Web Sürümüne Geç

    Zaferin şifreleri

    18 Mayıs 2010, Salı
    Süper Lig'de soluk soluğa geçen 34 haftanın sonu şampiyonluğa ambargo koyan 'büyükler' için hüsran, Anadolu'nun yıldızı Bursaspor için ise tarihe vurulan bir damga oldu. Aslında bu başarısının ayak sesleri bir önceki sezonda yani 2008-2009 sezonunda duyulmaya başlamıştı. İlk devrede iki teknik adam değiştiren yeşil-beyazlılar kimsenin hatırlamak istemediği düşüşten sonra yeniden yükseldikleri Turkcell Süper Lig'de zor günler geçiriyordu. En iyi tahminle ligi orta sıralarda bitirebilmenin hesabının yapıldığı Bursaspor'da öyle bir hamleye imza attı ki yönetim hem kendilerini hem de takımı ipten aldı. Başkan İbrahim Yazıcı, Beşiktaş ile bağlarını koparan genç hoca Ertuğrul Sağlam'ın kapısını çaldı ve işte başarının temelleri de o andan itibaren atılmaya başladı.

    İŞTE ŞAMPİYONLUK TURUNDAN KARELER

    Bursaspor'un Özlüce Tesisleri'nin yolunu tutan Ertuğrul Sağlam, 3 Ocak 2009'da "Adam gibi adam" sloganları eşliğinde 3.5 yıllığına yeşil- beyazlıların teknik patronluğuna imza attı. Bu imza aslında Bursaspor'un miladı oldu. Takıma sihirli bir değnek değdi Sezonun ikinci yarısı takımın başına geçen genç hocaya güven tamdı. Taraftar mutlu, yönetim tam destekle Sağlam'ın arkasındaydı. İlk 3 maçında bocalayan takımı tanımaya çalışan Sağlam'ın üst üste aldığı beraberlikler hiç önemli değildi. Bu desteğin meyveleri çabuk olgunlaştı. Genç oyuncularıyla Bursaspor bir anda ligin üst sıralarını zorlamaya başladı. Takımda baş döndüren bir değişim yaşanıyordu sanki sihirli bir değnek değmişçesine... Avrupa kupalarına katılma şansını son anda kaybeden Bursaspor, sezonu 58 puanla 6'ncı sırada bitirirken, gelecek sezonun hedefini ilk 5 olarak koyuyordu. Sağlam, bu sezonda sadece takımı kurtarmadı. Muhalefetin koltuğunu salladığı başkan İbrahim Yazıcı'nın da kongreden tekrar başkan çıkmasını sağladı. Kadroda dengeyi tutturdu Özlenen başarıyı yakalayan Timsah'ta yeni sezonda başta taraftarı olmak üzere tüm camia takımdan çok şeyler bekliyordu. Bu beklentilere cevap vermek için hoca takıma takviye istiyor ama borç batağındaki kulüpte futbolcuların alacakları dahi ödenemiyordu. Yardım kampanyalarıyla toplanan para 20 milyon lirayı bulan borcun yanında devede kulak kalıyordu.

    Teknik direktör ve yönetim arasında ipler gerilse de yine Ertuğrul Sağlam "Adam gibi adam" olduğunu gösterdi.Kulübünü bonservis yüküne sokmayan Sağlam, 6 oyuncuyu takıma dahil etti. Kiralık olarak gelen Zapotocny'yi, Basel'de forma giyen ancak yaşadığı sorunlar nedeniyle yeniden başlangıç yapmak için Bursa'yı seçen Sırp İvan Ergiç takip etti. Trabzonspor'da gözden çıkartılan tecrübeli kaptan Hüseyin Cimşir ve Kayserisporlu Turgay Bahadır da Timsah'ı tercih etti. Ve kimsenin tanımadığı Arjantinli bücür Pablo Batalla ile transferi noktalayan Bursaspor'da teknik direktör Ertuğrul Sağlam, gençlerle tecrübeli oyuncuları harmanlayarak bir kadro kurdu. Bu aşının tutup-tutmayacağı başlayacak sezonun başında görülecekti. Bursaspor, Süper Lig'in 2009-10 sezonunun ilk maçında sahasında Kasımpaşa'yı ağırladı. Zorlandığı maçı 2-1 kazanan yeşil-beyazlılar ikinci karşılaşmalarında Eskişehir'de mağlubiyetle tanışınca kafalarda soru işareti oluştu. 10. haftada zirveyi zorluyordu Kardeş takımı Ankaragücü'nü kendi sahasında yenmesiyle moral bulan Bursaspor, 14 yıl sonra Trabzon'dan puan çıkartarak, taraftarının gönlünü almayı başardı. Fenerbahçe'ye sahasında mağlup olsa dahi taraftarın desteği hiç eksilmedi. İşte bu taraftar desteği takımı ateşledi. Başarının en önemli anahtarı taraftar olmuştu. Özellikle hocaya olan güven takımın başarısını perçinliyordu.


    Takım ruhunu yakalayan Bursaspor, 6'ncı haftadan sonra deplasman fatihi olarak sahneye çıktı. Deplasmanda Sivasspor'u 3-1, sahasında Diyarbakır' 4-0 mağlup eden takım, dış sahada önce Manisaspor'u sonra da Denizli'yi yendikten sonra sahasında 6-0 gibi farkla devirdiğii Belediyespor ile 5'te 5 yaparak 10 haftada ikinci sıraya çıktı.İnanan, savaşan Timsahlar, yıldız gibi parlamaya başlıyordu.

    * * *

    Devrim sözü verdi
    17 Ekim 2008'de basın mensuplarının önüne çıktığında ilk sözleri şöyleydi Ertuğrul Sağlam'ın: "Beşiktaş'ta kalırsam şampiyon olacağıma inanıyordum ama bana yapılandan sonra burada kalmam mümkün değil." Sağlam, Beşiktaş'ta görev yaptığı süreçte kendisiyle birlikte olan spor muhabirlerine veda ederken, "Adam gibi başladım, adam gibi devam ettim, adam gibi bitiriyorum... Hakkınızı helal edin" diyor ve toplantı salonunda bir alkış kopuyordu. İşte bu alkış onun içindeki fırtınayı ateşliyor ve Beşiktaş'ta gerçekleşmeyen hedefini daha da büyütüp, şampiyonluk tacını bir Anadolu takımında takmayı kendisine yeni hedef olarak belirliyordu. Nitekim Beşiktaş'tan ayrıldıktan sonra aralarında Avusturya ve Belçika kulüplerinin de bulunduğu 7 kulüpten teklif aldı, ancak hedefleriyle örtüşen kulübün Bursaspor olduğu gerçeğine inanarak, yeşil-beyazlıların teklifini kabul edip, 3,5 yıllık sözleşme imzaladı.

    Futbolun konuşulduğu ortamlarda, eş-dost, aile toplantılarında hep aynı sözleri tekrarlıyordu; "Türk Futbolu'nda bir devrim yapılacak, tarih yazılacaksa bunun Bursaspor tarafından yapılacağına inancım tam." Bunun için tek isteği vardı, tüm yetkilerin kendisinde toplanması... Bursa'da bu kolay kabul edilecek bir durum değildi ama başkan İbrahim Yazıcı, Ertuğrul Sağlam'a o kadar inandı ki, "Senin etrafında tek yürek olmaya hazırız" dedi. Büyük zaferin fitilini işte bu sözler ateşledi.

    * * *
    Bursaspor aşkı sevgili bıraktırdı
    Bursa'da en çok tartışılan futbolcu Sercan Yıldırım'dı. Sezona flaş başlangıç yaptıktan sonra 3 büyüklerin transfer gündemine gelen Sercan, kısa zamanda özel yaşamıyla da dikkat çekmeye başladı. Helin Avşar'la yaşadığı fırtınalı aşk Sercan'ı magazin sayfalarına taşıdı. Sık sık İstanbul'a gelmesi, hızlı otomobil kullanması ve eğlence dünyasında adının daha çok yazılması ve performansının düşmesine neden oldu. İşte tam burada yönetim Sercan'ı bir yol ayrımına getirdi. "Ya özel yaşamın ve aşkın, ya Bursaspor." Sercan da 'Benim en büyük aşkım Bursaspor' diyerek, Helin Avşar'la olan aşkını bitirdi, şampiyonluğa katkı yapan oyuncular arasına adını yazdırdı.

    * * *
    Kaderden üstün
    Bursaspor Yardımcı Antrenörü Birol Berkem... Takım arkadaşım kendisi. Aynı formayla top peşinde koşmuşluğumuz var. İkimiz de Samsun'un verimli topraklarından ve Ceyhun Dilek'in tezgahından geçmişiz. Onun değmediği isim yoktur Samsun futbolunda. 'Biz!' demişti Birol Berkem; 'Hesaplarımızda yanılmayacağız!' 'Tıpkı!' diyordu Berkem; 'Küçükken bizden üstün addedilen takımlara karşı nasıl hırs yaptıysak öyle yapacağız. Bizim takım olmanın dışında başka bir çıkar yolumuz olamaz!' Daha üst düzey takım? 'Evet!' demişti Birol Berkem; 'Yabancılar dahil çok iyi adamlar. Ama geç keşfedilmişler ya da miadları doldu denilerek yüzlerine bile bakılmıyordu. Onlardan bir öz güven ordusu yarattık!'

    Takım olmak önemliydi
    Bursaspor çok teknik adam değiştirmiş; bir tarz arıyordu kendisine. İlk teklif geldiğinde 'ekibini toplayıp tartıştı Ertuğrul Sağlam!' Denk bütçe ve yüksek beklenti karşı karşıya gelmişti. İyi niyet ve hırs gerekiyordu. İlk haftalar takım halinde oynamanın neye yaradığına inandırıldı futbolcular.
    Tecrübeliler deneyimlerini gençler hırslarını ortaya koyacaklardı.
    Bu ikisinin yer değiştirdiği de oldu çoğu zaman. Takım olmak böyle bir şeydi; her yerde birbiri için mücadele eden insan topluluğuna takım denmiyordu.

    Hissiyat ve ciddiyet
    Bir yanıyla zor bir kulüptü Bursaspor ama hedeflerini yüksek tutuyor olmaları, sunduğu teknik olanaklar nedeniyle de özenilecek ve ileri hedeflerin tutacağı bir kentte bulunuyordu.
    İstanbul'un hemen yanı başındaydı ve futbol çok seviliyordu.
    Hissiyat ve ciddiyet; antrenman için bunlar. Taraftar desteği ve kazanma azmi; maç için de bunlar gerekiyordu. Geçen sene 6. olmuşlardı. Çıta yükselmeliydi.
    Ertuğrul Sağlam her hafta ivme kazanan ekip oyununa yaslanarak şunları söylüyordu futbolcularına: '6. bitirdik ligi. Bu sene neden 5. 4. 3. olmasın?' Her hafta basamakları tırmanmaya başladıkça da aynı tutumunu aynı tutarlılıkla sürdürdü genç hoca: 'Neden ikinci ya da birincilik olmasın?' Bir anlayıştan, bir duruştan, bir felsefeden söz ediyoruz. Ne demişti şair: 'Sakın kadar deme / kaderin üstünde bir kader vardır!' İşte bunu zorluyordu Ertuğrul Sağlam ...

    Yükleniyor
    BİZE ULAŞIN