Web Sürümüne Geç

    Türkiye'nin üzerinde oyunlar oynanıyor

    Türkiye'nin üzerinde oyunlar oynanıyor
    22 Temmuz 2016, Cuma

    Türkiye’nin üzerinde yıllardır oyunlar oynanıyor. Bunu bilmeyen yok. Peki bu oyunlar kimin çıkarına! Yapılan ihtilallerden kim fayda sağlamışsa çıksın söylesin. Türkiye ve millete hep zarar vermişlerdir

    Hiçbir ihtilal güzel değildir...
    İhtilallerden sıhhatli şeyler asla çıkmaz.
    Herkes bir Fransız ihtilali tutturmuş gidiyor!.. Kardeşim!
    Fransa'yla Türkiye'nin şartları farklıdır. Bir Fransa'nın komşularına bakın bir de bizim komşulara. Türkiye'nin üzerinde yıllardır oyunlar oynanıyor.
    Bunu bilmeyen yok... Peki bu oyunlar kimin çıkarına! İhtilaller ile hiçbir şey halledemezsiniz. Bunlar ülkeye, halka hep zarar vermiştir. Sorunları; köklü çözümler ile halledersiniz...
    Birbirinizle kucaklaşarak halledersiniz...
    Türkiye'de yapılan ihtilallerden kim fayda sağlamışsa çıksın, söylesin.
    Ülke lehine ne yapılmıştır.
    Türkiye'ye hep zarar vermişlerdir. Hem de çok büyük zarar. Türk halkı da bu zarardan en büyük payı almıştır. Onun için darbeye karşıyım...
    Yıllar önce ben, "Kodum mu oturtur Genelkurmay Başkanı olsun!" demiştim. Herkes bu cümleyi tek başına aldı yorum yaptı. Ama o konuşmamın canlı yayındaki metninin tamamını kimse yorumlamadı. Yıllar sonra benim büyük oğlan Kars'ta askerlik yaparken oranın komutanı, enteresan bir şey söyledi: "Konuşmanızı Genelkurmay, benim gibi üç kurmay askere 'yorumlayın' diye verdi ve 'acaba bu adam ne istiyor?' diye sordu". Ben bu cümleyi sarf ettikten sonra dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök bu yorumuma "Herkes layık olduğu Genelkurmay Başkanı'nı ister" diye bir yanıt verdi.

    Geçmişten ders alalım
    Bakınız; Türkiye'de insanlar birbirlerini tam dinlemiyorlar. Herkes Fenerbahçe, Galatasaray diye taraf olursa hiçbir şekilde sonuca varamayız. Ben bu konuşmayı yaptığım gece, Doğu'da bir karakol basılmıştı. Yanlış hatırlamıyorsam 17-18 gencecik askerimiz ölmüştü. Bu konuşmadan çok kısa bir süre sonra da Meclis'te bir oylama vardı. Amerika ile beraber, Irak olayında ortak hareket mi edeceğiz yoksa etmeyecek miyiz? Bunlar derin konular biliyorum... O gün biz Amerika ile Irak konusunda birlikte hareket etsek sınırlarımızda sorun yaşamazdık.
    Farklı olurdu, bu sorunları da yaşamazdık. Bakınız o zamanki ve daha evvelki Genelkurmay başkanları maalesef siyasete girmeyi seviyorlardı.
    Öyle veya böyle ordunun temel sorunları neydi? Tartışılır... Bakınız ey okuyucular! Genelkurmay başkanları yaptıkları başkanlıktan sonra Cumhurbaşkanlığı gibi makamı düşünmemelidirler. Çünkü bazı şeyleri düşünürseniz gerekli işleri yapamazsınız. Bu benim fikrim...
    Doğrudur, yanlıştır sonuna kadar tartışırım. Ama geçmişimizden ders alamazsak önümüzü göremeyiz.

    Bu işin sonu idamdır!
    Ankara'da yaşadım, çok ihtilal gördüm. Başarılı olanı da başarısız olanı da vardı. Talat Aydemir, 1961 ihtilalinde başlangıcından bitimine kadar olaya şahidim. Harp Okulu talebelerini Aydemir, Ankara Gaziosmanpaşa'da bırakarak darbe girişimine başladı. Hükümet güçleri bunların arkasına geçerek Harp Okulu talebelerini, Akay Yokuşu'ndan aşağı doğru sürüklediler.
    O sırada radyoda İsmet İnönü:
    "Sevgili Harp Okulu talebelerim silahları bırakın, sizler aldatılıyorsunuz.
    Yanlış yoldasınız. Silahlarınızı bırakın teslim olun. Yoksa gereken yapılacaktır" diye anons yaptı. Sabah saat 06.00 sıralarında Eskişehir Hava Üssü'nden jetler geldi. Akay Yokuşu'ndan aşağı doğru sortilerle Millet Meclisi ile İçişleri Bakanlığı'nın arasını tarayarak Bahçelievler Arı Sineması'nın önünden geri dönüyorlardı. Akay Yokuşu'ndaki bütün evlerin camları kırıldı. Biz bir grup arkadaş ile şu anda Kocatepe Camii'nin bulunduğu yerden dürbünle olayları seyrediyoruz. Sonra Millet Meclisi'nin oraya indim, yaşım küçük. Yerde yatan ölüler var, üzerleri gazeteyle örtülmüş. Hangi taraf bilmiyorum. Bunları Türkiye'de yazan oldu mu onu bilmiyorum.
    Ama bildiğim bir şey var; Talat Aydemir ve yardımcısı Dikmen'de bir evde yakalandı ve idam edildi.
    Bilmeden bu işe giren Harp Okulu öğrencilerine yazık oldu.

    O zaman yazmadınız şimdi susacaksınız!
    Cüneyt Çakır'la ilgili bir yazı kaleme aldım Fotomaç ve SABAH'ta... Diğer gazetelerden bazı sivri akıllılar cevap vermeye kalktılar. Bu mukaveleyi yaptığını zaten biliyorum.
    Bilmesem yazmam. Peki bu mukavele diğer hakemlerle de yapıldı mı? Araştırdınız mı? Çakır parayı aldı mı? Çünkü Türkiye'de milli takımın teknik adamları, futbolcuları, hakemleri de bir paradır gidiyor.
    İğrenç pazarlığını yapıyorlar. Şampiyon Portekiz'in primini duyunca bu grup acaba aynaya bakıp, "Hadi lan oradan biz neymişiz" dedi mi? Turnuvadan evvel hatta ilk iki maçtan sonra herkes "Yazmayalım, konuşmayalım sırası mı?" diyordu. Şimdi bakıyorum herkes geçiriyor. Ya o zaman yazacaktınız ya da ebedi susacaktınız beyler!
    O gruptan farkınız yok. Kalemlerin de sağını solunu oynatmayın, mikrofonlarınızın da...

    Kuddusi Müftüoğlu emirleri uyguluyor
    MHK Başkanı Zekeriya Alp, bilmeden geldiği yerden kaçarak gitti...
    Doğru da yaptı. Yusuf Namoğlu geldi. O kaçarak gitmedi, gönderdiler...
    Niye? Çünkü onun eline kağıt verip, "Klasmanlar böyle olsun" dediler. O da dedi ki; "Beyler ben bir yerde duruyorsam ben yaparım.
    Siz kafanıza göre adamları getirin".
    Şimdi bakıyorum yalakaların çoğu Kuddusi Müftüoğlu'na sallıyorlar.
    Geçiniz beyler! Kuddusi de verilen görevleri yapıyor. Sevgili yalakalar!

    Monaco'yu yenemezsen ağlamayacaksın!
    Şimdi gelelim Fenerbahçe'ye... Fenerbahçe, Monaco ile eşleşti... Eler, elemez...
    Monaco kuvvetliymiş, zayıfmış bizi ilgilendirmez. Bizi ilgilendiren Fenerbahçe.
    Bakınız; Fener iyi takımdır, kötü takımdır ondan bahsetmeyeceğim.
    Geçen yıl Fenerbahçe Teknik Direktörü Vitor Pereira, yedek kulübesinden tribüne kaç kere gönderildi yani atıldı... Peki bu atıldığı maçlar hangi maçlar; yurt içi mi yurt dışı mı? Yani bu teknik direktör mecazi anlamda takımını sattı. Yalnız bıraktı.
    Yani takımın başında komutan yok.
    Peki böyle bir takımda oynayan futbolculardan kaç tanesi saha dışına atıldı. Mesela;
    Volkan Şen... 7 ay ceza yedi. Ameliyat olmuş zaten... Olmasa ne olacaktı.
    Alper 3 maç ceza aldı. Mehmet Topal da 1 maç. Zaten sakat... Bunların hesabını soracak kim var? Fenerbahçe yönetimi...
    Bu üç futbolcu da Fenerbahçe takımındalar, o teknik direktör de görevinin başında.
    Monaco ile oynayacaklar. Arkadaşlar balık baştan kokar. Sen bunların hesabını soramazsan, yarın da Monaco'yu yenemezsen ağlamayacaksın.
    Yükleniyor
    BİZE ULAŞIN