Web Sürümüne Geç

    "Kötülükler, yanlışlıklar geride kaldı"

    08 Eylül 2011, Perşembe

    Trabzonspor Teknik Direktörü Şenol Güneş, kötülüklerin, yanlışlıkların, gerilimlerin geride kaldığı, güzelliklerin, sevgi, saygı hoşgörünün olduğu bir yarış istediğini söyledi.

    Güneş, Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri'nde düzenlediği basın toplantısında, zaman zaman kendi ağzımızdan, kendisine ait olmayan düşüncelerle kamuoyunun etkilendiğini gördüğünü belirterek, ''Diliyorum ki; iyi başlasın, iyi bitsin. Kötülüklerin, yanlışlıkların gerilimlerin geride kaldığı, güzelliklerin, sevgi, saygı hoşgörünün olduğu bir yarış istiyorum'' dedi.

    Trabzonspor'un 31 oyuncusu olduğunu, bu oyuncuların ikisinin sakatlıklarının uzun süreceği için şu aşamada yarışa 29 oyuncu ile katılacaklarını dile getiren Güneş, ''Yeni gelen takımlar oldu ligimize, Samsun, Ordu, Mersin. Eskiden bilikte olduğumuz takımlar yine geldi, onlara hoşgeldin diyor, başarılar diliyorum'' diye konuştu.

    Beşiktaş ve Trabzonspor'un Avrupa yarışında devam ettiğini ifade eden Güneş, şunları söyledi:

    ''Hem biz, hem onlar için yeni başarılar olmasını arzu ediyorum. Tartışmaya çok açık olmasına rağmen bizim gündemimizde olmayan, bilgimizin alınmadığı ama uygulanmaya konulan play-off sistemi ile lige başlayacağız.

    Şampiyonlar Ligi'nde başarılı olmak istiyoruz. Fair-play içinde oynamak, ülkemizi iyi tanıtmak istiyoruz. Sportif başarıyı kovalayacağız. Herkesten destek, sevgi, saygı bekliyoruz. Spor Toto Süper Lig'de, Ziraat Türkiye Kupası'nda başarılı bir sonuç almak için olağanüstü gayret edeceğiz. Yepyeni lige, yepyeni yarışa gireceğiz. Uyum dönemi geçirecek bir dönem olacak. Üç kulvarda farklılıkları, uygulamaları farklı olan yarış olacak. Milli takıma bu dönemde oyuncular vereceğiz. Bizim şu anda elimizdeki kadromuz değişkenliği olan bir takım. 4 kaleci, sakatlıklarla beraber yarış için eksik sayılabilir.''

    ''FAİR-PLAY İÇİNDE HAREKET ETMEMİZ GEREKİYOR''
    Seyirci ve taraftarın yeni dönemde çok daha dikkatli ve sorumlu olmasını beklediğini dile getiren Güneş, ''Bu sadece Trabzonspor taraftarı için değil, tüm futbolseverler için olması gerekiyor. Fazla mesafe almadık. Futbola ilgi var ama sevgi, saygı, hoşgörüyü ön plana çıkarmamız gerekiyor.

    Kazanmak, kaybetmekten çok fair-play içinde hareket etmemiz gerekiyor. Sahamızda olumsuzluk yaparak, oyuncularımızı yuhalamak, onlara küfretmek yerine iki takımı alkışlamak gerekiyor. Hak eden daha fazla alkışlanmalı ama maçı kaybedenin de alkışlanması gerekiyor, çünkü emek veriyor. O emeğe saygı gösterilmeli. Kaybeden oyuncular o alkışları hak etmek için daha fazla gayret edecektir'' dedi.

    Güneş, Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri'nde düzenlediği basın toplantısında, futbolda şike soruşturmasına ilişkin yaşanan süreçle ilgili ''kimse oh demesin'' diyerek, ''Bu rahatsızlıkta herkes payını alacaktır. Hiç ilgisi olmayan kişi de alacaktır, çocuklarımız da alacaktır. Belki bugün baktığımızda en az kaybı bizler yapıyoruz, işin içinde olanlar. Çocuklar, bilmeden onları zehirliyoruz. Gelecek nesildeki insan tiplemesi, hayata bakışını etkileyecektir. Çalmanın, çırpmanın, suçun benimsenmediği bir hayat istiyorlar. Eşitlik, adalet, sevgi, düzgün bir hayat istiyorlar. Çalışırken rahatlık, güven istiyorlar. Şüphe görmek istemiyorlar. Onlara o zemini hazırlaması gereken bizleriz'' ifadelerini kullandı.

    Futbolun bu kadar sevildiği bir ortamda çocuklara bu doğruları vermeleri gerektiğini söyleyen Güneş, şöyle devam etti:

    ''En çok onlar etkileneceği için mevcut durumdan herkes rahatsız olmuştur, olacaktır. Birlikte suçun karşısına geçmemiz gerekiyor. Suçu yanımıza alırsak bunu asla düzeltemeyiz. Suçun bir cezası olmalı, kim olursa olsun. Bilmeden yapılan hatalar hoşgörü olabilir, onu düzeltme için şans verilmeli ama suç yapılıp da onun karşısında çözüm aramak adına suçu örtbas edersek, öteleme yaparsak yeni suçlar gelecektir. Hasta olmak istemiyorsak önce o mikropları öldürmemiz gerekiyor. Aksi halde vücudu saran yara kanser haline dönüştükten sonra çözümü zorlaşır. Şimdiki durum görüyorum ki, herkes el atmaya başladı. Keşke daha önceden atılsaydı. En küçük yanlışlar düzeltilebilseydi. Şu aşamada bizden çok polis savcının işi, onlara saygı göstereceğiz ve kararlarını bekleyeceğiz. Suç varsa ceza olmalı değilse, herkesi sahiplenmeliyiz.''

    Güneş, kanunları değiştirmek yerine, insanın kendisini değiştirmesinin daha önemli olduğunu vurgulayarak, ''Komünizm rejimiyle yönetilen bir ülkede demokrasiye geçtiğinizde eğer aynı kişilerle demokratik anlayışı yerleştirirseniz hiçbir şeyin değişmediğini göreceksiniz. O halde düşüncelerin değişimi kanunların değişimden çok daha önemli. Türkiye hepimizin, birlikte yaşamayı da öğrenmek durumundayız' diye konuştu.

    Herkesin kendi işini yaptığı bir ligi istediğini söyleyen Güneş, ''Maalesef bu konuda sıkıntımız var. Yönetici yönetici gibi, oyuncu oyuncu gibi, medya medya gibi, teknik direktör teknik direktör gibi, taraftarın taraftar olduğu bir iş anlayışı geliştirmek gerekiyor. Bazen toplantıya geldiğimizde bize konuşacak bir şey yok. Konuşacağımız ya yönetici arkadaşlarımızın tersi veya teyidi olacak. Herkes kendi birimi içinde kalmalı. Maç sonrası konuşacak kişiler oyuncular, hakemler, antrenör olmalı. Sahada işi yapan onlar. Kamuoyunda sıkıntı oluşuyor aksi halde. Tüm birimler kendini yeniden gözden geçirmeli'' dedi.

    ''ADİL, EŞİT OLUNMALI'

    Güneş, şüphelerin yok edilmesi, güven duygusunun arttırılması gerektiğini belirterek, ''Sahada antrenör olarak ben hata yapıyorsam düzeltmeliyim ama denemek durumundayım. Oyuncu da iyi futbol oynamak için kendini zorlamalı. Daha özgür bir ortamda oynamalı. Futbolu oyun olarak görmeliyiz. Düzensizlikler, haksızlıklar giderilmeli, adil ve eşit olmalı, dik durmalıyız, düşüncelerimizin arkasında durabilmeliyiz. Bu konuda cesur olmak gerekiyor. Başkalarının baskılarıyla düşüncelerimizden vazgeçip yeni bir sahaya girmek doğru değil. Sevgi saygının, özgür ortam olduğu ortam istiyorum. Özellikle özgür ortama oyuncuların yaratıcılığı için buna ihtiyaç var. Sürekli baskı altında olan oyuncunun üretim, gelişim yapacağını düşünmüyorum. Birimler arası ilişkiler çok önemli. Şu anda kısmen yapılmaya başlanan odur. Aykırılıklar değil, farklılıklar olmalı'' dedi.

    Futbolun sahiplerinin devreye girmesi gerektiğini söyleyen Güneş, ''Bu konuda yine adımlar atıldığını düşünüyorum. Bu da kimdir, sahada işini yapanlardır. Futbol hep kazanmalı, biz etrafında olmalıyız. Futbol insanları bir araya getirmek için büyük sebep olmalı. Sivil toplum örgütleri, hakem derneklerinin gücü yok, o bakımdan en güçlü birim Kulüpler Birliği'dir. Kulüpler olmasa da taban birliklerinin olma şansı azalabilir. Ancak taban birliklerinin de sesi çıkmalıdır. Antrenör, oyuncular, hakemler kendi içinde değerlerini iyi korumalı, haksızlık olduğunda İspanya, İtalya'da gördüğümüz gibi yaptırım hakkını kullanmalı. Mutlaka kendi içinde denetim yapmalıdır'' ifadesini kullandı.

    Fair Play hareketlerin önemli olduğunu söyleyen Güneş, şiddet ve saha dışı olayların futbolu olumsuz etkileyeceğini kaydetti.

    ''HEP HESAP GÖREREK SONUÇ ALAMAYIZ''

    Güneş, bir gazetecinin, ''lig yeniden başlıyor sancılı olacak mı yoksa temiz bir lig mi başlıyor'' sorusu üzerine, ''Sancılardan kısmen bahsettim. Olmuşları artık önümüze koyarsak gelecekle ilgili plan yapma şansımız olmaz. Ama yanlışlardan ders almalıyız. Tarih boyunca savaşlar oluyor. Bunların olmaması için gayret göstermeyeceksek savaşlar olacaktır. Bu savaşların kazananı olmaz. Futbolda da aynı hadiseler, çirkinlikler yanlışlıklar haksızlıklar, şikedir, başka konudur adına ne koyarsanız koyun insanın zaafları vardır. Bu zaafları yapanlar, buna zarar verebiliyorlar. Bunları konuşarak kazanamayız. Hep hesap görerek sonuç alamayız. Bu hesaplar kapanmalı ama ders alarak kapanmalı. Biz olumsuzluklar üzerine, değil olumluluk üzerine hayatımızı inşa etmeliyiz. Bundan sonra sahaya geldiğimizde ölmeye ölmeye geldik, vur, kır parçala sloganları olacaksa hiçbir şey değişmez. Kazananın, kaybedenin ne zaman olacağını bilemezsiniz, zaman gösterir. Bugün kazanırken yarın kaybetmiş olabilirsiniz. Bundan sonra huzurlu bir ortam, Fair Play içinde güzel bir oyun, dostuluk, barış içinde bir ortama getirmek, çocuklara da o futbolu sevdirmek, sosyal hayatta insana güven duygusu aşılamak gerekiyor.''

    ''PLAY-OFF SİSTEMİNE KARŞIYIM''
    Play-off sistemi konusunda kendilerine bir şey sorulmadığını ifade eden Güneş, şunları söyledi:

    ''Yanlışlar yapıyoruz, ben de yapıyorum. Kurumları insanlar yönetiyor, hatalar yapılıyor. Düzelmesi için fikirlerimizi açık söylememiz lazım. Düzeltilsin diye söylüyoruz. Dolayısıyla bize sorulmadı diye yanlış yapıldığını söyleyebilirim. Ama her şeye karşı olmak her şeyi yıkmak değildir. Birlikte yaşarken fikirlerin birleşeceği ortam önemli. Ben play-off sistemini ne için yapıldı bilmiyorum. Yanlıştır ama bitmiştir, karar verilmiştir. Şimdi nasıl düzeltir, değiştirilir onu konuşmak gerekir. Kendi içimizde birleşemezsek dünyayla nasıl bütünleşebiliriz. Şu anda Trabzon için söylüyorum Türkiye'yi temsil ediyoruz, sorumluluklarımız var. Biz hoşgörüyü bilmeliyiz. Gelecek fikirlerden nasıl kavga yerine barış adımı atarız diye çalışmamız gerekiyor. Play-off sistemine kesinlikle karşıyım ama sistemin ne olduğunu bilmediğim için yorum da yapamıyorum. Ama şimdi konuşacağız, konuşmak için adım atacağız.''

    Güneş, kulüp başkanlarının kanunun değişmesi için siyasi partilerin ziyaret etmesine ilişkin olarak ise ''Kanunla ilgili hiç bilgim yok. Nasıl çıkar, nasıl yapılır ama uygulamayla ilgili şunu söyleyeyim. Bir birey, insan, antrenör olarak şunu söyleyeyim. Eğer daha iyi, huzurlu bir ortam sağlanacaksa kanun çıkıyorsa herkesin 'evet' demesi gerekiyor. Ama suçu örtmek için yapılıyorsa kesinlikle 'hayır' derim. Kanunları değiştirerek de düzeni, huzuru bulamayabilirsiniz. Son dönemlerde hep hukukçular konuştu, buna çok üzüldüm. Bir ara magazinciler konuştu, çıktı gittiler. Futbol öyle bir olay ki, herkesin konuşup sonra çıktığı olay. Futbol bilim değil, kanun da değil, oyundur. Kanundan, bilimden faydalanır'' diye konuştu.

    Birinde şahit olmak üzere iki defa mahkemeye gittiğini ifade eden Güneş, ''Şaşırdım, korkuyorum benimle ilgisi yok ama titriyorum. Büyük bir olay da değil. Çocuklarımız polisten korkuyordu. Bazı şeylerin yıkılması lazım. Bütün bunlar insanların mutlu olması için yapılıyor. Polisler de kanunlarda bunlar için görev yapıyor. Biz de bakın eğer para kazanmak için kanun değiştiriliyorsa ben ona karşıyım. Ama huzur için, futbolun gelişmesi için kanun değiştiriliyorsa ona evet diyorum'' dedi.

    ''TRABZONSPOR'U ŞAMPİYON OLARAK GÖRÜYORUM''
    ''Biz kupa almadık ama kendimizi zaten şampiyon olarak görüyoruz'' diyen Güneş, şunları söyledi:

    ''Şampiyonluk sadece sonuçsal bir değer değildir. Oynadığınız futbol, bıraktığınız izler de önemlidir. Bazen 82 puan topluyorsunuz ama çöpe atılıyor, sonuç gelmiyor. Başarı ölçüsü neye göre. Futbol açısından bakarsak Trabzonspor'u şampiyon olarak görüyorum. Kupa alınır alınmaz. Hukuki tarafını konuşmuyorum. Fenerbahçe antrenörü futbolcusu da emek verdi, saygı duyuyorum. Bizim Fenerbahçe ile hiçbir sorumuz yok. Kimseyle yok. Biz kendi işimizi yapıyoruz. Onun dışında gelişen şartlarda bazı kararlar alınıyor. 'O kararlar çıktığında sizi ikincilikten birinciliğe alıyor' diyorlar.

    Orada olmazsak başka birini alacaklar. O yüzden bizden niye rahatsız oluyor başkaları. Bizimle ilgili bir şey yok. Bizim bir gayretimiz de yok. Böyle baktığımızda son anda bu olaylar oldu. Eğer bu olaylar doğruysa, polis, savcıların işi doğruysa o zaman bize haksızlık yapıldı, en büyük mağdur zaten biziz. Ben bunu kullanmıyorum demeyerek kimseyi üzmek istemezsek, kendimi üzüp de niye kasacağım. Ben işimi doğru yaptım. Son ana kadar benim birçok oyuncum gitti. ''

    Güneş, Şampiyonlar Ligi heyecanını ilk kez yaşayacaklarını belirterek, ''Uzun zaman sonra böyle bir heyecana giriyoruz. Ama şehrin heyecanı ve davranışı yeterli değil. Şampiyonlar Ligi'nin ne olduğunu anlayamadık. Daha coşkulu olmak lazım. Gruba baktığımızda 4 takım içinde birinci de sonuncu da olabiliriz. Her şeyi bekliyoruz. Tabii ki Inter bizden önde. Daha sonra bu konudan bahsedeceğim ama şu anda Trabzon ve ülke sorumluluğunu yaşayacağımızı söyleyebilirim'' dedi.

    Takımdan yerli oyuncular ayrıldıktan sonra üç mevki daha boşaldığını ifade eden Güneş, şöyle devam etti:

    ''Bu büyük bir travmadır. Bu bir itiraftır. Aslında kadromuzu dağıttık. Yaptığımızı yıktık, yeniden yapıyoruz. Biz heyecanı seviyoruz. 12 yabancımız var, bu sayı doğru değil. Yerli oyuncu konusunda soruldu bana ama alacağımız oyuncular bıraktıklarımız olmalıydı. Böyle olunca yabancıya yöneldik. Alabileceğiniz yerli oyuncu konusunda Türkiye'de sayısal bir azlık var. Aday oyuncular vardı, onları alınca da eleştiriliyoruz. Halbuki Burak'ı böyle kazandık. Egemen'i de öyle. Sakatlarımız vardı, dalgalı zaman geçirenler vardı, bu nedenle böyle bir karar aldık.''

    Güneş, ''Galatasaray'a giden Selçuk'a 'gitmesin' diye 2,5 milyon avro teklif verildi. 4 milyon verilerek kalsaydı sizin için doğru olur muydu?'' şeklindeki bir soru üzerine ise ''Bu bitmiş bir konudur. 4 verip kalsaydı doğru olur muydu, olmaz mıydı bunu tartışmak doğru değil. Selçuk ya da Egemen fark etmez. Gitmiştir ve bitmiştir. Umut da Ceyhun da Engin de önemliydi bizim için. Rakamsal olarak dengeleri bozduk biz zaten. Gizli saklı bir şey yok. Ekonomik yapıları yönetimler kurar'' diye konuştu.

    Güneş, transfer döneminde sol ayaklı bir stoper bulamadıklarını ifade ederek, ''Egemen tipi bizim için önemli bir oyuncu karakteriydi. Ancak bu mevkide bulamadık. Ben mesela Forvete Messi'yi istiyorum. Kaleye de Buffon'u. Ama olabilir mi şuan yok? Yani her şey istediğimiz gibi olmuyor arkadaşlar, bu bilinmeli'' dedi.

    Yükleniyor
    BİZE ULAŞIN