Web Sürümüne Geç

    Polat 1 numara!

    24 Kasım 2010, Çarşamba

    G.Saray'ın en iyi başkanı Yalman. Süren iki numaradaydı. Ama Süren'i parçaladılar ve G.Saray ondan sonra iflah olmadı. Polat, Canaydın'ı geçip en kötü başkanlıkta bir numarayı aldı. G.Saray'ı bitirdi. Yeni gelecek yönetim enkaz devralacak.

    İLK GİDECEK KİŞİ ALEX
    Fenerbahçe, Bucaspor'u farklı mağlup ederken, Alex öne çıkan isimdi. Geçen hafta ligdeki 100. golünü atmıştı, bu hafta ise Fenerbahçe'nin 3 bininci golüne imza attı. Alex çok tartışılıyor ama takımını da kurtarmaya devam ediyor. Alex'le ilgili ne düşünüyorsunuz?
    Alex ile ilgili "Alex gönderilmeli" diyen Fenerbahçe yazarları var. Onlara sormak lazım!.. Aslında Aykut Kocaman'ın da pek sıcak baktığı söylenemez. Yine istemiyor. Hissetmedin mi Alex ile Aykut arasındaki gerginliği? Adam üç gol atmış, dört gol atmak istiyor, beş gol atmak istiyor. Tarih yazmak istiyor belli. Atabilecek durumu da var. Çünkü Buca açık oynuyor. Onu da görüyor. Tam böyle bir anda oyundan alınınca çıldırıyor.


    FENERBAHÇE, ALEX'E MUHTAÇ
    Kaptanlık bandını isteksiz, "Kim alırsa, alsın" dercesine verdi. Hakeme çattı ama kızgınlığı farklı kulübeyeydi sanki.. Herkes anladı. Aykut'un kafasındaki kadroda Alex'in olmadığını da herkes biliyor. Fenerbahçe biraz oyun oynasa kapıya konulacak ilk isim Alex. Bunu destekleyen yazarlarımız var. Ben de diyorum ki; Fenerbahçe'nin top falan oynadığı yok. Top falan oynamayan takımlarda böyle kurtarıcılara her zaman ihtiyaç vardır. Fener, 89 dakikada 10 kişi de oynasa, 90. dakikada Alex maçı kurtarır. "O zaman sen Alex'e muhtaçsın" diyorum. Her maç kimin haklı olduğu ortaya çıkıyor. O ilk kapıya konacak Alex'i Buca'ya ver, maçı Buca 5-2 kazanırdı.

    POLAT 1 NUMARA!
    Galatasaray yönetimi, olağanüstü günler yaşıyor. Bir kısmı Polat'ın yanında görünüyor, diğer kısmı ise kalmakla, gitmek arasında bocalıyor gibi... Nitekim bunların arasında yer alan Cemal Özgörkey istifa etti. Yaşananları nasıl yorumlayacaksınız?
    Galatasaray'da yönetim yok. Kimse kimseyi kandırmasın. Galatasaray'da başkan var, bir de ona tahammül etmeye çalışanlar var. Tahammül edemeyen iki kişi çıktı şimdiye kadar... Biri Haldun Üstünel, biri Cemal Özgörkey...
    Onun ötesindekiler Osmanlı'nın Divan'ı gibi... 'Padişah ne derse o olur! Padişahım sen çok yaşa' havasındalar...
    Şu sıralar Ali Sami Yen'de Adnan Polat ve Adnan Sezgin alenen ilk defa yuhalandıktan sonra, paralı askerler özellikle kapalı tribünde büyük baskı yaparak Adnanların protesto edilmesini önlüyorlar. Şiddet kullanarak... Saldırıya uğrayan kızlardan bana gelen mailler var. Ama belli oluyor ki artık onlar da tepkiyi engelleyemez olmuşlar.
    Yönetim sesini çıkartmaz ama tribün tepkisi bitirir. Ali Sami Yen'de durum arş-ı alaya vardı.
    Adnan Polat bayramı bahane edip, kaçtı. Çünkü Ali Sami Yen'e gelecek yüzü yoktu. Ve oradan uzaktan kumanda ile Mehmet Helvacı'nın o hafif (!) başkaldırısına rest çekti.
    Çok rahat ve çok akıllı bir rest bu... Neden? Çünkü bittiğini gördü. Kaybedecek bir şey yok artık... Ama önünde iki tane maç var. Kayseri deplasmanı ve İstanbul'daki Beşiktaş maçı. Bu iki maçtan iyi sonuç alabilir. Bu iki maçtan iyi sonuç alabilirse paçayı kurtarabilir. O zaman 'öyle de bitti, böyle de bitti' restini çekti.

    SEZGİN İÇİN KURBAN ETTİ

    Bu reste bir tek Cemal Özgörkey kafa tuttu, Mehmet Helvacı hemen kendisinden beklendiği gibi döndü.
    Şimdi Beşiktaş maçı, Ali Sami Yen'de kötü sonuçla biterse Mehmet Helvacı'nın 'gık' diyecek hali yok! Güvenilir bir lider adayı olma hakkını kaybetti. Adnan zaten bitti, ondan sonra kongreye gider, kim gelir bilmiyoruz.
    Ama Beşiktaş maçı iyi bir sonuçla biterse, Adnan Polat o akıllıca restinin karşılığını alır ve vakit kazanır. Kayseri maçında kaybedebilirdi de kazanabilirdi de... Berabere bitirdi, deplasmanda olduğu için gazetelerde hoş yazılar yazıldı.
    Beşiktaş maçını da kazanabilir. Beşiktaş iyi top oynamıyor.
    Türkiye'de Fenerbahçe-Buca maçı da gösterdi ki her maç, her sonuçla bitebilir. Buca da maçı kazanabilirdi.
    Buca'nın kalecisi sonda yaptığı kurtarışları başta yapsaydı, o golleri yemeseydi mesela... Ya da Alex'in çok ustaca vuruşlarla attığı gollere karşılık çok daha basit vuruşlar gerektiren pozisyonlarda Buca'nın forvetleri topa dokunabilselerdi, skor tersine olabilirdi.
    Bu şu demek; Galatasaray her maçını kaybedeceği gibi, her maçını da kazanabilir. Beşiktaş dahil... Kazanırsa Adnan bir müddet daha sıyrılır. Ama bir müddet için...
    Çünkü Galatasaray'ın temeli çürümüş. Temel falan kalmamış.
    Adnan Polat resmen, Adnan Sezgin için Galatasaray'ı kurban etti.

    SENYÖR, VASSAL, SELFLER VAR

    Fenerbahçe Başkanı'nın "O benim kankam lafını" sineye çekti, sindirdi, hazmetti!.. Galatasaray için, Adnan Polat için en ağır ifadeleri kullanan Aziz Yıldırım bir seneden beri Adnan Polat'ı himaye ediyor. Aynen feodal dönemin Avrupa'sı gibi...
    Senyörler var, o senyörlere bağlı küçük beylikler var.
    Aziz Yıldırım senyör; Adnan Polat vassal!
    Arda saldırıya uğradığı zaman Arda'yı savunan kişi Aziz Yıldırım; Adnan Polat'ın müdahil olması, "Aziz Yıldırım haklı" şeklinde!.. Arda'yı savunmuyor, Aziz Yıldırım'ın haklı olduğunu onaylıyor. Çünkü Aziz onun üstünde!.. "Kankam" ne demek? Galatasaray başkanı, Fenerbahçe başkanının niye kankası oluyor? Niye kankası olduğu Fener tribününde boydan boya yazılı: "Herkes haddini bilecek." Aziz Yıldırım'ın karşısında duruyor her maçta... Kim için yazıldı bu yazı? Galatasaray ve Başkanı için... Şimdi biliyor işte... Haddini bilince 'kanka' oluyor!
    Mesele bu kadar basit.
    Galatasaray camiası buna tahammül etmez. Adnan Polat dünyayı bağışlasa tahammül etmez. Etmeyecek de göreceksiniz...
    Ama ne yazık ki bu yönetimde bir takım senyörler, vassallar var, selfler var; köylüler yani. Onların şatoya girmelerine dahi izin yoktur. Şatonun etrafında beslenirler.
    Yönetimde bu serflerin durumunda. Adnan Polat ne derse 'Eyvallah' diyorlar. Yönetim kurulu üyesi olmak onların hayal bile edemedikleri şey...
    Bunu özellikle de Taner Aşkıniçin söylüyorum. 25 senelik muhalefeti meğer yönetime girmek içinmiş. Tanıyamıyorum. Taner ile yirmi Galatasaray seyahatine gittim. "İnsanlar birbirini seyahatte tanır" derler. Hayranlıkla bakardım 'Bu ne biçim Galatasaraylı' diye... Adam meğer oynarmış. Yönetime girdi, bitti. Taner'e üzülüyorum. Emir Sarıgül'e üzülüyorum. Yepyeni, pırıl pırıl ve de Mustafa Sarıgül gibi lider vasıflı bir adamın oğlu. 'Galatasaray'ın gelecek liderlerinden biri' diye düşünüyordum.
    Adnan Polat ne derse el kaldırarak; Adnan ile paylaştı işi, bitti artık.

    -Helvacı'nın "Şirketleri tek başına ben birleştirdim" sözüyle ilgili ne düşünüyorsunuz?
    Helvacı konusunda konuşmak istemiyorum. Helvacı, Galatasaray yöneticisi olarak benim için bitmiştir. Çırpınıyor şimdi ama Helvacı'dan bir şey olmaz. Geçmiş ola...

    YILDIRIM'A TAKILDI, BİTTİ
    -Şöyle bir yakın geçmişe gidip Galatasaray yönetimlerini tek tek düşündüğümüzde büyük kaoslar yaşandığını görünüyoruz. Elde edilen büyük başarılar da var ama Faruk Süren, Mehmet Cansun, Özhan Canaydın ve son olarak Adnan Polat'ın yönetimleri büyük eleştiriler aldı. Bunu neye bağlıyorsunuz? Galatasaray'da bir liderlik sorunu mu var?
    Galatasaray'da çok iyi yöneticiler vardı. Faruk Süren'i parçaladılar, açık. 'Hangi sebeplerle parçaladılar' onu anlamakta güçlük çekiyorum. Ama Faruk Süren'i parçaladılar.
    Faruk Süren, Galatasaray'ın gelmiş geçmiş en iyi başkanlarından bir tanesi.
    Benim gazeteciliğe başladığımdan, 1957'den bu yana en iyi başkan, bana sorarsan Alp Yalman'dı. Faruk Süren de iki numaraydı. Faruk Süren'i parçaladılar. Ondan sonra da Galatasaray bir daha iflah etmedi. Özhan Canaydın nur içinde yatsın, benim de çok iyi arkadaşımdı ama "Galatasaray tarihinin en kötü başkanıydı" diyordum. Adnan Polat bu sıfatı ona bırakmadı. En kötü başkanlıkta bir numarayı aldı. Özhan çünkü en azından kendi hatalarının kurbanıydı, kimseye alet olmadı. Ama Adnan Polat, Adnan Sezgin kanalıyla Aziz Yıldırım'a takılarak bitirdi. Kendini de bitirdi, Galatasaray'ı da bitirdi.
    Şimdi yeni gelecek yönetimin işi çok zor. Resmen ve alenen bir enkaz devralmış olacak.

    SPİKERLERİN SESİNİ ÖLÇÜN
    -İki penaltı tartışması var. Ceza sahası içinde Elano'nun ayağına basıldı ve yine aynı oyuncunun kullandığı serbest vuruşta bir el müdahalesi vardı. Hakem oyunu devam ettirirdi, sizin yorumunuz nasıl?
    Şimdi o iki penaltı konusunda benim Lig TV'ye bir sorum var. O Lig TV midir; Fenerbahçe Televizyonumu?
    Bir pozisyon Fenerbahçe lehine olduğu anda derhal yorumlanıyor; net şekilde. Mesela auttan çevrildiği iddia edilen bir pozisyonu vardı Buca'nın... Volkan itiraz etti. Yavaş çekimde gösterilirken "Volkan'ın itirazında ne kadar haklı olduğu görülüyor" dedi; Fenerbahçe televizyonu!
    Galatasaray maçında aynı netlikte iki penaltı görüldü 'Gık' yorum yok.
    Niye Fener lehine pozisyonlar anında yorumlanıyor da Galatasaray lehine olan pozisyonlar yorumlanmıyor? Niye Galatasaray maçının yorumcusu Markus Merkde Fener olduğu zaman yorumcu, orada konuşan? Bana birinin bunu açıklaması lazım.
    Buca maçını elinizde bir desibel aleti ile izleyin. Fenerbahçe gol attığı zaman kaç desibel yazıyor spikerin "Gol" bağırışı, Buca gol attığı zaman kaç desibel yazıyor; bakın bakalım. Zannedersin ki bu Buca, Rus takımı!
    Fenerbahçe'nin gol olmayan şutunda bile çığlık daha yüksek! İki net penaltısı verilmedi Galatasaray'ın...

    HAGİ'NİN AKLINA DAHİ GELMEDİ
    Biraz da saha içini konuşalım isterseniz. Kayserispor karşısında nasıl bir Galatasaray vardı? Hagi ve takımı nasıl buldunuz?
    Şimdi maçın başından sonuna ayrıntılarına dikkat et; iki takım da sahaya çıkarken beraberliğe razı! Kayseri'ye de Galatasaray'a da desen ki 'Maç 0-0 bitti' desen, ikisi de hemen imzayı atar ve sahayı terk ederler. Galatasaray onuncu.
    Yani Şampiyonlar Ligi değil, Avrupa Ligi'ne katılması dahi tehlikede; muhakkak kazanmaya ihtiyacı var.
    Kayseri liderliğe oynuyor.
    Şampiyonluğa ve de Şampiyonlar Ligi'ne oynuyor. Kendi sahasında oynuyor ve muhakkak kazanmaya ihtiyacı var. İkisi de kazanmak niyetini göstermiyor.
    Arka arkaya bir pozisyon... Kayseri kalecisi auta attı.
    Attığı aut Galatasaraylı tarafından taca çıkarıldı. Kayseri taç atacak. Aut atışı 30 saniye, taç atışı 20 saniye!
    Aşağı yukarı bir dakika çaldılar. 0-0 iken Kayserililer.
    O kadar aleni ki, o kadar açık ki... 'Maç bitsin' diye oynuyor Kayseri; 'bu arada bir tane atarsak ne ala...' Aynı şey Galatasaray'da da var. 'Maç bitsin, bu arada bir tane atarsak ne ala...'

    KÖR OLMAK GEREKİYOR
    Galatasaray'ın sahaya çıkardığı takım zaten gol atma takımı değil. Bu Hagi'ye nasıl "İyi hoca" diyorlar, yere göğe koyamıyorlar!
    O kadar yanlış değişiklikler yapılır mı ya? Hadi yanlış takım çıkardın. Tamam. 'Ben Kayseri ile beraberliğe razıyım' diye... Koşucuları öne alıp bir takım yaptın. Tamam. Ama yaptığı değişiklikler!..
    O takımın ayakta duran tek adamının Sabri olduğunu görmemek için insanın kör olması lazım. Orada oyuncu değişikliği hazırlığı yapılıyor. 'Bana kim çıkar' diye sor. Giren oyuncu, kaleci değil hazırlanan... Kalecinin adını veririm, Sabri'nin adını vermem. O kadar.
    Bir baktık Sabri'nin numarası var tabelada!.. Mehmet Batdal girerken, Pino'yu aldı. İnanılır gibi değil! Mehmet Batdal nasıl bir oyuncu? Nerede oynar?
    Nasıl faydalı olur? Bunu bir düşün. Elano'nun ayakta duracak hali kalmamış. Belli sürünüyor adam. Yüzüne bakınca anlıyorsun. Alırsın Batdal'ı, Pino'yu da açığa yerine koyarsın. Tamam. Ben olsam, daha da yürekli davranırım; Mehmet Batdal çünkü bir pivot santraforu olarak civarındakilere havadan, yerden çok iyi top indiren bir adam.
    Şimdi düşün, sırtı kaleye dönük Mehmet Batdal ve yanında yüzü kaleye dönük ikinci santrfor Pino.
    Kazanacağın hücum gücünü bir düşün.
    Ama Hagi'nin aklına bile gelmiyor. Mehmet Batdal'ı sokarken, en çıkartmayacağı adamı çıkarıyor; Pino'yu. Nasıl ki en çıkartmayacağı adam Sabri iken çıkardı; Mehmet Batdal'ı sokarken de Pino'yu çıkardı. Hagi nasıl iyi hoca oluyor o zaman?

    Yükleniyor
    BİZE ULAŞIN