
Fatih Terim skorun üstüne yatmaya meraklı bir hoca haline geldi bu sene...
Tanıyamıyorum. 1-0 öne geçiyor; 'Aman bunun üstüne yatalım.' 2-1 öne geçiyor 'Aman bunun üstüne yatalım.' Allah'tan üçüncü golü maçın bitmesine saniyeler kala attılar. Yoksa onun da üstüne yatmaya kalkardı.
Galatasaray'a 1-0'ın yetmeyeceği birinci devrenin sonunda belli. Öyle geliyor Beşiktaş çünkü... Hangi Beşiktaş?
10 günde 4 maç oynamış; 'yorgun, bitkin, ayakta duracak hali yok' denen Beşiktaş! Deplasmanda oynayan, seyircisi olmayan Beşiktaş'tan mucize bir şeklinde kurtuluyor Galatasaray!

KÖTÜ OYUNDA YARIŞIYOR

Ondan sonra Galatasaray'a övgüler yağıyor. Niye; çünkü puan cetvelinde 9 puan önde... Niye; 9 puan önde?
Çünkü bütün takımlar dökülüyorlar!
Türk futbolunun olabilecek en kötü senesi. Fasulye ligde, fasulye takımlar.
Koyunun olmadığı yerde keçi Abdurrahman Çelebi!.. Galatasaray keçi bile değil!.. Ortada koyun da yok, keçi de yok. Onun için 'mee' diyen Abdurrahman Çelebi.
Fenerbahçe yenilmiş, Trabzon yenilmiş.
Kimlere yenilmiş bir bakın! Küme düşen takımlar neredeyse playoff'u garantileyenleri yeniyorlar! Böyle bir lig... Herkes kötü oynamakta yarışıyor.
Herkes kaybetmekte yarışıyor.

* Semih'in düşüşü sürüyor. İlk gol öncesi çalım yedi, kendi kalesine gol attı. Çift sarı karttan atılabilirdi de...
Semih atılabilirdi. Semih kötüydü; Ujfalusi iyi miydi? Gol pasını o verdi!
Birinci yarıda Almeida iki metre gerisinden topu alıp fırladı iki metre önüne geçti, yetişemedi!
Galatasaray'ın Semih-Ujfalusi göbeği felaket. Hayır inat! İlle Eboue, Semih, Ujfalusi, Hakan Balta!.. Ben dördünü de oynatmam orada. Eboue'yi sağ açıkta oynatırım, Ujfalusi'yi onun yerine koyarım. Onun dışında o geri dörtlüyü hayat boyu oynatmam. Ama ezberlemiş 'Kazanıyoruz madem, böyle gitsin.' Ee gitsin, peki!..

SAHTE OYUNCU İSTİYOR
* Galatasaray tribünlerini nasıl buldunuz? Bu defa Arena tamamen doluydu ve dikkat çekici şovlar vardı.
Bir defa şunu düşünüyorum; Galatasaray'daki boş yerlerin büyük bir bölümü kombine bilet alıp da gelmeyenlerden...
Bunun farkına vardım. Adamın kombine bileti var, yeri var ama gelmiyor maçlara. Diyorum ya öyle bir fasulye lig ki... Bir de Arena'nın bu gidişi gelişi de zor. Havalar da kötü. 'Niye gideyim' yani!
Bu hafta biraz Galatasaraylı olduklarını hatırladılar sanki...
Fenerbahçeliler bir kulüp, bir takım nasıl tutulur bunu çok iyi gösterdikleri için üst üste, kafalarını vura vura... Herhalde 'Ya bizim de bir şeyler yapmamız lazım' diye düşündü birileri diye tahmin ediyorum.
Maçta da genel görünüm iyiydi.
Küfürsüz, meşalesiz, sahaya bir şeyler atmadan, etmeden...
Futbolcular da tribünleri tahrik etmediler.
Engin hariç... Dokunulmadığı halde kendini yere atıyor. Ben böyle bir şey görmedim ve Fatih Terim bunun önüne geçemeyecek adam değil.
Demek ki Fatih istiyor. Fatih takımında böyle bir sahte oyuncunun olmasını istiyor. Milli takım hocasıyken Emre'yi de desteklerdi!
Ben Galatasaray Teknik Direktörü olacağım da benim takımımda yanından birisi geçtiği zaman otomobil çarpmış gibi kendini yere atan bir adam olacak. Hakemlere de hayret ediyorum. Ben hakem olsam Engin 15 dakika oynar. Ben Fatih Terim olsam Engin yedek olarak dahi sahaya çıkamaz. Tribünde oturur. Aziz Yıldırım 'şike' diye hapiste, Engin sahada kahraman! Aziz'in ne yaptığı belli değil, Engin'in ne yaptığını televizyon kameraları her maç gösteriyor. Bu Enginlerin futbol oynadığı bir ülkede kimin şike mike diye dava etme hakkı var! Herkes birbirini aldatmakla meşgul, görüyoruz.
Geçen hafta Necati aldatıyordu hakemi bu hafta Engin aldattı.

ALKIŞLAYAN ŞİKECİ DEĞİL

* Elmander ve Emre'nin de böyle kendini yere bıraktıkları pozisyonlar var.
Demek ki Fatih Terim bunu istiyor. 'Siz bakmayın Hıncal Uluç'a ne yutturursanız kardır' diyor, ne bileyim ben. Çünkü benden başka da bunları yazan eden yok.
Güya Fenerbahçeli medya... 'Fenerbahçe'yi övmekten bir de Galatasaray'a saldırırsak ayıp olur herhalde' diyorlar. Bunlara göz yumuyorlar.
Böyle bir şey olur mu! Fairplay en önemli unsur. Buna aykırı her davranışı teşhir edeceksin. Hangi takımda kim yaparsa yapsın, milli takım dâhil. Hayır. Hakemi uyutup penaltı alıp maçı kazandın mı herkes bayram yapıyor. Ama Aziz Yıldırım içeride!.. O tribünde o sahte penaltı ile gole alkış tutanlar, tezahürat yapanlar şikeci değil; Aziz şikeci. Yok ya!..

ALLAH SONUMUZU HAYIR ETSİN
Türkiye Futbol Federasyonu genel kuruluna tek aday olarak giren Yıldırım Demirören beklendiği gibi başkanlığa seçildi. Bundan sonra nasıl bir süreç bekliyorsunuz?
Bundan sonra ne yaşanacak bilemiyorum; bildiğim Beşiktaş bayram yapıyor. Bu atamanın arkasında 'Başbakan var' deniyor. Ata Aksu'nun çekilmesi de 'siyasal iktidarın Demirören'den yana olduğu' şeklinde yorumlanabilir.
Tahmin ediyorum Beşiktaşlılar, Başbakan'ı çok sevecekler. 'Bizi kurtardı' diye...
Mali kongredeki konuşmasını kendi sesinden dinledim. Orada bile "Kulüpten alacağım 103 milyon lirayı bağışlıyorum; bir şartla" diyor. "Benden sonra gelecek başkanlar da kulübe verecekleri borçları bağışlayacaklar." Bu nasıl bir şart?

AMA VARSA SİLİP ATMALI
Gelecek başkanın kim olacağını biliyor musun? Gelecek başkan kulübe böyle babasının servetiyle bol keseden bağışta bulunabilir mi? Bir başkan gelir; 'Beşiktaş'ın onun bunun parasına ihtiyacı yok. Ben Beşiktaş'ı kendi geliriyle yaşayan bir kulüp yapacağım' derse ne olacak mesela!..
103 milyon lirayı bağışlıyor musun, bağışlamıyor musun? Bana o sorunun cevabı lazım. "Bağışlayacağım ama..." Bir laf vardır: Bir cümlenin içinde ama varsa ondan evvel söylenenleri silip atabilirsin.
Bu Demirören'e Türk futbolunu emanet ediyoruz. Niye emanet ediyoruz: "Hiçbir kulübe hiçbir ceza gelmeden, gerekirse UEFA'yı ve FIFA'yı da karşımıza alabiliriz" dediği için!..
Türkiye'nin kimbilir kaç sene ihraç edilmesini göze alarak getiriyoruz. Allah, Türk futbolunun sonunu hayır etsin. Daha fazla konuşmaya gerek yok.

'DA' EKİ ÇOK ÖNEMLİ
* Şike davasında savunmalar tamamlandı ve mahkeme 23 tutukludan 7'sini serbest bıraktı.
Serbest bırakılma kararları doğru.
Ama niye hepsi serbest bırakılmadı; yanlış olan bu... Şekip Mosturoğlu'nu, Mecnun Otyakmaz'ı tutuksuz yargılanmak üzere bırakıyorsun; Aziz Yıldırım'ı niye bırakmıyorsun? Birinin bana bunu mantıklı bir şekilde izah etmesi lazım.
Aziz Yıldırım savunmasında, "Bu hareket bana karşıdır" diye çıktı ortaya...
Sanki öyle...
Tahliye edilenlere bakıyorsun; edilmeyenlere bakıyorsun. Aziz Yıldırım'ın suçlu ya da suçsuz olduğunu söylemek başka bir şey... Onun davanın sonunda anlayacağız biz. Ama tutuklu kalması için bana bir sebep gösterilmesi lazım. Aziz Yıldırım delilleri mi karartacak, kaçma tehlikesi mi var?
Hangi delili karartacak? 400 sayfa var zaten...
Mesela Mecnun Otyakmaz mı kaçar, Aziz Yıldırım mı kaçar?

TAKTİK HATASI YAPTI

* Yıldırım savunmasında ilk gün Galatasaray ve Trabzonspor'u hedef aldı.
Ardından iddianamedeki iddialara yanıt verdi. Tatmin edici buldunuz mu?
Savunmada dikkate değer bir şey yok. Aziz Yıldırım orada bir taktik hatası yaptı. Bir yandan avukatları bir yandan yönetimdeki şakşakçılarının gazına gelip, durduk yerde bir "Galatasaray da kirli" savunması yaptı. Bu 'da' eki çok önemli... Birisi kendisini savunurken 'da' ekini kullanıyorsa 'suçu kabul ediyor' demektir. 'Bülent de suçlu' diyorsan ben suçluyum zaten!.. 'Ben suçluyum. Tamam beni yargılıyorsunuz da Bülent'i niye yargılamıyorsunuz?' Bu manaya gelir. Sanane Galatasaray'dan!.. Sen başından beri dimdik duruyorsun, "Ben masumum ve masum olduğumu kanıtlayacağım" diyorsun. "Ben masumum ve masum olduğumu kanıtlayacağım" diyen insan "Galatasaray da şike yaptı" diye ortaya çıkar mı? Galatasaray da yaptıysa eğer demek ki sen de yaptın ki böyle diyorsun. Çok yanlış bir savunmaydı ve Aziz Yıldırım'a çok puan kaybettirdi.

PUROLARINI YAKIYORLAR

Bir de zaten ben baştan beri Fenerbahçe-Galatasaray düşmanlığını körükleyenlere çok öfke duyuyorum.
Çünkü ben Fenerbahçe ve Galatasaray'ın dost oldukları dönemde, spor karşılaşmaları dışında adeta tek camia gibi oldukları dönemde büyüdüm ve gazeteciliğe başladım. Her yaz Kadıköy'de Fenerbahçe-Galatasaray bayramı yapılırdı. Şimdi Fenerbahçe maçına Galatasaraylılar gelmiyor, Galatasaray maçına Fenerliler gelmiyor. Ne hale getirdiler! Bu tetikçiler yüzünden...
Üsttekiler birbirlerine sallıyorlar sallıyorlar ondan sonra şeref tribününde yan yana oturup purolarını yakıyorlar.
Ondan sonra aşağıdakiler birbirlerini bıçaklıyor, öldürüyor, kesiyor. Buna kimse bir şey demiyor! Futbolda Şiddet Yasası bunun için çıktı.
Fenerbahçe yönetiminin bu olayın başından beri yaptığı her konuşma Galatasaray düşmanlığı üzerine kurulu ve Futbolda Şiddet Yasası'na aykırı.
Aziz Yıldırım da savunmasına öyle başladı!..
Şimdi Galatasaraylılarla, Fenerliler taşlarla, sopalarla, bıçaklarla birbirlerine girerse ne olacak? Kim sorumlu olacak?

Röportaj: Bülent CAN
Yükleniyor
BİZE ULAŞIN