Web Sürümüne Geç

    Hani ihtiyaç yoktu!

    Hani ihtiyaç yoktu!
    Salı 08.01.2013

    Madem göndereceksin o zaman Alex'le sezona başlama! Alex krizinin olduğu haftalarda Allah'tan Fener'in kolay maçları vardı, yoksa sokağa çıkamaz hale gelirdi. Sorumluluğu üzerine alan geri dönmez. "Bu istifa gündemi değiştirmek için uydurulmuş bir tezgahtır, geri alacak" demedim mi! Şimdi Antalya'da bal badem kamp yapıyor

    * Alex'i gönderen Fenerbahçe onun yerini doldurmak için çalışmalarını sürdürürken, Belhanda ismi öne çıktı. Bonservisi konusunda birtakım problemler var sanırım. Belhanda'nın alınması orta sahadaki sorunu çözebilir mi?

    Belhanda kim? Fenerbahçe, Alex'in yerini dolduracak bir adam arıyorsa Alex'i apar topar niye gönderdiler? İnsanın aklının alacağı şeyler değil ama Fenerbahçe'de her şey mümkün, her şey olabilir! Artık komediyi saklamıyorlar da...
    Aziz Yıldırım, Antalya'da takımla beraber kampa giriyor. Takımın gerçek teknik direktörü o... Çünkü Aykut Kocaman'ın artık itibar olarak da kredisinin kalmadığını herkes biliyor.
    Aykut'un bir açıklamasını okudum, gülesim geldi! Sezon sonunda ciddi değerlendirme yapacakmış, o zaman karar verecekmiş!
    Versen ne olacak, vermesen ne olacak!
    Senin ciddi kararını kim ciddiye alır artık...
    Böyle bir şey olur mu? Koskoca Fenerbahçe'nin 'teknik direktörü' diye orada bulundurduğu adama bak, tepesinde kulüp başkanı, kendisi değerlendirmesini sezon sonunda ciddi olarak yapacak! Hadi canım...

    AZİZSİLİN DEVREYE GİRDİ
    * Kocaman'ın, 'Koşan bir takım yaratmak istediği' sıkça dillendiriliyor ve Belhanda'nın da bu koşan takımın bir parçası olacağı yönünde yorumlar var.

    Geçen senenin başında 'Koşan bir takım yaratmak istiyorum. Bu takımda Alex'in yeri yok" dedi. Arkasına da Hürriyet gazetesinin manşetlerini alarak, Altan Tanrıkulu, "Evet, Aykut Kocaman'ı destekliyorum. Alex'e ihtiyaç yok" diye yazdı.
    Sonra Fenerbahçe futbolun F'sini oynamadı. Alex de yok. Aziz Yıldırım, Azizsilin enjeksiyonu ile devreye girdi, onun emriyle Alex oynamaya başladı.
    Alex oynamaya başlayınca, attığı ve attırdığı gollerle Fenerbahçe arayı kapattı. Peki evvelki sene Alex, Fenerbahçe'yi şampiyon yapmadı mı? Fener top mu oynadı? Yine Aziz Yıldırım'ın emriyle Alex devreye girdi. Daha o zamandan Alex'i yok etmek istiyordu.
    Neyse!..
    Bu sene; sezon başında başlama... 'Ben Alex'i istemiyorum arkadaş. Ya Alex ya ben' dersin Alex devam ediyorsa alır şapkanı gidersin.
    Ama adam emir kulu... Bu sezon da Alex ile başladı ve olmadık zamanda ilk devrenin ortasında, ara transferi dahi beklemeden apar topar gönderdi.
    Alex kriz i - nin olduğu haftalarda Allah'tan Fenerbahçe'nin çok kolay maçları vardı. Yoksa sokağa çıkamaz hale gelirdi. Belki de o dönemi bilerek seçtiler. 'Nasıl olsa Avrupa'da bu palavra takımları yeneriz, tur atlarız, Türkiye'de de zor maçımız yok; sıyırırız' diye... Ondan yararlanarak devre arasını görebilirdi. Şimdi bundan sonra ne olur bilemiyorum.

    'GÜLE GÜLE' DİYECEK
    Ama şampiyon bile olsa Fenerbahçe'yi şampiyon yapan adamın adı şimdiden belli: Aziz Yıldırım... 'Aykut kaçmış gitmişti, onu geri getirdim.
    Takımla konuştum. Takımı toparladım. 'Aykut'a arkandayım' dedim, moral verdim. SMS ile sahaya çıkacak 11'leri söyledim. Devre arasında soyunma odasına inip Aykut'a ikinci devre oynayacağı taktiği söyledim. Fenerbahçe böylece şampiyon oldu!' Şimdiden bunu yazın. Fenerbahçe şampiyon olursa budur...
    Fener şampiyon olamazsa bu sene, 'Biz Aykut'a bir şans daha verdik ama bu şansı kullanamadı. Artık yapacak bir şey yok. Seneye bakıyoruz. Aykut'un arkasında daha fazla duramayız. Hadi bakalım sana güle güle...' Şamaroğlanı, günah keçisi... 'Günah keçisi' vardır ya... Eski devirde köyün başına gelen felaketlerden kurtulmak için bir keçi seçerler onu dağa salarlarmış. Keçi kurda kuşa yem olur ve köyden gittiği için onunla beraber bütün günahlar da yok olurmuş. 'Günah keçisi' lafı oradan geliyor.
    Fenerbahçe bu sene kazanırsa Aziz Yıldırım; kaybederse günah keçisi hazır!.. Böyle bir durumu kabul ediyor Aykut Kocaman...
    Etsin, ne yapalım.

    Aykut Kocaman, Antalya'da istifasını ve istifasını geri almasının nedenlerini anlatırken, "Bir kişinin sorumluluğu üzerine alması gerekiyordu" dedi.

    Hangi sorumluluk? Sorumluluğu üstüne alan adam geri dönmez. Şair "Sen herkesi kör alemi sersem mi sanırsın" demiş.
    Beni geri zekalı mı zannediyorlar acaba! Bütün kamuoyunu geri zekalı mı zannediyor!
    İstifasından bir gün sonra konuşmadık mı, "Bu istifa tamamen gündemi değiştirmek için uydurulmuş bir tezgahtır. Bu tezgahı kuran da Aziz Yıldırım'dır. Bu istifa geri alınacaktır" demedik mi!

    KAHRAMAN OLDU!
    Bağdat Caddesi'nde kıyamet kopuyordu, millet sokaklarda yürüyordu. "Yönetim istifa, Aykut istifa" diye... "Aykut istifa ettim" der demez gündem değişti, protestolar bitti. Şimdi Fenerbahçe bal badem Antalya'da kamp yapıyor.
    Tezgah o kadar açık ki!.. "Birinin sorumluluğu üzerine alması gerekiyordu" lafında da şu ima var; 'Ben sorumlu değilim ama ben kahraman olarak sorumluluğu üstüme aldım.' Alkış bekliyor bunun üstüne de!.. 'Sorumlu aslında başkalarıydı ama ben kahramanca sorumluluğu üstüne alan komutanım.' Sorumluluğu üstüne alan komutanları kurşuna dizerler arkadaş!
    Tarih böyledir.

    iFADESi ALINMALI
    * Kocaman'ın "İki hakem hakkımızda yalan rapor yazdı" açıklaması da dikkat çekiciydi. Fenerbahçe'ye karşı bir komplo mu var?

    Kadıköy Cumhuriyet Savcısı ve Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı'nı göreve çağırıyorum. "Hakem yalan rapor yazdı" çok önemli bir itham.
    Hakemin raporu resmi devlet kâğıdıdır. Resmi devlet evrakında sahtekârlık yapmak çok ağır suçtur. Para cezası falan değil, hapis cezası gerektirir.
    Kadıköy Savcısı, Türk Ceza Kanunu'nu biliyordur.
    Kadıköy Savcısı, Futbolda Şiddet Yasası'nı da biliyordur. Hakemler yalan rapor yazıyorlarsa bu yalan raporu k e n d i kendine yazmıyor! 'Ben yalan rapor yazıyım da iki Fener futbolcusunu bitireyim' diye hakem rapor yazmaz, ondan bir menfaati yok. Yani 'Başka bir kulübe menfaat sağlıyor' demektir. Bu da futboldaki fanatizmi düşünürsen sokaklara kan getirir, statlara değil. Önlemek kime düşüyor; Kadıköy Savcısına...
    Ve tabii Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı'na... Varsa!..

    KAN GÖLÜNE DÖNER
    O zaman ortada bir suçlu var. Ya yalan rapor yazan hakemler ya da hakemleri yalan yazmakla itham eden kişi...
    Kadıköy Cumhuriyet Savcısı Aykut'u derhal çağırıp ifadesini almalı ve bu ifadeden edindiği vicdanı ve hukuki kanaate göre de ya Aykut'u ya hakemleri mahkemeye vermeli... Bu laf havada kalmaz. Kalırsa Türkiye'de adalet sisteminin, Türkiye'de yargı sisteminin olmadığı ortaya çıkar. O zaman ben Kadıköy Cumhuriyet Savcısı'na güvenimi yitiririm. Bu olaya ses çıkartmıyorsa eğer...
    Yarın da Fatih Terim diyecek ki 'Hakem yalan rapor yazdı', öbür gün Samet Aybaba diyecek ki 'Profesyonel Ceza Kurulu yalan raporlarla bize ceza verdi', öbür gün Şenol Güneş diyecek ki 'Tahkim Kurulu yalan raporlarla bizi...' Bunun sonu yok! O kapıyı açık tutarsan o kapıdan herkes geçer.
    Ama filler çatışırken olan çimenlere olur. Kadıköy sokakları, sahil yolları kan gölüne döner.
    Türkiye gerileme çok açık, çok yakın bir ülke...
    Kimsenin herhangi bir konuda insanları germe hakkı yok! Bunu sağlayacak kişiler de yasaları uygulamakla görevli Cumhuriyet Savcılıları...

    FENERBAHÇE TEK BAŞINA UZAYDA MI OYNUYOR?
    * Meireles'in cezasının 4 maça inmesinin ardından ikinci dalga geldi ve bu defa yaptıkları açıklamalar nedeniyle başkanlara fatura kesildi. Şener 30 gün, Aysal ve Yıldırım 21 gün hak mahrumiyeti cezası aldı. Aysal "Herhalde Meireles'in cezasını bize pay ettiler" diye tepki gösterdi.

    Bence o laflara ceza verilmesi doğru... Şimdi bir şeye itiraz etmek başka bir şey, itiraz ederken o itirazın suç içermesi başka bir şey...
    Ben senin sorduğun soruya itiraz edebilirim; 'Bülent bu ne biçim soru kardeşim' diyebilirim ya da 'Ben bu soruya cevap vermeyebilirim' diyebilirim. Ama hakaret içeren bir şey söyleyip 'Böyle soru mu olur!' dersem sen beni mahkemeye verirsin. Senin sorduğun soru çok akıl almaz, yanlış bir soru olsa bile beni mahkemeye verebilirsin; 'Bana hakaret etti Hakim Bey!' Üç başkana verilen ceza doğrudur. Çünkü üçü de Futbolda Şiddet Yasasını ve kuralları ihlal etmiştir. Federasyona ve federasyon kurullarına hakaret etmişlerdir.
    Eleştiri başka bir şey... Biraz evvel ne dedim; "Kapıyı açık tutarsan o kapıdan herkes geçer."

    RESMEN SALLAMIŞ
    * Öteki taraftan Beşiktaş'ın ilginç bir tepkisi vardı. İkinci başkan Ahmet Nur Çebi "Meireles konusu bizimle alakalı değil. Galatasaray ve Trabzon'u da ilgilendirmiyor" dedi. Beşiktaş'ın kendini tartışmanın dışında tutmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Ben onu anlayamadım. Beşiktaş Kulübü'nde bırak ikinci başkanlığı, Beşiktaş'ta üye olmaz böyle bir adam ya!.. Eğer 'Beşiktaş Yönetimi' diye bir şey varsa bu arkadaşımızı derhal Beşiktaş üyeliğinden ihraç etmeliler. Fenerbahçe tek başına uzayda mı oynuyor maçlarını?
    Meireles hangi takıma karşı oynarsa oynasın, oynadığı her maçtaki Fenerbahçe'nin aldığı ya da almadığı puan senin bulunduğun aynı puan cetvelinin içinde! Yani, adam da mantık yok, adam da Türkçe yok, adam da futbol bilgisi yok. Adam da hiçbir şey yok! Resmen sallamış.
    Bir de başka bir lafı var "Necati gibilerini biz de alacak para var." "Necati gibileri" böyle bir laf olur mu! 'Ahmet Çebi gibileri'ni yönetim kuruluna alırsan, ikinci başkan yaparsan o da 'Necati gibilerini' alır!

    ŞİKE DAVASINI HİÇE SAYDILAR
    * Bütün bunların arasında Trabzonsporlular şampiyonluklarını istemeye devam ediyor. Aradan geçen zamana, soğuk havaya rağmen yürüyüş düzenlediler ve TFF binasına siyah çelek bırakıp taşıdıkları pankartlarla beklentilerini belli ettiler. Taraftarların bu çabası bir karşılık bulur mu?

    Ortada bir şike davası var, bu şike davası ile ilgili verilmiş mahkumiyet kararları da var. Ama Türkiye Futbol Federasyonları başından beri bu olayı yok farz ediyor. Mehmet Ali Aydınlar federasyonu, Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'ne katılmasını iptal etti. Fenerbahçe şampiyonsa niye iptal ediyor?
    Trabzonlular bu davayı sonuna kadar gütmekte haklılar, güdecekler de... Ta ki Türkiye Futbol Federasyonu 'Hayır, Fenerbahçe'nin şampiyonluğu meşrudur, onaylıyorum. Bitti!' diyene kadar...

    Röportaj: Bülent CAN
    Yükleniyor
    BİZE ULAŞIN