Web Sürümüne Geç

Liderlik sergiledi

Liderlik sergiledi
Pazartesi 22.05.2012

Şimdi Fenerbahçe'nin değil ülkenin en güçlü adamlarından biri Çünkü bu ülke bu duruşlara hasret. Buna sadece saygı duyulur

* Şike davası nedeniyle tutuklu bulunan Yıldırım, yeniden Fenerbahçe Başkanlığına seçildi. Tek aday olmasına karşın 5 bin 269 gibi yüksek bir oyla yeniden başkanlığa seçilmesiyle ilgili neler söyleyeceksiniz?
Aziz Yıldırım'ı bütün bu başkanlığı döneminde en çok eleştirilenlerden biriyim ben... Hatta şunu yazdığımı hatırlıyorum; "Türk futbolunda düşmanlıkların ortadan kalkıp eski güzel günlere dönülmesi için Aziz Yıldırım kafasında olanların kulüplerden temizlenmesi lazım."
Geçen hafta pazar günü Fenerbahçe Kongresi'nde olsaydım, ben de oyumu Aziz Yıldırım'a verirdim. 3 Temmuz'dan bu yana Aziz Yıldırım olağanüstü bir liderlik sergiledi. Kulüp başkanlığı falan değil, liderlik sergiledi.
Başından beri duruşunu değiştirmedi. Ödün vermedi. Dimdik durdu.
Bütün bunlar olmasa Aziz Yıldırım belki de şu kongreyi kaybedecekti. Ama şimdi Fenerbahçe'nin de değil sadece ülkenin en güçlü adamlarından biri...
Çünkü bu ülke bu duruşlara hasret...
Rüzgara göre eğilenler, bükülenler, nabza göre şerbet verenlerin dolu olduğu günümüzde tüm hayatı boyunca hapiste kalmak pahasına ödün vermeyen insana sadece saygı duyulur ve oy verilir. Benim de oyum Aziz Yıldırım'a...

BERBAT BİR YÖNETİMİ VAR

* Başka aday çıkmamasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu bir saygı göstergesi miydi?
Ben öteden beri tek adaylı seçimlere karşıyım. Bir yandan 'demokratız' diyeceksin, demokrasiyi savunacaksın; öte yandan da tek adaylı seçim isteyeceksin!
Türk spor basını ön sayfalardan tamamen farklı... Bir kulübün kongresi olduğu zaman spor basınında, 'Tek liste ile gidilsin!' yorumları çıkıyor. Niye?
İşte o tek liste ile seçime girilsin hevesleri yüzünden Galatasaray berbat bir yönetime sahip. Birbiriyle aynı masada oturmayacak, birbirine 'merhaba' demeyecek adamlar tek liste sevdası yüzünden bir araya geldi. Ünal Aysal kendi kafasındaki isimlerden değil, onun bunun tavsiye ettiği isimlerden yönetim kurunca böyle bir şey çıktığı ortaya...
Fenerbahçe'de durum farklı... 3 Temmuz'dan beri olup bitenlerin ardından Aziz Yıldırım öyle bir kimliğe ve kişiliğe sahip oldu ki karşısında kimsenin dayanmasına imkan yok. Kimi koyarsan koy kaybedeceği kesin ve de benim gibi en aşırı Aziz Yıldırım muhalifleri bile; "Aziz Yıldırım başkan olmalı" dedikten sonra Fenerbahçe'de aday çıkmaması doğal...

Yönetim kurulundaki değişiklikleri nasıl yorumluyorsunuz? Ali Koç'un bırakması sürpriz oldu.
Nihat Özdemir'in çekileceği belliydi. Cihan Kamer ve Murat Özaydınlı'yı Aziz Yıldırım'ın listede istemediğini tahmin ediyorum. Cihan Kamer siyasal sebeplerle...
Murat Özaydınlı çok yıprandığı için...
O kadar ileri geri konuşuyorlardı ki bunlar, sonunda Aziz Yıldırım bile tahammül edemez oldu. Ali Koç'a gelince... Şiddetle devam etmeyi istiyordu ama onu Koç Holding önledi. Burada iki şey var: 1- Ali Koç başlangıçta Murat Özaydınlı ve Mahmut Uslu havasındaydı.
Bütün Galatasaray camiasında öfke yaratan söylemleri ve eylemleri vardı. Bu hemen hemen her evde Koç Holding'in bir ürünü olan Türkiye için tatsız boyutlara geliyordu.
Galatasaray camiası mesela Arçelik'i boykot kararı alabileceklerini ifade ediyorlardı. Bütün bunları zamanında biliyordu Vehbi Koç. Bu yüzden soyadı Koç olan, Koç ailesiyle ilgili kişilerin spordaki etkinliklerinin hobisel düzeyden ileriye geçmemesini istiyordu.
Mesela Koç Holding'de çalışan Yalçın İpbüken, Vehbi Bey'den bir türlü izin alıp, Güreş Federasyonu Başkanı olamamıştı. TOFAŞ'ın müdürüydü.
Aileden de değildi üstelik...
Ali Koç'u ya içeriden uyardılar ya kendisi ileri gittiğini gördü. Son zamanlarda gayet iyi bir profil çiziyordu... Gelecekte Fenerbahçe Başkanı olabileceğini gösteren bir kimlik ortaya koyuyordu. Ben de onu alkışlamaya hazırlanıyordum.
Ama son zamanlarda işin rengi değişti.
Fenerbahçe'nin ve Aziz Yıldırım'ın bir komplo sonucu başına bu işlerin açıldığı iddiaları, teorileri hızla yayıldı. 'Cemaat, Fenerbahçe'ye karşı' iddiaları ortaya çıktı.
Cemaat ne; 'bugünkü iktidarın en büyük destekçisi' olduğu söylenen bir kurum. Fenerbahçe cemaate karşı ya da cemaat Fenerbahçe'ye karşı... Yani iktidar Fenerbahçe'ye karşı ya da Fenerbahçe iktidara karşı... Bunlar söylentiler ama böyle bir söylentinin içinde dahi bir Koç'un olmaması lazım. Koç Holding'in prensibi bu...

BÖYLE BİR ORTAMDA OLMAZ

Onun için son gün dahi, 'Ben yokum' diyemedi. Çok uğraştı kalmak için... Ama ailesi 'Yok arkadaş' dedi. Hele Ergun Babahan'ın başına gelenlerden sonra... Böyle bir ortamda bir 'Koç olamaz' dediler iyi ettiler. Bana sorarsan Ali Koç, Fenerbahçe'nin gelecekteki başkanıdır. Geleceğin Fenerbahçe Başkanı olarak da böyle bir uzaklaşmaya ihtiyacı vardı. Hem bu ortamın dışına çıkacak hem adını her türlü dedikodudan uzak tutacak. Tarımcıların tabiriyle, 'Nadasa' çekilecek. Aziz Yıldırım zaten bırakıyordu ama bu olaylar üzerine devam etme kararı verdi. Aziz Yıldırım'ın bıraktığı ilk kongrenin başkan adayıdır. Tabii aile izin verirse...

NE FAYDASI VAR?
* Siz ne düşünüyorsunuz; cemaat, Fenerbahçe'yi hedef almış olabilir mi?
Türkiye öyle bir ortamdaki herkes her şeyi sallayabilir. Bir şeyi sallarken, bir teori yaratırken, bir takım taşları oturtursun, 'Ha bak. Demek ki bu teori' dersin. Türkiye'deki bugün öyle bir ortam var ki her teori doğru ya da her teori yalan...
Ortada o kadar çok cevapsız kalmış soru var ki... İsteyen istediği teoriyi kurabilir.
Bu görüntüyü kuvvetlendiren Aziz Yıldırım'ın konuşmaları aslında...
Baştan bu düşüncesini şifreler halinde ifade ediyordu; şimdi daha net ifade ediyor. Böyle olunca da teoriler güç kazanıyor.
Ben bir cemaatin lideri olsam, Fenerbahçe gibi bir camiayı karşıma almanın bir intihar olduğunu bilirim.
Bu teoriye kuranların bu soruya da cevap vermeleri lazım. Bu ülkenin her ailesinde bir Fenerli var. Birkaç Fenerli vardır da en az bir Fenerli var. Ayrıca sporla inancın ne alakası var? Niye girsinler ki bu işe? 'Hükümet Fenerbahçe'yi ele geçirmek istiyor' denilse buna itirazım olmayabilir. Çünkü Fenerbahçe neticede bir sivil toplum örgütü... Ülkede iktidar olmak ille senin atadığın devlet kurumlarının başına adamlarını getirmek değil. Sivil toplum örgütleri yönetimlerinde, derneklerinde senden yana adamların olmasında her zaman fayda var.

İTTİHATÇILAR KURDU

Biz gazeteciliğe başladığımız yıllarda kulüp başkanlarının hemen hemen hepsi neredeyse milletvekiliydi. Siyasetle bu işin ilişkisi var, her zaman var. Fenerbahçe'nin tarihine bakın. İlk kurucuları İttihatçılar. Ama o başka bir iş. İnançlarının sporla ne alakası var? Ne kazanacak yani!.. Diyelim ki 'Amerika'daki' diye adı geçen zat kendi adamını Fenerbahçe'nin başına getirdi. Ne faydası var? Bütün Fenerbahçe camiası cemaatçi mi olacak?
İktidarda eyvallah ama cemaatle bir spor kulübünün...

AYSAL HAK ETTİ
* Birand'ın Aysal ve Özdemir ile yaptığı söyleşi haftaya damgasını vurdu. "Galatasaray'ı, Terim mi yönetiyor?" eleştirisi başta olmak üzere Özdemir'in çıkışını ve Aysal'ın bu çıkışa yanıt vermemesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ünal Aysal lider değil. Aziz Yıldırım ne kadar liderse Ünal Aysal'ın liderlikten o kadar haberi yok. Nihat Özdemir kim; Fenerbahçe Başkanvekili...
Nihat Özdemir'inmuhatabı kim Galatasaray'da; Ali Dürüst... İşte o kadar! Mehmet Ali Birand, Nihat Özdemir'i çağırıyorsa 'Kardeşim Mehmet Ali sen benim sınıf arkadaşımsın ama bu işte bir de protokol var. Ben Galatasaray'ın başkanıyım. Fenerbahçe'nin asbaşkanı ile muhatap olamam. Sana asbaşkanımı gönderiyorum' der.
Bitti. Daha buradan davayı kaybediyor Ünal Aysal. Nihat Özdemir ağzına geleni, aklına geleni söylüyor. Ünal Aysal konuşmaya başlayınca da "Ben seni dinlemem" diyerek terk ediyor yayını... Bir de bu var.

YÜZÜNE GÖZÜNE BULAŞTIRDI

Ondan sonra bilmem kimin düğününde Nihat Özdemir ile karşılaşıyor, sarmaş dolaş oluyor. Ünal Aysal bu süreci yüzüne gözüne bulaştıran adamdır.
Nihat Özdemir'in dediği her şeyi hak etti.
Gazeteciyim ve Galatasaraylıyım; ben Galatasaray'ın düşüncesinin ne olduğunu bilmiyorum. Galatasaray hangi ilke ile hangi hareketle ne yapıyor bilmiyorum.
Ben bilmiyorsam kim biliyor ya!
Trabzon'u biliyorum 'Kupa da kupa' diyor. Onlar kupayı istiyorlar ama Galatasaray ne istiyor!

* Özdemir, Birand'ın "Kanlı mı olacak, kansız mı?" şeklindeki başlığa da tepki gösterdi.
Mehmet Ali Birand'a yakışmayan bir davranış o. Nihat Özdemir ile Ünal Aysal'ı bir araya getirmesi gazetecilik başarısı.
Ama o alt yazı Mehmet Ali Birand'a yakışmayan bir heyecan.

ŞiDDETi YÖNETEMEDiLER
* Fenerbahçe, Galatasaray maçı sonrasında yaşanan olaylardan sonra 6 maç seyircisiz maç oynama cezası aldı. Yeterli midir, değil midir?
Bu sorunun yanıtını vermesi gereken kişi Sayın Başbakan. Sayın Başbakan, Platini'ye ne dedi: "Bireysel hatalar yüzünden kurumlara ceza veremezsiniz. Senin ülkende bireysel hatalar yüzünden kurumlara ceza veriliyor, bu yanlış." Peki, Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ülkesinde ne yapılıyor: Fenerbahçe'ye 6 maç ceza, tutuklanan şahıs sayısı bir! Fenerbahçe'ye 6 maç ceza verdirecek kadar ağır olayların cereyan ettiği ülkede mahkemelerin tutuklama kararı aldığı kişi bir! Yani 'Bireyler istedikleri her haltı yemekte serbestler; ceza kurumlara...' Şimdi Platini de Sayın Başbakan'a bir mesaj gönderse 'Efendim, sizin ülkenizin de bizim ülkeden farkı yok' dese Sayın Başbakan ne diyecek?
Bu ülkede bu işlerin bu hale gelmesinin iki tane sorumlusu var; Adalet ve İçişleri Bakanları...
Bunların başlarında bulundukları teşkilatlar, futbolda şiddet sorununu yönetemiyor. Ortaya çıkan sonuç bu!
Şimdi o benzinlikteki polis arabalarını ateşe veren muhterem zat 'Fenerbahçe'ye 6 maç ceza verdiler. Ben bir daha polis arabasını ters çevirmeyeyim' diyecek mi? 'Sahadaki koltukları söküp stadyuma atmayayım mı' diyecek bundan sonra. 'Bağdat Caddesi'nde dükkânların camlarını, vitrinlerini kırmayayım mı' diyecek. Böyle bir şey oldu mu? Fenerbahçe'ye verilen para cezası adamın umurunda mı? Umurunda olsa şimdiye kadar bu hale gelir miydi işler! Futbolda Şiddet Yasası çıkarıyorsun, uygulamıyorsun.

MAHKEME POŞUYA NİYE EL KOYDU!

Bir benzin istasyonunda iki polis arabası yakılmışsa eğer ve bunu yapanlar tutuksuz yargılanıyorsa açık seçik bir durum var orada:
1- Polisin, savcının eline verdiği belgeler yeterli değil ki savcı mahkemeyi ikna edecek bir dava açamadı.
Ondan ötesini düşünmek dahi istemiyorum.
Yani savcının ve polisin getirdiği belgeler yeterli olduğu halde mahkeme 'tutuksuz yargılanma' kararı veriyorsa eğer o zaten dehşet verici bir şey... 'Poşu taktı' diye bir üniversite öğrencisinin '33 seneye mahkûm olduğunu' düşünün ve o öğrencinin 'iki buçuk sene tutuklu yargılandığını' düşünün.
Adalet Bakanı diyor ki "O ceza poşu taktığı için verilmedi." Sayın Bakan, mahkemenin kararını okuyun lütfen! Suç unsuru poşu değilse, poşuya niye el kondu! Mahkeme kararı ile poşuya el kondu. Bu neyi gösterir? Başka da bir suç delili yok. Şahit yok. Cam kırıkları ve şişe kırıkların da parmak izi yok. Hiçbir belge yok. Mahkemenin kararı ile poşusuna el kondu! O zaman bu ne demek?
Diyelim ki molotofkokteyli attı. Farz edelim; kanıtlandı.
Ona 33 sene veren yargı, benzin istasyonundaki arabaya molotofkokteyli atanları tutuklama gereği duymuyor ya!
Şimdi Sayın Adalet Bakanı, bu ülkedeki insanların 'adalet düşüncesinin' ne olduğunu bir düşünsün bakalım.
Sayın İçişleri Bakanı bana söylesin bakalım; Galatasaray, Türkiye Ligi Şampiyonu, Fenerbahçe Türkiye Kupası şampiyonu ve bu yaz Süper Kupa Finali'nde oynamaları gerekiyor.

SÜPER KUPA MAÇI OYNANACAK MI?

Sayın İçişleri Bakanı'na soruyorum; 'Bu Süper Kupa Finali Türkiye'nin hangi şehrinde yapılabilir?' Süper Kupa taraflardan birinin lig maçı olmadığına göre bu maça taraflardan birinin taraftarını getirmesi de yasaklanamaz. Nerede oynanırsa oynansın; eşit oranda Galatasaraylı eşit oranda Fenerbahçeli seyredecek maçı...
Sayın İçişleri Bakanı, bugünkü koşullarda bu maçın sağlıklı yapılabilmesini garanti edebilir mi? Bu maçın ardından caddelerin alevlere bürünmeyeceğini, benzin istasyonlarının havaya uçurulmayacağını garanti edebilir mi? Ederse nasıl eder? Beni inandırabilir mi?
Şimdi soruyorum ben 'Bu maç oynanacak mı, oynanmayacak mı?' Süper Kupa Finali'ni Galatasaray ile Fenerbahçe oynayacak mı, oynamayacak mı?

Röportaj: Bülent CAN

Yükleniyor
BİZE ULAŞIN