Web Sürümüne Geç

Zafere kaçış

Perşembe 18.05.2012

Aslan lige İBB şokuyla başladı. Ümitler yine sarsılmıştı ama Terim takımı çabuk toparladı, 0-0'lık Beşiktaş maçı milattı 3-1'lik F.Bahçe zaferiyle ele geçirilen zirveden bir daha inilmedi. Normal sezon 9 puanlık tarihi farkla bitirildi

Şike davası nedeniyle ertelenen Süper Lig sonunda gelip çattı. Kadrosunu baştan aşağı yenileyen Fatih Terim'li Galatasaray lige beklenenin aksine büyük şokla başladı.
Hazırlık maçlarında Liverpool gibi bir devi alt eden, Real Madrid karşısında futboluyla alkışlanan sarı-kırmızılılar, Olimpiyat Stadı'nda İBB'ye 2-0 yenilirken, taraftarlarını hayal kırıklığına uğratıyordu.
Olumsuz sesler yükselmeye başlamıştı.
İkinci hafta Türk Telekom Arena'da Samsunspor'u 3-1'le geçen Cimbom, ardından bu kez Karabük'te 1-1'lik skorla beraberliği zor kurtarıyordu.

Yine aynı senaryo mu?

Sonrasında yakalanan 3 maçlık galibiyet serisi yüzleri güldürse de TT Arena'da üst üste alınan Gaziantepspor mağlubiyeti ve Mersin İdman Yurdu beraberlikleri herkese "Yine aynı senaryo mu yaşanacak?" sorusunu sordurtuyordu.
Ancak Fatih Terim, takımına güveniyordu. Olumsuzlukların aşılması için bir tek şeyi salık veriyordu deneyimli hoca: "Sabır... Sabır... Sabır..."
Gökhan Zan sakatlanmış, Servet eski formundan uzaklaşmıştı.
Defansta yepyeni bir isim denedi Terim: Semih Kaya!
Genç stoperi en kiritik derbide İnönü'de Beşiktaş'a karşı ilk onbirde sahaya sürdü.
Semih hatasız oynadı. Galatasaray yeni bir yıldız kazanırken, savunma dörtlüsü de bu maçtan sonra bir daha değişmedi.

Küçük elli kaleci olmaz!

0-0 biten maçın bir diğer yıldızı ise Muslera'ydı. 25 milyon euro'luk maliyeti ile takımın en pahalı transferi olan Uruguaylı kaleci, ilk 3 haftada yediği goller ve gördüğü kırmızı karttan dolayı ağır şekilde eleştiriliyordu. 'Elleri küçük, bundan kaleci olmaz' diyenler bile çıktı. O Muslera, Beşiktaş maçında yaptığı müthiş kurtarışlarla rüştünü ispat etti. Sezon bittiğinde ise 15 maçla Mondragon ve Taffarel'e ait olan bir sezonda gol yememe rekorunu, 19 maça taşıyarak Galatasaray tarihine geçti.
Beşiktaş'tan kötü oyunla deplasmanda alınan bu beraberlik Galatasaray'a büyük moral oldu, müthiş bir tırmanış başladı.

Arena'da Fener'e futbol dersi

Fenerbahçe ile Arena'da yapılan maç şampiyonluğun ilk habercisiydi.
Geçen sezondan bu yana derbi kazanamayan sarı-kırmızılı takım, ezeli rakibini 3-1 yenerken, sürklase ediyor ve liderlik koltuğuna oturuyordu. O koltuktan bir daha da inmedi.
Fenerbahçe karşısında attığından daha fazlasını kaçıran Galatasaray, rakiplerine de gözdağı vermişti. Nitekim ardından Trabzonspor deplasmanındaki 3-0'lık zafer ve üst üste 8 maçlık galibiyet serisi geliyor, ilk yarı lider tamamlanıyordu.
Teknik direktör Fatih Terim, yaptığı ilk yarı değerlendirmesinde ise daha yolun başında olduklarını söylüyordu: "Başarısız geçen 3 sezonun ardından iyi gözükebiliriz.
Ancak henüz istediğimiz seviyede değiliz. Birçok şeyi tutturduk.
Ama tutturamadıklarımız da var.
Daha yolumuz çok uzun."

Hagi'nin veliahtı Selçuk
İlk yarıyı lider kapatan Galatasaray'da artık Fatih Terim'le başlayan değişimin eserleri görülüyordu.
Bunlardan birisi de frikik golleriydi.
Hagi'den sonra bir türlü duran topları kullanacak adam bulamayan Cimbom'da, Selçuk İnan hasrete son verdi.
Son frikik golünü 2009-10 sezonunda atabilen Galatasaray'da Selçuk, serbest vuruşlardan 5 gol kaydederek hem özlemi dindiriyor, hem de Hagi'nin bir sezonda attığı frikik golü sayısına ortak olarak tarih yazıyordu.

Karşılıksız çek dönemi bitti

Aslan'ın dipten tekrar zirveye yükselişinin arkasında birçok farklı neden yatıyordu. Bunlardan birisi de Florya'da yaşanan değişimdi. Geçtiğimiz sezon kazanılan maçlardan sonra bile Florya'da olaylar yaşanıyordu. Fatih Terim göreve geldikten sonra tesislerdeki personelin büyük kısmını değiştirdi.
Yeniden aile havasını getirdi. Takım otobüsü maçlara eskiden olduğu gibi yine toplu halde dualarla yolcu edilmeye başlandı. Diğer bir husus da paraların artık tıkır tıkır ödenmesiydi. Eskiden verilen senetler günleri gelmesine karşın ödenmezken, Ünal Aysal ile birlikte bu uygulama son buldu. Göreve gelir gelmez futbolculara 25 milyon dolar para ödeyen Aysal, maç başıları, transfer taksitleri ve prim alacaklarını hiç aksatmadan hesaplara yatırdı. Bu da takıma olumlu yönde yansıdı.

Yabancılar tuttu

Yıllardır tutmayan yabancı transferinde de bu sezon Riera dışında tam isabet sağlandı. Lincoln, Elano gibi yıldızlarda karşılığı alınamayan milyonlarca dolar; doğru tercihlerle bu kez boşa gitmedi. Elmander, Eboue, Melo, Muslera, Ujfalusi aldıkları paranın hakkını sonuna kadar verdi. Melo kiralık gelmesine rağmen 40 yıllık G.Saraylı gibi oynadı.
Ujfalusi ilerlemiş yaşına rağmen hiç sakatlık yaşamadı, kaptanlığa yükseldi.
Elmander, savaşçı futboluyla 'Yeni Hakan Şükür' oldu. Eboue, sağ bekte yıllardır süren krizi, Muslera kaledeki sıkıntıyı bitirdi.

Scott Piri geldi, sakatlık bitti

Başarının gizli kahramanlarından birisi de Scott Piri'ydi. Fatih Terim'in A Milli Takım'da birlikte çalıştığı ABD'li kondisyonerin gelmesiyle, takımın fizik kondisyon seviyesinde gözle görülür bir artış oldu.
Geçen sezon sakatlıktan belini doğrultamayan takımda, bu sezon Yekta dışında uzun süreli sakatlık yaşayan olmadı.
Devre arasında takımdan sürpriz bir ayrılık gerçekleşti. Kazım Kazım, Olimpiakos'a kiralandı. Yerine Manisaspor'dan Yiğit Gökoğlan transfer edildi.
Ve ikinci yarı başladı. Türkiye'yi etkisi altına alan yoğun kış döneminde Sivas, Bursa ve Eskişehir deplasmanlarından kayıpsız dönen Galatasaray bu zorlu süreçten çıkmasını bildikten sonra ufukta şampiyonluk görülmeye başlamıştı.
Kadıköy'deki Fenerbahçe derbisi merakla bekleniyordu. Zira Cimbom o sahada yıllardır kazanamıyordu. Sarı-kırmızılılar belki yine kazanamadı ama 2-0 geriden elde edilen 2-2'lik beraberlik hem Fenerbahçe'nin ümitlerini kırıyor, hem de Galatasaray'ın bu ligin şampiyonluğunu hak ettiğini dost, düşman herkese kabul ettiriyordu.
Kupaya, TT Arena'da şanssız bir Sivas mağlubiyeti ile çeyrek finalde havlu atan Aslan, Süper Lig'de normal sezonu 9 puan farkla lider bitirip, Süper Final'i beklemeye koyuluyordu.

Melo, 'Rocky'ye özenince...
G.Saray'ın şampiyon olmasındaki etkenlerden birisi de krizleri başarıyla yönetmesiydi. Bunlardan en önemlisi Melo&Riera kavgasıydı.
Pitbull, bir idman sonrası Riera'yı soyunma odasında yumruklayıp, gözünü morarttı. Olay kapatılamayacak kadar büyük olunca resmi siteden duyuruldu. İki yıldızın kovulmasını isteyenler olsa da Terim, bir maç kadro dışı bıraktıktan sonra barıştırıp, olayı kapattı. Melo ve Riera, Süper Final'de takıma ciddi katkı yaptı. Şike sürecindeki açıklamaları tepki çeken Adnan Öztürk'ü de Ünal Aysal geri plana çekti.

Ne Roni, ne Shaqiri; Necati!
Sezon başında maliyetleri yüksek olduğu için Reyes, Diarra, Podolski transferlerini veto eden Fatih Terim, ilk yarı lider bitirilince yönetimden iki isim istedi: Amrabat ve Shaqiri. Amrabat'ı Kayseri bırakmadı. Shaqiri ise Basel'in 13 milyon euro'luk isteğine takıldı. Kulislerde ise Terim'in Ronaldinho'yu veto etmesine kızan Bülent Tulun'un, Ünal Aysal'ı pahalı olduğu gerekçesiyle Shaqiri'den vazgeçirdiği iddia edildi. Yerine 250 bin euro'ya Necati Ateş transfer edildi. O Necati, attığı 8 golle şampiyonluğun gizli kahramanlarından biri oldu.

Yükleniyor
BİZE ULAŞIN