Usta kalemler Fenerbahçe'yi yazdı

Erman Toroğlu: 'BiTSE DE GiTSEK' SEZONU
Neyse ki sezonun sonuna doğru geldik. Bir türlü doğru dürüst futbol seyretmeden, ite kalka, bol küfür duyup, tribünden atılan maddeleri tartışarak… Puan durumuna bakıyorsun 4 takım birbirine çok yakın, heyecan var ama kalite çok kötü.
Futbolcu hataları, teknik adam hataları, hakem hataları… İş daha güzelliğe gidecek diye beklerken, maalesef çirkinliklere varan olaylar! Nereden tutarsanız tutun kötü. Ya bir yerden başlayalım ya da bitirelim de kurtulalım.
Her sene aynı senaryoyu oynamayalım arkadaş! "Futbolun marka değerini yükselteceğiz" dediler yıllar önce… Şu anda futbolun marka değeri ne? Rezilleri oynuyor. Sponsor olmak isteyen firma yok. Devlet sahip çıkıyor, omuz veriyor da işler yürüyor. Ama hâlâ akıllanan da yok, uslanan da… Maçı mı yazalım? Ne yazacağız?

İlk yarı şahsi becerilerle goller bulan Fenerbahçe vardı. İkinci yarıda biraz daha kımıldayan Fenerbahçe'ye karşı çok kötü bir Antalyaspor vardı. Bakın 'Kötü' demiyorum, çok kötü! Tahmin ediyorum küme düşen Karabük bile bunlardan daha iyi mücadele ediyordur.
Antalyalı oyuncular kaptıkları topların yüzde 60'ını rakiplerine verdiler.
Ondan sonra da mahkum oynadılar.
Yardımcı hakem, Fenerbahçe'nin buz gibi bir golünü ofsayt gerekçesiyle iptal etti. Peki başka ne yazalım maç için? Yazılacak bir şey yok!
Yazık, çok yazık!

Maçlar güzel olsa keşke de sayfalar dolusu yazsak, methiyeler düzsek, "Harika şeyler oldu, nefis goller atıldı" desek… Desek de desek… Yani insanın ne yazılı basında, ne görsel medyada maç yorumu yapası gelmiyor içinden.
O ona deklarasyon yayınlıyor, o ona ince ince iteliyor, o ona açık açık sallıyor.
Herkes barut fıçısı!
Keşke daha büyük olaylar olmadan sezon sonu gelse de bitse 'Heyecanlı' dediğimiz kalitesiz sezon.

Rıdvan Dilmen: ATILAN HER GOL ÖNEMLİ
Perşembe akşamı çok tartışmalı bir kupa maçı oynadı Fenerbahçe... Yarıda kalan maçın yankıları hala devam ediyor.
Üstüne üstlük cuma Başakşehir, cumartesi Galatasaray, pazar günü de Beşiktaş kayıpsız geçtiler maçlarını... Fenerbahçe dün Antalyaspor karşısında berabere bile kalsa şampiyonluk yolunda mesafenin kısalması nedeniyle yarıştan kopmuş olacaktı. Maça da bu bilinçle çıktı.
İlk 10 dakika sanki bu durumlardan etkilenmiş gibi çok fazla temkinliydi ama Aatıf'ın yaratıp bitirdiği (oyun yönünü değiştirdi) daha da önemlisi yerde kaldığı pozisyonda derhal kalkıp, hücuma destek verip attığı gol takımı rahatlattı ve üzerlerindeki baskıyı aldı.

Yardımcı, nizami golü vermedi Hemen ardından gelen ikinci gol, Fenerbahçe'yi ilk 20 dakikada maçı koparıyor pozisyonuna getirdi. Aslında 3. golünü de atmıştı ama yardımcı hakem devreye girdi. Nizami golü vermedi.
Bu da yetmedi Skrtel dedi ki "Ben Antalya'yı maça bir ortak edeyim..." Skor 2-1'e gelince soyunma odasına gidene kadar Hamza hoca ve Antalyaspor için oyuna tutunma şansı arttı.

İkinci yarı Fenherbahçe ilk 10 dakika gibi değil bu kez üçüncüyü bulmak adına etkili hücumlar yapmaya başladı. Hızlı oynamaya çalıştı. Gol için ısrar etti ve amacına ulaştı. Daha sonra Aykut Kocaman, taktiksel değil ama aynı taktik içinde Aatıf'ı sağa çekip, Dirar'ı çıkartarak yerine Valbuena'yı aldı, Soldado'yu çıkarıp Janssen'i aldı ve ataklarına devam etti. Fenerbahçe skoru rahatlattıktan sonra kontrollüydü. Aslında her golün öneminin olduğunu anlayabilmeli. Tabii ki ikili averaj önemli ama puan kayıpları kapanabilir.

YARIŞIN İÇİNDE KALDI
Sonuç olarak saha içi olaylarına, 3 rakibin birden kazanmasının verdiği psikolojiye rağmen Fenerbahçe yarışın içinde kalmayı bildi. Şimdi önümüzdeki hafta büyük önem taşıyor. G.Saray ile Beşiktaş'ın oynadığı haftada F.Bahçe, Kasımpaşa ile daha erken oynayacak ve sonucu bekleyecek. Alınacak sonuç, derbinin gidişatını da etkileyecektir.

Zeki Uzundurukan: Giuliano'nun mührü!

Maçta adeta güle oynaya 2-0 öne geçtikten sonra rakipten bu baskıyı yemek de neyin nesidir Aykut hoca! Üstelik de Fenerbahçe takım halinde maça çok iyi başlamış. Antalyaspor, Aatıf'ın attığı golden sonra moral olarak çökmüş. Ardından 2. golü yemiş. Bu hafta Galatasaray ve Beşiktaş'ta da gördüğümüz 'rehavet' ve 'maçı kazandım' psikolojisi, dün Fenerbahçeli futbolcularda da hakimdi. Bu duygu; çöken, yenilgiyi daha 20. dakikada kabul eden Antalyaspor'u ayağa kaldırıp, yüreklendirdi. Giuliano, yaptığı 2 asistle, Aatıf ve Soldado da şık golleriyle Fenerbahçe adına ilk yarıda ön plana çıkan oyunculardı. Ya Fenerbahçe'nin göbekteki iki stoperine ne demeli? Şampiyonluğa oynayan bir takımda aynı anda iki stoper birden bu kadar acemice hata yapar mı?

Antalyaspor'un Doukara ile bulduğu golde hem Sktrel, hem de Roman Neustadter adeta saç-baş yoldurttu. Dün Antalyaspor'un en etkili oyuncularından biri Hakan Özmert'ti. Müthiş şutlar attı, orta alanı tek başına ayakta tutmaya çalıştı. İkinci yarıda Fenerbahçe taraftarının uykusunu getiren bir futbol oynanmaya başlamışken; maçın yıldızı Giuliano sahneye çıktı. Uyuyan takımını uyandırdı, tribünleri ateşledi. İlk yarıdaki iki golün pasını veren Giuliano, bu kez Dirar'ın asistini ağlara gönderdi ve galibiyeti getiren isim oldu.

Aykut Kocaman, maçı kazanacak skoru elde ettikten sonra Dirar ve Soldado'yu kenara alıp; Valbuena ve Janssen'i sahaya sürdü. Amaç, tribünleri daha da coşturmak ve farka koşmaktı. Valbuena'nın golü ile bu hedefe ulaştı Aykut hoca. Giuliano, 3 asist, 1 golle galibiyete mührünü basan isim oldu. Sonuç olarak Fenerbahçe, ilk 20 dakikalık bölümü ve 60'tan sonraki süreyi çok coşkulu oynadı. Zaten ligimizde diğer şampiyonluk adayları da 90 dakika hücum yapıp, rakibi perişan edecek bir oyun ortaya koyamıyor. Fenerbahçe dünkü şaaşalı futbolu ile kalan 4 maçını da kazanabileceğinin sinyalini verdi. Ama bu maçları da kazanmak Fenerbahçe'ye şampiyonluk için yetmiyor. Sarı-lacivertli takım, diğer şampiyonluk adaylarının puan kaybetmesini beklemek zorunda...

Gürkan Kubilay: SIKLETİNDE DEĞİLDİ
Takımın en çok gol atan iki oyuncusu Emre Güral ve Deniz Kadah'ın olmadığı bir Antalyaspor ile karşı başladı oyuna F.Bahçe, herkesin ezberlediği 11'i ile.
Aslında ilk 13 dakika iyi de oynamadılar ama daha çok kullandıkları sağ kanattan gelen kötü ortayı, takipçiliği ve becerisi ile son 5 maçta 4. kez gole dönüştürdü Aatıf.
F.Bahçe'nin içerdeki en büyük derdi olan "ilk golü ilk yarıda bulamamayı" aşınca açıldı F.Bahçe, Giuliano ara pas ile Soldado'ya attırdı.
Ofsayt olmadığı halde sayılmayan Roman'ın golü sonrası Antalyaspor biraz canlandı, uzaktan şutlar denedi.
Ama beceriksiz oynuyorlardı.
Yine de F.Bahçe'nin düşen oyun konsantrasyonu Roman'a çıkışta top kaybettirince Doukara affetmiyordu.

HAKEMLER DE FORMSUZDU
F.Bahçe o kadar dekonsantre idi ki, Giuliano bile boş kaleye, saatlerce beklemekten golü atamıyordu.
Soldado ise attığının dışında bol top kaybedendi. Dirar, Giuliano'ya pası dışında etkisizdi. Aatıf, Josef ve Mehmet Topal'ın çabaları dışında aslında ilk yarı F.Bahçe adına söylenecek tek olumlu şey, bundan önceki son 5 iç saha maçında ilk yarıda sadece 2 gol atabilmiş olmanın beceriksizliğini yıkmaları idi.
İkinci yarı bir de penaltısı verilmedi Fenerbahçe'nin, Hakemler de formsuzdu.
Hakan şutlarla tehdit ediyordu ama Fenerbahçe 57'den sonra daha istekli gitmeye başlıyordu. Karşılığını da Giuliano'nun golü ile aldılar. Aslında oyun kalitesi yüksek değildi, basit top kayıpları fazla idi.

BİZE ULAŞIN