Web Sürümüne Geç

Saatli Tekke Takvimi

Pazartesi 26.01.2010

Saatlerimizi ayarlayıp, hocayı ve takımı rahat bırakalım Önce şubat başı, sonra mayıs sonuna kadar 'sessizluk!'

Ara transfer takviminin yaprakları tükenirken Trabzonspor'da hâlâ Tekke tartışması sürüyor. Yönetimin Fatih'i geri almaya niyeti olmadığını bilen de bilmeyen de bir şey yapmaya çalışıyor, adına da "baskı" deniyor. Yanal gidip, futbolcu ile sıcak ilişki kuran bir hoca da gelmeyince kolej takımı havasının bozulacağını bildiğimizden, sezon başı Fatih'in kişiliği konusunda ciddi tereddütler olsa da, lider oyuncu ve garanti golcü olarak gelmesinden yanaydık. Heba edilen bir sezonun yarısında gelmesinin ise yararı olmayacağını düşünüyorum. Trabzonspor artık ileri bakmak zorunda.

TEO İLE İŞİ KURTARMA
Yönetim mi haklı yoksa Fatih mi, beni hiç ilgilendirmiyor. En kuvvetli ihtimal iki tarafın da samimi olmadığı. Taraftar baskısı başkanı zorluyor, 61. dakika şovundan çok daha erkene ayarlı saatli bomba gibi "Tekke" tezahüratları kulağını tırmalıyordu ama yönetim içinde Fatih'i kesinlikle istemeyenler vardı; bir kısım taraftar da onları çıkıp bunun nedenlerini erkekçe söylememekle eleştiriyordu. Elbette ki o isimler çok iyi Trabzonsporlu ve belki çok da haklıydılar, lâkin "Neden?" sorusuna nedense yanıt vermek istemediler. O üyeler sanki Fatih'in eninde sonunda sinirine hâkim olamayıp basın toplantısındaki hale düşmesini, erkekliğin kralını sergileyeyim derken kamuoyu sempatisini yitirmesini bekliyorlardı. Onun yerine, gelmiş geçmiş en sempatik yabancı ve golcü Gürcü Şota'nın önerisiyle aldıkları Teofilo ile durumu kurtarma yoluna gitmişlerdi.

DÜNYANIN MERKEZİ...
Trabzonspor Fatih'i saat markası isimli Rus takımına verirken 7.5 milyon euro kazanmıştı. Aslında, 1925'te Leningrad metal işçilerince kurulan takımın adı o zamanki devlet başkanına ithaf edilerek Stalinets konmuştu. Kimilerine göre din düşmanı, bazılarına göre de yahudileri yöneten Hıristiyan gibi görülen ve Demir Yumruk olarak da bilinen Stalin aslında Rus değildi; Ortodoks bir Gürcü ailesinin Joseb Dzhugashvili adlı çocuğuydu. Tekke'nin takımının Zenit ismine geçiş yılı 1940. Neden bu ismin seçildiğini bilmiyoruz ama Zenit veya Zenith bir Hıristiyan inanışına göre Hz. İsa'nın doğum gününde güneşin en yüksek noktasından dünyayı O'nun gözünden görebilmeyi ifade ediyor. Dünyanın merkezi gibi de bir anlamı var. Trabzonlu'ya göre dünyanın merkezi Trabzon. Uzak diye transferden vazgeçen yabancılara "Asıl senin memleketin uzak" denir bizim orada, ilk bakışta davacı olduğu adam için hakime "O beni tanımıyorsa ben onu hiç tanımıyorum" diyen Temel fıkrası gibi gelse de. Nasıl ki dünyanın merkezini Trabzon kabul ediyorsak, o kadar eminiz ki, top da dünya kadar yuvarlak ve geçerli olan hakemin saati! TFF'nin saat sponsoru yok piyasada ama hakem saati diye ayrı bir kategori var. 2006 Avrupa Şampiyonası'nın saat sponsoru Casio, EURO 2008'inki ise Hublot idi meselâ. 2009'un en iyi markası seçilen IWC, ilk pilot saatini yapan Cartier veya 1865 tevellüt Zenit gibi eski değil, 1980'de kurulmuş Hublot için büyük başarıydı bu. 1967'de kurulan Trabzonspor da bir tür Hublot öyküsüne sahipti. 1900'lerin başında kurulmuş asırlık rakipleri arasından sıyrılıp, sadece 7 yıl sonra Milli Lig Şampiyonu unvanına ulaşmak müthiş bir başarıydı. Toplam 6 şampiyonluk kazanan Trabzonspor'un Özal'ın dönüşüm döneminden sonra şampiyonluğu yok. Özal'ın abisi 6 kez gidip 7 kere gelen Demirel, son şampiyonluktan ve o yaştan sonra bile 49. Başbakan ve 9. Cumhurbaşkanı olabilirken, henüz olgunluk dönemindeki Trabzonspor şampiyonluksuz çeyrek asır boyunca birkaç Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı Kupası ile yetindi.

PATLAMA VE KARMAŞA
Demirel'in "Bu yaşta kafam Zenith saat gibi çalışıyor" sözü ile 1951'deki kuruluşundan beri en büyük çıkışı yakalayan, Tekke'nin kendisi kadar Trabzonsporlu bulmadığı Ünal Karaman'ın hemşerisi saat distirbütörünün en pahalı Zenith saati 6 bin dolar, ciro hedefi ise 15 trilyon. Öyle büyük para falan sanmayın; arada bir zirveyi zorlayan ve hiç değilse Avrupa bileti kapan Trabzonspor'un yıllık yayın gelirinden küçük bir rakam bu. Yaklaşık, Fatih Tekke'yi Zenit'e verirken gelen ya da o ayarda bir oyuncuya 5 yıllık mukavele için önerilen para kadar. Ne para ama değil mi? Bu para ile Hublot'nun dünyanın en pahalı 3. saati Big Bang Chronograph'tan tam 10 tane alabiliriz! Anlamı da Büyük Patlama Zaman Ölçeri. Listede, Trabzonspor gibi 6. sırada olan saatin adı ise Grande Complication. Yani "Büyük Karmaşa"

YUVAYI DİŞİ KUŞ YAPAR
Futbolda uluslararası istatistik tutan IFFHS'nin açıkladığı 2009 listesinde Galatasaray 10. sırada. On yıl öncesine kadar bu kulübümüzle birlikte ilk 100'de yer alan diğer temsilcimiz Trabzonspor ise 267. sıraya kadar gerilemiş. Beklenen büyük patlama yerine bugünkü büyük karmaşayı yaratmak için onlarca yönetim yüz milyonlarca dolar para harcamış, kadınların erkekler gibi kocaman saatler takmaya, erkeklerin de giderek kadın gibi davranmaya başladığı bu geçen sürede. Para, erkek, kadın dedik de. TFF, 321 milyon dolarlık yıllık gelire seviniyor ya. Bu tarz yöneticiler ve yönetimleri baskı altına alan taraftarlar olduktan sonra rakamın büyüklüğü hikâye bize. Biraz aklı başında bir kadın vatandaşımızın bu kadar para için güvenilirliği ortalama 4 erkek futbol yöneticisinden fazladır benim gözümde. Yuvayı dişi kuş yapıyor, kulübü erkek batırıyor bu ülkede.

ARTIK SESSİZLUK...
Sonuçta… Fatih mi doğru söylüyor, Trabzonspor yönetimi mi? Koca kurum ile bir sporcusunun güvenilirlik derecesi arasında ayrım yapmak gereksiz. İki tarafın da söylediği doğrular vardır mutlaka. Hem, durmuş saat bile günde iki kez doğruyu göstermiyor mu? Artık ne hangisinin doğru söylediği önemli ne de Tekke'nin saha sonuçlarına muhtemel katkısı. En güzelini, Trabzonspor'un Zenit'i Şenol Güneş söylemiş yine "Onlar beni tanımıyorsa ben onları hiç tanımıyorum" pozisyonuna giren öğrencisi için: "Susarak da katkı yapmak mümkün." O zaman… Takvimi göz önünden kaldırıp saatlerimizi ayarlayalım, hocayı ve takımı rahat bırakalım. Evvela şubat başı, sonra mayıs sonuna kadar: Sessuzluk…
Yükleniyor
BİZE ULAŞIN