Web Sürümüne Geç

    Bu tokadın izi silinmez

    Bu tokadın izi silinmez
    Perşembe 03.01.2013

    Tahkim'in, Meireles'in cezasını 4 maça indirmesi Türk hakemliğine vurulmuş darbedir. Meireles değil hakemlerin yüzüne tüküren Tahkim'dir. Bu tükürüğün ve bu tokadın izi artık Türk futbolundan silinemez. Ligin ikinci yarısında her şeyin Fenerbahçe için olacağı açık. Buna karşı çıkacak bir hakem müessesesi kalmadı ortada... Zekeriya Alp hâlâ susup oturuyor MHK'nın başında! Artık kimse Fenerbahçe'nin aleyhine rapor yazamaz.

    2012'nin son günlerine Tahkim Kurulu'nun Meireles'in 11 maçlık cezasının, 4'e indirmesi damgasını vurdu. Siz daha önce, "Federasyon ve kurullarının dik duruşunu alkışlıyorum" demiştiniz, halen aynı görüşte misiniz? Tahkim baskılara boyun mu eğdi yoksa haklı gerekçeleri var mı?

    Federasyon dik durmuyormuş meğerse...
    Ben zaten 'Yıldırım Demirören nasıl dik duruyor?' diye şaşırmıştım.
    Aziz Yıldırım basar basmaz, Yıldırım Demirören federasyonu bütün yelkenleri indirdi. O zaman belli oldu ki Meireles'in cezası kalkacak!
    Nitekim kalktı.
    Tahkim'in gerekçelerini kahkahalarla gülerek okudum. Türk hakemliğine indirilmiş büyük bir darbedir bu!.. Bundan sonra kime ceza verecekler de bu cezanın arkasında nasıl duracaklar? Artık Türkiye'de 'gücü gücüne yetene' uygulaması vardır.
    Gücü yeten de Fenerbahçe'dir.
    Meireles, Çatladıkkapıspor oyuncusu olsaydı, Tahkim onun için, '11 maç az bile' demişti. Artık bundan sonra Türkiye'de nelerin olabileceğini tahmin ediyorum.

    MEDYA KUTLAMA YAPTI
    * Engin'e verilen 11 maçlık ceza büyük bir çoğunluk tarafından doğru bulunmuş ve desteklenmişti. Ancak Meireles'e verilen cezanın indirilmesinin ardından fırtına koptu. Kulüpler arka arkaya protesto mesajları yayınladı.

    Engin'e verilen cezayı bütün Türkiye medyası da kutlamıştı. Aynı medya bu defa Meireles'in cezasının indirilmesini kutladı! Ligin ikinci yarısında 'her şeyin Fenerbahçe için' olacağı açık ve seçiktir. Özellikle Saracoğlu Stadı'ndaki Fenerbahçe'nin bütün maçlarını Fenerbahçe 11 kişi tamamlayarak kazanacaktır.
    Buna karşı çıkabilecek bir hakem müessessi kalmamıştır. Hâlâ susup oturuyor Zekeriya Alp, Merkez Hakem Komitesi'nin başında... O da kalmamıştır, komite de kalmamıştır. 'Faal Futbol Hakemleri Derneği' diye bir dernek mi var, nedir; baştan sağma bir bildiri yayınladılar. Bildiri ile unutulur, eylem lazım!.. 'Bu hafta Türkiye Ligleri'nde hiçbir faal hakemimiz görev yapmayacaktır' diyebiliyor musun? Eylem...
    Söylem çok kolay Türkiye'de... Söyler, söyler unutursun. 'Efendim ne yaptın!' 'Ee biz vazifemizi yaptık!' Hakemlerin suratına tükürüldü ya!
    Meireles'i söylemiyorum; hakemlerin suratına tüküren Tahkim Kurulu'nun kararıdır. Meireles'in tükürüğü bir kâğıt peçete ile geçer.
    Zaten maçtan sonra duşa giriyorsun izi kalmaz. Ama Tahkim Kurulu'nun attığı bu tükürüğün ve tokadın izi artık Türk futbolundan silinemez.
    Bundan sonra hiçbir hakem Fenerbahçe aleyhine kart cezası vermeye, rapor yazmaya cesaret edemez.
    Maçta o anın heyecanı ile aniden kırmızı kart çıkarmış olsa bile 'özür diler' gibi rapor yazar bundan sonra... 'Efendim ben kırmızı kart çıkarttım.
    Sonra geri alamadım ama aslında Bülent Can hiçbir şey söylemedi bana... Bana öyle geldi. Kusura bakmayın' diye rapor yazacaktır bundan sonra...
    Beşiktaş'ı batırmış bir Yıldırım Demirören'i 'Futbol Federasyonu Başkanı seçenler' demiyorum bak atayanlar!
    Yıldırım Demirören'in federasyon başkanlığına atandığını bütün dünya biliyor. Baksınlar kimi atadıklarına, karar onların!..
    Bir Kasımpaşa rezaleti yaşadık.
    Oradaki tepkilere bak, 'Kasımpaşa' diye bir de Fenerbahçe'ye dön ve buradaki tepkilere bak! Kasımpaşa'nın yeri nerede? Hani var ya Türkçe'de bir laf "Taksim'den aşağı Kasımpaşa" diye.
    Tam o! Taksim'den yukarı sadece Fenerbahçe var.

    * Tabii Halis Özkahya için de bundan sonra zor olacak?

    Söylüyorum sana; Fenerbahçe Stadı'nda artık yürekli hakem göremeyeceksiniz.

    * Galatasaray ve Trabzonspor cezanın indirilmesine tepki gösterirken, Fenerbahçe'den de bu tepkileri eleştiren açıklamalar geldi. Yıldırım, "Fenerbahçe'yi yıpratmak için sistemli bir çalışma olduğunu" söyledi.

    Fenerbahçe bu işleri çok iyi biliyor. Yavuz hırsız ev sahibini bastırır. En evvel kıyameti Fenerbahçe koparıyor ki öbürlerinin kıyametleri gölgede kalsın! Aziz Yıldırım, Fenerbahçe'nin başında kaldığı sürece bu şey daha da kötüye giderek devam edecektir.

    İNKAR EDEMEYECEKTİ
    * Lig TV'den bağımsız olarak olayın ardından bazı görüntüler de çıktı; tükürdüğünü ve tükürmediğini ortaya koyan... Hatta taraflardan bunların montaj olduğunu ileri sürenler de oldu. Görüntülerde de sıkıntı vardı.

    Televizyon görüntüleri yardımcı görüntülerdir. Asıl olan hakemin raporu... Lig TV'nin görüntülerinin eksiksiz olduğunun garantisi nerede?
    Hangi bilirkişi incelemiş? 'Lig TV elindeki bütün görüntüleri Tahkim Kurulu'na aynen teslim etti' diye böyle bir inancınız var mı, garantiniz var mı, kanıtınız var mı?
    Lig TV'nin genel müdürü ben olsam acaba başka görüntüler gider miydi?
    Lig TV'nin 'nasıl bir yayıncılık yaptığını' herkes biliyor.
    Elindeki bütün görüntüler bunlar olabilir, hiç itirazım yok. Ama olmaya da bilir. Kafamda bu soru her zaman var. Çünkü ara sıra ben maraton programlarını izliyorum, oraya gelen görüntülere bakıyorum. En son geçen hafta konuştuk, d a k i - kalarına kadar söyledim: 37. ve 70. dakikalarda Bekir ikinci sarı kartı hak eden hareketler yaptı, ikinciler kırmızı olacaktı, ekrana dahi gelmedi.
    Ekrana dahi gelmedi o görüntüler.
    Çünkü gelseydi "Mükemmel hakem" demekle görevli Markus Merk bile inkar edemeyecekti, kırmızı kartın çıkması gerektiğini... O kadar bariz sarı kartlık hareketler yaptı, tartışmadılar.
    Şimdi Fenerbahçe olduğu zaman bunları ekrana getirmeyen Lig TV, bak tekrar söylüyorum maçı ve dakikalarını söylüyorum, Mereiles'in görüntülerinin tamamını gönderdi mi, göndermedi mi; ne bileyim!

    İŞLEM YAPSINLAR
    Bunun için esas olan hakem raporudur, esas olan gözlemci raporudur. 'Hakem tükürdü' diyor, Tahkim Kurulu hakeme 'Sen yalan rapor yazıyorsun' diyor; bunun anlamı budur.
    Ey Zekeriya Alp, ey Merkez Hakem Komitesi, senin hakemini yalancılıkla itham etti Tahkim Kurulu...
    Şifreleri çözün. 'Tükürdü' diye yazmış 'Hayır tükürmedi' deniyor. Özkahya'nın yüzüne yağmur mu yağdı da 'tükürdü' diye yazdı.
    O zaman yalan yazan bir hakemi niye ceza heyetine sevk etmiyor Tahkim Kurulu! 'Biz görüntüleri inceledik tükürme olayı olmadığı halde şampiyonluğa yarışan bir takımın en önemli adamlarından biri için 11 maç ceza yasağı olan bir yalan rapor yazan hakemi, federasyon ve yönetimi, ceza heyetine sevk etmez mi?' Biri anlatsın bana; Takim Kurulu'nda bu kadar hukukçu var. Ben Mekteb-i Mülkiye'de hukuk okudum.
    Hadi benimle bir konuşsunlar bakalım, kendilerine güvenen hangisi ise benimle bir konuşsun bakalım.
    Bir hakeme 'yalancı' diyeceksin ama onun hakkında hiçbir işlem yapmayacaksın! Bu nasıl hukuk ya!..
    Ben şimdi kalkıp 'Bu Tahkim Kurulu yalancıdır' desem o Tahkim Kurulu beni mahkemeye vermez mi? Yalancılık suç, hele resmi evrakta yalancılık daha büyük suç. Hakem raporu resmi evrak, resmi evrakta yalan yazmak olur mu?
    Ben futbolun en büyük hukukçusu olarak 'Bu adam yalan söylüyor' diyeceğim sonra onun hakkında herhangi bir işlem yapmayacağım; bu nasıl hukuk! Bu nasıl hukuk!

    CiDDiYE ALMIYORUM
    * 2012'yi geride bıraktık. 2012'den 2013'e gelelim isterseniz.

    Ben öyle '2012, 2013' diye konuşmam. Yıl üzerine konuşmalardan sıkıldım. 4 gün Antalya'da kaldım, bu konuda yazılmış bir tek yazıyı okumadım.
    Sen de okunmayacak bir yazı yazmak istiyorsan, konuşalım! Ama '2012, 2013' diye başlıyorsan konuşma bitmiştir.

    * Aslında gazetelerde, internet sitelerinde yılın enleri vardı.

    O seçimlerin hiçbirine inanmıyorum Türkiye'de... Çünkü çok gayriciddi yapılıyor. Namık (Sevik) ağabey, Milliyet'te ilk kez yılın sporcusunu seçtiği zaman; çok büyük ilgi toplamıştı. Onun gerçekten 'yılın sporcusu' olduğuna inanıyorduk.
    Doğru dürüst cevaplar gelir ve dikkatle sayılırdı.
    Hatta Milliyet'in spor muhabirleri, Türkiye'nin dört bir yanında, ellerinde sandık oy toplardı. Ben Kızılay'da oy verdiğimi hatırlıyorum. O kadar ciddi yapılırdı. Abdi (İpekçi) Bey ve Namık ağabeyden sonra Milliyet o işi kuponculuğa döktü.

    TABELA YAZARLIĞI
    Aynen yazdılar; "İsteyen birden fazla kupon yollayabilir" diye ve günlerce kışkırttılar. 'Yılın Sporcusu' diye bir Galatasaraylı, bir Fenerli seçiyorlar ve her gün, "Galatasaraylı filanca önde", ertesi gün "Fenerli filanca önde" diye yazdılar. 'Kuponlar gelsin, kuponlar gelsin...' İş kuponculuğa döndü ve Milliyet'in yılın sporcusu anketleri bütün itibarını kaybetti. Bu sene de aşağı yukarı aynı şeyi yaptılar. 'Alex-Selçuk' diye...
    Selçuk, bu sene hayatının en kötü futbolunu oynadı. Alex zaten oynamadı!
    Düşünebiliyor musun; 'Yılın Futbolcusu' diye Alex ve Selçuk öneriliyor! Niye; çünkü biri Galatasaraylı, biri Fenerli!..
    Şimdi inanayım mı ben! Buna inanmazsam Ünal Aysal'a niye inanayım!
    Fatih Terim'e niye inanayım!
    Galatasaray'a niye inanayım! Tam tabela yazarlığının, skor yazarlığının örneği...
    Galatasaray şampiyon; o zaman en iyi başkan, Galatasaray Başkanı!
    En iyi takım; Galatasaray! En iyi hoca; Galatasaray'ın hocası!.. Hadi canım sen de!..
    Milliyet gazetesi bir kere de Anadolu takımında bir şeyler yapmış bir hocayı seçsin, göreyim bakalım!
    Aslı'yı mecburen yılın sporcusu ilan ettiler! Kadın olimpiyat şampiyonu; başka ne yapacaklar! En ciddisi bu... Ötekileri geçiniz.
    Onun için biz de 'Yılın Sporcusu' falan palavra...

    ASLI VE GAMZE'Yİ KİMSE İLE MUKAYESE ETMEM
    * "Aslı'nın olimpiyattaki başarısı, 'Naim Süleymanoğlu'nun madalyalarından daha önemli" demiştiniz.

    Yani bana sorarsan, 'Aslı mı, Gamze mi?'; diye düşünürüm. Aslı'ya yarışı kazanması için en büyük taktik yardımı yaptı ve arkadan kendisi de gümüş madalyaya ulaştı. Aslı'nın yerine Rus, Amerikalı bir sporcu birinci olsa ve Gamze tek başına gümüş madalya alsa, 'Yılın Sporcusu' olurdu.
    Kadınlar 1500 metrede olimpiyat ikinciliği, 'Yılın Sporculuğu...' Olimpiyatın yanında ikinci klasmanda sayılacak bir yarışta, 'dünya ikincisi oldu' diye biz Süreyya Ayhan'ı 'Yılın Sporcusu' seçtik. Olimpiyat çok rahat olurdu.
    Aslı ve Gamze bana Cahit Önel ile Ekrem Koçak'ı hatırlattı. Ben gazeteciliğe başladığım yıllarda, 1500 metre erkeklerde, Türkiye'de Cahit Önel ile Ekrem Koçak rekabeti vardı.
    Cahit Galatasaraylı, Ekrem Fenerbahçeliydi ve aralarında müthiş bir rekabet vardı. Fakat milli takımda beraber koştukları zaman Ekrem çok güçlü, fizik olarak, Cahit müthiş taktisyendi.
    Bütün uluslararası yarışlar Cahit'in taktiği ile koşulurdu. Kaç defa şahit oldum. Son 300'e girerken, Cahit, Ekrem'e 'Hadi git' diye sırtına vururdu. Çünkü o son 300'ü çıkartacak güç Ekrem'de vardı. Cahit de arkadan ikinci gelirdi.

    YILIN SPORCUSU GAMZE
    Aslı ile Gamze'de aşağı yukarı Ekrem-Cahit işbirliğini gördüm. Gamze, Aslı için taktik koşusu yaptı, ona altın madalya kazandırdı ve arkasından bağırdı: "Koş koş abla.. Ben de geliyorum." Ardından da gümüş madalya aldı. Onun için bence 'Yılın Sporcusu' Gamze...

    * Güreşte, halterde, basketbolda, voleybolda elde ettiğimiz büyük başarılar var. Futbolda Galatasaray'ın UEFA ve Süper Kupası var. Türkiye'nin uluslararası alanda gösterdiği başarıları düşündüğümüzde Aslı ile Gamze'nin olimpiyat madalyasını nereye koyuyorsunuz?

    Aslı-Gamze ikilisinin olimpiyatlarda aldığı iki madalya, Türk spor tarihinin en büyük başarısıdır. Hiç...
    Bunlarla mukayese edebileceğim bir tek 1988 yılındaki Naim Süleymanoğlu var. Ama Naim de bizim yetiştirdiğimiz birisi değil. Biz Naim'i devşirdik. Oysa Aslı ve Gamze, A'dan Z'ye bu ülkenin kızları... Tamamen bu ülkenin imkanları ile çıktılar ve hayalimizden geçmeyen bir olimpiyat başarısı elde ettiler.
    Çıplak gözle seyrettiğim ilk olimpiyatı hatırlıyorum; 1980 Moskova...
    Orada Steve Ovett ile Sebastian Coe, 1500 metrede ilk iki sırayı aldıklarında dünya yerinden oynamıştı ki Seb ile Ovett, dünyanın en iyi 1500'cüleriydi.
    Bütün dünyada ünlüydüler ve başkasının adı geçmeden, 'Hangisi kazanır' tartışması yapılıyordu dünya basınında...
    Oysa Aslı ile Gamze'nin adı sanı yoktu. Onlar bir, iki gelene kadar kimse bilmiyordu. Yarışı 'Bunlar kim, finish geliyorlar!' diye anlatan spikerler var dünyada... Onun için hiç kimse ile mukayese edemem.
    Ama bu zaferi kazananlar ne oldu?
    Şu anda neredeler, ne yapıyorlar; bilen var mı, adlarını anan var mı?

    * Televizyonlarda zaman zaman röportajlarını görüyorum, 2012'nin enleri sırasında da sık duyduk ama henüz yeni yarışlarda göremiyoruz.

    Tonla salon yarışması var, bunların hepsine girmeleri lazım. Olimpiyat'tan sonra Avrupa'da bir sürü yarışma yapıldı. Bunların hepsine girmeleri lazım. Ben "Herhalde atletizmi bıraktılar" diyorum! 'Biz madalyamızı aldık, bundan sonra yapacağımız bir şey yok' diyorlar herhalde...
    Türkiye'de bir de bu var. Garip bir şekilde atletlerimizi nadasa alıyoruz!
    Madalyalar kadar devamını getirmek de önemli... İşte bu yüzden de dünya basınında dedikodular çıkıyor. 'Niye bunlar yarışmıyorlar; dopingli miydiler yoksa!' diye...

    Röportaj: Bülent CAN


    Yükleniyor
    BİZE ULAŞIN