Web Sürümüne Geç

    Teşhisi doğru koymalı!

    Teşhisi doğru koymalı!
    22 Mart 2012, Perşembe

    G.Saray bir sürü maçı tesadüfen kazandı. Bugün 9 puan geride olabilirdi. Fatih Terim, Sivas yenilgisinden ders çıkarmalı

    Ligi lider bitirmeyi garantileyen Galatasaray, Sivasspor'a sahasında yenilerek kupadan elendi.

    Hayırlı oldu. Gerçekten hayırlı oldu. Çünkü bugüne kadar hep düşeş atarak gidiyordu Galatasaray... O zarın hep düşeş gelmeyeceği ortaya çıktı. Ligdeki Sivas maçı da böyle olabilirdi. 2 4-0 bitmişti ama farklı bir sonuç da ortaya çıkabilirdi. O gün de söyledim. "O maçı Sivas da 4-0 kazanabilirdi" dedim. Bu sefer de Sivas farklı kazanabilirdi. Darmadağın etti. Galatasaray, Fenerbahçe'yi nasıl darmadağın ettiyse Sivas da Galatasaray'ı öyle darmadağın etti. Fatih Terim şimdi şapkasını koyup, yanlışların nerede olduğunu ciddi ciddi düşünebilir. Galatasaray'ın elindeki bu kadronun hem ligi hem Türkiye Kupası'nı götürmeyeceği açık.

    Sen Elmander'i, Melo'yu arayacak kadar bir kadro yoksunluğu içindeysen... Seneye bana Elmander ile Melo yok' deseler 'Giderlerse gitsinler' derim. Umurumda bile olmaz bir Galatasaraylı olarak. Ama bunları bile arıyorsun. O zaman Türkiye Kupası'ndan vazgeçip, haftada bir maçla yürümenin fiziksel faydası var Galatasaray'a...

    Fatih Terim için çok önemli bir ders alma fırsatı. Bu maçı Galatasaray tesadüfen kaybetmedi, Galatasaray bu maça kadar bir yığın maçı tesadüfen kazandı. Tedavi için teşhisin doğru konması lazım. Bugün 9 puan önde olan Galatasaray çok rahatlıkla 9 puan geride de olabilirdi. Fenerbahçe ile alakası yok bu işin... Galatasaray'ın tesadüfen kazandığı maçlardır arayı açan... Sivas yenilgisi pek çok maçta başına gelebilirdi Galatasaray'ın. Mesela Eboue'nin haftalardan beri top oynamadığını Fatih Terim görmüyor. Semih-Ujfalusi orta ikilisinin salkım saçak döküldüğünü haftalardan beri Fatih Terim görmüyor. Bu savunma ile bir yere gidilmez.

    KENDİSİYLE HESAPLAŞMALI

    2 Gökhan Zan ve Servet'i kupa maçında oynatabilirdi aslında... Yorulanı, duranı dinlendireceksin. Kenarda oturana da ümit vereceksin. Ben kendimi Servet'in, Gökhan'ın yerine koyuyorum, Semih ve Ujfalusi böyle dökülürken bile ben kenarda oturuyorsam 'Hoca beni kafasında bitirmiş' derim, ben de kendimi bitiririm. Sercan işte o... Sercan, hocasının kendisini kafasında bitirdiğini fark etti ve bitti. Riera öyle... Riera geldiği zaman hakikaten Galatasaray'ın önemli bir gücüydü ama oyundan ala ala adam kendine güvenini yitirdi. Şimdi 'Sezonu bitireyim de bir yere gideyim' diye öyle oynuyor. Fatih Terim sahaya sürdüğü 11'in değil, 22 kişinin sahibi olduğunu göstermeli. 'Bu formayı benim sempatilerim, antipatilerim değil, hak eden giyer' ilkesini herkesin kafasına yerleştirmeli ki kenarda oturan hazır olsun. Kenarda oturanın hiçbir ümidi yok. 'Sakatlık ya da cezalı olacak da şans doğacak, ben takıma gireceğim!' Galatasaray'ın gerçekten geleceğe dönük iyi transferleriydi; Ceyhun, Sercan, Çağlar, Yekta... Nerede bunlar? Sercan öldü, ötekiler de ölüyorlar. Sakat makat hikaye... Sağlamken oynuyorlar mıydı ki? Adam sakatlanınca hiç olmazsa mazeret buldu; 'Ben sakatım da ondan oynamıyorum' diye... Fatih Terim önce kendisiyle hesaplaşmalı, ondan sonra da takımı toplayıp 'Siz benim için bu kadroda olduğunuz sürece eşit değerlerde insanlarsınız. Kimsenin imtiyazı yoktur' demeli. Bak Carvalhal iki maç tribünde oturttu Quaresma'yı, adam ne hale geldi!.. 2 Maçın son dakikasında bir de penaltı tartışması oldu. Ne diyorsunuz o pozisyon için? Net penaltı. Hiç tartışmam.

    PENALTIYI HAVADA VERİRDİ

    2 Hakemin maçı 5 dakika uzatması doğru muydu?

    Biz uzatmalara alışmadık. Hakemler maçları cesaretle uzatmıyorlar. Komik bir şekilde uzatıyorlar. Ezberlenmiş gibi ilk yarı 1 dakika uzat, ikinci 3 dakika uzat. Kural bu! Bu hale gelmişler. 5 dakikayı kasıtlı olarak uzatan bir hakem o penaltıyı havada verirdi. Kol açık ve bir gol pasını engelliyor. 'Ele çarpma' denecek bir hali yok. Selçuk yine karşıdan atsaydı, Sivaslı kalenin içinde olsa ve o topun kaleye girmesini o kol aynı vücuttan açıklıkla ve aynı hamleyle engelleseydi ne olacaktı? Ama 'Galatasaray hakem yüzünden yenildi' diyemeyiz. Sivas perişan etti Galatasaray'ı... O penaltının verilmemesi belki Galatasaray'ın lehine oldu. Uzayan 30 dakikada Sivas fark atabilirdi. Galatasaray'ın o maçı kazanacak görüntüsü yoktu. Penaltı ve 1-1 sonra... Uzatmada ne olacak?

    TAHRİK EDİYORLAR
    Aysal'ın "Fenerbahçe taraftarı, Galatasaray taraftarının sportif kültürüne ulaşamadı" açıklaması iki tarafın arasını bir kez daha gerdi. Ali Koç, Galatasaray taraftarlarından örnekler vererek bu sözlere aynı sertlikte karşılık verdi.

    Ben bu iki yüzlülüğe çıldırıyorum. Yan yana gelip birbirlerini viskilerle, şampanyalarla, purolarla ağırlıyorlar. Ondan sonra da arkadan tahrik edici konuşmalar yapıp alt kesimdeki taraftarın kavga dövüş, bıçakla, kazma sapıyla birbirlerine girmesine, yaralanmalarına, öldürmelerine sebep ol. Ondan sonra da Galatasaray seyircisi, Fenerbahçe'nin stadına, Fenerbahçe seyircisi de Galatasaray'ın stadına gidemeyecek hale gelsin. Bunu yaratan idareciler; böyle demeçler vererek.

    Ne demek; "Fenerbahçe seyircisi, Galatasaray seyircisinin standardına gelemedi!" Fener seyircisi Fatih'in kafasına 1 lira attı, Galatasaray seyircisi, Volkan'ın kafasına rakı şişesi attı! O 1 liralardan kaç tanesini bir araya getirmek lazım o şişeyi alabilmek için? 'Ben zenginim, ben pahalı şey atarım' diyor Ünal Aysal!.. O para Fatih'in gözünü çıkarabilirdi ama o şişe Volkan'ı öldürebilirdi! Senin böyle bir sabıkan varken Fener seyircisine laf etmeye hakkın yok. 'Böyle şeyleri yapmamamız lazım. Fenerbahçe-Galatasaray dostluğu, kardeşliği, arkadaşlığı bu değil' demesi lazımdı Ünal Aysal'ın... Ali Koç'un da 'Haklısın başkan' demesi lazım. Ama hayır... O tahrik ediyor, o daha çok tahrik ediyor, bu daha da çok tahrik ediyor! Ondan sonra karşılaşınca şapur şupur yarabbi şükür birbirlerine... 'Gel bakalım oturalım Papermoon'da bir güzel yemek yiyelim.' Ondan sonra arkadaki Ahmet ile Mehmet birbirlerine giriyorlar... Bunlar Sporda Şiddet Yasası'nı ihlal eden suçlar, tahrik suçları... Savcılık takip etmeli. Kafası yarılan Hasan Şaş'a ceza verdi PFDK. Seyirciyi tahrik ettiği için. Hasan Şaş seyirciyi tahrik ediyor da Ali Koç etmiyor mu, Murat Özaydınlı etmiyor mu, Ünal Aysal etmiyor mu? Bu kurallar, cezalar adamına göre değişik mi uygulanıyor?

    ***

    YUMRUĞU ÇAKSIN
    Hasan Şaş konusunda da bir takım dedikodular var. 'Elini kulübeye vurduğu ve kestiği, daha sonra elindeki kanı suratına sürdüğü' şeklinde... Eli bantlı fotoğrafları da var. Tabii ne kadar doğru bilmiyorum. Herkes bir şeyler söylüyor. Peki Fatih Terim'e ne olmuş? Sahaya nelerin atıldığını televizyon gösterdi. Fenerbahçe televizyonu! 'Lig TV' adı taşıyan özel Fenerbahçe televizyonu dahi sahaya nelerin atıldığın gösterdi! Hasta Fenerli spikere rağmen, maçtan sonra Fener üzerine kurulu Lig TV düzenine rağmen biz sahaya nelerin atıldığını gördük. Hasan Şaş'ın herhangi bir yerindeki kanı alnına sürmesine gerek yok.

    SAVCILAR TAKİP ETMELİ
    Ama balık baştan kokuyor. Yönetimler suçlu... Bunları böyle konuşuyorsanız eğer karşı karşıya geldiğinde de gözünün üstüne yumruğu çak ki göreyim bakayım ben senin tek yüzlü olduğunu, iki yüzlü değil. Karşı karşıya gelince Havana puroları, en pahalı şampanyalar, sushiler gayet güzel... Ondan sonra arkanı döndün mü bunlar böyle, onlar böyle...

    Bu iki yüzlülüğe benim karnım tok. Bu iki yüzlülüğü savcılığın takip etmesi lazım. Taraftarı tahrik etmek suç çünkü yeni Sporda Şiddet Yasası'nda!..

    ***

    PARÇALARI BİRLEŞTİRMEK GEREKİYOR
    Fenerbahçe'deki akıbetleri sıkça tartışılan Aykut Kocaman ve Emre Belözoğlu ikilisinden, Kocaman ile 3 yıllık sözleşme imzalandı. Ancak Emre konusu halen çözülmüş değil. Her fırsatta 'Fenerbahçeli olduğunu' ifade eden ve bunu gösteren Emre ile sözleşme yenilenmemesini ya da geciktirilmesini neye bağlıyorsunuz?

    Şimdi Aykut ile Emre olayı yazboz bulmacası gibi... Pek çok parça var; tabloyu görmek için bunları yerli yerine koymak lazım. Bizim baştan beri alıştığımız bir şey var: Kulüpler büyük futbolculara, sözleşmeleri sona ermeden uzatma çağrısı yapıyorlar. Sözleşmesinin bitmesini beklemeden... Çünkü sözleşme bittiği zaman bedava gidiyor. Sözleşme bitmeden önce uzatmak istiyorlar; uzatmayana da cephe alıyorlar. Böyle birçok örnek var. Galatasaray'da var, Fener'de var, Trabzon'da var. Böyle bir durum varken; Emre, "Benim üç ay sonra sözleşmem bitiyor. Ne yapacaksınız" diyor. Galatasaray'dan sözleşme yapmadan kaçan Emre, Fenerbahçe'ye çağrı yapıyor! Rivayetlere göre Aykut Kocaman, "Seneye seni takımda görmek istemediğimi biliyorsun" diyor. Aykut Kocaman'ın bu sözleri rivayet değilse eğer yapılması gereken şey; Emre'nin "Fenerbahçe'ye sözleşmemi uzatın" demesi değil, Fenerbahçe'nin Emre'ye 'Sözleşmeni uzatalım' demesi doğru. Adam serbest kalmadan... Böyle bir talepte bulunmadığına göre, Emre üç ay sonra bonservisi cebinde, özgür bir adam olacağına göre Fenerbahçe'nin Emre'ye niyetli olduğu söylenebilir mi? O zaman Aykut'un böyle dediğini iddia eden haberler güç kazanmıyor mu? Bu bir yana... Aykut'un sözleşmesi de üç ay sonra sona eriyor. Cihan Kamer, Fenerbahçe Başkan adayı olacağını söyledi ve seçilirse, Fenerbahçe Teknik Direktörlüğüne Lippi'yi getireceğini açıkladı. Bu açıklamanın hemen üstüne, Silivri'den, 'Ben daha ölmedim, Aykut Kocaman'ın sözleşmesini derhal 3 yıl uzatın' talimatı geldi. Bu talimat üzerine, Fenerbahçe Yönetim Kurulu, apar topar toplanıp Aykut Kocaman'ın sözleşmesini Saracoğlu Stadı'nda büyük bir şovla uzattı ve bu organizasyonu da Aziz Yıldırım'ın kardeşi Ali Yıldırım yaptı.

    HEDEF FENERBAHÇE DEĞİL

    Emre'nin sözleşmesinin uzatılması konusundaki dedikodulara rağmen en ufak bir eylem yokken, Aykut'un yerine birisinin gündeme gelir gelmez, gelecek yönetim kurullarını da bağlayacak bir sözleşme imzalanıyor. Yangından mal kaçırır gibi... Yazboz tahtasının bir parçası da bu... Bir parça daha: Emre herkesin gayet iyi bildiği gibi dindar bir futbolcu... Zamanında Florya'da tekke kurmakla itham edilenlerin arasında... Sarı İsmail, Uğur Tütüneker, Hakan Şükür, Hakan Ünsal, falan... Hatta Eyüp Sultan'a sabah namazına yetişmek için gaza basarken bir kişiye çarpmış ve ölümüne sebep olmuştu. Dindarlığı ilk oradan ortaya çıkmıştı. Emre bu...

    Aziz Yıldırım mahkemede savunmasını nasıl yaptı? "Hedef Fenerbahçe değil benim. Kadıköy'ü ele geçirmek istiyorlar. Kadıköy'ü ele geçirmenin yolu Fenerbahçe'yi ele geçirmek; Fenerbahçe'yi ele geçirmenin yolu beni tasfiye etmek" dedi. İstanbul'da, Kadıköy senelerden beri Halk Partisi'nin kalesi... Bu da yazboz tahtasının bir parçası... Aziz Yıldırım'ın savunması bu... "Bana yapılan siyasi bir olaydır. Fenerbahçe'yi ele geçirme hareketidir" diyor. Yıldırım'a göre, Kadıköy'ü ele geçirmek isteyen kim; Kadıköy'de seçim kazanamayan iktidar... Aziz Yıldırım ve Aykut Kocaman, bu Kadıköy'ün liderleri, Emre yapısı ile bu Kadıköy tablosuna oturmuyor. Bütün bunları bir araya getirdiğin zaman; Aykut'un sözleşmesini Silivri'den gelen emirle apar topar uzatan, buna karşılık Emre gibi kıymetli bir futbolcuya kopan bunca kıyametten sonra hâlâ ve hâlâ en ufak bir teklifte dahi bulunmayan tutumu nasıl yorumlarsınız? Yazboz tahtasında herkes oturtsun.

    Röpor taj: Bülent CAN

    Yükleniyor
    BİZE ULAŞIN