Web Sürümüne Geç

    Ben de varım

    Sende Ernst eksik, Belediye'de 10 eksik. Bu futbol felsefesine bir anlam veremiyorum. Şöyle ki, rakibin çok önemli oyuncuları yok. Birinci ve ikinci bölgeleri daha derli toplu, üçüncü bölgesi hiç yok. Sen buna karşılık maça İbrahim Toraman, Fink ve Necip'le üç ön libero başlıyorsun. Bu üç oyuncu ile bırakın oyuna hakim olmayı, oyuna hiçbir güzellik ve katkı sağlayamazsınız. Öyle de oldu. Ne zaman ki yanlıştan dönülüp İbrahim Toraman sağ tarafa, Fink ve Necip ön liberoda Ekrem solda, Holosko da sağda konuşlanınca kontrol Beşiktaş'ın eline geçti. İstanbul BŞB mücadeleci bir takım. Ters ve yıldıran bir takım. Golü çabuk bulmak onları erken çözmek demek. Ve Bobo... "Gitti gidiyor" diye tartışılan bu Brezilyalı, futbol topuyla çok iyi samba yapıyor. Gol atmasını biliyor. Adeta "Ben golcüyüm" diye haykırıyor. İşte bu gelen gol oyunun teslimiyetini ele almak oldu. Fakat bir şey söyleyeceğim bu okadar da kolay olmuyor. Yani Bobo'nun tek forvet oynaması, Nobre'nin kulübede oturması takımı zorluyor. Çünkü Belediye'nin en iyi bölgesi, defansı. Bu bölgede iki forvet kullanmak daha akıllıca ama şu da bir gerçek. Denizli hocam öyle ya da böyle prensiplerinden taviz vermiyor ve maçı kazanmasını biliyor.

    Aman Necip dikkat!

    Holosko günündeydi. Çok süratli ve çabuk bir oyuncu. Üstülik golcü de oyuncu. Arkasında bir de İbrahim Toraman gibi diri duran bir futbolcu oynayınca Holosko'nun performansı ikiye katlanıyor. Gol vuruşlarını da akıllı yapan bir isim. Necip bu maçta katkı sağladı. Hem takıma hem de kendine. Genç bir oyuncu, yetenekli, üstün meziyetleri olan takdir edilen bir oyuncu. Daha da iyi olacak. Çizgisini korursa, uzun yıllar takımda forma giyme şansı olur. İstanbul BŞB, Beşiktaş için her şeye rağmen önemli bir engeldi. Bu engeli geçmek yarışta ve şampiyonlukta "Ben de varım" demekti. En azından bu da başarıldı. Hakem Yunus Yıldırım iyi maç yönetti. Pozisyonları yakından takip etti. Oyuna olumsuz bir katkısı olmadı.

    BİZE ULAŞIN