Web Sürümüne Geç

    G.Saray maçın başında neredeydi!

    Pazartesi 20.03.2012

    İkinci devre Fenerbahçe'yi ezdi, darmadağın etti. Hiçbir derbide bu kadar fark olmamıştır. Rakibini bu kadar ezecek gücün varsa niye baştan ortaya koymuyorsun

    * İki yönlü, ilginç bir derbi izledik. Fenerbahçe 2-0 öne geçmesine karşılık, Galatasaray sahadan 2-2 beraberlikle ayrıldı ve galibiyeti de kıl payı kaçırdı. Saha içindeki dengelerin değişimesini neye bağlıyorsunuz?
    Derbiyi bana sorduğunda; Galatasaray'ın bir hafta önce oynadığı Gençlerbirliği maçını örnek göstermiştim: "Orada devreyi 0-0 bitirdi, ikinci devre toparladı. Ama Fenerbahçe, Gençlerbirliği değil. Aynı oyunu Fenerbahçe'ye karşı oynarsa, Fenerbahçe, Gençler gibi yakaladığınızı kaçırmaz."
    Birebir böyle oldu. Galatasaray, Gençlerbirliği maçında olduğu gibi başladı ve Fenerbahçe de Gençlerbirliği olmadığını gösterdi. Olağanüstü gösterdi. Alex de Souza ve Sow'un vuruşları, gerçekten Alex ve Sow'un yapabileceği vuruşlardı. O vuruşları yapabilecek adamları olmadığı için Gençlerbirliği fırsatları kullanamadı.
    Fenerbahçe kullandı.
    Hatta bu arada ceza sahası önünden çok güzel gollerini izlediğimiz Stoch aynen topu yakaladı, soldan sağa doğru kaydı, vurdu. Ama yakın direğe kötü bir vuruş yaptı.
    Stoch da o şutun hakkını verse 'maç 20. dakikada 3-0 olsaydı nereye giderdi' bilemiyorum!..
    Galatasaray ilk şutunu 30. dakika attı.
    Bu Galatasaray'ın maça ne kadar kötü başladığını gösteriyor. Bir de ikinci devreye bak... İkinci devre Galatasaray, Fenerbahçe'yi darmadağın etti, ezdi. Türkiye'de 6-0'lık maç dahil, hiçbir derbide büyüklerden biri, diğerini böyle ezmemiştir.
    Peki, senin bu kadar ezecek gücün varsa maçın başından itibaren niye sahneye koymuyorsun? Birinci soru bu...
    Gelelim Fenerbahçe'yi 2-0 öne geçiren, Stoch'un pozisyonu ile birlikte 3-0'a getirebilecek pozisyonlara...
    Bunlar Fenerbahçe'nin güzel oyunu sonunda kurduğu pozisyonlar sonucu gelen goller değil.

    İYİ BİR ANTRENÖR DEĞİL
    İlk gol bana sorarsan sahanın en kötülerinden biri Eboue'den kaynaklandı. 'Taca çıkacak' diye topu takip bile etmedi. Ziegler gitti, olmadık bir topla gol ortası yaptı. Eboue topa Ziegler'den daha yakındı ama 'auta gidiyor' diye koşma zahmetinde bulunmadı. Alex'in golü Ujfalusi'den... Galatasaray'ın kaptırdığı bir top sonucunda gelişen atakta, Ujfalusi rastgele bir vuruşla, Alex'e asist yaptı. İki gol de Galatasaray savunmasının yanlışlarından...
    Fenerbahçe'ye hediye ettiler. Stoch'un vuruşu zaten tipik Stoch vuruşuydu. Bunun artık önlemini alacaksın...
    Oysa Galatasaray'ın golleri, girdiği pozisyonlar, kaçırdığı goller bir futbolun eseri... İkinci yarıda Galatasaray futbol nasıl oynanır gösterdi. "Niye sahaya çıktığı andan itibaren bunu göstermiyor?" diye Fatih Terim'e soruyorum. Aykut Kocaman'a bir sorum yok. Çünkü Aykut Kocaman iyi bir hoca değil. Elindekilerin kıymetini bilmiyor. Onları en kötü şekilde kullanıyor ve mükafat olarak da sözleşmesi bitmesine üç ay kala, Silivri'den gelen emirle üç yıl uzatıldı. Fenerbahçe'nin elindeki kadro ile Galatasaray'ın kadrosunu şöyle bire bir mukayese etsen, Fenerbahçe, Galatasaray'a göre yıldızlar topluluğu...
    Ama Aykut Kocaman bu topluluğu kullanamıyor, tam tersine bitiriyor. Selçuk milli takımda direkt oynuyordu. Mehmet Topuz, Özer,Türk futbolunun yeni yetişen yıldızlarıydı. Bugün Özer diye biri yok. Selçuk yedek oturuyor. Mehmet Topuz'un da sahada varlığı yokluğu belli değil. Oysa Fenerbahçe, Türkiye'nin en iyi orta sahasına sahip olabilirdi. Dia gibi bir adam kaybolmuş. Stoch yok oluyor. Alex resmen bitiriliyor.
    Herkes gibi ben de biliyorum ki Aykut Kocaman bunları sevmiyor. Dia, Stoch ve Alex'i... Emre'yi de sevmiyor. Bir hoca takımın yıldızlarının bir bölümünü yok ederse, öbür yıldızlarıyla da antipati-sempati içindeyse o hoca nasıl iyi hoca olur! Bu hocanın sözleşmesini üç sene uzattılar! Fenerbahçe'ye yeni bir yönetim gelse ya tazminat ödeyecek ya da mevcut ile yola devam edecek.

    OLUMLU GELİŞMELER VAR

    * Galatasaray'ın maçlara 'niye kötü başladığına' bir cevap arayabiliriz belki...
    Her maça böyle başlıyor.
    * Aynen... Puan farkının getirdiği bir rahatlık mıdır, rehavet midir, konsantrasyon eksikliği midir? Çözemiyorum. Fatih Terim'i iyi tanıyorum. Fatih Terim'in bu ülkedeki en iyi antrenör olduğuna inanıyorum. Dünyanın sayılı hocalarından biri olduğuna da inanıyorum. Bir Galatasaraylı olarak yıllardır 'Fatih Terim'in özlemi içinde olduğumu' yazdım ve söyledim hep. Biliyorsunuz. Ama bu seneki Fatih Terim'i ben çözemiyorum. Tabii çok olumlu gelişmeler de var. Eski Fatih Terim, kaşı kanlar içinde kalacak da böyle sakin sakin etrafı yatıştıracak. Eboue ile Emre'nin kavgasında araya girecek, 'Yapmayın çocuklar' diyecek. Bunlar güzel gelişmeler.
    Ama bence birtakım saplantılar içinde...

    TESADÜFEN KAZANSIN
    * Öteki taraftan Galatasaray'ın Kadıköy'de kazanamama fobisi 12 sezona çıktı. Başkan Ünal Aysal, bu galibiyetleri bir tesadüf olarak değerlendirdi? Siz Galatasaray'ın Kadıköy'de kazanamamasını neye bağlıyorsunuz?
    Sen 12 sene boyunca bir takımı bir yerde yenemediysen bunu 'Tesadüf' diye geçiştiremezsin. 12 senedir sen Fener'i orada yenemiyorsun. Bu iş tesadüflerle olsa tesadüfen bir kere de Galatasaray yener. Mesela tesadüfen o 90+5. dakikadaki şut bir santim aşağıdan gider ama o tesadüf olmuyor mesela...
    Bunlar konuşulacaktır. Dünyanın her yerinde konuşulur. Real Madrid, Barcelona'yı Nou Camp'ta 12 sene yenemezse bunu bütün dünya yazar. Bu böyledir. O iş uzadıkça da psikolojik baskıya dönüşür. 'Biz bunları ne yapsak yenemiyoruz' diye...
    Son saniyedeki şutun direkten dönmesi Galatasaray için talihsizlik. Çünkü 'Burada hakikaten bir şeyler var. Biz bunları yenemiyoruz. Yoksa bu top girerdi. Girmediğine göre demek ki hakikaten biz burada bunları yenemiyoruz' diyecekler. Gelecek maça öyle çıkacaklar. Fenerbahçe'yi orada yenene kadar bu baskı artarak devam edecek. Sporda psikolojik baskı çok önemli çünkü... 'Ben burada bunları yenemiyorum' diye çıktığın sürece sittin sene yenemezsin. Niye Fenerbahçe'de böyle bir baskı yok da Galatasaray'da var; çünkü icabında Fener geliyor, yeniyor, gidiyor.

    'MAÇI İYİ YÖNETTİM' DEMESİN
    Maçın hakemi Bülent Yıldırım'ı nasıl buldunuz? Fazla ön plana çıkmadı ama kartlarda biraz cimri davrandı sanki...
    Ben Emre'yi atamayan hakeme 'hakem' demem. Benim ölçütüm bu...
    Emre'nin üç tane kırmızı kartı vardı o maçta... Galatasaray'ın Fenerbahçe'yi 12 yıldır yenememesi nasıl bir tesadüf değilse hakemlerin de yıllardan beri bu Emre'yi oyundan atamaması bir tesadüf değil.
    Hadi maçın başında göstermedin, atmadın, etmedin, derbi!.. Dakika 90+3 olmuş, iki dakika var maçın bitmesine. Ondan sonra ne olacak ki!
    Hâlâ çıkaramıyor! Onun için Bülent Yıldırım 'Ben o maçı iyi yönettim' falan demesin. Benim asıl hayretler içinde kaldığım Markus Merk'in yorumu... Ben uzun zamandır televizyon seyretmiyorum. Fakat Bülent Yıldırım için neler söyleyeceğini çok merak ettim. Gördüm ki Markus Merk de Türk olmuş!..
    Yayıncı kuruluşun ısmarlama yorumcusu olmuş.

    MARKUS ALMAN İMAJINI YIKTI
    "Türkiye'de her şey güzel, her şey yerli yerinde, lig de güzel, futbol da güzel, hakemler de güzel, bu lig seyredilmeye devam edilebilir, bol bol dekoder alın. Arkadaşlarınıza, dostlarınıza dekoder almalarını tavsiye edin. Bu dekoderler yayılsın, satılsın" dedi! Ancak böyle diyebilir. "Bence sarı kart olsa da olur olmasa da olur. Bence penaltı değil de olsa da olur olmasa da olur. Bence şöyle değil..."
    Sana bunun için para vermiyor Digiturk. Bir şey söyle. Ben bu kadar eyyamcı bir Alman hayatımda ilk defa görüyorum. Yani Merk kafamdaki bütün Alman imajını yıktı.

    GAYRİ RESMİ TELEVİZYONU
    * Lig TV'nin derbideki yayını ve yorumunu nasıl buldunuz?
    Fenerbahçe TV daha iyi bir yayın yapamazdı!
    Lig TV'nin adı artık iyice kondu bu maçta. Saracoğlu Stadı'nda oynanan bir Fenerbahçe-Galatasaray derbisine fanatik bir Fenerli ile bir Beşiktaşlıyı koyabiliyorsan ve oraya koyacak bir Galatasaraylı yoksa elinde eğer... En koymayacağın Fenerli'yi koyuyorsan artık niyetin açık!
    Saracoğlu Fener'in uğurlu stadıysa, Melih Şendil de uğurlu spikeri. Bunu bilmeyen yok! Kör parmağım gözüne onu veriyor. Bir maç bu kadar tek taraflı anlatılır. O maç Arena'da olsaydı ve Fenerbahçe Teknik Direktörü ve yardımcısının kafaları atılan paralarla yarılsaydı o maçı nasıl anlatırlardı!.. İki Melih o maçı nasıl anlatırlardı, bir düşünün. O kanlar içindeki kafalar kaç kere ekrana gelirdi bir düşünün. Yorumlar neyin üstüne yapılırdı bir düşünün. Maçın sonunda Galatasaray'a kaç ay, kaç sene ceza verileceği kaç kere ve nasıl konuşulurdu bir düşünün. Yok farz ettiler! Fenerbahçe televizyonu yok farz etti. Yani 'Lig TV' falan demiyorum. Kimse öyle demesin. Fener'in bir resmi televizyonu var; bir de gayri resmi televizyonu var. Böyle şey olmaz!

    KOCAMAN'A SORAMADI

    Ben bu kadar eyyamcı bir yayın görmedim. Maç bitmiş, Fenerbahçe bir puanı son saniyede de güç bela direkle kurtarmış. Ertesi gün gazetelere bak; kıyamet kopuyor. Bütün gazeteler, Aykut Kocaman'ın 'Stoch ve Alex değişikliğinin intihar olduğunu' söylüyor.
    Maçın sonunda Aykut Kocaman ile röportaj yapan arkadaşım Aykut Kocaman'a eyyam yapıyor ya! Soramıyor! 'Stoch'u niye çıkardın? Alex'i niye çıkardın? Bütün millet bunu konuşuyor' diyemiyor.
    Bunları sormak için gazeteci olmak gerekmez! Tembih edilmiş adam; 'Aman ha Aykut hocayı sinirlendirme. Üstüne gitme. Ne düşünüyorsun?
    Ne yapıyorsun' diye havadan sudan sorular sor. O kendi kendini savunsun!' Aykut diyor ki "2-0'dan sonra 3-0'ı aradığımız için biz bu hale düştük."
    Ertesi gün bütün gazeteler diyor ki "Fenerbahçe, Aykut yüzünden 2-0'dan sonra geri çekildi ve intihar etti." Yani görünenle tam tersini söylüyor Aykut...

    FENER TV'DEN TEMBİHLİ

    Buna rağmen adam soramıyor 'Herkes öyle demiyor hocam. Sana yönelik eleştiriler Stoch gibi bir forveti çıkarıp yerine Dia gibi bir forvet değil Selçuk gibi bir ön libero almanla başlıyor' demiyor. O zaman oraya niye çıkıyorsun kardeşim!
    Oradaki röportajı yapacak adam 'futbol bilmiyor, anlamıyor' diye bir şey söyleyemem. Öyle bir adamı para verip çalıştırmazlar çünkü. O zaman tembihli. Nereden tembihli?
    Fener TV'den tembihli!..

    Röportaj: Bülent CAN
    Yükleniyor
    BİZE ULAŞIN