Web Sürümüne Geç

    Kadıköy destanı

    20 Mayıs 2010, Perşembe

    Timsah yıllarca hafızalardan silinmeyecek galibiyete imza atarken camiada, "şampiyon olacağız" sesleri artık daha güçlü çıkıyordu

    Ligin 21'inci haftasını Trabzonspor ile berabere kalarak puanını 43'e çıkaran Bursaspor, sıralamada 3'üncü sıraya yerleşmişti. Lider Fenerbahçe ile arasında 3, ikinci Galatasaray ile 2 puan fark vardı. Bu farkı kapatıp liderlik koltuğunu almak için yeşilbeyazlıların önünde büyük bir fırsat vardı. Ligin 22'inci haftasını iple çeken Bursaspor'un var olmak ya da olmamak mücadelesi olarak gördüğü bu karşılaşma Şükrü Saracoğlu Stadı'nda Fenerbahçe ile oynanacaktı. Artık her şey Bursa'nın kendi elindeydi.
    6 puanlık bir karşılaşmaydı. Hedef şampiyonluk yarışında rakibi yenip, zirveyi ele geçirmekti. Tabii bu hiç de kolay olmayacaktı. Zorlu maç öncesi çok konuşuldu, yazıldı, çizildi...

    Hiç şans tanınmıyordu

    Maçın favorisi Fenerbahçe idi. Konuk ekibin ise kağıt üzerinde neredeyse şansı hiç yoktu. Aslında bu bakış açısı Bursaspor'un lehineydi. Timsahlar bileniyor, hırslanıyor ve zafer için sabırsızlanıyordu. 10 gün önce kupada ilk maçın rövanşında sahasında karşılaştığı Fenerbahçe'yi mükemmel bir oyundan sonra 3-1 yenmesine rağmen kupadan elenen Bursaspor, bu kez rakibine misafir olacaktı. Ve o büyük gün geldi... Süper Lig'in 22'nci haftası ve soğuk bir pazartesi akşamıydı... Haftanın son maçında nefesler tutuldu. 90 dakikanın başlangıç düdüğü çalındı. Erken gelen peş peşe 2 gol, şampiyonluk hayali kuran Bursaspor'u derinden etkilemiş, futbolcuları şaşkına çevirmişti. Fenerbahçe, galibiyeti ilk yarıda aldığını düşünmeye başlamışken, o günlerde kariyeri tartışılan yeşilbeyazlıların Arjantinli bücürü sahneye çıktı. Kısacık boyuyla yanında dev gibi kalan Fenerbahçe savunması arasında kafayı vuran Batalla, takımını ümitlendiren isim oldu.

    Timsah'ın müthiş geri dönüşü
    Fenerbahçe bir gol yemiş ama hâlâ önde olmanın rahatlığı ile oynuyordu. 2. yarıda bu işi bitirmenin planları içindeydi. Ama hiç de öyle olmadı. Ertuğrul Sağlam, devre arasında futbolcularını öyle motive etti ki 2. yarı bambaşka bir Bursaspor vardı sahada. Maçın son bölümünde heyecan doruktaydı. Önce beraberlik, son dakikada ise galibiyet geldi. Timsah, Şükrü Saracoğlu'nda 2-0'dan 3-2 kazanarak, yıllar boyu konuşulacak destanı yazıyordu... Fenerbahçe karşısında Kadıköy'de alınan bu galibiyet, Bursaspor'u şampiyonluk potasına sokmuştu. Artık geleceğe güvenle bakmaya başlayan yeşil-beyazlılarda sonraki hafta farklı kazanılan Sivasspor maçıyla, şampiyonluk sesleri yükselmeye başlıyordu... Ligin 24. haftası gelmişti... Diyarbakırspor deplasmanı Bursaspor için acı hatıra olarak kaldı. Taş yağmuru altında futbol oynamaya çalışan Bursasporlu futbolcuları 17. dakikada maçı tatil eden hakem kurtarıyordu. Polis kalkanlarıyla kendilerini korumaya çalışan futbolcular, yaralanmaktan zor bela kaçıyorlardı. Şampiyonluk yoluna baş koyan Bursa'yı bu olaylar da yıldıramadı. Hükmen galip sayılan Timsah, kendi evinde taraftarının karşısına lider olarak çıkıyor ve ilk yarıda deplasmanda mağlup ettiği Manisaspor'u ağırlıyordu. Beklenildiği gibi 3 puan Bursa'nın olmuştu... 26'ncı hafta yine kendi evindeydi yeşil-beyazlılar. Bu kez rakip Denizlispor'du. Pusula gene şaşmadı ilk yarıda olduğu gibi Denizli'den de 3 puan alındı. Bursaspor, göz kamaştırıyor, parmak ısırtıyordu.
    Rakipleri kaybediyor, yeşil-beyazlılar kazanarak şampiyonluk yolunda emin adımlarla ilerliyorlardı. Bir de İstanbul Büyükşehir yenilgisi olmasa... Belediye, Timsah karşısında 6-0'lık skorun acısını çıkartmış ve sahadan galibiyetle ayrılmıştı. Yine de moralini bozmadı Bursaspor ve "Mücadeleye devam" dedi.

    Ateşten gömleği giydi

    Süper Lig'de son düzlüğe girilmişti. Maratonun bitimine sayılı haftalar kala şampiyonluk mücadelesi veren Bursaspor'un kaybetme gibi bir lüksü yoktu. Antalya karşısında 3 puanı alıp yoluna devam eden Bursa, Gençlerbirliği beraberliği ile çok büyük bir avantaj kaybediyordu. İlk yarıda sahasında mağlup olduğu Ankara temsilcisi karşısında saç baş yolduran yeşil-beyazlılar sayısız pozisyonu cömertçe harcayınca altın değerindeki 2 puanı başkentte bırakıp, şampiyonluk yolunda yara alıyordu. Artık ateşten gömlek giyilmişti. Takipçileriyle puan farkı kapanmış ve Timsahlar, Fenerbahçe'nin nefesini ensesinde hissetmeye başlamıştı. Zor günler bekliyordu Bursaspor'u... Hatta "Bu iş bitti" diyenler bile oldu. Ve Bursa yine herkesi yanılttı. Motivasyonunu hiç kaybetmeyen Sağlam ve oyuncuları, Gaziantep galibiyetiyle taraftarının gönlünü almayı başarıyordu. Ama rakip de kazanmıştı. Zor günlerin beklediği Bursaspor, bıçak sırtı bir 90 dakika olan Galatasaray karşılaşması için İstanbul'un yolunu tuttu.TUNA ÇAM

    * * *

    Yine 3 atacaksınız!
    Sezona başlarken Bursaspor'da yöneticisinden futbolcusuna, teknik adamından taraftarına herkesin tek bir hedefi vardı, o da Avrupa kupalarına katılmak. Bir bakıma ilk 4 içinde yer almak yeterli görülüyordu. Ta ki 22. haftada Şükrü Saracoğlu'nda oynanan Fenerbahçe maçına kadar. Bursaspor'un 3-2 kazandığı karşılaşma sonrası, şampiyonluk söylemleri gündeme gelmeye başladı. Bu kadar önemli bir karşılaşmaydı Fenerbahçe maçı... Nitekim Ertuğrul Sağlam, Fenerbahçe maçını kritik eşik olarak görüyor, 3 puan istiyordu. Ancak ilk yarı sonunda Timsahlar soyunma odasına 2-1 geride gidiyordu. Ozan İpek o maçın devre arasında yaşananları şöyle anlatıyordu: "Ertuğrul hocayı hiç bu kadar sinirli görmemiştik. Adeta yüzünden ateşler çıkıyordu." Soyunma odasında esip gürleyen Sağlam şunları söyledi. "Siz bu takıma 10 gün önce kupada 3 gol attınız. Bunu yapabilecek kaliteniz var. O halde şimdi neden yapmayalım." Önce inancı aşıladı, sonra da planı koydu ortaya. 70. dakikadan sonra bu maçı lehimize çevireceğiz. Fenerbahçe, Lille maçının ağırlığını hissedecek" dedi. Kafasında vurucu hamleyi de hazırlamıştı. 73. dakikada İglesisas'ı oyuna soktu ve Bursaspor kontrolü eline aldı. Sahneye 2 gol atan Ozan İpek çıktı ve Fenerbahçe tarihine geçen bir yenilgi yaşadı. Çünkü lig tarihinde Fenerbahçe kendi sahasında 2-0 öne geçtiği hiçbir maçı kaybetmemişti. Fener sınavı, soyunma odasında, "Şampiyon Bursaspor" tezahüratlarının yapıldığı ilk maç oldu.


    Milan ve Harry Kewell hayranı
    Bursaspor'un şampiyonluğunda başrolü oynayanlardan Ozan İpek, 2 gol attığı Fenerbahçe maçını unutamadığı söylüyor. Genç futbolcu, hayalle gerçek arasında ince bir çizginin olduğunu vurgularken, yaşadığı en güzel olayı şöyle anlatıyor. "Ankaragücü de beni istedi.
    Ertuğrul hocam ısrar edince Bursa'ya geldim. İyi ki gelmişim, burada şampiyonluk yaşadım. Şampiyonluk kadar önemli bir olay daha var. Ben küçüklüğümden beri Kewell'ı örnek alıyordum. Allah bana onunla karşılıklı oynamayı nasip etti. Bursa'da sahaya çıktığımda bir süre dondum kaldım. Hayallerimin oyuncusu Kewell'la rakip olmuştum." Ozan İpek'ten, Beşiktaş maçı sonrası yaşadığı ilginç olayı dinliyoruz: "Ergiç soyunma odasının bir kenarına geçmiş, şaşkın ifade ile bana bakıyor ve durmadan aynı sözleri tekrarlıyordu; 'Biz şimdi şampiyonuz?' Bu arada fanatik bir Milan taraftarı olan Ozan'ın yeni hedefinin Milan'a karşı forma giymek olduğunu vurgulayalım. HALDUN DOMAÇ

    * * *

    Susmayı sevmek
    Bursaspor... Yeşil-beyaz rüyası İstanbul'un kıyısındaki anti Bizansçılar'ın. Abartıyor olabilir miyim? Peki bir taraftar topluluğunun sadece "maç galibiyeti ve şampiyon olduk" diye bu kadar hacimli bir 'literatür' geliştirmeleri mümkün mü? Sadece futbol topunun ağlarla kucaklaşması kadar ve gibi anlatılabilir mi Bursalı'nın halleri? Bir kendini ifade etme, anlatma, kanıtlama gösterme biçiminin durumundan söz edebilir miyiz? Geçen yıllarda Sivasspor ve Eskişehirspor'u görmüştük. Evveliyatı Karadeniz takımlarının tümünü, güneyde Adana, Ege'de İzmiraah İzmir- hatta doğuda Erzurum'u... Teker teker maziye gömüldü her biri. 'Kırmızı-beyaz'dı, 'siyah-beyaz'dı, 'mavi-beyaz'dı, 'kırmızı-mavi'ydi...

    Kentler, kasabalar yürüdü
    Kentti, kasabaydı, mahalleydi, toprak sahalardı... Bütün evveliyatı ve geleceğiyle bunları taşıyordu Bursaspor bence bu sene. Dedim ya benimkisi hissiyat. Abartıyor olabilirim. Bursaspor bin yıllık bir çınar ağacının gölgesi gibi şimdi. Bir postta oturmuş bir ak sakallı ihtiyarın anlattığı gibi şimdi yeşilbeyazlı yol öyküsü... O nedenle bu yolun zorluklarını taşıyamayacağını, bu ligin ağırlığını kaldıramayacağını söyleyenler başka türlü bir yükü omuzladığını görmezden geldiler Ertuğrul Sağlam'ın...
    Ertuğrul Sağlam olabilir mi o posttaki? Biraz. Ya da belki. Bakın bir sahne size.
    Yenilgiyle bitirdikleri bir maçın 'anlarında!' Ertuğrul Sağlam konuşmuştu: 'Biz şimdilik susuyoruz!' Etrafındaki çalışma arkadaşlarının tümü önce gerildiler: 'Hayır çıkıp konuşmalısın hoca! Bize yapılan haksızlıkları anlatmalısın! Çektiğimiz acılar malumu olmalı herkesin. Bize bunları yapanları tanımalı insanlar!' Söz gümüşse sükut altındı! Daha değerli olanı tercih ettiler, 'Son sözü hep haklılar söylerdi çünkü!' Böyle düşündüler bilgece susup.

    Kimseye etmem şikayet
    Makamı Nihusü Curcuna'dır bu şarkının. Ben şöyle dedim Ertuğrul'un Sağlam hallerine bakarak: 'Şikayetsiz ölürüz/bilirsek!' Genç teknik adam, şunu çok iyi biliyordu, bilinenlerin hepsinin ötesinde: 'O kadar yanlış ki karşımızdakiler en büyük falsoyu hiç beklemedikleri anda verecekler!' Son olanlar da zaten onu doğruluyordu. Hayat, Bursaspor'u zirveye taşıyordu... HAKAN DİLEK










    Yükleniyor
    BİZE ULAŞIN