Web Sürümüne Geç

    Fenerli olmaya mecbur

    Fenerli olmaya mecbur
    06 Şubat 2013, Çarşamba

    O golü İstanbul Belediyeli Webo, Fener'e atsaydı gazeteler ne yazacaktı merak ediyorum! Maraton'da kimse konuşmadı bile! Egemen 3 sarı karttan 2 kez atılmalıydı. Kartsız bitirdi maçı... Çakır sahadaki 12. Fenerbahçeliydi ve Rıdvan Dilmen, NTV'de "Çok iyi maç yönetti" dedi! Hakemlere verilen mesaj bu. Cüneyt Çakır gibi Fenerbahçe'yi savunursan, korursan, gözetirsen yücelirsin...

    Biraz da Fenerbahçe'yi konuşalım. Yeni transferiyle çıktığı maçta Sivasspor'a yenilmekten kurtulamadı.
    Cüneyt Çakır'ı konuşalım. Bana Avrupa maçlarından sonra, "Nasıldı" diye soruyordun.
    Ben ne diyordum; "Saracoğlu Stadı'nda maç yönetsin, görelim bakalım!"
    Çakır'ın çaldıklarına itirazım yok. Benim her zaman söylediğim bir laf var:
    Akıllı hakem, çaldığı ile gösterdiği kartlar ile hata yapmaz. Çalmadığı ve göstermediği kartlar ile takım tutar.
    Şimdi herkes Webo'nun golünün mükemmel olduğunu söylüyor. O golü İstanbul Belediyeli Webo, aynı şekilde Fenerbahçe'ye atsaydı, gazeteler ne yazacaktı, çok merak ediyorum! Dirsekten itibaren, kol boylu boyunca, rakibin üzerine yaslanıyor ve o kolun üzerinde yükseliyor!
    İtmedi, 'sadece kolunu koydu' diyelim ki yükselirken itmemene imkan yok, yani fizik kurallarına aykırı, otomatikman kol aşağıya basar, denge sağlıyor. Elleri havadayken bir yere tutunursan, kafayı dengeli vurursun, istediğin gibi...
    Yani Webo o dirsekle müthiş bir avantaj sağladığı çok açıkken Maraton'da, Markus Merk dahil, Şansal Büyüka, Tümer Metin, Hakan Şükür üzerinde durmadı bile!.. Benzeri bir golü Fenerbahçe yediği zaman Lig TV'nin programını banda alacağım ve seyrettireceğim.
    Rıza (Çalımbay) hoca, iki pozisyon istemiş, 'Gösterir misiniz!' diye, 'İstedi mi, istemedi mi' diye yarım saat onu tartıştılar!

    DÜDÜĞÜNÜ BIRAKSIN
    Şimdi ben istiyorum. Egemen'in üç tane pozisyonu var. Cüneyt Çakır, Sivas aleyhine, olmayan bir hentbolu, tam da böyle penaltı noktasının 5 metre gerisinde bir gol pozisyonda, 'elle oynama' diye verdi. Olay yerine mesafesi 2 metre ve tam da oraya bakıyor. Cüneyt Çakır o mesafeden topun, ele 20 santim mesafeden geçtiğini göremiyorsa düdüğü bıraksın. Bunu göremiyorsan, neyi görürsün arkadaş!
    Tam görüş açısının içinde, tam baktığı yerde ve olaya mesafesi 2 metre... Sen orada hentbol veriyorsan, oradaki adam çıldırır. Bu çıldırmaya rağmen fazla itiraz etmedi yine çocuk, 'cart' diye sarı kartı verdi. İtirazım yok.
    Egemen yakaladı topu, 'güm' diye gözünün önünde yere vurdu. Bekir maçın sonunda üzerine bağıra çağıra elleriyle hareket yaparak gitti. Onlara niye yok kart? Üstelik bu çocuk itirazında haklı, Egemen ile Bekir haksız.
    Nerede bu görüntüler sevgili Şansal kardeşim Lig TV'de?
    Egemen'in iki tane daha pozisyonu var. Rakibine arkadan sarılıp, birinde gırtlaklıyor öbüründe bel kündesi atıyor!
    Arkadan forma ile beraber adama sarılmanın cezasının sarı kart olduğunu bütün kitaplar yazıyor, yazmayan kitap yok. Nerede o görüntüler sevgili Şansal kardeşim?

    ANKET YAPALIM MI?
    Egemen üç sarı karttan iki defa atılmalıydı.
    İki sarı karttan bir defa değil. Sarı kartsız bitirdi maçı. Bu görüntüler niye Lig TV'de yok?
    Şimdi ben o Lig TV'nin görüntülerine bakılarak verilen Meireles'in cezasının kaldırılmasına inanır mıyım? Şansal, Rıza'ya kızıyor haklı olarak. "Bu laflar Lig TV'yi itham altında bırakıyor" dedi. Ben ediyorum şimdi...
    Sevgili Şansal kızmasın. Fenerbahçe camiasını bilmiyorum ama onun dışında hiçbir camianın Lig TV'ye inancı yok!
    Güneşi balçıkla sıvamayın. Anket yapalım mı?
    Galatasaray'da, Gaziantep'te, Sivas'ta, Çatladıkkapı'da anketler yapalım mı; 'Lig TV'ye inanıyorlar mı?' diye...
    Cüneyt Çakır sahadaki 12. Fenerbahçeliydi ve Rıdvan Dilmen, NTV'de "Cüneyt Çakır çok iyiydi" dedi. Çünkü hakemlere verilen mesaj bu medyam tarafından!.. 'Fenerbahçe'yi savunursan, korursan, gözetirsen, yücelirsin.' Ama gördüğünü çalarsan ve bu gördüğün Fenerbahçe'nin aleyhinde olursa Halis Özkahya gibi, Fırat Aydınus gibi bitersin. Medyanın hakemlere verdiği mesaj bu!
    O yüzden de Cüneyt Çakır, Saracoğlu Stadı'nda Fenerbahçeli olmaya mecbur. İşte Fenerbahçeli olunca alkışlıyorlar! Aksini yapanı da yok ediyorlar.
    Maçın konuşulması gereken yanı bu...
    İkinci konuşulması gereken yanı, maçın sonunda Aykut Kocaman'ı dinliyorum. "Aziz Yıldırım soyunma odasına geldi mi?" diye sordular; "Haberim yok.
    Ben kendi odamdaydım" dedi!
    Yani maç bitiyor, Fenerbahçe kendi sahasında Sivaspor'a yenilmiş, teknik direktör takımıyla konuşma gereği duymadan odasına gidiyor ve takımla konuşma görevini de başkan yükleniyor! Bu takımın teknik direktörü var mı? Ama bu kaçıncı!..
    Aykut Kocaman, Aziz Yıldırım'ın teknik direktörü, Fenerbahçe ile alakası yok! Fenerbahçe futbol takımını Aziz Yıldırım yönetiyor. 'Şunu oynat, bunu oynatma' diyecek kadar yönetiyor.
    Devre arasında soyunma odasına gidip 'taktik verecek kadar' yönetiyor, maçtan yeni çıkmış, morali bozuk futbolcuların 'moralini düzeltecek' kadar yönetiyor.
    Fenerbahçe futbol takımı Aziz Yıldırım'ın oyuncağı! Bir başkan Fenerbahçe ile eğleniyor.
    Aykut da bunların hepsine göz yumuyor.
    Böyle bir açıklama olur mu ya; "Ben odamdaydım. Bilmiyordum!"
    Böyle bir maçtan sonra soyunma odasında değilsen nasıl teknik direktörsün!
    Takım dağılmış, bitmiş, moraller bozulmuş, yıkılmış... Sen orada takımı toparlayamıyorsan bir daha o oyuncu senin teknik direktör olduğuna inanır mı, sana güvenir mi?
    Aziz Yıldırım 'Aman ortalık karışık istifa et, gündem değişsin' diyor çıkıp hemen basın toplantısı yapıp 'Ben istifa ettim' diyor, sonra Aziz Yıldırım diyor ki 'Ben bu istifayı geri aldırıyorum.' Aykut geri alıyor! Böyle komediler oynanıyor! Şimdi bu Fenerbahçe'nin iflah olmasına imkan varmı?

    * * *
    KARA TAHTAYA YAZMALI
    Gol kurtaran kaleci iyi kaleci değildir. Yenmeyecek golü yemesin, yeter. Muslera kimseye güven vermiyor. Bursa maçında yine birçok hatalı çıkışı vardı

    * Performansı eleştiri konusu olan Muslera, Bursa maçında yaptığı kurtarışlarla dikkat çekti.
    Yine biz skor yazarlığı yapmışız gazetelere bakıyorum...

    * Belluschi'nin iki nefis vuruşunu aynı güzellikte çıkardı.
    Kurtaracak! Eşek yüküyle para alıyorsan bunları kurtaracaksın.
    Bek tekrar söylüyorum; "Gol kurtaran kaleci iyi kaleci değildir."
    Yenecek golü yesin arkadaş!
    Yenmeyecek golü yemesin.
    Yenmeyecek golü yemeyen kaleci güven verir.
    Muslera kimseye güven vermiyor. Bu maçta yine çok hatalı çıkışları vardı.
    Gol olan pozisyonda olduğu gibi...
    Edu'nun Muslera'yı itmesi bir şeyi değiştirmedi .
    Muslera'nın aptalca çıkışından sonra Edu gereksiz yere faul yaptı.
    Yine karasızlıkları devam ediyor; çıkayım mı, çıkmayayım mı? '30 metreden atılan bir şutu kurtardı' diye de 'maçı kurtardı' denmez! Öyle şey yok arkadaş!..
    Aynı maçta ne Muslera hataları var; ben sayayım size! 'Muslera iyi kaleci değil, Muslera iyi kaleci değil, Muslera iyi kaleci değil...' Fatih Terim'in kara tahtasına biri bunları yazmalı.

    SPORTMEN DEĞİL
    'Melo iyi futbolcu değil, Melo iyi futbolcu değil, Melo sportmen de değil, Melo canlı bomba.' Biri bunları yazmalı. 'Emre'den bir şey olmaz, Emre'den bir şey olmaz, Emre'den bir şey olmaz...'Biri bunları yazmalı.
    Galatasaray'ın transfer politikası bunlara göre yapılmalı...
    Hayret ettim! 'Bir şutu kurtardı' diye Muslera maçın adamı!..
    Kurtarmasın mı! Kalecinin görevi ne?

    * Kaleciler geriye mi gidiyor? Volkan da bu sezon düşüşte.
    Sivasspor maçında da Hatalı bir gol yedi. Öteki taraftan Trabzon'un kalecisi Onur'u herhalde ayrı tutmak gerekiyor. Gaziantep maçını çeviren isimdi
    .
    Trabzon'un iki kalecisi de iyi.
    Ama ne yazık ki o iki kaleciyi de bu kadar iyi durumda tutan kaleci antrenörü, Şenol'la (Güneş) beraber Trabzon'u bırakıp gitmiş. Şimdi gelenden ne olacak bilmiyorum.
    Benim ölçülerime göre Muslera zaten iyi kaleci değil. Geçen senenin başında serbest bıraktığı Aykut ile yeniden sözleşme yapıyorsa Galatasaray bunun bir anlamı var.

    * * *
    BU EMRE'NİN BAŞIMIN ÜSTÜNDE YERİ VAR
    Fenerbahçe ara transferde doğru isimler aldı. Ayrıca Emre'de çok hoşuma giden bir gelişme gördüm. O hırçın, saldırgan hali yoktu. Tam bir kaptandı. Hem futbolu ile hem ağabeyliği ile

    * Fenerbahçe, ara transferde Emre Belözoğlu, Webo ve Ziegler'i transfer etti. Özellikle sözleşme imzalanmayıp, gönderilen Emre'nin alınması ilginçti!
    Yapılan ara transferler doğru.
    Emre'nin gelmesi de doğru, Webo'nun alınması da doğru, Ziegler'in alınması da doğru...
    Ziegler'in alınması Galatasaray'a tokat! Hasan Ali Kaldırım ve Caner gibi iki milli sol bek Fenerbahçe'de varken bunları yeterli bulmadığı için bir de Ziegler'i alıyor.
    Galatasaray'da sol bek yok, beş tane santrfor var, Galatasaray santrfor alıyor! Ziegler, Türkiye'ye gelecekse Galatasaray'a gelmeliydi.
    Bakmayın siz "Ruhum Fenerbahçeli' laflarına. Geçiniz!..
    Galatasaray farkında olsa, bilse ya da işin içinde birtakım işler olmasa Juventus'tan Ziegler'i alır gelirdi.
    Yani transferlere hiç itirazım yok.
    Emre de çok hoşuma giden bir gelişme gördüm. Yani o hırçın, saldırgan hali yoktu. Tam bir kaptandı. Hem takım içindeki futboluyla hem takım içindeki ağabeyliğiyle... Bu Emre'nin başımın üstünde yeri var. O kadar uzun zamandır oynamamış ama Fenerbahçe'nin en iyisiydi.

    KAPIYA KOYAR
    * Galatasaray'da aynı mevkide forma giyen oyuncuların fazlalığı nedeniyle yaşanan rotasyon sorunu Fenerbahçe'de de baş gösterecek gibi...
    Mesele şurada; Fenerbahçe'de antrenör yok. Onun için Fenerbahçe'nin öyle bir sorunu yok. Fenerbahçe'de Aziz Yıldırım var, her şeye o karar veriyor. Yani suratını asanı kapıya koyar.

    * Kocaman, Sivas maçı sonrasında, "En iyi futbolumuzu oynadık" dedi. Katılıyor musunuz?
    Aykut Kocaman, "En güzel futbolumuzu oynadık" demek zorunda.
    Ne diyebilir ki? Maçtan sonra soyunma odasına bile gitmeyen adam gazetecilere "En güzel futbolumuzu oynadık" dese ne yazar?
    Bunu soyunma odasında, futbolcuya söyleyeceksin. 'Çocuklar en güzel futbolunuzu oynadınız.
    Hepinizi kutluyorum. Siz tabelaya bakmayın. Bu maçı aslında biz 5-2 kazanırdık' de anlayayım.
    Soyunma odasına gitmeye yüzün olmayacak, maç biter bitmez odana kapanacaksın, ondan sonra Aziz Yıldırım gidecek soyunma odasına!..

    * Eneramo maçı belirleyen isimdi. Takımını öne geçirdi, sakatlandı, yeniden girdi ve bir gol daha atıp, galibiyeti söktü aldı.
    Eneramo'nun nefessiz kaldığı ve yorulduğu belli. Yani 'Beni değiştirin' demesinin sakatlıktan olmadığını biz maçı seyrederken anladık ve konuştuk da... 'Eneramo bitti, ayakta duracak hali yok' diye... Kenara gitti, oturdu iki dakika, kalktı ve geldi. Ama bunun farkında olması lazım teknik direktörün.

    NEFESİ KESİLDİ
    O sırada Hayrettin oyuna girmiş olsa 10 kişi kalacak. Eneramo'yu en azından iyi görmesi lazım. İşte bir kişi yetmiyor her şeyi görmeye...
    Yanındaki adamların 'Hocam aman. Bu adam yorgun da ondan. İki depar attı, nefesi kesildi' demesi lazım.
    Hagi nasıl oynuyordu? 'Ekonomik oyun' diye bir şey var. İki tane depar attığında iki dakika sağ açıkta, sol açıkta dinlenirsin.
    Kaybolursun kenarda, nefeslenirsin.
    Bu kadar basit bu iş!


    Röportaj: Bülent CAN




    Yükleniyor
    BİZE ULAŞIN