Web Sürümüne Geç

    Türk futbolu karanlık içinde

    06 Mart 2012, Salı

    Play-Off kimsenin ilgisini çekmiyor. Türkiye'de futbolu konuşamayacak hale getirdiler. Şampiyon olan 'Avrupa'ya gidecek mi' bu bile belli değil

    * İsterseniz Trabzon-Beşiktaş maçından başlayalım.
    Bu maçları hâlâ ciddiye alıp sormana şaşırıyorum. Bu resmi cevabımdır.
    Türkiye'de bunca şey olup biterken; mesela cuma akşamı Dünya Atletizm Şampiyonası, Türkiye'de ilk kez yapılacakken fasulye ligin, fasulyeden bir derbisini konuşmak acaba ne kadar ilginç geliyor Fotomaç okuruna! Çok merak ediyorum.
    Mesela; yeni bir federasyon seçilmiş, o federasyon ne işler yapacak ya da yapamayacak!

    * Güncel olduğu için oradan başladım ama yeni federasyonu da konuşabiliriz.
    Hayır. Lig öyle olmuş ya da böyle olmuş ne fark edecek? Play-off ilgini çekiyor mu senin, vatandaşın ilgisini çekiyor mu? Diyelim ki Galatasaray, Fenerbahçe, Trabzon ve Beşiktaş playoff'a kaldılar. Play-off'ta kazanan takım Avrupa'ya gidebilecek mi bu belli değil daha... Türk futbolu bu kadar karanlık içindeyken kim ilgilenir!
    Türkiye'de futbolu konuşamayacak hale getirmeyi başardılar. Bunu başaranların başında gelen de Türkiye Futbol Federasyonu'na başkan oldu! Ben Beşiktaş-Trabzon maçını seyretme gereği duymadım.
    Sabah gazetelerde okudum; "Trabzon beş atarmış." "30 gol atan Burak eğer ayağına gelen fırsatların yarısını doğru kullanabilse 5 olurmuş maç."
    Bu da Beşiktaş'ın ne hale geldiğini gösteriyor. Kulübün bütçesi bir yanda, ortaya çıkan takım da bu... Bunları başaran adamı da biz Futbol Federasyonu Başkanı yaptık! Türkiye'de futbolun nesini konuşacaksın artık!..

    YARIM SAYFA YAZMIŞ

    Gülüyorum. Hakikaten gülüyorum. Dün mesela Milliyet'te, Yıldırım Demirören'in gazetesinde, Selçuk Dereli'nin yazısını okuyorum. "Ceza yönetmeliğinin 38. maddesi geçen sene değişti. Taktik icabı sarı kart görenler bundan sonra iki maç ceza alacaklar. Şimdi bu Alex ile Baroni taktik icabı sarı kart gördüler. Bunlara iki maç ceza verilmesi lazım. Ceza verilirse Galatasaray maçında oynayamayacaklar.
    Şimdi bunlara PFDK ne ceza verecek!"
    PFDK'nın bunlara ceza vermesi ya da vermemesinden önce bunların PFDK'ya sevk edilmesi gerekiyor.
    PFDK'ya sevk kararını kim alacak; Yıldırım Demirören federasyonu... Yıldırım Demirören "Bizim Fenerbahçemiz" diye aday oldu ve de "Küme düşmeyi gerektiren 58. maddeyi uygulamayacağım" diyerek federasyon başkanı seçildi. Fenerbahçeli Alex ile Baroni'yi PFDK'ya sevk eder mi? Böyle olunca futbolun nesini konuşacaksın?
    Haftaya buraya geleceğiz; sen yine karşıma oturacaksın: 'Hıncal ağabey bu hafta derbi var. Ne diyorsun?' diyeceksin; ben de sana 'Ne derbisi!' diyeceğim.
    Acı durum bu... Feci durum bu...
    Türk futbolu komikleşti. Konuşulmayacak duruma düştü. Konuşanlar da dalga geçerek konuşuyorlar.
    Oysa mesela bu hafta; Fenerbahçe maçında Türk futbol tarihine geçecek kadar güzel goller seyrettik.
    Hem de aynı maçın içinde...
    Türker İnanoğlu fanatik Fenerli'dir. Böyle Fenerbahçe iyi bir iş yaptığı zaman da telefon edip; benimle dalga geçmeye meraklıdır. Beni aradı. "Hayrola ağabey; 'İki hafta sonra da Galatasaray'a 6 atacağız' diye söylemek için mi aradın" dedim, gülüştük.
    Ertesi gün bütün gazeteleri açıp baktım.
    Birbirinden güzel golleri anlatan bir tane kalem yoktu. Türkiye'de maç yazarlığı Kahraman Bapçum ile İslam Çupi'yle bitti mi? Rob Hughes, Herald Tribune'de Messi'nin golünü yarım sayfa yazmış. Cumartesi günü atılan golü, çarşamba günü anlatmış.

    BAŞLIK CAMBAZLIĞI

    Spor müdürü arkadaşlar bana, 'Maç akşam 21.00'de bitiyor. O saatten sonra ben kime yazdırayım' demesin. Kime yazdırırsan yazdır. Ertesi gün yazdır.
    Hem de birinci kalıba koyarsın; bütün Türkiye okur. Böyle goller Allah'ın günü atılmıyor.
    Stoch'un golü vuruş bakımından muhteşem. Alex'in golü hazırlanış bakımından muhteşem.
    Ben ertesi gün Galatasaraylı olarak arıyorum. 'Şöyle lezzetli bir yazı okuyayım' diye... Bir Fenerli okuru düşün...
    Televizyonda muhteşem goller seyretmiş ve ertesi gün bu golleri bir Kahraman Bapçum üslubuyla, İslam Çubi üslubuyla okumak için gazeteleri karıştırıyor; bir tane yok!
    Spor gazeteciliği, başlık cambazlığı ile bitiyor. Orada da bir özen yok. Herkesin aklına ilk gelen gazetede başlık oluyor.
    Adamın ismiyle ilgili kelime oyunları falan...
    Milli takım hocası Avcı olunca: 'Ava giderken avlandı' oluyor mesela!..
    Bu arada bir de Abdullah Avcı ilk maçını oynadı. Neler var konuşulacak; kalkıp bana 'fasulye derbiyi' soruyorsun!..

    FASULYE LİGİ ARARIZ
    * Federasyonla devam edelim o zaman... 'Düşmenin kalkması ve ligin 22 takımla oynanması için çalışmalar yapıldığı' şeklinde haberler çıktı.
    Haberi okur okumaz: "Türk futbolunun intiharı olur" dedim. Bu federasyon kime ödün vereceğini, kime eyyam yapacağını bilemez hale gelmiş. Böyle bir şey olur mu? Bu senekiler küme düşmeyecek; niye! 'Lig fasulye' diye... Geçen sene şike yüzünden haksız yere düşenler ne olacak! Niye 25 takım olmuyor?
    Şu takımların haline bak; ayakta duracak halleri yok. 70. dakikada tükeniyorlar. Gelecek sene 22 takımlı lig!.. Bu seneyi kaybettik, gelecek sene fasulye ligi de ararız. Gelecek sene; bol gazlı bir kuru fasulye lig olur.
    İnanmak dahi istemiyorum ama Federasyon Başkanı Yıldırım Demirören olunca; her şey olabilir.

    BU AYIP AYSAL'A YETER
    * Polat'ın Galatasaray'da başkan yardımcılığı yaptığı sırada 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak'' suçunu işlediği gerekçesiyle hakkında 7 yıla kadar hapis cezası istemiyle hazırlanan iddianame kabul edildi.

    Mesele yargıya intikal etmiştir. Bunun üzerine konuşulacak bir şey yok. Konuşulacak şey; bir Galatasaray başkanının şu andaki durumu... '1 milyon dolar yok' demek; Galatasaray başkanı bu parayı ya zimmetine geçirdi ya da gayrimeşru bir işte kullandı. Bu nedenle de muhasebe kayıtlarına geçmedi.
    Gayrimeşru iş ne olabilir; şike olabilir, teşvik primi olabilir. Bu iddianamenin en büyük dayanağı ne; bugünkü Galatasaray Başkanı'nın sağ kolu Bülent Tulun'un mektubu ve 'Makbuzlar bende' dediği yazısı...
    Galatasaray'da yöneticilik yaparken Galatasaray'a ait birtakım belgelerin fotokopisini almış, evine götürmüş. Bu adam hâlâ bugünkü Galatasaray Başkanı'nın sağ kolu... Bu ayıp da Ünal Aysal'a yeter.

    Öte taraftan o maçtaki 16 dakika yine konuşulmaya devam ediyor. Denizlispor-Fenerbahçe maçını yöneten Selçuk Dereli katıldığı bir programda "Maçtan önce Şenes Erzik beni aradı ve başarılar diledi. Bu durum deni rahatsız etti. Daha sonra Erzik'in beni Fenerbahçeli yöneticilerin yanından aradığını öğrendim" dedi. Erzik'in "Başarı dilemek için" telefon açması bir mesaj niteliği taşır mı?

    Ben Şenes Erzik'in, Selçuk Dereli'yi aramasının ardında hiçbir kötü niyet beklemem. O maçın fevkalade kritik maç olduğu biliniyor.
    Selçuk Dereli de o sıralar Türk futbolunun Avrupa'daki en önemli isimlerinden bir tanesi... Şenes Erzik de UEFA'nın Hakem Komisyonu Başkanı...
    Türkiye adına ileride kendisinden yararlanabilecek bir insana açıp başarılar dileyebilir.
    Bu bir yerde 'Rahat ol. Bu maçı bildiğin gibi yönet. Biz senin arkandayız' demektir. Çünkü Şenes Erzik'in Fenerbahçelilik adına bir eylemde ya da söylemde bulunmadığını gayet iyi biliyorum.

    16 DAKİKA KİME YARAR!

    * Dereli'nin bu açıklama için bugüne kadar beklemesi de ilginç...

    Şimdi o maça önüne gelen saldırıp duruyor. Özellikle Fener camiası... Burada bir sorunun cevabının verilmesi lazım. O maç 16 dakika durdu. Türkiye liglerinin bütün maçları sona erdikten itibaren 16 dakika daha oynandı.
    Peki bu 16 dakika durmak Galatasaray'a ne fayda sağlar? 'Fenerbahçe'ye ne fayda sağlar' ben söyleyeyim ama 'Galatasaray'ın o maça karıştığını' iddia edenler o 16 dakika durmanın 'Galatasaray'a ne faydası olduğunu' bir söylesin. Bu kadar mantık dışı bir iddia olmaz. Aklım, hafızam almıyor.
    Galatasaray maçı bitecek, Galatasaray'ın eli kolu bağlanacak, Malatya-
    Gaziantep maçı bitecek, Denizli'nin küme düşme tehlikesi kalmayacak.
    Denizli'nin artık rahat rahat yenilebilme hakkı doğacak ve bunun üzerine maç 16 dakika daha oynanacak.
    Bu kime fayda sağlar? O kadar açık ki...
    Polis cinayeti nasıl araştırır; 'Bu cinayetten kim yararlandı?' Suçlu yoksa ilk öyle ararlar. 'Bu cinayetten kim faydalanmış olabilir?' 'Bülent faydalanmış olabilir, Hıncal faydalanmış olabilir, Özge faydalanmış olabilir. Tamam. Üçümüz araştırılır.' Bu 16 dakikadan kim yararlandı?
    Ona bir baksınlar bakalım. Ağzını kapaması gerekenler konuşuyor Türkiye'de...
    İnanılır gibi değil.

    * Fenerbahçe, konunun araştırılması için federasyona başvuruda bulunmuş.
    Araştırılsın. Şikayet eden Fenerbahçelilere söylüyorum. Gazeteci arkadaşlarım dahil... Sevgili kuzenim Gürcan Bilgiç dahil. İsim vereyim; Ercan Saatçi dahil, Fenerbahçe'nin bütün yöneticileri dahil, Mahmut Uslu'su, Murat Özaydınlı'sı, Ali Koç'u, Nihat Özdemir'i dahil... Bu 16 dakikanın Galatasaray'a ne faydası vardı da uzatıldı maç! Bana bir anlatsınlar ya da ben onlara anlatayım Fenerbahçe'ye ne faydası olduğunu...
    Geçen hafta söyledim; Aziz Yıldırım'ın savunması da taktik olarak yanlış. Sen Galatasaray'a saldırarak başlarsan savunmana; bu 'Ben suçluyum ama onlar da suçlu' demek.
    Fenerbahçe'nin bütün amacı bu... Eski defterleri karıştırıp karıştırıp Galatasaray'ın da suçlu olduğunu göstermek. Galatasaray'ın 'da'...
    Yani ben yargıç olsam başka delil aramam. İtiraf. Bütün Fenerbahçeliler itiraf ediyorlar. 'Biz suçluyuz ama Galatasaray da suçlu!'

    HAKEM OLMASI GEREKMEZ
    * MHK ve Tahkim Kurulu'nun başına getirilen Zekeriya Alp ve Engin Tuzcuoğlu da tartışılıyor. Siz bu iki isme nasıl bakıyorsunuz? Alp'in hakemlikten gelmemesi bir sıkıntı yaratır mı?

    Zekeriya Alp'in MHK Başkanlığı'na getirilmesini hiç itirazım yok. Hakemlik yapmış olması şart değil. İdarecilik başka bir sanattır, hakemlik başka bir sanattır. Yıldırım Demirören ne; Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı oldu. İdarecilik ayrı bir şey...
    Önemli olan hakemlerin 'en tarafsız, en adil, en güvenilir' şekilde yönetilmesi...
    Bunu başaracak bir adam niye Merkez Hakem Komitesi Başkanı olmasın? Bilakis bence hakem olmasının mahsurları var. Hakem olduğun zaman; senelerden beri işin içindesin. Senelerden beri işin içinde olduğun zaman ister istemez kişisel görüşlerin oluşuyor. Sempatilerin, antipatilerin oluşuyor. Hâlbuki tamamen dışarıdan gelen bir adam...

    ÇAĞ DIŞI BİR YAKLAŞIM
    Türkiye'de birtakım garip adamlar var. 'Spor yorumusu olmak için futbol oynamak lazım, resim eleştirmek için ressam olmak lazım, film yazman için bilmem ne olman lazım!..' Böyle bir şey yok dünya üzerinde... O kadar şaşkınlıkla karşılıyorum ki bu tür eleştirileri.
    Zekeriya Alp, Merkez Hakem Komitesi'ni yönetir, yönetmez bunu tartışırız. Ama 'Zekeriya Alp hakem değildi onun için bu işi yapamaz' dediğin zaman o çok çağ dışı bir düşünce olur.

    F.BAHÇE'NİN AVUKATI GİBİ
    Öte yandan Tahkim Kurulu Başkanlığı'na gelen isim yanlış. Geçen hafta Fransız Anayasa Mahkemesi 'Ermeni inkâr yasası' hakkında karar verdi. On bir yargıçtan üçü bu oturuma katılmadı. Sebep? Bu konu ile değil, Ermeni katliamı ve Türkiye ile ilgili geçmişte dolaylı olarak konuştukları için... 'Bunlar fikirlerini beyan etmişlerdir. Bu mahkemede yer alamazlar.' Tahkim Kurulu Başkanlığı'na getirilen zat, başından beri Fenerbahçe'nin avukatı gibi konuşuyor. Şimdi ben Tahkim Kurulu'ndan nasıl tarafsız karar bekleyeceğim? Taraf olduğunu bu kadar açıklamış biri. Ama Yıldırım Demirören tamamen Fenerbahçe üzerine bina ederek geldi federasyon başkanlığına... "Bizim Fenerbahçe'miz" diye başlayıp lafa...
    Onun için bu federasyon Fenerbahçeli Mehmet Ali Aydınlar'ın federasyonundan daha Fenerbahçeli.
    Madde 1- İçinde hiç Galatasaraylı yok. Sembolik olarak dahi bir Galatasaraylıyı almadılar. 2- İşte yaptığı atamalara bak!

    Röportaj: Bülent CAN
    Yükleniyor
    BİZE ULAŞIN