Web Sürümüne Geç

"G.Saray'ın çehresi değişir"

Çarşamba 01.09.2010 14:09

Sabah Gazetesi spor yazarı Rıdvan Dilmen, bugünkü yazısında son dakika transferleriyle, takımların son durumları hakkında çarpıcı tespitlerde bulundu...

İşte Rıdvan Dilmen'in bugünkü yazısı:

Misimovic ve Insua transferleriyle alternatifli bir kadro oluşturuldu. Ama her şeyden önemlisi Rijkaard da artık 4-3-3'ten vazgeçip, 4-2-3-1'e dönecektir.

Galatasaray için Eskişehirspor maçı çok kritik bir maçtı. Zaten ummadığı şekilde Avrupa kupalarından elendi. Ligde de ikide sıfır yaptı. Bu maç ne Rijkaard'ın maçı, ne taktik maçıydı. Oyuncuların en üst düzeyde konsantre olup kendi geleceklerini de tayin edeceği bir maçtı. Zaten dolu dolu da iyi oynamadılar.

Ama gol sevinçlerinde gördüğümüz gibi müthiş konsantrasyon içerisindeydiler. Oyunun sonuna kadar hiç mücadeleyi bırakmadılar. Kaldı ki Eskişehir takımı bu ligin diri takımlarından ve zor deplasmanlarından biri.

Maçın hemen başında gelen skor avantajı, hemen akabinde de 2-3 tane son paslardaki hatalardan kaça pozisyon takımı nefeslendirecekken, ilk yarının sonuna doğru yedikleri gol, Eskişehir'i de oyuna ortak etti. İlk yarıda Eskişehir daha iyi oynarken, ikinci yarının başında konsantrasyon ve mücadeleye iyi oyunu da ekledi Galatasaray.

Rijkaard bu devre başında sağa Aydın'ı koyup Elano'yu çıkardı ve Barış'ı orta sahaya çekti. Daha fazla kanatlara gitme şansı oldu takımın. Dönen topları da almaya çalıştılar. Tek tehlike kontra tehlikesiydi. O da Batuhan ağır oyuncu olduğu için ve hazır da olmadığı için ne top kalabildi Galatasaray yarı alanında ne de Eskişehir kontra yapabildi.

Bu da Galatasaray'ın hakimiyetiyle geçmesini sağladı oyunun. Sonuçta 3-1 gibi net bir skorla kazanmak takımı nefeslendirdi. Şimdi Misimovic ve Insua'yı alılar. Çağlar hazır olmasa da bol alternatifli bir savunma kurgusu oluştu.

TAKTİK DEĞİŞİKLİĞE GİDECEK
Ama her şeyden önemlisi Rijkaard artık taktik değişikliğe gidecektir. 4-3-3'ü Misimovic'le zor oynarsın. Çok büyük ihtimalle 4-2-3-1'e dönüp iki orta sahanın önünde Kewell- Arda-Misimovic üçlüsünü kullanacak. En uçta da Baros'u.

Eğer problem olursa bazı oyuncularda Elano'yu da kullanabilir o bölgede. Kewell'ın da çabuk düzelmesiyle, çok iyi bir kadro oluşturuldu. Ben Galatasaray'ın önünün açık olduğunu düşünüyorum.


Kimsenin yapamadığını Aykut Kocaman yapıyor
Fenerbahçe sezon başından beri değişim içerisinde. Deivid, Kazım, Güiza, Önder, Vederson, Deniz, Ali Bilgin gibi oyuncularla yollar ayrıldı veya ayrılmak üzere. Trabzon maçı hariç taktik değişim olmasa da bu ciddi bir durum.

Biraz daha süratli oyuncular tercih ediliyor, hızlı oynamak için. Alınan oyuncular da topla veya topsuz hızlı oyuncular. Hatta altyapıdan gelen Okan da hızlı bir oyuncu. Aykut Kocamanın iki kelimesi önemli. Merkez, yani orta saha ve hız. İşte bunları bir anda değiştirmek çok kolay olmuyor.

MİLLİ ARA RAHATLATIR
Saha dışı ve saha içini değiştirirken skorların da iyi olması bekleniyor. Ama skorlar iyi gitmedi. Fakat Aykut Kocaman ve bu anlayışa tam destek veren yönetim üzülse de yoluna devam ediyor.

Dört hafta içerisinde çok yoğun maç trafiği oldu. Bu da oyuncularda yorgunluk sıkıntısına yol açtı. Zaten sezon başını çok sağlıklı geçirmeyen Gökhan Gönül, Özer, Lugano, Mehmet Topuz, Emre Belözoğlu gibi oyuncular için de milli takım arası olumlu olacaktır.

Sezon başı çok eleştirilen Fenerbahçe ve Galatasaray'ın eylül ortasından sonra, özellikle havalar serinleyince, tamamen değişeceğini düşünüyorum. Galatasaray kadro olarak zaten iyiye doğru gidiyor. Fenerbahçe de hızını artıracaktır.

PAOK maçında tribündeydim. Ikinci yarının ortalarında sağdan Gökhan Gönül hücuma çıkmıştı. Rakip yarı alan çizgisindeydi. Aykut Hoca orayla ilgilenmedi, savunma oyuncularına "Orta sahaya kadar çıkın" diye talimat veriyordu. Sebebi savunmayla Niang arasındaki mesafeyi kısaltmak. Hem hücumda ve hem savunmada kısaltmak.

Niang hakikaten çok önemli bir transfer. Attığı kafa golünden çok ayak içiyle vurduğu plaseyi çok beğendim. Özellikle de golleri 10 gün içerisinde oynadığı dördüncü maçın son bölümünde attığı için beğendim.

Kaleci Mert Günok gösterdiği özveriyle iki maç sırıtmadı. Gelecek için ümit verdi. Üzerine kaleci Serkan da alındı. O da artık tecrübe kazandı. Skorla felsefeyi birlikte götürememesine rağmen, en azından uzun yıllardır kimsenin yapmadığı bir şeyler yapıyor Aykut Kocaman. Bu da gözle görülüyor. Ve semeresini de alacaktır uzun vadede.

Beşiktaş'ın Avrupa Kupaları'nda devam etmesi, yani üç kulvarda da iddiasının bulunması, geniş kadro göz önüne alındığında büyük avantaj. Belli oyuncularla değil, birçok oyuncuyla oynamak, sadece taktiksel ve fiziksel rotasyon anlamında değil, hem maç kondisyonu hem de oyuncuların küsmemeleri açısından önemli. Teknik direktör, bu oyuncuları kadroda düşündüğünü rotasyon yaparak gösterir. Bu da ciddi bir avantajdır.

Örneğini zaten Karabük'te gördük. Helsinki'den gelip, farklı bir kadroyla, hatta 5 yabancıyı kullanarak bol pozisyonlu bir maç oynadılar. İlk yarının tamamında Karabük'ün baskısı ve beş pozisyonu var. Beşiktaş'ın çok pozisyon vermesi düşündürücü ama kötü oynarken iki gol bulması (2. gol faul) avantaj oldu. Devre arası, teknik adamların oyuncularıyla son görüştüğü yerdir. Schuster ikinci yarı biraz daha ayağa oynamalarını istedi oyuncularından. Karşılığını da aldı. Özellikle fark ikiye çıktıktan sonra Beşiktaş rahat bir galibiyet elde etti. Skor olarak ama...

ERNST&NECİP BİRLİKTEYDİ AMA...
Schuster'in maç sonu açıklamasında söylediği "Takım savunmasında problem var" sözlerini ağzından ilk kez duydum. Kaldı ki Plzen maçından sonra verdiği demeçte "Böyle bir problem yaşamayız" diyordu. Neciple Ernst birlikte oynamasına rağmen verildi pozisyonlar. Sebebi de arkalı önlü kaldılar maç boyunca Ernst ve Necip. Her iki beke de rakip ataklarda yardımcı olmaları gerekirdi kayarak. Aynı stoperlerin beklerin arkasına kayması gibi. Zaten öndeki oyuncular hiç savunma yapmıyorlar. Beşiktaş bu sene çok gol atar, geçen yıldan en az 10 gol fazla yer. Ama zevk verir.
Yükleniyor
BİZE ULAŞIN