Web Sürümüne Geç

    Galatasaray bu mu!

    Galatasaray bu mu!
    Çarşamba 09.01.2013

    Alanya maçını izlerken utandım. Ünal Aysal, Fatih Terim ya da bir başkası, 'Burak' adlı adama Galatasaray onurunun ne olduğunu artık anlatmalı. Üçüncü lig ayarındaki bir takıma karşısında hakemi aldatarak penaltı alıyor! Liseden doğmuş, büyümüş, 'batıya açılan pencere' denilen Galatasaray bu mu?

    * Galatasaray, ilk hazırlık maçında Alanya ile karşılaştı. Maçı 6-2 kazandı ama geriye Burak'ın kazandırdığı penaltı kaldı. Yine kendini yere bıraktı. Burak düzelme sinyalleri veriyordu ama huylu huyundan vazgeçmeyecek herhalde!..

    Alanya maçını seyrederken bir Galatasaraylı olarak utandım. Birisi; bu birisi kulübün başkanı Ünal Aysal mı, bu birisi kulübün futbolla ilgili başkan yardımcısı Ali Dürüst mü, bu birisi futbol şubesi yöneticisi Abdurrahim Albayrak mı, bu birisi teknik direktör Fatih Terim mi, bu birisi antrenörler Hasan Şaş ya da Ümit Davala mı bilmiyorum ama birisi 'Burak' adlı adama Galatasaray onurunun ne olduğunu artık anlatmalı.
    Alanyaspor ikinci ligde ama sıralamaya bakarsan, Süper Lig, birinci lig olduğuna, PTT Birinci Lig, ikinci lig olduğuna göre üçüncü lige düşüyor. Galatasaray, Türkiye'nin üçüncü liginde altıncı bir takımla hazırlık maçı yaparken hakemi aldatarak penaltı alıyor!
    İkinci yarı için penaltı almanın hazırlığını mı yapıyor Burak! 'İkinci yarıda ben hakemleri nasıl aldatacağım şuna bir çalışayım bakayım!' Resmen yutturdu hakeme, hakem penaltı verdi.

    APTAL DURUMA DÜŞMEYİN
    Arkadan 18'in üzerinde bir daha yutturmaya kalktı bu defa yutturamadı, hakem 'Devam' dedi ama devamla bıraktı, sarı kart çıkartmadı!
    Hakem kendisine sarı kart göstermediği halde Burak hakemin üstüne yürüdü!
    Bunun üzerine hakem sarı kartı çıkarttı, o sarı kartın rengi aslında kırmızı olmalıydı.
    Çünkü Burak'ın 10 dakika içinde arka arkaya üçüncü sarı kartlık hareketiydi. Birini yuttu, ikincisine yüreği el vermedi, üçüncü de dayanamadı artık.
    Galatasaray böyle puan alacaksa, böyle şampiyon olacaksa eksik olsun, olmaz olsun.
    Galatasaray şampiyon olmak için bir penaltı hırsızına, rakibi oyundan attırıp eksiltmeye çalışan bir anti futbol, anti sporcu kafasına muhtaç mı? Bu mu Galatasaray? Liseden doğmuş, liseden büyümüş, batıya açılan pencere Galatasaray bu mu?
    Sabah gazetesinin manşetinde Merkez Hakem Komitesi'nin hakemlere bu sene yaptığı ikinci yarı için tavsiyeler var, 20 madde.
    21. maddeyi ben koyuyorum:
    Bütün hakemler Burak'ın lehine faul verirken iki kez düşünsünler .
    Çünkü yüzde 90 ihtimalle kendini aldatıyor olabilir. Aldatılan bir hakem olmaktansa penaltıyı süzemeyen bir hakem olmak daha caziptir, daha onurludur, daha hakemcedir.
    Kendinizi saf, aptal ve avanak duruma düşürmeyin.
    Ayrıca Burak yere düştüğü zaman eğer faul düdüğü çalmıyorsanız muhakkak sarı kartınızı çıkarın. Çünkü bu adamın kafasında hep sizi aldatmak var. Bu adamın kafasından bunu ancak kırmızı kartlarla çıkarırsınız. İki kere sahtekarlık yapıp ikinci sarıdan kırmızıyı alnına yedi mi öbür maç artık düşünür kendini yere atarken...
    Galatasaray'da Burak'ı terbiye etme niyetinde kimse yok belli! Bunun terbiyesini hakemler verecek. Burak yere düştüğü anda ya faul verin ya kart çıkarın ; sahanın neresinde olursa olsun. 'Hakemi aldatmak sadece 18'in içinde sarı kart gerektirir' diye bir kural yok! Hakemi aldatmaya çalışmak her yerde sarı kart... Top taca çıktığında 'öbüründen çıktı' diye elini kaldıran oyuncu dahi hakemi aldatmaya çalışmaktadır, sarı kartı hak etmiştir. Top kornere çıkmışken 'aut' diye elini kaldıran oyuncu hakemi aldatmaya çalışmaktadır, sarı kart gerekmektedir.
    Bunları çıkartmaya, çıkartmaya, çıkartmaya futbolcuları bu hale getirdiler.
    Ama Burak pürüz isim. Burak'a kanan, Burak'ın aldattığı hakem olmayın. Burak'a haddini bildiren hakem olun ey hakemler.

    * İlk yarı savunmada büyük gedikler veren Galatasaray belki maçı farklı kazandı ama Alanya'dan iki gol yemekten kurtulamadı, üstelik de iki defa geriye düştü. İkinci yarı defanstaki hastalık sürecek gibi gözüküyor.

    G.Saray'ın savunması berbat... G.Saray'ın savunması berbat... Galatasaray'ın savunması berbat... İlk yarı 17 hafta ve 17 hafta bunu söyledim. İşte devre arası, durum aynı...
    Bu savunmayla G.Saray her durumda gol yer.
    Halı sahada bu kadar rahat paslaşamazsın!
    Hele Alanya'nın ikinci golünde Galatasaray savunması sanki yok. Adamlar böyle örgü örer gibi geldiler girdiler. Hadi bunu Messi, Barcelona yapar da Alanya bunu yapıyorsa bu demektir ki karşısında rakip yok. Oysa Fatih Terim'in en canavar iki stoperi var orada; Dany ve Semih! Ellerini kollarını sallaya sallaya geldiler, ikinci golü attılar.

    FATİH TERİM ANLATMIYOR
    Birinci gol duran top; ikinci gol inanılır gibi değil ya! Üçüncü kümenin altıncısından böyle bir gol yiyen savunmayı ne yaparsın; bilemeyrum!..

    * Güzel tarafları da vardı; Aydın'ın 90'a attığı gol hoştu, Emre sanki toparlanıyormuş gibi gözüktü.

    Efendim karşılarında bir rakip olmayınca oynamak kolay. Ama görüyoruz ki Emre, Tugay özentisinden vazgeçmemiş, görüyoruz ki Fatih Terim ona bir türlü anlatmıyor.
    Anlatamıyor değil! Fatih Terim öyle bir anlatır ki ben bilirim nasıl anlattığını... Bir daha forma yüzü göremez lafını dinlemeyen...
    Demek ki Fatih Terim anlatmıyor. Topu ayağına alıp etrafında iki tur dönmeden ya da bir adam eksiltmeden pas vermiyor. Tugay, 10 tane Emre ederdi; bu yüzden gitti Galatasaray'dan...
    Bu huyu yüzünden Galatasaray, Hertha Berlin maçını 1-0 öndeyken kaybetti, elendi ve Tugay gitti.
    Emre illa topla evvela kendini tatmin edecek sonra takıma faydası olacak. Böyle bir adamın Galatasaray'da yeri yok. Burak kafasında bir adamın da yeri yok, Emre kafasında bir adamın da yeri yok.
    Bunların ikisi de iyi futbolcu. İyi futbolcuyu ya kazanacaksın ya da sileceksin arkadaş!
    Bu kafalarla Galatasaraylı olunmaz çünkü...

    * Federasyon yabancı sayısını düşürmeye hazırlanıyor, ancak kontenjanın düşmemesi için de karşısında ciddi bir lobi bulunuyor.

    Federasyon haklı, doğru... Kararının arkasında durmalı. Ama Yıldırım Demirören federasyonu hiçbir şeyin arkasında duramaz.
    Bu kararı gene Aziz Yıldırım verir. Bu kadar basit!..

    BASKETBOL KALiTESi SIFIR
    * Geçen hafta Banvit'e yenilerek şaşırtan Galatasaray Medical Park, sahasında Hacettepe Üniversitesi'ni 31 sayı farkla 83-52 yendi. Bu defa Arroyo sahadaydı. Galatasaray'da sorunlar çözüldü mü?

    Galatasaray'ın Arroyo'ya ihtiyacı yok. Galatasaray'ın koça ihtiyacı var. Çünkü Galatasaray'ın koçu Galatasaray'ın neye ihtiyacı olduğunun farkında değil. Galatasaray'ın beş numarası, yani pivotu yok.
    Galatasaray pota altında sıfır...
    N'Dong diye bir adam almış Banvit maçından sıfır sayı ile çıktı. Sahanın en uzun adamı sıfır sayı ile çıkar mı maçtan ya! Onu alıp transfer eden adamda bir utanma olur!
    Ya yanlış transfer yapmışsın ya da pota dibine top geçirmeyi bilmiyorsun.
    Barcelona, Fener'e nasıl 100 attı; 90 sayısı boyalı alanda... Galatasaray 'üçlük atsın' diye Arroyo'yu alıyor. Niye; pota dibinde adamı yok. Çünkü pota dibine adam aramıyor Ergin Ataman! Dorsey gibi bir adam Gaziantepspor'a gidiyor.

    LUTFİ SORMUYOR
    Peki Ergin Ataman yanlış transfer yapıyor, yanlış işler yapıyor da sevgili Lutfi (Arıboğan) kardeşim ne yapıyor? Ben Ergin Ataman'a bakmam. Galatasaray'ın bir numaralı profesyonel yöneticisi yani CEO'su, Chief Executive Officer, şef, yürütücü, görevli... Yani Galatasaray'ın Başbakan'ı... Galatasaray'ın Başbakan'ı, Türkiye'nin basketbolu en iyi bilen adamlarından bir tanesi ve Galatasaray, Arroyo'yu alıyor!
    Lutfi 'Ne yapıyorsun Ergin?' demiyor. 'Ya kardeşim Arroyo'yu al da Arroyo'dan önce bize bir tane pivot, beş numara lazım.
    Bu N'Dong ile bu iş olmaz' demiyor!
    Türkiye'deki basketbol transferleri üç tane koç ve üç tane basketbol menajerinin elinde dönüyor. Aynı adamlar bu sene Galatasaray'da, öbür sene Efes'te, öbür sene Beşiktaş'ta, öbür sene Fenerbahçe'de!
    Dön dolaş, dön dolaş, paralar cebe!.. Basketbol kalitesi sıfır... Ondan sonra da federasyondan talimatlı spikerler; 'İspanya'dan sonra en iyi lig, Türkiye'de' diyor!
    Gülerim ben buna!..

    TURGAY DEMiREL NERELERDEYDi?
    * Siz nasıl buldunuz bilmiyorum ama çok keyifli ve çekişmeli bir karşılaşma vardı. Kadınlar Türkiye Kupası Finali'nde Galatasaray, Fenerbahçe'yi 1 saniye kala attığı basketle mağlup etti ve bir kez daha şampiyonluğa ulaştı. Maç ve tabii Ekrem Memnun'un son 6 saniye kala tercihi ile ilgili neler söyleyeceksiniz?

    Galatasaray 15 sayı fark açtığı ve bütün maç boyu ezdiği Fenerbahçe'ye karşı o 15 sayılık farkı eritti. Galatasaray 6 saniye kala üç sayı önde, Fenerbahçe topu kenardan oyuna sokacak. Kenarda bir koç varsa ne yapar?
    50 sene basketbol yazmış, bir basketbol seyircisi olarak değil, ilkokul mantığıyla konuşuyorum; 'Arkadaşlar üç sayı öndeyiz.
    Rakibe üç sayılık atış yaptırmayacaksınız.
    Daha dripling yaparlarken faul yapacaksınız.
    Faul' demek 'iki atış' demek. İkisini birden soksa bir sayı öndeyiz ve top bizde...
    Diyelim yapamadınız; çok hızlı top çevirdiler.
    3 sayılık yerden şuta kalktı. O şutu atarken faul yapacaksın. Üçlük faul... O gerilim içinde üçte üç atması lazım, böyle birisi yok Fenerbahçe'de. Maç boyu atış yüzdelerine bak öyle birisi yok. İkilik faul yapamadıysan üçlük faul yap. Ama o üçlüğü attırma" derdim.
    O üçlüğü attırdı ya!.. Önce 15 sayıyı eritti, sonra o üçlüğü attırdı.

    UZATMADA KAYBEDERDİ
    * Galatasaray takımı çabuk yoruldu sanki... Ekrem Memnun rotasyonu mu doğru yapamadı!

    Fener yorulmuyor mu? 15 sayı öndeki takım mı daha rahat yorulur yoksa 15 sayı farkı kapayan mı daha kolay yorulur; bir düşün bakalım.
    Fowles gibi bir oyuncusu da yokken Fenerbahçe'yi 10 sayının üstünde geri tutmak ve 15 sayı fark açmak, bu takımın bu maça iyi hazırlandığını gösterir. Nevriye en büyük güçleri, sakatlıktan yeni dönmüş kenarda...
    Torrens sakatlıktan yeni dönmüş, 40 dakikanın 9 dakikasında oyunda kalabildi sadece...
    Buna rağmen Fenerbahçe'ye karşı bu kadar rahat oynadı.
    Bu Galatasaray, Cumhurbaşkanlığı Kupası'nda Fenerbahçe'ye karşı perişan olmuştu!
    Buna rağmen maçı götürüyorsan demek ki takımı iyi hazırlamışsın, Fenerbahçe'yi iyi analiz etmişsin. Zone defansla Fenerbahçe hücumlarını çürütmüşsün, tamam. İyi de atmışsın.
    Ama antrenörlükle bitmiyor iş. Basketbolda bir de coaching var; 'kenar yönetimi, oyuna müdahale.' 15 sayı erirken de oyuna müdahale edemedi, son 6 saniyedeki o topta da müdahale edemedi.
    Bir saniye kala o şutun atılacağı ve gireceği ne malum! Tam bir şanstı.
    Maç berabere bitse, uzatmaya kalsaydı yüksek moralli takım Fenerbahçe, çökmüş takım Galatasaray.
    Belliydi uzatmanın sonucu...O maçı o hale getirmek çok büyük coaching zaafı.
    Ama Türkiye'de hangi takımın doğru dürüst koçu var; genç kız takımları, erkek takımları dâhil. Basketbolda coaching'lik bitmiş bana sorarsanız. Her şey atıcılara kalmış.

    YORUMCULAR GÜDÜMLÜ
    İşte Lytlle'nin son saniyede attığı sallama şut girdi, hem de potalı... Girerse 'takım iyi oynadı, muhteşem oynadı, kupayı kazandı', girmezse 'Kahrolsun Galatasaray! Böyle maç verilir mi?' Eleştirmenlerimiz de bu!..
    Hem gazetede yazan eleştirmenlerimiz, hem de televizyonda anlatanlar... Bunlar 'Basketbolun 'b'sinden habersiz' diyemiyorum, olmalarına imkân yok ama güdümlü bunlar, belli.
    Türkiye Basketbol Federasyonu'nun güdümlü anlatıcıları! Çünkü federasyon başkanını kızdırırlarsa maçın yayın hakkını bir daha alamayabilirler. Turgay Demirel öyle hâkim durumlara!..
    Peki neredeydi Turgay Demirel? Türkiye Kupası'ndan büyük kupa var mı?
    O kupa maçını izlemezse, kupayı vermeye gelmezse bir federasyon başkanı nereye gelir? Peki bunu soracak kimse yok mu?
    Türkiye Spor Bakanı mesela...
    Türkiye Kupası Final maçı oynarken neredeydiniz Turgay Bey? Hangi çok önemli işiniz vardı? Üstelik bu kaçıncı Turgay'ın katılmadığı, kupa vermediği gerek lig şampiyonluğu, gerek kupa şampiyonluğu maçı!
    Neden; çünkü Turgay'ın seyircinin önüne çıkacak yüzü yok! Ama böyle bir ayıp olur mu ya!.. Türkiye Kupası'nın değeri bu kadar mı düşük! Çatladıkapı Kupası değil, Türkiye Kupası bunun adı!
    Turgay Demirel, Türkiye'nin farkında değil ve ona 'Türkiye ne demektir; sen biliyor musun Turgay Efendi' diyen biri yok Türkiye'de!
    Vay anasını ya!..

    Röportaj: Bülent CAN
    Yükleniyor
    BİZE ULAŞIN