Drogba gereksiz ve yetersiz

Drogba gereksiz ve yetersiz
Perşembe 27.03.2014

Dünyanın en saygın gazetecilerinden Rob Hughes, Chelsea günlerini de bildiği Drogba için en güzel şeyleri yazmış. "Sen artık üst düzey maçları bırak. Git Çin'de, Dubai'de futbol oyna" diyor. Yazının özeti buydu. Ünal Aysal iş yapacak adamları bir bir temizledi ve vitrine kendi oturdu. Galatasaray umurunda ise kafamı keserim

Büyük beklentilerle Galatasaray'a gelen Didier Drogba, son dönemin tartışılan isimleri arasında... Chelsea maçında, kendisinden çok şey bekleniyordu ama ayakları tutulmuş gibiydi. Daha sonra da kadroya giremedi. Drogba, Galatasaray'da misyonunu tamamladı mı?

Drogba ile ilgili en güzel şeyleri, Rob Hughes yazmış. "Bu büyük maçlar için, Drogba'dan iş geçmiş" diyor. Yazının özeti buydu. 'Çin'de, Dubai'de oynar ama üst yapı maçlarda, artık Drogba'nın yeri yok.' Yazısına kullandığı başlık da "A Bridge Too Far." Roman ve film adı bu... İkinci Dünya Savaşı'nda geçiyor. Savaşı kazanmak için müttefikler, bir plan yapmışlar. Hollanda üzerinden, ikinci cepheyi açacaklar ve savaş, çabuk bitecek. Fakat o ikinci cephenin açılması için, bir yolun ele geçirilmesi lazım. O yol üzerinde, 5 köprü var. Amerikan paraşütleri inecekler; o 5 köprüyü zapt edecekler ve müttefik kuvvetleri, o yol üzerinden Almanya'ya girecek.
Planı dinleyen generallerden biri, diyor ki 'Bu planı, kim hazırladıysa; bir köprü fazla hesaplamış. O köprü çok uzak, gereksiz ve o köprüyü ele geçirmek, bir hayal. O köprüyü bırakın; geri kalanları alalım.' 'Hayır; bu plan muhteşem' diyorlar ve o harekât, müttefiklerin hezimeti ile sona eriyor. Gerçek tarih bu...

İKİ TEMEL ADAM YOK

Rob Hughes de köşesinde, buradan yola çıkmış ve 'İşe yaramayacak bir köprüyü almak için, kuvvetleri böldüler ve kaybettiler' diye yazmış. Drogba için kullandığı tabir bu... 'Gereksiz, yetersiz, hayal! Bırak onu...' diyor.
Bunu diyen adam, Drogba'nın efsane olduğu Chelsea yıllarını yaşamış ve yazmış bir adam... Çünkü Sunday Times'ın, 25 yıllık başyazarıydı. Ondan evvel de 10 sene, London Times'ın spor müdürlüğünü yapmış...
Dünyanın, en saygın gazetecilerinden bir tanesi... Drogba'nın, ne olduğunu bilen bir adam; bugün ne halde olduğunu da görüyor. 'Sen, bu üst düzey mücadeleleri bırak; git Çin'de, Dubai'de oyna' diyor.
Kayseri maçında, Drogba ve Chedjou takımda yok. Tribünde... Drogba ve Chedjou; Chelsea maçı taktiğinin temel adamları... İkisi de kadroda yok. Chelsea maçının iki temel adamı, 18'de bile yok! Ben de yayıncı kuruluşu izliyorum; Mancini geliyor. Orada bir kız var; röportajlar yapan...

TARAFTARLAR NE BEKLER!

Pınar Argun...

Kimden torpilliyse... Alınmasın; kendisiyle herhangi bir problemim yok. Tanımıyorum da... Ama o kız; birinin torpili olmadan, oraya 'röportajcı' diye çıkmaz. İngilizce bilmiyor; futbolu hiç bilmiyor! İngilizce soru- cevap için tercüman kullanıyor. Futbolla, hiçbir bilgisi yok.
Drogba ve Chedjou'nun tribünde olduğu maç öncesi, televizyon başındaki taraftar ne bekler; bu 18 ve bu ilk 11, niye tercih edildi?
Not aldım. Sorduğu soru şu: "Chelsea'ye hafta içinde kaybettiniz, Şampiyonlar Ligi'nden elendiniz; bu maç için ne düşünüyorsunuz?"
Bu soruyu sormak için; Türkiye'nin yayıncı kuruluşunun, röportaj muhabiri olmaya gerek var mı? İlkokul öğrencisi, ancak bu soruyu sorar zaten... "Chelsea'ye yenildin; bugün ne düşünüyorsun!"
Ben Osmanlı Padişahı olsaydım, 'Ne düşünüyorsun?' diye soranların dilini keserdim! 'Ne düşünüyorsun?' sorusunu kaldır; Türkiye'de başka sorulacak soru yok! Muhabir yok! Satayım onun ne düşündüğünü!.. Ben merak ediyorum; 'Chedjou ile Drogba, niye tribünde oturuyor?' arkadaş... 'Oynaması hayal gibi görünen üç genç adam, kulübede; Hamit niye yok?' Bunları sormak bir, yürek ister; iki, bilgi ister! Ama 'Ne düşünüyorsunuz?' sorusunu sormak için, bir şeye gerek yok. Bu kız, 26 haftadır, her maçtan evvel bunu soruyor. 'Ne düşünüyorsunuz!' O zaman, ben de diyorum ki kimin torpili ile orada oturuyor?
Harika bir İngilizcen olur; soruyu sorar, döner bana anlatırsın. Öyle bir şey yok. En basit dilde dahi tercüman kullanıyor. Futbolla ilgili, daha bir tane güncel soru sorduğuna şahit olmadım.
Mancini'ye sorduğu ikinci soru, daha da komik... "Galatasaray, geriye kalan 9 maçı (Kayseri dahil) kazanırsa; şampiyonluk şansı ne olur?" Galatasaray, arka arkaya 9 maçı kazanacak; 'Şampiyonluk şansı ne olur!' 9 maçı kazanması, Galatasaray'ın şampiyonluk şansını yükseltmiyor. Ki arada 8 puan fark var...
Sorduğun soru; Fenerbahçe'yle ilgili... O soru, Fenerbahçe hocası Ersun Yanal'a sorulabilir. 'Ersun hocam; Galatasaray 9 maçı da kazanırsa, şampiyonluk şansınız ne olur?' diye sorabilirsin. Onun vereceği cevap, ilginç olabilir. 'İstedikleri kadar kazansınlar. Biz, bu farkı kapattırmayız' der. Ya da başka bir şey...

BİR MANTIĞI OLABİLİR

Bu konuda bir soru soracaksan, 'Fenerbahçe ile aranızda, 8 puan fark var. Çok küçük de olsa şampiyonluk şansınızı sürdürebilmeniz için, artık sizin hiç puan kaybetmemeniz lazım. Kalan 9 maçı, kazanabilecek misiniz?' diyebilir. Bu sorunun, bir mantığı olabilir. 'Ben, senin 9 maçı kazandığını fark ediyorum; şampiyonluk şansın ne' demek!..
Futbolu bilen birisi, böyle bir soruyu nasıl sorar? Hadi kız bir şey bilmiyor; bari iki satır bir soru yazın, verin eline!.. Mancini yazıp, Selçuk'un eline kağıt veriyor; siz de 'Mancini gelirse şunu sor; Selçuk gelirse şunu sor' diye bir kağıt versenize...
26 haftadır, gelene sorduğu soru bu... Maç öncesi; "Ne düşünüyorsun?" Maç sonrası; "Ne hissediyorsun?" Maç bitiyor; "Bugün kazandınız; ne hissediyorsunuz?" "Bugün kaybettiniz; ne hissediyorsunuz?" "Bugün 1 puan aldınız; ne hissediyorsunuz?"
Bir insanı, televizyondan kovduracak sorular bunlar! Televizyonda röportaj yapmaya başladığın anda, sana verilen 6-7 tane temel kural vardır. Bunlardan bir tanesi bu... 'Ne düşünüyorsun; ne hissediyorsun?' diye soru sormayacaksın.

ŞANSAL'IN İLK CÜMLESİ

Soruyu, direkt ve sınırlı soracaksın. Senin sorduğun sorunun içinde cevap verecek karşındaki... Sen, bana 'Ne düşünüyorsunuz?' diye sorduğunda, 4 saat konuşacağım; ne yapacaksın!..
Elimden, mikrofonu mu alacaksın! 'Seyirci; Chedjou ve Drogba'nın niçin tribünde olduğunu merak ediyor? 5 yabancınız var sahada; yedek kulübesinde Chedjou mu otursa daha faydalı olur, yoksa Galatasaray'da bugüne kadar hiç oynamamış Lucas mı? Zaten yerlilerin de hepsi genç...
Umut ve Sabri'nin dışında, takıma girip iş yapacak adam yok.' Bunları sormuyor; '9 maçı da kazanırsanız, şampiyonluk şansınız nedir?' Yayıncı kuruluş!..
Tabii adam böyle çanak sorulara alıştığı için, basın toplantısında ciddi bir soru geldiğinde "Dürüst olun! Dürüst olun!" diyor; kızıyor ve terk ediyor.
Daha kötüsü; Mancini "Dürüst olun" diyerek toplantıyı terk eder etmez, stüdyoya dönüldü. Şansal'ın ilk cümlesi, "Bu Mancini için çok şey söylerim ama çok kibar adam!" Düşünebiliyor musun! "Dürüst olun! Dürüst olun!" diye, Türk medyasını azarlayarak giden adamın arkasından, Sevgili Şansal kardeşimin yorumu; "Bu adam; kibar adam!"
Kibar olmasa ne diyecekti? Sinkaf, ana avrat sövecek miydi?

KOLTUĞUNUN PEŞİNDE

Galatasaray'da, Mancini ile birlikte yönetim de eleştirilerin odağında... Yönetim, Kayseri maçında ilk kez istifaya çağırıldı. ultrAslan da "Yönetimi, futbolcusu, hocası! Şimdi hesap verme zamanı" şeklinde, sert bir açıklama yayınladı.

ultrAslan, ruhunu Ünal Aysal'a satmış!

Aysal'ın, kötü gidişatla ilgili çabaları için neler söyleyeceksiniz?

Ne çabası!.. Aysal, kendini kurtarmaya uğraşıyor. Galatasaray umurunda ise, kafamı keserim. Vakit kazanıp, kendini kurtarmaya çalışıyor.

ADAM BIRAKMADI

Florya'da, bir takım değişiklikler yapıldı. Lutfi Arıboğan görevden alındı; Şükrü Ergün ile Mehmet Cibara atandı.

Kim onlar! Bu isimleri, daha evvel duydunuz mu? Galatasaray camiasında; görüldüklerinde elleri sıkılacak, öpülecek, saygınlıkları olan bir isimleri, bir geçmişleri, bir portföyleri var mı? Lutfi Arıboğan, aslanlar gibi Galatasaray'a senelerce kaptanlık yapmış; herkesin sevdiği, saydığı bir adamdı. Bunlar kim! Daha geçen gün, birbirlerine giren adamlar değil mi bunlar!
Ama adam bırakmadı. Galatasaray yönetiminde, kendisini tehdit edebilecek adam bırakmadı.
Öne çıkabilecek adam bırakmadı.
Ali Dürüst, Abdürrahim Albayrak ve Fatih Terim'in; en büyük günahları, gazetelerde ve televizyonlarda adlarının geçmesiydi.
Ünal Aysal'ın adı geçmiyordu.
Adam, bunun için bu işlere girdi.
Bunun için onları temizledi, bu isimsizleri getirdi; şimdi vitrinde kendi oturuyor!
Ama şu anda vitrinin durumu iyi değil; taşlar atılıyor! Onun için; 'Hadi bunları öne süreyim!' Galatasaray'ın Florya'sında; bu benim gördüğüm, bildiğim, duyduğum, hissettiğim rezaletler dönüyorsa, bu Şükrü Ergün ile Mehmet Cibara mı sorunu çözecekler! Ünal Aysal, şu an Mancini'yi gönderemez; ona hak veriyorum.
Kendi getirdi çünkü... Tükürdüğünü yalaması için, daha çok batması lazım Galatasaray'ın! Ama kendisinde zerre kadar yöneticilik ve Galatasaraylılık varsa, şu anda yapacağı bir tek şey var: Hiçbir işe yaramayan Tugay'ı göndermek.

İTİRAZ EDEBİLMELİ

'Sen, buraya fazla geldin! Sen, yine altyapının başına geç... 6, 8, 10 yaşındaki Galatasaraylılarla ilgilen...' deyip; oraya Mehmet Cibara'dan da, Şükrü Ergün'den de çok daha iyi ağabeylik yapabilecek, elinde takır takır antrenör lisansı olan Galatasaraylılardan birini getirmek. Mancini'ye itiraz edebilecek bir kişi...
Aysal, o kişiye 'İtiraz et! Ben arkandayım' diyecek. 'Bu herif saçmalıyor; saçmaladığı zaman itirazını edeceksin' diyecek.
Böyle Galatasaraylı çok... Hem o takımın içinden yetişmiş, hem ağabey, hem saygın, hem de bu Mancini çekip giderse rahatlıkla yerini alır; en azından sezon sonuna kadar götürür Galatasaray'ı...
Ama bu sfenks'le hiçbir şey olmaz.

BEŞİKTAŞ DENGELİ

Galatasaray'ın düşüşe geçmesi, Beşiktaş'a yaradı. Akhisar'ı, 3 golle geçti ve ikinci sıraya yerleşti. Şansını nasıl görüyorsunuz?

Fener'i geç artık... Bu ikisi, birbirinin rakibi... Galatasaray'a karşı 6 puan kaybetmiş Beşiktaş, hâlâ Galatasaray'dan bir puan önde!
Bu, Galatasaray'ın rezilliği kadar; Beşiktaş'ın ne kadar dengeli bir takım olduğunu da gösterir. Ama bu yeterli değil.
Beşiktaş'ta da büyük sorunlar var; Galatasaray hâlâ her maçta puan kaybedecek durumdaysa, Beşiktaş da kaybedebilir!

Röportaj: Bülent CAN
Yükleniyor
BİZE ULAŞIN