Web Sürümüne Geç

    Aslı Çakır alkışı hak etti

    Pazartesi 13.03.2012

    Aslı'nın bu madalyası Türkiye'nin aldığı en büyük madalya. Zeka madalyası, taktik madalyası ve yürek madalyası. Bu üç unsuru taşıyan Aslı'ya bayıldım

    * 14. Dünya Salon Atletizm Şampiyonası Türkiye'de yapıldı. Gelen tepkiler olumlu. Bu bir bakıma 2020 Olimpiyatları'nın provası niteliğindeydi. Organizasyonu nasıl buldunuz?
    Şimdi, oyunları kazasız belasız geçirdik. O kadar. Ama oyunlarda bir görkem yoktu. Görkem iki şeyde olur; 1- Salon büyüler seni. Pekin'deki salonda daha hiçbir yarış başlamadan ekranda gördüğümüz zaman büyülenmedik mi? 'Vay' dedik ve ertesi gün bütün gazeteler 'Çin'de bir salon yapılmış ki.' diye konuşmalar doldu.
    Mimarından bilmem nesine, onun inşaatına...
    Çünkü o salon çarpıyordu. Bu, gecekondu bir prefabrik. Bir arsanın üzerine örtmüşler, portatif tribün koymuşlar, olmuş sana salon. Bundan öte değil. Katiyen kimse kimseyi aldatmasın!
    Yani o TRT açılışı yayınlarken resmen yağcılık yapacağım diye bu salonu Başbakan'a mal etti.
    Ben Başbakan olsam o yayını yapanları oradan kovdururdum. Bunların Başbakan'ın vizyonundan haberleri yok. O Çılgın Proje'yi düşünen adamı gözünüzün önüne getirin. İstanbul'a ikinci boğazı açacak adamı.
    AKM'nin yerine bütün dünyaya örnek olacak bir 'kültür merkezini' kafasında planlayan adamı düşünün. İstanbul'un gecekondu semtlerini çağdaş, yaşanılabilir uydu kentlere dönüştürmeyi düşünen devlet adamının vizyonunu düşünün, sonra bu prefabrik... O Başbakan'ın vizyonu öyle mi? Ayıptır! Başbakan'ı övdüklerini, Başbakan'a yarandıklarını zannedenler Başbakan'ı zerre kadar tanımadıklarını gösterdiler, bu salonu ona mal ederek.
    Türkiye'de bu dünya şampiyonasının yapılacağı bir salon vardı. İki olimpiyatlar için inşa edilen çok amaçlı Sinan Erdem Salonu. Turgay Demirel zamanın yöneticilerini tuzağa düşürüp o salonu basketbola tahsis ettirince, biz de dünya şampiyonasını 'Burada yapacağız' diyerek aldık.
    Geri vermemize de imkân yok, rezil oluruz. Apar topar bir salon yetiştirmek zorundaydık.
    Başbakan'ın ve Spor Bakanı'nın bu işteki başarısı kısa zamanda o arsanın üstünü örtmektir ve bu şampiyonanın yapılabilir hale gelmesini sağlamaktır. O kadar!
    Buna teşekkür et. 'Burası üç ay evvel bir arsaydı ama bugün burada Dünya Salon Atletizm Şampiyonası'nı yapabiliyoruz' dersin, o zaman tamam.

    DÜNYANIN 'EN İYİLERİ' YOK Kİ!

    Ama bir prefabrik gecekonduya 'Bu ne görkemli salon' dedin mi senin Başbakan'ın vizyonundan zerre kadar haberin olmadığı ortaya çıkar.
    2-Yarışan atletlerin süper star olması etkiler, olayı büyütür. Yani ilk anda salon seni çarpar, arkadan da o salonun içinde muhteşem yarışlar olur. Hangi yarış olursa olsun; atletizm, yüzme, basketbol, voleybol, tenis ne yaparsan yap. Mesela Sinan Erdem'de hem salon güzeldi hem de tenisçiler dünyanın en iyi sekiz tenisçileriydi. Öyle yapılıyor çünkü. O senenin klasmandaki ilk sekizi gelip orada oynuyorlar. Dünyanın en iyi kadın tenisçileri geldi oraya.
    Burada dünyanın en iyi atletleri de yok. Derme çatma bir salon, büyük atletlerin kalkıp gelmediği... Merakla beklediğimiz bir tane yarışma 'Vay ne olacak' yok.
    Bir atletizmsever olarak ben bir tek gün evimden arabamla 15 dakika mesafedeki salona gitmedim. Televizyon bana yetti çünkü beni oraya götürüp çıplak gözle seyretme arzusu veren bir yarış yoktu. Usain Bolt ile Asafa Powell yarışsaydı 60 metre, ben giderdim, bütün dünya da giderdi. Ama iki tarihi dopingci Justin Gatlin ile Dwain Chambers beni oraya götürmez.
    * 14. Dünya Atletizm Şampiyonası'nda 1500 metrede Kenya asıllı Türk atlet İlham Tanui Özbilen gümüş ve Aslı Çakır Alptekin bronz madalya kazandı.
    Aldığımız madalyalardan Aslı Çakır'ın aldığı madalya hakikaten çok alkışa layık, çok önemli bir madalya. Bayıldım kıza. İki ayrı koşu yaptı. Yarı finalde ve finalde iki ayrı koşu yaptı. Yarı final tamamen taktik koşusuydu ve hocasıyla beraber düşündüğü taktik olağanüstüydü. İki seri koşuluyor yarı finalde, birinci seride 4.11 bitince yarış, 4.11 kötü bir derece. Bunlar dediler ki 'İkinci seride tempoyu yüksek götür.'

    BU KADAR MI AZİMLİ OLUNUR?

    Son sprintte ilk üçe giremese bile Aslı, en iyi iki dereceye girecek ya iki yarışın sonunda, oradan finale kalsın. Bu yüzden ikinci seri başlar başlamaz Aslı öne atladı ve yüksek tempola götürdü yarışı. Birinci yarış 4.11 ile bitmişken ikinci yarış 4.08 ile bitti. Yarış 4.08 ile bitince beşinci olmasına rağmen Aslı finale kaldı. Sırf o akıllı taktik yüzünden. Finalde tamamen taktiğini değiştirdi. Bu defa arkalarda saklandı.
    Kendini hiç yormadı çünkü artık dereceye karşı koşmuyor, madalyaya karşı koşuyor.
    Yani dereceye karşı koşmakla madalyaya koşmak çok farklı şeyler atletizmde.
    Bu defa arkada saklandı, öndekiler ataklarla birbirini yediler.
    Kendi temposuyla son tura kadar gitti.
    Son turda yani bu kadar mı azimli koşulur. Yüzünü yakın çekimde gösteriyordu, inanamadım. 'Ben madalya alacağım' diye bağırıyordu! Aslı'nın bu madalyası Türkiye'nin aldığı en güzel, en anlamlı, en büyük madalyalardan biridir. Zeka madalyası, taktik madalyası ve yürek madalyası. Bunların üçünün birden aynı atlette olması çok önemli bir şey. Yetenek tabii ayrıca. Aslı'ya bayıldım.

    KAHROLSUN QUARESMA!
    * Beşiktaş'ta bir Queresma krizi var. A.Madrid maçı öncesi ve sonrasında yaşanan olayları nasıl görüyorsunuz? Faturanın Queresma'ya kesilmesi doğru bir olay mıydı?
    Düşünebiliyor musunuz bu takım Avrupa'da çok kritik maçlar oynayacak.
    Tam bu dönemde kulübün başkanı istifa ediyor, Futbol Federasyonu başkanı olmak için.
    Kulüp birden yönetimsiz kalıyor.
    Beşiktaş Divan Heyeti Başkanı tüzük gereği geçici bir süre için kulübün başına geçiyor. Otoritesi , yetkisi belli değil. Açıklanan rakamlara göre kulüp maddi bakımdan batmış durumda.
    Birtakım insanlar çıkıyor ortaya ve "Biz adayız" diyorlar.

    'PORTEKİZ ÇETESİ' DAĞILACAK
    Bu adayların gazetelerde demeçleri var. Gelirsek neler yapacağız diye.
    Manşete çıkan laflar şu "Gelirsek Portekiz çetesini dağıtacağız."
    Portekiz Çetesi'nin başı da Quaresma. Üç gün sonra Avrupa'da A. Madrid ile oynayacak olan Beşiktaş'ın en önemli oyuncuları Portekizliler ve onlar da bu gazeteleri okuyorlar. "Portekiz Çetesi'ni dağıtacağız" diye yazılanları!
    Bir tane de Beşiktaş'tan "Ne diyorsunuz?" diyen yok. Eski başkan bırakmış, kaçmış gitmiş, kurtulmuş.
    Aldırış etmiyor. Öbürü divan başkanı vekillik yapıyor, onun bir şey diyecek hali yok. Ondan sonra "Kahrolsun Quaresma!" Quaresma okumuyor mu gazeteleri?
    Üç gün sonra seçim yapılacak gelen adam bunları temizliyecek.
    O zaman niye adam koşsun? Niye hayatını riske etsin. Şimdi mart ayı, ben haziranda gönderileceğimi biliyorsam, bu demektir ki benim haziranda iyi olmam gerekir ki kulüp bulayım. Kazara sakatlanırsam?
    Niye sakatlanayım ya! "Çeteyi dağıtacağım" diyenlerin kulübü için kendimi riske eder miyim ben?
    Tayfur hapisaneden çıktığından beri Beşiktaş iflah etmedi! Acaba bir iki başlılık mı var? Acaba Carvalhal kendini eskisi kadar rahat mı hissetmiyor?
    Cünkü Carvalhal geldiği zaman Yıldırım Demirören resmi açıklama yaptı 'Benim asıl teknik direktörüm Tayfur'dur. O içerde olduğu zaman bu, o çıktığı zaman görev ona geçecek' dedi. Şimdi Tayfur dışarda ama Yıldırım da yok. Karmakarışık bir dunum var. O zaman Carvalhal ne durumda?
    Onu da merak ediyorm.
    Bu arada ne durumda olduğunu merak ettiğim bir şey de Türk medyası!
    Bir tane doğru dürüst Beşiktaş haberi okuyor musun? Beşiktaş'ta ne oluyor? Bunu yazan eden var mı?
    Quaresma'nın oynamadığını hepimiz gördük. Bir tane Beşiktaş muhabiri yok mu Türkiye'de niye oynamadığını yazacak! Ajanslardan biri verirse yazacaklar. Ya da internette Quaresma yazarsa. Bu hale geldi gazetecilik. Ajans haberciliği, internet kopyacılığı. Hani muhabir?
    Ben Beşiktaş muhabiriyim diye biri çıksın, bak bu kadar meydan okuyorum a ç ı k ç a ; "Hıncal abi Beşiktaş'ta olup biteni ben biliyorum, işte benim gazetem bunları yazıyor, sen okumuyor musun?" desin bakayım bir göreyim. Olacak şey değil.
    Kimse muhabir değil çünkü!

    * Başkan adayı olarak Serdal Adalı, Levent Erdogan, Bülent Deriş'in isimleri geçiyor. Siz adayları nasıl görüyor sunuz?

    DURUM SÖYLENENDEN VAHİM
    Ben Hüsnü Güreli kimle beraberse onu seçin diyecektim Beşiktaş camiasına. Çünkü Serdal Adalı ile beraber hareket ediyordu. Fakat geçen akşam Hüsnü Güreli'ye rastladım, 'Ben bu işe katiyen girmem. Zaten durumun farkındasın, yazmışsın.
    Beşiktaş'ın maddi bataktan çıkması ihtimali yok. Bu işe talip olanın üzerine kalır' dedi. 'Duruma baktım.
    Hele Yıldırım Demirören 103 milyonluk senetleri alıp üçer aylık vadeyle cebine koyduktan sonra bu işin kurtuluşu yoktur. Ben izzet-i ikbal ile Bab-ı hükümetten çekildim. Ne halleri varsa görsünler' dedi. Hüsnü Güreli bunu böyle diyorsa hakikaten durum söylenende vahim. Serdal Adalı nasıl kurtaracak bilemiyorum.

    BÖYLE BİR BASKETBOL İZLEMEDİM
    Her çeyrekte başka bir takım başarılı oldu! Bu kadar saçma bir maç görmedim!

    Basketbol'da Türkiye Kadınlar Kupası Finali'nde Fenerbahçe'nin önde gittiği maçı Galatasaray kazandı. İlginç bir final maçı oldu. Siz bu final maçını nasıl buldunuz?

    Dünya'nın hiçbir ülkesinde basketbolun bu kadar saçma sapan oynandığını hatırlamıyorum, şahit de olmadım!
    Birinci çeyrekte Fenerbahçe, darmadağın etti Galatasaray'ı. İkinci çeyrekte o Fener gitti, o Galatasaray da gitti. Başka Fener, başka Galatasaray geldi. Galatasaray, Fenerbahçe'yi darmadağın etti .
    Üçüncü çeyrekte tekrar başa döndük.
    Galatasaray ortada yok. 17-0'lık bir seri ile Fenerbahçe darmadağan etti Galatasaray'ı. 4. çeyrek yine değişti.
    Bu sefer Fenerbahçe ortada yok! Galatasaray darmadağan etti Fenerbahçe'yi!
    Bu nasıl bir basketbol?
    Bunun izahı yok!

    MAHALLE MAÇINDA OLMAZ
    Ben 1957'den beri basketbol yazarıyım. İzliyorum ve yazıyorum. Ben böyle şey görmedim. Mahalle maçında bile olmaz bu. Biz üniversite çağındayken çok iddialı mahalle maçları yapardık ama böyle şeyler olmazdı. Bir maçta bir istikrar vardır. Şaşkınlıkla izliyorum Türkiye'de basketbolu.
    - Herhalde bu ancak bir bayan maçında yaşanırdı ve yaşadık!
    Erkekler de öyle. İşte Mersin İdman Yurdu, Fenerbahçe'yi yeniyormuş.
    İki saniye kala o turnikeyi atmasa Fenerbahçe, Mersin kazanıyordu maçı!

    DERBİ BİTSİN ÖYLE KONUŞALIM
    * Fenerbahçe Haziran ayı sonunda sözleşmesi bitecek olan Aykut Kocaman ile 'devam' kararı aldı. Bu karar Kocaman için de büyük bir sürpriz oldu. Fenerbahçe yönetimi sizce neden böyle bir karar aldı?
    Bu konuda söylenecek çok şeyler var ama cumartesi günü önemli bir derbi maçı oynanacak bu soruyu maçtan sonra konuşalım.

    Yükleniyor
    BİZE ULAŞIN